Anahtar kelimeler: Numrasi Bahçecilik Gübreler Davadavacı Tanıtan Gübre Yaratan Sektöründe Sahasında Tpe

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DOSYA NO
: █████████ Esas
KARAR NO
: ████████ Karar
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: İSTANBUL 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ
: █████/2025
NUMRASI
: ████████ E. - ████████ K.
DAVANIN KONUSU
: Marka (Manevi Tazminat İstemli)
KARAR TARİHİ
: █████/2026
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. ve 356. maddeleri gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü
:
DAVA
:Davacı vekili dava dilekçesinde; Davacının Tarım ve Bahçecilik sahasında ve özellikle Gübre ile ilgili sektöründe tanınan bir şirket olduğu, TPE nezdinde ... do ile I. Sınıfta "gübreler dahil" birçok mal üzerinde ... markasını tescil ettirdiğini, davacının bu markaları 1918 yılında ilk yaratan tanıtan gerçek hak sahibi olduğunu, Dünyada tanıttığını ,bu markaların dünya çapında özellikle ABD'de, Türkiye'de de davalının distribütörlüğünde yoğun olarak kullandığını, reklam ve promosyon çalışmalarıyla tanıttığını, davalının 1997-2015 yılları arasında Türkiye'de resmi distribütörü olduğunu, distribütörlük sözleşmesinin 2015 yılında resmen feshedildiğini, davalının tüm hukuki girişimlerine rağmen davacının markalarını ve ürünlerini taklit ettiğini, ürettiğini ve sattığını bu şekilde davacının marka haklarına 556 Sayılı KHK’nin 9. Ve 61. Maddeleri uyarınca tecavüz ettiğini, Antalya 3.Asliye Hukuk Mahkemesi’nin ███████ Değişik İş sayılı dosyasında yapılan tespitte alınan Bilirkişi Raporunda davalı tarafın deposunda satış amaçlı bulundurulan ürün ambalajları üzerinde tespit isteyene ait ... + 3 yapraklı yonca şeklinin kullanıldığı ve bu kullanımının tespit isteyenin marka hakkına tecavüz teşkil ettiği” görüşüne varıldığı, bu durumun tüketici nezdinde iltibasa sebep olduğu ve davalının markanın tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız yarar sağlamasına yol açacağını, üstelik davalının eski distribütör olması nedeniyle iltibasa sebebiyet verilmesinin kaçınılmaz olduğunu, davalının kötü niyetli davrandığını, ayrıca davalının davacının ticaret unvanı ve markası olan ... markasının kendi adına tescil ettirmek için TPE nezdinde başvurularda bulunmuşsa da bu başvuruların TPE tarafından reddedildiğini, davalının eyleminin aynı zamanda TTK uyarınca Haksız Rekabet teşkil ettiğini, dolayısıyla davalının marka hakkına yaptığı tecavüzün tespitine, men'ine ve ref'ine, haksız rekabetin men’ine, bu markayı taşıyan ürünlerin toplanmasını ve imha edilmesine, 30.000-TL Manevi Tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
:Davalı vekili cevap dilekçesinde; Davacı şirketin, bu davayı açmakta hukuki menfaati olmadığından davanın reddini, Antalya Mahkemelerinin yetkili olduğunu, Davacının 1918’den beri ... markasını kullandığının doğru olmadığını, ██████████ no ile tescilli markayı █████/2015 tarihinde başka bir şirketten tam devir ile devraldıklarını, markada bulunan üç yapraklı yonca şeklini 2015 yılında TPE nezdinde tescilini talep ettiklerini ve bu markaya 2015’te Türkiye'de sahip olduklarını, şimdiki unvanlarını 1980 yılından sonra kullanmaya başladıklarını, markanın Amerika'da 2006 yılında tescil edildiğini, bu markanın İngiltere ve Almanya'da başkaları adına tescilli olduğunu, davalının bu markayı taşıyan ürünleri taklit etmediğini, ürünlerin bizzat Amerika’dan ithal edildiğini, orijinal olduğunu, buna dair fatura ve Gümrük beyannamelerinin dosyaya sunulduğunu, ayrıca söz konusu ürünlerin distribütörlük sözleşmesi sona erdikten sonra sözleşme devam ederken çokça satın alınıp stoklanan, kullanım ömürleri 5 yıl olan ve fakat satılamayan ürünlerin depoda bulunduğunu, bu ürünleri iade etmek istemişlerse de davacının bu hususta menfi veya müspet bir cevap vermediğini, söz