Anahtar kelimeler: Bam Başkan Yazim Eser Katip Üye Ankara Hmk Karara Yoluna

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 31. HUKUK DAİRESİ

T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
31.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: ███████ Esas
KARAR NO
: ████████ (İnceleme aşamasında / Duruşmasız)
(Kararın Kaldırılarak Gönderilmesi
HMK 353/1-a-4,a-6)
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN
: ... (...)
ÜYE
: ... (...)
ÜYE
: ... (...)
KATİP
: ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: ANKARA 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
: █████/2023
NUMARASI
: ████████ Esas-████████ Karar
DAVANIN KONUSU
: Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ
: █████/2026
KARAR YAZIM TARİHİ
: █████/2026
Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak davasında mahkemece davanın reddine dair verilen karara karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, dairemize gönderilen dosyanın yapılan istinaf incelemesi sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
İSTEM;
Davacı vekili tarafından verilen dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında 2019 yılının Nisan ayında Gölbaşı EGO 1. Bölge Şube Müdürlüğü yerleşkesine ait açık alan teraslarının izolasyon işlerini yapmak üzere perdelerin m²'sini 10,00 TL, izolasyon işlerinin ise çift katını m²'si 8,00 TL'ye olmak üzere davacı tarafından yapılması konusunda anlaşma sağlandığını, bununla birlikte davalı şirketin müvekkilinden teminat amaçlı 15.000,00 TL'lik senet aldığını, müvekkilinin 513 m² perde yalıtımı, 2460 m² terasların su yalıtımı olan işi, meydana gelen sözleşmeye uygun olarak tamamlayıp 15.11.2019 tarihinde davalı şirkete sağlam bir şekilde teslim ettiğini, müvekkili tarafından yapılan işle ilgili olarak müvekkili taşeron tarafından davalı şirket sahibine “table betonun üzerine “yağmur suyu giderlerine mehilli terasların izolasyon şapının atılması gerektiği ve su testi ile yatay alanların izolasyonu üzerine su doldurup teslim alınmasını” özelikle söylemesine rağmen müvekkilinin ikazları dikkate alınmaksızın yapılan işlemin izolasyon şapı atılmaksızın yapılması konusunda davalı yanca talimat verildiğini, bu uyarılara rağmen gerekli izolasyon şapının atılmamasından ve yalıtım için kullanılması istenilen malzemenin standartlara uygun olmayan kalitesi düşük malzeme olmasından dolayı çarpık ve pürüzlü olan zeminlerde kar ve yağmur suyu sızıntıları meydana geldiğini, meydana gelen sızıntılara yönelik olarak müvekkiline haber verilmeksizin yapılmış olan izolasyon üzerine atılan şap ve andezit taşlarıyla, yalıtımın delinmesine neden olunduğunu, yapılan anlaşmaya göre müvekkilinin toplam olarak alması gereken 26.260,00 TL'nin, 12.500,00 TL'sinin müvekkiline birkaç ay arayla parça parça ödendiğini, kalan miktar olan 13.760,00 TL'nin tahsili için müvekkilinin yapmış olduğu aramalara cevap verilmediği gibi geri dönüş de sağlanmadığını, müvekkilinden teminat olarak alınan 15.000,00 TL'lik senedin ise haksız olarak takibe konulduğunu, davalı şirketin bizzat kendisi tarafından yapılan hatalı işlemlerden ve kullanılan malzemenin kalitesizliğinden meydana gelen hasardan dolayı sorumlu olmasına rağmen, müvekkilini sorumlu tutup işin teslimi anında muaccel olan 26.260,00 TL'nin 13.760,00 TL'sini haksız olarak ödemediğini, ayrıca teminat olarak alındığını iddia ettiği 15.000,00 TL'lik senedi de takibe koyduğunu belirterek, davalarının kabulü ile, 13.760,00 TL alacağın muacceliyet tarihi olan 15.11.2019 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faizi yürütülerek davalıdan tahsiline, 15.000,00 TL değerindeki senedin müvekkiline iadesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
