Anahtar kelimeler: Mde Telafisi Riski Tehdidi Sıkıntı Güç Doğuracağını Karşıya Malvarlığına İik

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DOSYA NO
: ████████ Esas
KARAR NO
: ████████ Karar
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
: █████/2026
NUMARASI
: ████████ E. - ███████ K.
DAVANIN KONUSU
: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ
: █████/2026
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. ve 356. maddeleri gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü
:
DAVA
: Davacı vekili dava dilekçesinde; icra takibi kesinleşmiş olduğundan müvekkilinin haksız icra tehdidi altında malvarlığına haciz konulması riski ile karşı karşıya olduğunu, bu durum müvekkilinin açısından telafisi güç ve imkânsız zarar doğuracağını, müvekkilinin ağır ekonomik sıkıntı içerisinde olup, İİK m.72/2’de öngörülen teminatı yatırmaya elverişli olmadığını, HMK m.392/3 açıkça, “teminat göstermeye elverişli olmadığı anlaşılan kişiden teminat alınmayabilir” düzenlemesini içerdiğini, müvekkilinin sosyal ve ekonomik durumu, icra dosyasına yansıyan borç yükü ve malvarlığı kayıtları birlikte değerlendirildiğinde, teminat göstermesi fiilen imkânsız olduğunu, öte yandan takip dayanağı çek üzerindeki imzanın müvekkile ait olmadığı hususu son derece ciddi ve güçlü bir delil teşkil ettiğini, zira mahkemenizce söz konusu müvekkili adına atılan imza ile resmi kurum ve kuruluşlarda alınan imza örneklerine bakıldığında, çekin üzerindeki imzanın müvekkile ait olmadığının bariz şekilde görüleceğini, bu iddianın bilirkişi incelemesiyle doğrulanması halinde davalı tarafın müvekkili haksız şekilde icra tehdidi altında bıraktığı sabit olacağını, bu nedenle davanın esasına girilmeden önce icra takibinin sürdürülmesi halinde müvekkilin uğrayacağı zarar telafisi imkânsız boyutlara ulaşacağını, bu sebeple ihtiyati tedbir taleplerinin teminatsız olarak kabul edilmesini talep ettiğini, davalı tarafça İstanbul 27. İcra Dairesi ... E. sayılı dosyasında başlatılan kambiyo senetlerine mahsus icra takibine konu çek nedeniyle müvekkilinin borçlu olmadığının tespitini, yargılama süresince icra takibinin durdurulması için teminatsız ihtiyati tedbir kararı verilmesini, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
: Dava konusu çek miktarı 700.000 TL olup dava açılırken davaya esas değerin 1.000 TL gösterildiğini, bu nedenle öncelikle davacı tarafa harcın tamamlattırılması gerektiğini, dava konusu çekin davacı şirket yetkilisi eli ürünü olmadığı iddia edilmiş ise de bu konu ile ilgili çek bankaya ibraz edilmeden bankaya davacı tarafından herhangi bir müracaat yapılmadığını, taraflarında çeki imzalayan ile şirket yetkilileri arasında anlaşma ile veya yetki verilerek işlemin yapıldığı kanaati oluştuğunu, bu nedenle muhatap banka şubesine müzekkere yazılarak daha önce ödenmiş çeklerde aynı imza ile ödeme yapılıp yapılmadığının araştırılmasını talep etmiş ve ortaya çıkacak gerçekler sonrasında davanın reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı yana yükletilmesini talep etmiştir.