konusu ürünlerin toplam satış değerlerinin 3.000.000,00-TL olduğunu, ürünlerin iade alınmaması veya satılamamasının davalıya büyük bir zarar vereceğini, davacının davalı ile distribütörlük sözleşmesi devam ederken bu sözleşmeye aykırı şekilde ve gizlice aynı ürünleri Türkiye’de ki farklı firmalara da satması nedeniyle davalının stokladığı malların elinde kalmasına sebep olduğunu, ürünlerin satışının zor olduğu, çiftçilerin bunları azar azar aldığı, bu mallar için davacıya ödenen bedellerin iade edilmesi halinde davalının bu malları iadeye hazır olduğu, davalının haksız yarar ve kazanç peşinde olmadığı, sözleşme sona erdikten sonra davacı markalarının kesinlikle kullanılmadığı, davalının başka tescilli markalarının olduğu ( ███████████ tescil no’lu markası ) , davalının sunduğu eklerde isimleri geçen ... markalarının TPE nezdinde davalıya ait olduğunu, davalının hiçbir zaman ... +3 yapraklı yonca ibaresini hiçbir ürününde, basılı kağıdında, reklamında kullanmadığını, ortada marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet olmadığından manevi tazminat talebinin hukuka aykırı olduğunu, ... markasının Paris Sözleşmesi anlamında tanınmış bir marka olmadığını davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
:
İstanbul 1. FSHHM ████████ Esas ████████ Karar 23.09.2025 Tarihli kararı:"...Zira ithal edilen boş ambalaj ürünlerinin distribütörlük sözleşmesi sonra erdikten sonra içlerine ürün doldurulup doldurulmadığı , doldurulmamış ise stokta tutulduğuna dair mali kayıtlarla ispatlanmaması durumunda bu ürünlerin amacı dışında kullanıldığının iddiası ispat eden tarafından ispat edilmelidir. Somut deliller kapsamında ; davalı stoklarında ürün kaldığı ve bu ürünlerin alınması gerektiğini davacı şirkete bildirmiştir. Davacı şirket ise iadeye ilişkin olarak olumlu yada olumsuz bir beyanda bulunmamıştır. Dosyaya sunulan 17 adet serbest dolaşıma giriş beyannamesi ile davalının, davacıdan ürünleri ithal ettiği bu ürünlerin, 2015 yılında distribütörlük sözleşmesinin sona ermesinden sonra" davalı tarafından izinsiz şekilde ve davacının marka haklarını ihlal eder biçimde taklit edilerek kullanıldığı hususunun ispat edilemediği anlaşılmıştır. Son bilirkişi raporunda ; toplamda 17 adet Serbest Dolaşıma Giriş beyannamesi incelendiğinde; bu beyannamelerin 2010 yılı ilâ 2014 yıllarına ait olduğu ve bu beyannameler ile davalı .... Ltd. Şti. Firması tarafından davacı olan ... Firmasından beyanname muhteviyatı olan bu ürünlerin 2010 ilâ 2014 yıllarında tüm işlemleri tamamlanarak ithalatının gerçekleştirildiği,Buna göre her ne kadar dosyaya sunulan 17 adet serbest dolaşıma giriş beyannamesi ile davalının, davacıdan raporlarında değerlendirme kısmında etraflıca ayrıntılarına yer verilen ürünleri ithal ettiği dosya kapsamında sabit olsa da; bu ürünlerin, davacının iddia ettiği üzere, "2015 yılında distribütörlük sözleşmesinin sona ermesinden sonra" davalı tarafından izinsiz şekilde ve davacının marka haklarını ihlal eder biçimde taklit edilerek piyasaya sürüldüğü hususunun ispat hukuku kurallarına göre ispat edilemediği, Davacı ...firması adına... - isimli kişi tarafından imzalanan evrakta ise açıkça davacı tarafından davalıya konu formülasyonunun değiştirilmesi yetkisinin verildiği, bununla birlikte ,Serbest dolaşıma giriş beyannameleri dikkate alındığında davacı tarafından davalı adına 40.000 Adet “...” ticari tanımında yani boş ambalaj kutusu olan ürünlerin de sevk edildiği görüldüğünden , davalının davacı tarafından ambalajlama hususunda yetkilendirildiği,keza taraflar arasında akdedilen distribütörlük sözleşmesinde sözleşmenin feshi halinde sonuçlarının düzenlenmediği, davalı yanca basiretli tacir olarak fesih nedeniyle elinde kalan ürünlerin alınmasına yönelik davacı şirkete bildirim yapıldığı, bu bildirime rağmen davacı şirket tarafından ürünlerin iade