YANIT
:
Davalı vekili tarafından verilen davaya cevap dilekçesinde özetle; 1. Bölge Şube Müdürlüğü Yerleşkesi Yapım İşinin, EGO Genel Müdürlüğü Araç Bakım Onarım Dairesi Başkanlığı tarafından müvekkili şirkete ihale edildiğini, davacının, müvekkili şirketin üstlenmiş olduğu Yapım İşi Kapsamında “Yalıtım İşçiliğini” işin projesi, şartnamesi ve idarenin isteğine uygun olarak yapmayı kabul ve taahhüt ettiğini, bu doğrultuda müvekkili şirket ile davacı arasında 30.04.2019 tarihli sözleşme imzalandığını, davacının yalıtım işçiliğinde hatalar yaptığını ve işin yapıldığı alanlardan biri olan spor tesisi binasının terasında yağmur suyu sızıntılarının olmasına neden olduğunu, ayrıca sözleşmeye göre işi süresi içinde bitirmediğini, davacının işe başlama tarihinin 30.04.2019 günü olduğunu, sözleşmeye göre işin 14.06.2019 tarihinde bitirilmesi gerektiğini, ancak davacının işi 155 gün geç bitirdiğini, bu durumda taraflar arasındaki sözleşme gereğince davacının, gecikilen her gün için işin bedelinin %2'si oranında gecikme cezasını müvekkili şirkete ödemekle yükümlü olduğunu, toplam gecikme cezasının 81.375,00 TL olduğunu, ayrıca davacının dava dilekçesinde bahsettiği gibi bir uyarısının da bulunmadığını, davacının yükümlülüğünün, işi projesine uygun olarak yapmak olduğunu, ne müvekkili şirketin ne de davacının işin projesi dışında bir imalat gerçekleştiremeyeceğini, davacının yaptığı işten doğan sorumluluktan kaçınmak için böyle bir iddiada bulunduğunu, davacının yapım işi kapsamında bir çok yapının teras yalıtımını üstlendiğini, ancak işin bitirmesinden bir süre sonra yağışların olmasıyla birlikte işin kusurlarının ortaya çıkmaya başladığını, davacının birden çok terasın yalıtım işçiliğini yapmış olup Spor Tesisi haricinde diğer binaların terasında sorun çıkmadığını, davacının spor tesisi binasının terasında su yalıtımı sağlayan membran malzemesini iyi yapmadığından ve hatalı işçilik yaptığından terastan binanın içine doğru yağmur suyu sızıntıları olduğunu, yalıtım işi yapıldıktan sonra işin gözden geçirildiğini, ancak gözle görülebilecek bir kusur tespit edilemediğini, bu nedenle bu aşamada herhangi bir kusurun davacı tarafa bildirme imkanının bulunmadığını, daha sonra yağışlı havalarda işteki kusurun ortaya çıktığını, söz konusu kusur ortaya çıktığında müvekkili şirketin hemen davacı tarafa bildirimde bulunduğunu ve yaptığı kusurlu işi düzeltmesini istediğini, ancak davacının bildirime rağmen işi yapmadığını, davacının alacağını ve teminatını isteme hakkının bulunmadığını, spor tesisi binasındaki su sızıntıları nedeniyle müvekkili şirketin 33.281,88 TL zararı olduğunu, davacının gecikme nedeniyle müvekkili şirkette 81.375,00 TL gecikme cezası ödemekle yükümlü olduğunu, müvekkili şirketin davacı taraftan 114.656,88 TL alacağı bulunduğunu, bu hususta yasal yollara başvurulacağını, müvekkili şirket tarafından teminatın tahsil