MAHKEME KARARI
: İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi █████/2026 Tarihli ████████ E.- ███████ K. Sayılı kararıyla; "...menfi tespit davasının dava şartı olan arabuluculuğa tabi olduğu, Mahkememizin █████/2025 tarihli tensip zaptı ile davacıya arabuluculuk son tutanak aslını veya onaylı suretini sunması hususunda tebliğden itibaren 1 (bir) haftalık kesin süre verilmesine, aksi halde davanın usulden red edileceğinin ihtarına, işbu tensip tutanağının tebliği ile ihtarın yapılmış sayılmasına dair ara karar kurulduğu ve tensip zaptının davacıya tebliğ olunduğu görülmüştür. Her ne kadar celse arasında davacı vekili tarafından arabuluculuk sürecinin başlatıldığına dair beyan sunulmuşsa da; davacının ön inceleme duruşmasının yokluğunda yapılması talepli mazeret dilekçesi sunarak duruşmaya katılmadığı, celse arasında dosyaya arabuluculuk başvurusu yaptığına dair herhangi bir belge sunulmadığı, duruşma günü belge sunulduğu; ancak, arabuluculuk başvurusunun sonradan tamamlanabilecek bir dava şartı olmadığı görülmekle dava tarihinden sonra yapılmış başvuruya mahkememizce itibar edilmeyerek davacının davasının 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun m.18/A-f.2 hükmü gereğince dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine..." karar verildiği görülmüştür.
İSTİNAF BAŞVURUSU
:
Davalı vekilinin süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; borcun tamamının inkar edildiği, menfi tespit davasının kısmi dava olarak açılamayacağı, bu sebeple davacı tarafa harç ikmali yaptırılarak davaya neden olan icra takibinin miktarı olan 700.000 TL üzerinden harç ödenmesi gerektiği, Bu husus giderilmeden kısmi değer üzerinden vekalet ücretine hükmedilmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğu, dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine dair harç ikmali yapılmadan karar verilmesi durumunda hem harç kaybı hem de vekalet ücretinin eksik hesaplanmasına yol açacağı gerekçesiyle istinaf isteminde bulunduğu görülmüştür.
Davacı vekilinin istinaf isteminde ve davalı vekilinin istinaf dilekçesine karşı beyanda bulunmadığı görülmüştür.
DELİLLER ve GEREKÇE
:
Dava; icra takibinden sonra açılan borçsuzluğun tespiti davasıdır.
Mahkemece davanın arabuluculuk dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili istinaf yargı yoluna başvurmuştur.
İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.
429 sayılı Harçlar Kanunu'nun 29 . maddesinde, yargı harçlarının peşin olarak alınmasının esas olduğu; 30. maddesinde ise eksik harçla dava açılması hâlinde eksikliğin tamamlatılması gerektiği açıkça düzenlenmiştir. Bu kapsamda, mahkemece dava şartı niteliğinde olan harç hususunun resen gözetilmesi ve eksikliğin giderilmesi için taraflara usulüne uygun süre verilmesi gerekmektedir.
Davaya konu talep yönünden, Harçlar Kanunu’nun 30 ve 32. maddeleri uyarınca alınması gereken harçların eksik olduğu, dava değerinin açık ve tereddütsüz şekilde belirlenmediği ya da belirlenen değer üzerinden gerekli harçların tam olarak tahsil edilmediği anlaşılmıştır. Bu itibarla, eksik harç tamamlatılmadan davanın esası hakkında karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Bu nedenle dava değerinin belirlenerek Harçlar Kanunu'nun 30-32. Maddeleri gereğince eksik harcın tamamlanması için davacıya kesin süre verilerek ve sonrasında tüm deliller değerlendirilerek bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi yerinde görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair istinaf istemleri değerlendirilmeksizin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK 353/1-a-4-6 ve 355.maddeleri gereğince kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine kesin olmak üzere aşağıdaki gibi karar verilmiştir.
H Ü K Ü M
: Yukarıda açıklanan nedenlerle:
1-Davalı vekilinin istinaf isteminin kabulü ile, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-4,6, 355. maddeleri gereğince, İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin █████/2026 tarihli ████████ E. - ███████ K. sayılı kararının KALDIRILMASINA,
2-Harçlar Kanunu’nun 30 ve 32. maddeleri uyarınca eksik harcın tamamlatılması ve dava değerinin netleştirilmesi işlemleri yapılmak üzere dosyanın yeniden bir karar verilmek üzere ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
3-Yargılamaya devam olunmak üzere dosyanın, karar veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
4-İstinaf talebi kabul edildiğinden, istinaf peşin harcının talebi halinde davalı tarafa iadesine,
5-İstinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesi'nce verilecek nihai karar ile birlikte değerlendirilmesine,
6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,
7-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince yatıran tarafa iadesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu █████/2026 tarihinde HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!