alınmadığı, sözleşmenin feshi nedeniyle elde kalan ürünlerin orjinal ürün olmadığı yönünde kaldırma kararı sonrasında sunulan deliller kapsamına göre davacı yanca somut bir delil sunulmadığı, bu kapsamda Davacı ile davalı arasında akdedilen 01.05.1997 tarihli distribütörlük sözleşmesi, sözleşmenin feshi halinde ürünlerin satışı veya iadesi hakkında hüküm bulunmaması, ancak taraflar arasındaki mail yazışmalarının İngilizceden Türkçeye çevirilerinde, davalı tarafın kalan ürünleri navlun ve masraflarıyla iade etmek istediğinin yazılı delil ile ispat edildiği, ancak davacı tarafın ürünlerin iadesini istediğine dair bir beyanda bulunmadığı, ürünlerin son kullanma tarihinin 5 yıl olup, Dolayısı ile distribütörlük sözleşmesi bitse dahi 5 yıllık son kullanma tarihi geçmeyen ürünlerin davalı elinde kalanlar yönünden ne şekilde imha edileceği yönünde davacının bir bildirimde bulunmaması nedeniyle davalının elinde bulundurmasının ise ticari hayatın olağan akışında mahkememizce normal kabul edildiğinden kaldırma kararı sonrasında alınan 16.2.2024 tarihli ve 14.7.2025 tarihli bilirkişilerin HMK 266 madde kapsamında sunulu deliller ile uyumlu incelemeleri dikkate alınarak ispat edilemeyen davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmesi gerekmiştir. HÜKÜM:1-Davanın reddine,..." karar verilmiştir.
İSTİNAF İSTEMİ
:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; Bam kararı doğrultusunda celp edilen deliller ilk derece mahkemesi tarafından incelenmediğini, dava dosyasının delillerinden biri olan delil tespit dosyası dahil davalının fiillerini ispat ederken davanın ispatlanmadığına yönelik gerekçenin hukuka aykırı olduğunu, dosyadaki deliller incelenmeden verilen kararın eksik ve hatalı olduğunu, davalının kötü niyetli olduğuna yönelik kesinleşmiş mahkeme kararı mevcut olduğunu, davacı tarafından nobel tarım aleyhine Antalya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde ████████ Esas sayı ile açılan davada, haksız bir şekilde davalı adına tescil edilen ... sayılı ve ibareli markaların davacıya devri, bu talebin kabul görmemesi durumunda ise hükümsüzlüğü talep edildiğini, söz konusu davada Antalya Bölge Adliyesi Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi’nin █████/2018 tarihli ve ████████ E. █████████ K. sayılı kararı ile “devir koşullarının oluşması sebebiyle bahsedilen davaya konu markaların davacıya devrine’’ karar verildiğini, davalının karara karşı temyiz başvurusunun reddedildiğini, davalı adına haksız bir şekilde tescil edilen ... sayı ile tescilli sılo-tec ibareli markaların hükümsüzlüğüne ilişkin dava ise Antalya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin ████████ E. sayılı dosya nezdinde dava açıldığını, davalı adına TPMK 'nın ██████████ sırasına kayıtlı, ...sırasında kayıtlı markaların hükümsüzlüğüne de karar verildiğini, yine delillerin biri olan, Antalya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin ███████ D.İş sayılı dosya kapsamında yapılan inceleme neticesinde davalının davacının... şekil markasına tecavüz teşkil eden fiilleri tespit edildiğini, davalının, davacının eski distribütörü olduğunu, distribütörlük ilişkisinin sona erdiğini, davalı sözleşme hükümlerine aykırı olarak davacının... ve markalarını ve şekil markalarını ürünlerini taklit ettiğini, davacının izni olmaksızın üreterek sattığını, karşı taraf bu fiiliyle haksız ve hukuka aykırı bir şekilde davacının tescilli markalarını kullandığını ve söz konusu markaların tüketici gözündeki ayırt ediciliğinden ve cazibesinden faydalandığını, taraflar arasında ihtilaflar mevcut olup, söz konusu ihtilaflar gerek TPMK gerek ise mahkemeler nezdindeki dosyalar kapsamında görülmekte olduğunu BAM kararı doğrultusunda her ne kadar dosyada bilirkişi incelemesi yapılsa da davalı ticari defterlerini sunmadığını, mali inceleme davalının yükümlülüğünü