edilmesi için henüz takip başlatılmadığını, henüz geçici kabul yapılmadığından teminatın iadesi şartlarının oluşmadığını, yalıtım işinin hatalı yapılması nedeniyle meydana gelen kusurların yağışlı havalarda ortaya çıktığını, mevsimsel olarak yeninden yağışlar başlayacağından ve işin bu haliyle idareye teslim edilemeyeceğinden yalıtım işinin düzeltilmesi ve tekrar yapılması gerektiğini, öncelikle kusurları kayıt altına almak için fotoğraflar ve videolar çekildiğini, akabinde yağışlı havalar olduğu dönem başlamadan yalıtım işinin yeniden yapıldığını, müvekkili şirketin kusurların giderilmesi ve işin tekrar yapılması için anlaştığı dava dışı .... Ltd. Şti.'ye 9.281,88 TL ödeme yapmak durumunda kaldığını, yapılacak işler için müvekkili şirketin zararının; el ve andezit kaplamanın kırılması 4.000,00 TL, el ile betonun kırılması 2.000,00 TL, kırılan malzemelerin sahadan uzaklaştırılması 2.000,00 TL, yalıtım koruma betonunun yapılması 2.000,00 TL, andezit kaplama yapılması 14.000,00 TL olmak üzere KDV hariç toplam maliyetinin 24.000,00 TL olduğunu, bu zararlar ile birlikte davacının hatalı işçiliğinin neden olduğu yağmur suyu sızıntılarının diğer imalatlarda meydana getirdiği bozulmalardan da davacının sorumlu olduğunu, davacının idareye yazmış olduğu dilekçe ile, kendisine bildirimde bulunulduğunu, hatalı işçilik yaptığını ve kendisinden işin yeninden yapılmasının istendiğini ikrar ettiğini, dava dilekçesinde de kusurların neler olduğunu açıkça ifade ettiğini, müvekkili şirketin tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini, dava konusu uyuşmazlıkta herhangi bir kusurunun bulunmadığı" gerekçesi ile, haksız davanın reddine, yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
:
Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin █████/2023 tarihli ve ████████ Esas ve ████████ Karar sayılı kararında özetle; Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak ve teminat senedinin iadesi istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık sözleşmeden kaynaklı olarak davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise alacak miktarının ne kadar olduğu ve senedin teminat senedi olarak verilip verilmediği iade şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği hususlarında toplanmaktadır.
Taraflar arasında 30.04.2019 tarihinde EGO 1. Bölge Şube Müdürlüğü yerleşkesi yapım işi kapsamında yalıtım işçilik işleri için sözleşme imzalanmış, sözleşmenin 2. maddesinde düz yatay ve düşey zeminlerde 2 kat yalıtım yapılması; 8,00 TL/m2, duvarlarda boy seviyesini geçer ise 2 Kat Yalıtım Yapılması; 10,00 TL/m olarak fiyatlandırıldığı, 5. maddesinde işin süresinin 45 gün olduğu, gecikme durumunda işin bedelinin %2’si oranında günlük gecikme cezası uygulanacağı, yükleniciden kaynaklanan işin süresine etki edecek hususlar olur ise ilave süre verileceği, 8. Maddesinde, iş sonunda karşılıklı ibralaşılarak kalan bakiyenin ödeneceği, ibralaşmadan herhangi bir ödeme yapılmayacağı ve 9. maddesinde, yüklenicinin 15.000,00 TL teminat verdiğini, teminatın geçici kabulden sonra yükleniciye iade edileceği, yüklenicinin hakkedişinden %5 oranında geçici nakit teminat kesileceği, geçici nakit teminatların, idare ile yapılacak olan geçici kabul onayından sonra yükleniciye iade edileceğinin kararlaştırıldığı anlaşılmıştır.
