Anahtar kelimeler: Karşıyaka Karşiyaka Mahsus Yazim Kambiyo Senetlerine Layihalar Menfi Dinlenip İstenmiş

T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: 2024/1
KARAR NO
: ████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
: 10.10.2023
NUMARASI
: ████████ Esas ████████ Karar
DAVANIN KONUSU
: Menfi Tespit
KARAR TARİHİ
: 15.05.2026
KARAR YAZIM TARİHİ
: 15.05.2026
Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesinin 10.10.2023 tarih ████████ Esas ████████ Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
DAVA
: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı tarafından müvekkili hakkında Karşıyaka 2. İcra Dairesinin ██████████ E. sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibi başlatıldığını, takibe dayanak 90.000 TL bedelli çek üzerindeki imza, yazı ve düzeltme paraflarının müvekkiline ait olmadığını ileri sürerek icra dosyasından dolayı borçlu olmadığının tespitine ve %20 kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu çekin davacı tarafından keşide edildiğini, dava dışı ... tarafından müvekkiline ticari ilişkiden kaynaklı borca mahsuben ciro edildiğini, davacının geçmişe dönük ödenmiş ya da karşılıksız çıkmış fakat itiraza uğramamış diğer çeklerindeki imzalar ile dava konusu çekteki imzaların mukayese edilmesi gerektiğini, imza inkarının haksız olduğunu belirterek davanın reddini ve %20 tazminat talebinde bulunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre; alınan grafolojik inceleme raporuyla dava konusu çekteki imzanın davacıya ait olmadığının tespit edildiği ancak davalı vekilinin savunması doğrultusunda davacının bankadan celp edilen diğer çekleri üzerinde yapılan ek incelemede, bazı çeklerin bizzat davacı tarafından imzalandığı, bazılarının dava konusu çeki de imzalayan kişi dâhil başka kişilerce davacı adına imzalandığı ve bu çeklerin itiraza uğramaksızın ödendiğinin anlaşıldığı, davacının kendi adına başka kişilerce çek düzenlenmesine ve piyasaya sürülmesine icazet verdiği, bu durumda çekteki imzanın kendisine ait olmadığı iddiasının dinlenemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ
: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davalı yanın müvekkilinin ticari temsilci atadığı yönünde herhangi bir iddiası bulunmadığı halde ilk derece mahkemesinin iddia ve savunmalarla bağlılık kuralına (HMK m. 26) aykırı olarak re'sen icazet değerlendirmesi yaptığını, bilirkişi raporlarıyla çekteki imzanın müvekkiline ait olmadığının kesin olarak ispatlandığını, bu nedenlerle mahkeme kararının hukuka aykırı olduğunu istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE
: Dava, icra takibine dayanak çekteki imzanın sahteliği iddiasına dayalı menfi tespit istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve re'sen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
Uyuşmazlık; takibe dayanak çek üzerindeki keşideci imzasının davacı hesap sahibine ait olmamasının mutlak olarak sahtelik sonucunu doğurup doğurmayacağı ve davacının geçmiş tarihli benzer işlemleri nedeniyle TMK m. 2 anlamında icazet/görünüşte temsil hükümlerinin uygulanıp uygulanamayacağı noktasında toplanmaktadır. Kural olarak, kıymetli evrakta imzanın borçluya ait olmaması senedin sahteliği sonucunu doğurur ve hesap sahibini bağlamaz. Ancak, Yargıtay'ın ve Dairemizin yerleşik içtihatlarında da açıkça benimsendiği üzere; hesap sahibi daha önce başkaları tarafından kendi adına imza atılarak düzenlenen çeklerin tedavüle çıkarılmasına ve ödenmesine ses çıkarmamış (icazet vermiş) ise, Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralı gereğince artık iyiniyetli hamil konumundaki üçüncü kişilere karşı imzanın kendisine ait olmadığını ileri süremez.(Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 28.01.2021 tarih █████████ Esas ████████ Karar sayılı ilamı)
Davacı vekilinin HMK 26. maddesine (taleple bağlılık ilkesi) aykırılık iddiası incelendiğinde; davalı vekilinin cevap dilekçesinde açıkça davacının geçmişe dönük ödenmiş diğer çeklerindeki imzalarla dava konusu çekin mukayese edilmesini talep ettiği, bu talebin bizzat görünüşte temsil ve icazet savunmasını zımnen barındırdığı anlaşıldığından, mahkemenin bu hususu incelemesinde taleple bağlılık ilkesine aykırı bir yön bulunmamaktadır. Dosya kapsamındaki bilirkişi raporlarıyla, davacının çek defterindeki muhtelif yaprakların, dava konusu çeki imzalayan kişi de dâhil olmak üzere kendisi dışındaki üçüncü kişilerce imzalandığı ve bu çeklerin bankadan itirazsız ödendiği şüpheye yer bırakmayacak şekilde saptanmıştır. Kendi adına sürekli olarak başka kişilerce çek düzenlenmesine müsamaha gösteren ve bu durumu ticari bir uygulama haline getiren davacının, eldeki dava konusu çek yönünden imza inkarında bulunmasının iyiniyet kurallarıyla bağdaşmadığının kabulü gerekmektedir.
Açıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında, dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları delilere göre, davacının keşide ettiği ve ilk derece mahkemesince imza incelemesi yaptırılan muhtelif çeklerde yer alan keşideci imzasının aynı kişiye ait olmasına, davacının dava konusu çek dışındaki çekleri nizasız olarak ödemiş olmasına, söz konusu tespit ve değerlendirmelerin dosya kapsamına uygun olmasına, mahkemece uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, istinaf itirazlarının yerinde olmadığı değerlendirilerek, yerinde görülmeyen istinaf itirazlarının HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Davacı yönünden istinaf karar harcı olan 732,00 TL'den peşin alınan 269,85 TL'nin mahsubu ile bakiye 462,15 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere 15.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!