yerine getirmemesi suretiyle yapılamadığını, delil niteliği haiz olmayan evraklara dayanılarak dosyada karar verilmesinin hukuka ve usule aykırı olduğunu, BAM kararı doğrultusunda her ne kadar dosyada bilirkişi incelemesi yapılsa da davalı ticari defterlerini sunmadığını ve mali inceleme davalının yükümlülüğünü yerine getirmemesi suretiyle yapılamadığını, söz konusu ürünlerin davacıdan satın alınan ürünler olduğunu savunan davalının ticari defterlerinin ibraz edilmemiş olması sebebiyle bu karşılaştırmanın yapılabileceği mali kayıtları incelenemediğini, rapora konu yerinde incelemenin yapıldığı 22 ocak 2024 tarihinde ise hala bir kısım ürünler davalı iş yerinde tespit edildiğini, bu ürünlerin arada geçen zaman da gözetilerek, zaten distribütörlük ilişkisi devam ederken alınan ürünler olduğunu savunmak hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davalının sunduğu tüm delillerin delil niteliğinden yoksun ve delil sunma süresinin dışında sunulduğunu, davalının herhangi bir şekilde davacı ürünlerini değiştirme, paketleme hakkı bulunmadığını,ilk derece mahkemesi’nın dayandığı söz konusu belge (email) üzerinde herhangi bir tarih bulunmadığını, davalının sunduğu bu delilin ispat yeteneği ve delil vasfı bulunmadığını, taraflar arasında bu hususlardaki yetkiyi düzenleyen tek belgenin distribütörlük sözleşmesi olduğunu, 16 şubat 2024 tarihli bilirkişi raporunda distribütörlük sözleşmesinde söz konusu yetkilerin bulunmadığını teyid edildiğini, dosyada tanzim edilen 19.07.2019 tarihli davalının dosyaya sunmuş olduğu delil niteliğinde değerlendirilen belgeler ile birlikte dava konusu ürünlerin karşılaştırmalı olarak detaylıca incelendiği 31 sayfalık bilirkişi raporunda da davalının mütecaviz fiillerinin yanı sıra “davalı tarafın dosyaya 22.11.2018 tarihinde sunduğu “ilgili makama” hitaben hazırlanmış distribütörlük belgesi ise, üzerinde belgenin tarihi yer almadığı ve sertifikanın geçerlilik tarihi bulunmadığı için belge olarak kabul edilmemiştir.” denilerek aynı husus vurgulandığını, davalı tarafından sunulan delil niteliği taşımayan hiçbir delile muvafakat etmediklerini, söz konusu delillerin dosya kapsamından çıkarılmasını talep ettiklerini,davalı tarafından her ne kadar söz konusu ürünlerin distribütörlük çerçevesinde davacıdan ithal edilen ürünler olduğu savunulsa da davalının bu iddiasına yönelik sunmuş olduğu delillerin ispata elverişli olmadığını, huzurdaki dosyada alınan önceki tarihli bilirkişi raporları ile davacının aynı zamanda ticaret unvanı da olan... ve şekil markalı ürünleri ile iltibas yaratacak şekilde davacının izni ve muvafakati dışında piyasaya ürün arz etmek eylemlerinin davalı açısından kötü niyetli eylemler olduğunun kanaatine varıldığını, bam’ın kaldırma kararı sonrasında dosyaya sunulan raporlarda yapılan inceleme sonucunda da davalının iddialarının gerçeği yansıtmadığı bir kez daha teyit edildiğini, davalının fiillerinin markaya tecavüze sebebiyet verdiği tespit edildiğini, bam kararı öncesinde de dört ayrı bilirkişi raporu ile de teyid edildiğini, davalının davacının tescilli... ve şekil markasına tecavüz teşkil eden haksız kullanımı, Antalya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin ███████ d. iş dosyasında alınan 08.09.2016 tarihli bilirkişi raporu ve işbu dava dosyasında alınan 13 temmuz 2017 tarihli bilirkişi raporu, 13 kasım 2017 tarihli bilirkişi ek raporu ve 19.Temmuz.2019 tarihli bilirkişi heyet raporuyla teyit edildiğini, davalı şirketin markaya tecavüz ve haksız rekabet teşkil eden fiilleri sabit olduğunu beyanla ilk derece mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
G E R E K Ç E
:
Dava, markaya tecavüzün tespiti, men'i ile manevi tazminat istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Karara karşı, davacı vekili yasal süre içinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.