Davacı tarafından davalıya gönderilen Ankara 52. Noterliğinin 10.06.2020 tarih ve 08742 yevmiye nolu ihtarnamesinde özetle; işin yapılarak ...’a teslim edildiği, yapılan işle ilgili olarak muhatap şirket sahibine “tabie betonun üzerine, yağmur suyu giderlerine mehilli terasların izolasyon şapının atılması gerektiği ve su testi ile yatay alanların izolasyonu üzerine su doldurup teslim alınmasını" özelikle söylenmesine rağmen “bir şey olmaz sen yap paranı al git” denilerek izolasyon şapı attırılmadığı, yapılan uyarılara rağmen zemine gerekli izolasyon şapının atılmamasından ve yalıtım için kullanılması istenilen malzemenin standartlara uygun olmayan kalitesi düşük malzeme olmasından dolayı çarpık ve pürüzlü olan zeminlerde kar ve yağmur suyu sızıntıları meydana geldiğini, meydana gelen sızıntılara yönelik tarafına haber verilmeksizin yapılmış olan izolasyon üzerine atılan şap ve andezit taşlarıyla, yalıtımın delinmesine neden olunduğunu, yapılan anlaşmaya göre toplam olarak alması gereken 26.260,00 TL’nin 12.500,00 TL’sinin tarafına ödendiği , kalan miktar olan 13.760,00 TL’nin ödenmediği, davalı tarafından yapılan hatalı işlemlerden dolayı işin tesliminden sonra, izolasyon sızıntılarının meydana geldiği, söz konusu sızıntılara ilişkin taraflarına herhangi bir bildirimde bulunulmadığı ayrıca davalı tarafından izolasyon üzerine atılan şap ve andezit taşlarıyla yalıtımın delinmesine neden olunduğu, davalının izolasyonu yırtıp süzgeç koyup yırtılan yalıtımı tamir edemediğinden su sızıntıları meydana geldiği, teminat olarak alındığı iddia edilen 15.000,00 TL bedelli senedin de haksız olarak takibe konulduğunu belirterek; bu ihtarın tebliğinden itibaren 7 gün içinde henüz ödenmemiş olan 13.760,00 TL bedelin ödenmesini ve teminat için alınan 15.000,00 TL bedelli senedin iadesini, aksi halde hukuki yollara başvurulacağını bildirilmiş olup ihtarname 12.06.2020 tarihinde tebliğ edilmiştir.
Mahkememizce davalı ve davacı tanıkları dinlenmiş, EGO 1. Bölge Şube Müdürlüğü yerleşkesi yapım işine ilişkin belgeler getirtilmiştir.
Davalı tarafından sözleşmeye göre yapılan işin hatalı yapıldığı ve işin yapıldığı alanlardan olan spor tesisi binasının terasının da yağmur suyu sızıntılarının olmasına neden olduğu bildirilmiş olup daha sonra işin başka kişilere yaptırıldığına dair belgeleri ve ödenen bedellere ilişkin faturaları ibraz etmiştir.
Mahkememizce alının bilirkişi rapor ve ek raporunda özetle; Taraflar arasındaki sözleşmeye göre yapılmış olan su yalıtımı imalatlarının gizli ayıplı olduğu, bu durumda taraflar arasındaki sözleşmeye göre, yapılan ihtara rağmen davacının kusurları gidermemesi üzerine, davalının eksik ve kusurları davacı nam ve hesabına yaptırabileceği, davacının eksiksiz ve kusursuz tüm işi bitirmesi halinde sözleşmeye göre tüm alacağının davacı hesaplamalarına göre 26.260,00 TL olacağı, bundan eksik ve kusurlu yapılan yalıtım bedelinin düşülmesiyle 26.260,00 TL - (207 x 8 =1.656 ) = 24.604,00 TL olacağı, izolasyondaki kusurların giderilmesinin bedelinin ( 33.281,88 TL) davacı tarafından haksız olarak ödenmediği iddia edilen 13.760,00 TL + teminat senedi tutarı olan 15.000 TL olmak üzere toplam 28.760 TL den fazla olduğu görülmekle, davacının herhangi bir alacağının olmayacağı sayın mahkemenin takdirlerinde olacağı, sözleşmeye göre düzenlenen teminat senedinin takibe konulduğuna ilişkin bir belgeye dosya kapsamında rastlanılmadığı, sözleşmede teminat senedinin geçici kabulden sonra iade edileceğinin kararlaştırıldığı, dosya kapsamında ise ne davacı ve davalı arasında yapılmış bir geçici kabul ne de asıl işveren tarafından davalının yapmış olduğu işlere ilişkin bir geçici kabul belgesi bulunmadığı, bu durumda hem nam ve hesaba yapılan işler dolayısıyla hem de geçici kabul yapılmamış olması nedeniyle teminat senedinin iadesinin gerekmediği görüş ve kanaati bildirilmiştir.
