Anahtar kelimeler: Sinai Sınai Adının Fikri Süreyle Yazim Rekabetalan Haklar Markasını Layihalar

T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: █████████
KARAR NO
: ████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: İZMİR FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ
: 03.10.2023
NUMARASI
: ███████ E. - ███████ K.
DAVANIN KONUSU
: Marka Hakkına Tecavüz, Haksız Rekabet,Alan Adının Engellenmesi
KARAR TARİHİ
: 20.05.2026
KARAR YAZIM TARİHİ
: 20.05.2026
İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 03.10.2023 tarih ███████ E. - ███████ K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
DAVA
:Davacı vekili, müvekkilinin "..." markasını 05.11.2020 tarihinden itibaren on yıl süreyle kendi adına tescil ettirdiğini, perlit ihracatı alanında ticari faaliyet gösteren müvekkilinin marka tescilinden sonra"...." adlı domain adını da kullanmaya çalıştığını, fakat bu alan adının, aynı ticari sektörde faaliyet gösteren ". ..." tarafından kullanıldığını, tescilli markayla aynı olan "...." internet alan adının, aynı alanda faaliyet gösteren başkası tarafından kullanılmasının marka hakkının ihlali olduğunu, davalının bu domain adının kullanılması için müvekkilinden izin almamış olduğunu belirterek marka hakkına tecavüzün haksız rekabetin önlenmesini ve alan adının engellenmesini talep etmiştir.
CEVAP
:Davalı taraf, söz konusu marka tescilini kullanımda olan alan adından 5 sene sonra alındığını, şu anda hak talep edilmekte olduğunu, sahibi bulunan dolu ve kullanımda olan bir alan adının marka tescilinin alınmasının ve bu ismin kullanılmak istenmesinde art niyet olduğunu, .... Şti. “ne yaptığı perlit ihracatı ile, perlit sektörüne ve Türkiye'ye kazandırmış olduğu döviz için söz konusu marka tescilinin ilgili firma ile herhangi bir sahiplik ilişkisinin bulunmamakta olduğunu; bu ve benzer kötü niyetli ticari faaliyetlerin önüne geçilmesi ve ihracat çalışmalarında devlet tarafından verilen teşviklerden yararlanılabilmesi amacıyla 04.02.2022 tarihinde faaliyet konusu ve faaliyetlerini sürdürdükleri ilgili nice kodlarından “....” marka başvurusunun yapılmış olduğunu, davacının marka tescilin genel tanımlar içeren iştigal konusu olan perlit ticareti ile ilgisi olmayan bir nice kodunda yapıldığının görülmekte olduğunu, dolayısı ile marka başvurularının, iştigal konusu olan perlit ticaretlerini korumak ve bu tür kötü niyetli hareketlere engel almak için yapılmış olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, somut olayda davacı adına tescilli "..." kelimelerinden oluşan markanın... ve... kelimelerinden oluştuğunu, davacının tescilli markasının.... anlamına geldiği, bu marka kelimelerden oluşan markaya konu malın adını, cinsini, vasfını, coğrafi kaynağını belirttiğinin anlaşıldığı, diğer yandan davacının markasının tanınmış bir marka ve kullanım nedeniyle ayırt edicilik vasfı kazanmış bir marka olmadığı, bu sebeplerle bu şekildeki bir markayı davalının alan adı olarak kullanmasnın iltibas teşkil etmeyeceği, diğer yandan davalı kullanımlarının, davacının ilk tescil tarihinden yaklaşık 5 yıl öncesine dayandığı, bu durumda davalının, davacı adına tescilli markayı tescilden 5 yıl önce kullanması ve markanın cins, vasıf ve coğrafi kaynak belirtmesi nedeniyle, haksız yararlanma amacı taşıdığını söylenemeyeceğini, 6769 sayılı SMK'nın 29/7. Maddesinde marka sahibinin izni olmaksızın markayı 7. Maddede belirtilen biçimlerde kullanmanın tecavüz oluşturacağı, tecavüz fiilerini oluşturan ve kanunun 7/3-d. Maddesinde "işareti kullanan kişinin, işaretin kullanımına ilişkin hakkı veya meşru bir bağlantısı olmaması koşuluyla, işaretin aynı veya benzerinin internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde, alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük ya da benzeri biçimlerde kullanılması" şeklinde belirtildiği ve bu durumun tecavüz oluşturacağı 29. Madde de belirtildiği, somut olayda davalı kullanımının söz konusu bentte düzenlenen durumla örtüştüğü, başka bir deyişle davalının, davacı adına tescilli markayı oluşturan kelimeleri internet alan adı olarak kullandığı, ancak davalının bu kullanımı davacının marka tescil tarihinden 5 yıldan fazla bir süre öncesine dayandığı, ayrıca davacının tescil ettirdiği markayı oluşturan işaret, ses, kelimeler bir malın cins, vasıf ve coğrafi aidiyetini belirten sözcüklerden oluştuğu, bu şekilde bir markanın tescil tarihinden önce alan adı olarak kullanılmasının kanunda belirtilen tecavüz fiilini oluşturmayacağı, davalının alan adı kullanımının engellenmesine karar verilmesine gerek bulunmadığından davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ
:Davacı vekili, SMK madde 7/3-d "İşareti kullanan kişinin, işaretin kullanımına ilişkin hakkı veya meşru bağlantısı olmaması şartıyla işaretin aynı veya benzerinin internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük ya da benzeri biçimde kullanılması" nın marka hakkını ihlal ettiğini, mahkeme de kararın gerekçesinde yasanın bu maddesine atıf yapmasına karşın hatalı değerlendirmeyle ret kararı verdiğini, davalının bu internet alan adını kullanması için tescilli hiçbir hakkının olmadığını, müvekkilinden izin de almadığını, Yargıtay 11. HD'nin yerleşik kararlarında "tescilli marka işaretinin davalı tarafından domain adı olarak izinsiz kullanılmasının ve bu domain adı kullanılmak suretiyle davacının verdiği hizmetle aynı hizmeti veriyor oluşunun, davacının marka hakkına tecavüz niteliği taşıdığını ve haksız rekabete sebep olduğunu..." belirttiğini, Türk Patent Enstitüsü tarafından davacıya verilen marka tescil belgesinin geçerliliğinin bilirkişi raporuyla sorgulandığını, bilirkişi raporlarının yasayı yanlış anlamış, yorumladığını, müvekkilinin sınıfsal faaliyeti gözetilecekse Gümrük Ve Ticaret Bakanlığı-Dilovası Gümrük Müdürlüğünden gümrük vergi beyannameleri celp edilerek, perlit alanında faaliyet gösterip göstermediğinin araştırılması gerektiğini, faaliyet alanında perlit ihracatının, alım-satımının varlığı halinde müvekkil markasına sınıfsal tecavüzün de gerçekleşmiş olduğunu belirtmiştir.
GEREKÇE
:Dava, marka hakkına tecavüzün ve davacının eylemlerinin haksız rekabet oluşturduğunun tespiti ile "...." internet alan adının kullanılmasının engellenmesi istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
Davacı "..." adlı markasını 05.11.2020 tarihinden itibaren on yıl süreyle kendi adına tescil ettirdiğini, sahibi olduğu.... Şti. ile perlit ihracatı alanında ticari faaliyet gösterdiğini, bu alan için yarattığı markayı tescil ettirdikten sonra internet alanında "...." adlı domain adını kullanmaya çalıştığını, ancak bu internet alan adının, aynı sektörde faaliyet gösteren davalı tarafından kullanıldığını belirterek, marka hakkına tecavüzün ve davacının eylemlerinin haksız rekabet oluşturduğunun tespiti ile "..." internet alan adının kullanılmasının engellenmesini talep etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda aldırılan bilirkişi raporu doğrultusunda davacının tescilli markasının .... anlamına geldiği, ayırt edicilik vasfı taşımadığı, davalının kullanımının iltibas teşkil etmeyeceği, davalının kullanımının 5 yıl öncesine dayandığı, haksız yararlanma amacı taşımadığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir.
Toplanan tüm delillere, dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları delilere göre, hükme esas alınan bilirkişi raporundaki tespit ve değerlendirmelerin dosya kapsamına uygun olmasına, raporun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olmasına, özellikle de davacının tescilli markasının ayırt edicilik vasfı taşımadığı, davalının kullanımının iltibas teşkil etmeyeceği, davalının kullanımının 5 yıl öncesine dayandığı ve haksız yararlanma amacı taşımadığının belirlenmiş olmasına, mahkemece uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, istinaf itirazlarının yerinde olmadığı değerlendirilerek, yerinde görülmeyen istinaf itirazlarının HMK'nun 353/1-b.1 maddesi gereğince reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Davacı yönünden istinaf karar harcı olan 732,00 TL'den peşin alınan 269,85 TL'nin mahsubu ile bakiye 462,15 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere 20.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!