Davacı tarafından dava dilekçesinde; "davalı tarafın davacının eski distribütörü olduğunu, sözleşmenin 2015 yılında sona erdiğini, Antalya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ███████ D.İş sayılı dosyasında yapılan tespitte, davalının davacı markasını kullanarak ve ürün ambalajlarını, ticari takdim şeklini taklit ederek ürün satışı yaptığının tespit edildiğini, davalının sözleşmeye aykırı olarak davacı markası ile benzer markaları adına tescil ettirdiğini" ileri sürerek dava açılmıştır.
Dairemiz önceki kaldırma kararında;"...Davacı vekilinin müvekkili adına tescilli...+şekil ibareli markanın ayırt edilemeyecek derecede benzerlerinin davalı adına tescil ettirildiğini, markaların açmış oldukları davada müvekkiline devrine karar verildiğini ileri sürdüğü anlaşılmış, mahkemenin kabulüne göre de; ilk derece mahkemesince kararın gerekçesine Antalya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin ████████ Esas nolu dosyasında verilen kararının dayanak yapıldığı anlaşılmışsa da, yargılama evraklarının UYAP üzerinden celp edildiği ancak gerekçeli karar örneğinin, Antalya Bölge Adliyesi Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi’nin █████/2018 tarihli ve ████████ E. █████████ K. sayılı ilamı ile Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin █████████ E., █████████ K. no.lu ve █████/2019 tarihli onama ilamlarının denetime elverişli şekilde dosya içerisine celp edilmediği, uyuşmazlığa etkisinin incelenmediği anlaşılmıştır." gerekçesi ile kararın kaldırmasına karar verildiği görülmüştür.
Yeniden yapılan yargılamada her ne kadar dairemiz kararında belirtilen Bam ve Yargıtay kararlarına karar gerekçesinde yer verildiği görülmüş ise de, dava dilekçesinde "davalının sözleşmeye aykırı olarak davacı markası ile benzer markaları adına tescil ettirdiğine, tescil başvurularında bulunduğuna" dair iddianın diğer iddialardan bağımsız şekilde ileri sürüldüğü nazara alınmaksızın "markaların konu edildiği diğer davalarda verilen kararların davalının elinde bulunan ürünlerin akibeti ile ilgili olarak bir değerlendirme içermediği" şeklinde eksik inceleme ve yetersiz gerekçe ile karar verilmesi yerinde olmadığından, davacı vekilinin istinaf talebinin kabulüne, ilk derece mahkeme kararının kaldırılmasına, ileri sürülen iddia yönünden inceleme ve araştırma yapılarak yargılamaya devam edilmesi ve neticeten tüm deliller ile yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine iadesine, karar kaldırma sebep ve şekline göre davacı vekilinin sair istinaf istemlerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir.
H Ü K Ü M
: Yukarıda açıklanan nedenlerle:
1-Davacı vekilinin istinaf isteminin kısmen kabulü ile, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince, İSTANBUL 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ'nin █████/2025 tarihli ████████ E. - ████████ K. sayılı kararının KALDIRILMASINA,
2-Yargılamaya devam olunmak üzere dosyanın, karar veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
3-Davacı istinaf talebi kabul edildiğinden, istinaf peşin harcının talebi halinde davacı tarafa iadesine,
4-Karar kaldırma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin sair istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,
5-İstinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesi'nce verilecek nihai karar ile birlikte değerlendirilmesine,
6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,
7-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince yatıran tarafa iadesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu █████/2026 tarihinde HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!