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; taraflar arasında sözleşme gereğince yalıtım işinin davacı tarafından yapıldığı, tüm yalıtım işinde davalı tarafından davacıya verilen malzemenin kullanıldığı ancak sadece spor tesisi binasında sızma meydana geldiği, bu nedenle sızmanın davalı tarafından temin edilen malzemeden kaynaklandığının kabul edilemeyeceği, bunun davacıdan kaynaklandığı ve ayıbın davalı tarafından eksik ve kusurların davacının nam ve hesabına yaptırıldığı, davacının, davalıdan sözleşmeden kaynaklanan alacağının bulunmadığı ve teminat senedinin iadesine ilişkin koşulların gerçekleşmediği" gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
:
Davacı vekili tarafından verilen █████/2023 tarihli istinaf kanun yolu başvuru dilekçesinde özetle; taraflar arasında aktedilen sözleşme uyarınca müvekkilinin yüklendiği edimlerini tam ve gereği gibi yerine getirdiğini, yerel mahkemece alınan bilirkişi raporunun eksik ve hatalı olduğunu, hükme esas alınamayacağını, bilirkişi raporuna karşı yaptıkları itirazların dikkate alınmadığını, bilirkişilerin, davalının sözlü olarak, "gizli ayıp ihbarında bulundum" savunmasını kabul etmelerinin hatalı olduğunu, ... firması ile yapılan sözleşmede, dava dışı ... firmasının hangi binada yalıtım işlerini yaptığının belli olmadığını, ayrıca müvekkiline bir ihtar ve bildirim olmaksızın üçüncü bir firma ile iş yapılmış olmasının kabul edilemez olduğunu, müvekkilinin gizli ayıp içeren bir iş yapması halinde, davalının müvekkiline ihtarda bulunarak ayıbı gidermesini aksi halde kendisinin gidereceğini bildirmesi gerektiğini, müvekkiline böyle bir bildirim yapılmadığını, müvekkilinin sözleşme ile yüklendiği işi tam ve gereği gibi yaptığını, bir ayıp mevcut ise bunun sorumlusunun davalı olduğunu, müvekkilinin yaklaşık 30 yılı aşkın bir süredir su yalıtımı ustası olarak çalıştığını, işin yapımı için yeterli bilgi birimi ve iş tecrübesine sahip olduğunu, bilirkişilerin yalıtımın neden delindiğine yönelik olarak bir araştırma yapmadıklarını, yalnızca davacı ve davalı tanıklarının beyanları dikkate alınarak düzenlenen bilirkişi raporunun isabetli olmadığını, daha ayıbın nedeni bile belli değilken, müvekkilinin alacağından ayıplı iş bedelinin mahsup edilmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu, 6098 sayılı BK.'nın 474. maddesine göre; iş sahibinin eserin tesliminden sonra, işlerin olağan akışına göre imkan bulur bulmaz eseri gözden geçirmek ve ayıpları varsa, bunu uygun bir süre içinde yükleniciye bildirmek zorunda olduğunu, davalının müvekkiline herhangi bir bildirimde bulunmadığını, bilirkişilerin davalının sözlü olarak bildirimde bulundum şeklindeki beyanını dikkate almalarının kabul edilemez olduğunu, BK.'nın 477/2 maddesi uyarınca ayıp ihbarının yapıldığı hususunda ispat yükünün davalıda olduğunu, herhangi bir ayıp ihbarı yapılmadan müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını, müvekkilinin alacağından ayıplı iş bedeli mahsup edilemeyeceğini, yerel mahkemece eksik inceleme ve araştırma neticesinde verilen kararın isabetli olmadığını, yine hesaplanan vekalet ücretinin de hatalı hesaplandığını, davalı lehine hükmedilen vekalet ücretinin, dava değerini geçemeyeceğini ileri sürerek, istinaf başvurularının kabulü ile, yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili tarafından dosyaya sunulan istinaf başvurusuna cevap dilekçesinde özetle; mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, bilirkişi kök ve ek raporu ile davacının haksız olduğu ve müvekkilinin davacıdan alacaklı olduğunun belirlendiğini, bu sebeple davanın reddine dair verilen kararın hukuka uygun olması sebebiyle davacı yanın istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesini talep ettiklerini, önceki tüm beyan ve cevaplarını aynen tekrar ettiklerini belirterek, istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda;
Dava, taraflar arasındaki █████/2019 tarihli ve konusu, "Gölbaşı EGO 1. Bölge Şube Müdürlüğünün yerleşkesine ait açık alan teraslarının izolasyon işleri"nin yapımını konu alan taşeronluk sözleşmesinden kaynaklanmakta olup, davacı taşeron vekili eldeki davada, müvekkilinin haketmiş olduğu iş bedeli alacağından ödenmeyen 13.760,00 TL'sinin davalıdan tahsili ile, yine sözleşme sırasında teminat amaçlı olarak davalı yükleniciye teslim edilen 15.000,00 TL'lik senedin de iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili tarafından verilen cevap dilekçesinde; davacı taşeronun yaptığı imalatlarda işçilik hataları bulunduğunu, bu sebeple yağmur suyu sızıntılarının oluştuğunu, ayıplar ortaya çıkınca davacıya bildirildiğini ancak, giderilmediği için bu ayıpların dava dışı firmaya giderildiğini, bu giderim bedelinden davacının sorumlu olduğunu, yine işin gecikmeli teslimi nedeni ile sözleşme kapsamında müvekkili yüklenicinin 81.375,00 TL gecikme cezası talebine hak kazandığını ve teminat senedinin iadesi koşullarının da oluşmadığını belirterek, haksız davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece bilirkişi kurulundan alınan kök ve ek raporlar sonrasında yukarıda belirtilen gerekçeler ile davanın reddine karar verilmiş, bu karara karşı davacı vekili yukarıda belirtilen gerekçeler ile istinaf yoluna başvurmuştur.
1-Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında düzenlenen sözleşme kapsamında davalı yükleniciye 15.000,00 TL bedelli teminat senedi verildiğini belirterek, ödenmeyen bakiye imalat bedeli alacağı olan 13.760,00 TL ile birlikte, 15.000,00 TL'lik teminat senedinin de müvekkiline iadesi talebinde bulunmuş ancak, dava dilekçesini yalnızca 13.760,00 TL'lik dava değeri üzerinden harçlandırmış ve 15.000,00 TL'lik teminat senedi ile ilgili olarak herhangi bir harç yatırmadığı gibi mahkemece de yargılama aşamalarında harcın tamamlanması yoluna gidilmediği anlaşılmıştır.
492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 28.maddesi gereğince talep edilen miktar üzerinden hesaplanarak karar ve ilam harcının 1/4'ünün peşin yatırılması zorunlu olup, aynı Yasanın 32. maddesi gereğince de yargı işlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemlerin yapılması mümkün değildir.
Bu durumda davacının dava dilekçesinde talep ettiği teminat senedinin miktarına göre 1/4'ü oranındaki peşin nispi harcın yatırılması için davacıya usulüne uygun süre verilmesi, davacı tarafından harcın yatırılmasından sonra davaya devam edilerek teminat senedi ile ilgili talebin de sonuçlandırılması, aksi takdirde harcı yatmayan talep yönünden 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 30. maddesi ve 6100 sayılı HMK'nın 150. maddesi gereğince işlem yapılması gerekir. Mahkemece, harç eksiği tamamlattırılmaksızın davaya devamla karar verilmesi doğru olmadığı gibi 15.000,00 TL dava değeri üzerinden harç yatırılmadan dava açıldığı ve mahkemece harç ikmal edilmediği halde davanın reddi üzerine 15.000,00 TL'lik teminat senedi bedeli de dava değerine dahil edilmek suretiyle davalı yararına vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmesi de kabul şekli itibariyle doğru olmadığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun bu sebeple kabulüne karar verilmesi gerekmiştir. (Kapatılan Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin ████████ Esas - █████████ Karar sayılı ilamı.)
2-Davalı yüklenici, davaya cevabında ayıplı imalat iddiasında bulunmuş ve bu sebeple ayıpların davacı taşeron adına üçüncü kişilere giderildiğini belirterek, bu ayıpların giderim bedelinden davacı taşeronun sorumlu olduğunu savunmuş ve mahkemece yapılan yargılama neticesinde yapılan imalatın ayıplı olduğu ve bu ayıpların giderim bedelinden davacı teşeronun sorumlu olduğu benimsenerek, karar verilmiş ise de; aldırılan bilirkişi raporunda tanık beyanlarına göre eserin ayıplı olduğu kabul edilmiş, ancak eserin kullanılamayacağı veya hakkaniyet gereği iş sahibinin kabule zorlanamayacak derecede ayıplı olup olmadığı alınan raporlarda değerlendirilmemiştir.
Eser sözleşmesi taraflara karşılıklı haklar ve borçlar yükleyen bir iş görme akdidir. Yüklenici yapımını üstlendiği eseri sözleşmeye teknik ve sanatsal kurallara ve amaca uygun olarak imal edip iş sahibine teslim etmekle, iş sahibi de (davalı yüklenici) kararlaştırılan bedeli ödemekle mükelleftir.
Eser yüklenicinin sanat ve beceriyi gerektiren emek sarfıyla gerçekleştirdiği bir sonuçtur. Eser sözleşmelerinde; yüklenici sadakat ve özen borcu gereği eseri iş sahibinin yararına olacak şekilde ve ona hiçbir zarar vermeden meydana getirmek zorundadır. Yüklenicinin genel ihbar yükümlülüğü bu zorunluluktan kaynaklanır. Başka bir deyişle akdin gereği gibi ve zamanında ifasını tehlikeye sokan her hali yüklenici iş sahibine derhal haber vermeye mecburdur (TBK 472). Bu uyarı borcunu dar bir çerçevede ifade etmemek gerekir. Çünkü bu borç ifa aşamasında ve sonrasında olaylar ortaya çıktıkça ve ihlal edildikçe kendini, sonuçlarını, iş sahibi üzerinde göstereceğinden uyarı borcunu yerine getirmeyen yüklenici iş sahibinin zararından BK'nın 112. maddesi uyarınca sorumludur. Bu madde uyarınca borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlu, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür.
Davacı taşeron dava dilekçesinde ve aşamalardaki beyanlarında, davalı yüklenicinin kendisine verdiği malzemenin kaliteli olmadığını, bu sebeple kendisini uyardığını, ihbar yükümlülüğünü yerine getirdiğini ancak, davalının verdiği malzeme ile, sözleşmenin yerine getirilmesini talep ettiğinden bu talimat gereği sözleşmenin yapımına devam ettiğini, bu sebeple meydana gelen zararlardan kendisinin sorumlu olmadığını belirtmiş ancak, mahkemece aldırılan bilirkişi kök ve ek raporunda, dosya kapsamı ve dinlenen tanık beyanları değerlendirilerek, davacı taşeronun genel ihbar mükellefiyetini yerine getirip getirmediği konusunda bir değerlendirme yapılmadığı, mahkemece de yetersiz bilirkişi raporları esas alınarak, karar verildiği anlaşıldığından, mahkemece yetersiz bilirkişi raporu esas alınmak sureti ile davanın reddine karar verilmiş olması da dairemizce doğru görülmemiştir, zira davacı taşeronun, genel ihbar mükellefiyetini yerine getirdiğinin kabulü halinde, bu nedenle meydana gelen zarardan sorumlu tutulamayacağı açık olup, bu durumda uyuşmazlığın buna göre sonuçlandırılması gerekmektedir. Bu nedenle, mahkemece gerekirse dava dışı idareden gönderilen geçici ve kesin kabul tutanaklarının da değerlendirilmesi suretiyle yeni bir uzman teknik bilirkişi kurulundan alınacak rapor ile zararın oluşmasında iş sahibi ve yükleniciye (somut olayda davacı taşeron ve davalı yükleniciye) davacı taşeronun ihbar mükellefiyetini yerine getirip getirmediği, bu sebeple meydana gelen zararlar var ise bunun sorumlusunun kim olduğu konusunda kusur verilip verilmeyeceğinin taktiri ile, buna göre meydana gelen zarar tutarı konusunda gerekçeli ve denetime elverişli rapor alınıp davanın sonuçlandırılması gerekirken, meydana getirilen imalatlarda ayıp bulunup bulunmadığı, bu ayıpların açık ayıp mı, yoksa gizli ayıp niteliğinde mi olduğu, ayıbın meydana gelmemesi konusunda davacı taşeronun ihbar mükellefiyetini yerine getirip getirmediği, getirmemiş ise, davacı taşeron, davalı yüklenicinin ayıp ihbarını süresinde yerine getirdiğinin kabulü halinde bu ayıplardan sorumlu olacağından, meydana gelen ayıbın niteliğine göre davalı yüklenicinin TBK'nın 475. Maddesi uyarınca kullanabileceği seçimlik haklarının neler olduğu ve davalı yüklenicinin somut olayda talep etmiş olduğu ayıpların giderim bedelinin haklı olup olmadığı hususunda gerekli incelemeleri içermeyen yetersiz bilirkişi raporu esas alınmak suretiyle mahkemece eksik inceleme ve araştırmayla davanın tümden reddine karar verilmesi doğru olmamış, bu sebeple de kararın kaldırılması gerekmiştir. (Kapatılan Yargıtay 15.H.D. █████████ Esas - ████████ Karar sayılı ilamı.)
Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun, esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin kabulüne, mahkeme kararının, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a.4 ve a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına, dosyanın dairemiz kararına uygun şekilde harcın ikmalinden sonra esas yönünden sonuçlandırılması için kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun, esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin KABULÜNE,
2-Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin █████/2023 tarihli ve ████████ Esas ████████ Karar sayılı kararının, 6100 sayılı HMK’nun 353/1-a-4 ve a-6 maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
3-Dosyanın dairemiz kararına uygun şekilde yeniden inceleme ve araştırma yapılarak esasa ilişkin yeniden bir karar verilmek üzere ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4-Kararın mahiyeti gereği istinaf karar harcı alınmasına yer olmadığına, davacı tarafından yatırılan 500,00 TL istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine,
5-Davacı tarafça yatırılan 738,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek kararda dikkate alınmasına,
6-Talep halinde inceleme konusu kararın icrasının geri bırakılması için İİK'nın 36/1 maddesi gereğince varsa taraflarca yatırılan nakit teminatların veya sunulan banka teminat mektuplarının dosya kapsamı ve kararın niteliğine göre aynı maddenin 5. fıkrası gereğince yatıran/sunan tarafa İADESİNE,
7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1.a maddesi gereğince KESİN olmak üzere █████/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Başkan ...
E-imzalıdır
Üye ...
E-imzalıdır
Üye ...
E-imzalıdır
Katip ...
E-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!