Anahtar kelimeler: Saygın Pazarda Bilinirliğe Önde Gözünde Kadarki Edinen Çapında Bugüne Güçlü

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DOSYA NO
: ████████ Esas
KARAR NO
: ████████
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: İSTANBUL ANADOLU 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ
: █████/2026 (Ara Karar)
NUMARASI
: ████████ Esas
DAVANIN KONUSU
: Marka (Maddi Tazminat İstemli)
KARAR TARİHİ
: █████/2026
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
İHTİYATİ TEDBİR TALEBİ
:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacının bölge çapında bilinirliğe sahip olan, bugüne kadarki faaliyetleriyle tüketici gözünde saygın bir yeri bulunan, yıllar süren pazarlama ve reklam faaliyetleriyle pazarda kendine güçlü bir yer edinen, sektörün önde gelen şirketlerinden biri olduğunu, “...” markasının ... sayı ile davacı adına tescilli bulunduğunu, davalının https://www...com adresli web sayfasında şirket ve ürünlerinin tanıtımında ve arama motorlarına kendini tanıttığı anahtar kelimelerinde davacı adına tescilli “...” markasını aynen kullandığını, "...” şeklinde ihlal teşkil eden ifade ve sloganlarla ürünlerini satışa sunduğunu, çiçeklerinin taze olduğunu ifade etmek isteyen davalının davacının marka hakkını ihlal etmeden çiçeklerinin 12 saat içerisinde dalından toplanarak özel koşullarda muhafaza edildiğini belirtmek suretiyle amacına ulaşabileceği ileri sürülerek davalının "..." ibaresini ihtiva eden üretim ve satışlarının durdurulmasına ilişkin https://....com url adresi hakkında SMK m.159/1 ve HMK m.389 uyarınca erişimin engellenmesi şeklinde İHTİYATİ TEDBİR kararı verilmesine, Davalı şirketin müvekkile ait marka hakkına dair tecavüzünün tespiti ve menine, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 6769 sayılı Kanunu’nun 151/2.b fıkrası uyarınca sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin elde ettiği net kazanç üzerinden hesaplanacak şekilde HMK m.107 uyarınca şimdilik 100 TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKAMESİNİN İHTİYATİ TEDBİR TALEBİNİ DEĞERLENDİRME ARA KARARI:
İstanbul Anadolu 2. FSHHM ████████ Esasa sayılı dosyasından verilen 29.01.2026 tarihli ara kararı ile; "...Dosyadaki mevcut deliller ve dosya kapsamı değerlendirildiğinde, davacının ... ibareli ... numaralı markanın 35. Sınıfta tescilli sahibi olduğu, davalı tarafça ... ibaresinin web sayfasında ve ürün tanıtımında anahtar kelime olarak kullanıldığı iddiası ile ihtiyati tedbir talebinde bulunulduğu, aldırılan █████/2026 tarihli bilirkişi raporunda ... ibaresi ile google arama motorunda arama yapıldığında davacının birinci sırada çıktığı, davalının ise 6. Sırada çıktığı, davalı tarafından kullanılan ... ibaresinin marka hakkına tecavüz oluşturmadığı yönünde görüş bildirildiği, davanın esası yönünden ayrıca kapsamlı inceleme yapılacağı, davalının ... ibaresini Anahtar kelime olarak ve markasal olarak kullanıp kullanmadığı hususunu ancak tüm deliller toplandıktan sonra değerlendirileceği bu aşamada yeterli kanaat oluşmadığından bu nedenle koşulları oluşmayan ihtiyati tedbir talebinin bu aşamada reddine karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-İhtiyati tedbir talebinin REDDİNE,..." karar verilmiştir.
İSTİNAF İSTEMİ
:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; Yerel Mahkeme, hükme esas aldığı █████/2026 tarihli bilirkişi raporuna dayanarak, müvekkili şirkete ait "..." markasının 31. sınıfta (canlı bitkiler, çiçekler) tescilli olmadığını ve bu nedenle çiçek emtiası üzerinde inhisari bir hak sağlamayacağını belirttiğini, Ancak bu tespit, davanın esasına ve ticari hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, Bilirkişi, müvekkili bir çiçek yetiştiricisi veya tarım üreticisi gibi değerlendirerek incelemesini hatalı bir şekilde sadece emtia sınıfı (31. sınıf) üzerinden yaptığını, Oysa müvekkilinin çiçek üreticisi değil, müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi, sipariş etmesi ve lojistiğinin sağlanması hizmetlerini sunan bir e-ticaret platformu olduğunu, müvekkilinin markasının, tam da bu faaliyet alanını kapsayan 35. sınıfta ("müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için malların bir araya getirilmesi hizmetleri") tescilli olduğunu, bu hizmet sınıfında mutlak koruma altında olduğunu, davalı taraf eyleminin, iddia edildiği gibi sadece sattığı çiçeğin taze olduğunu belirtmekten ibaret olmadığını, davalı, müvekkili ile aynı hizmet sınıfında (35. sınıf e-ticaret) rekabet ettiğini ve "..." ibaresini kendi e-ticaret hizmetinin kalitesini ve kurumsal kimliğini tanımlayan bir hizmet markası gibi kullandığını, Müvekkilin markasının korunması gereken asıl alanın, ürünün fiziksel niteliği değil, sunulan organizasyon hizmeti olduğunu, tescilli markanın sağladığı mutlak korumanın hükümsüzlük kararı olmaksızın daraltılamayacağını, bilirkişi, müvekkile ait "..." markasının tanımlayıcı nitelikte olduğunu ve bu nedenle inhisari bir hak sağlamayacağını iddia etmişse de, bu tespit yargıtay hukuk genel kurulu'nun yerleşik içtihatlarına, özellikle de emsal niteliğindeki 02.10.2013 tarihli ve ███████-52 e., █████████ k. sayılı kararına açıkça aykırı olduğunu, yüksek mahkeme bu kararında, marka korumasının tescil ile kazanıldığını ve bu tescilin, açılacak bir dava sonucunda alınan kesinleşmiş bir hükümsüzlük kararı ile sicilden terkin edilinceye kadar, sahibine markadan doğan tüm hakları eksiksiz sağlayacağını hükme bağladığını, dolayısıyla, bilirkişinin tescilli bir markayı, salt kelime anlamı üzerinden değerlendirerek hukuki korumanın dışına itmesinin tescil ilkesini ihlal ettiğini, yerel mahkeme, hükme esas aldığı bilirkişi raporuna dayanarak, google arama motorunda "..." ibaresi aratıldığında müvekkilin web sitesinin 1. sırada, davalının reklamının ise 6. sırada çıktığını tespit ettiğini ve bu durumu marka hakkına tecavüz oluşmadığı yönündeki kanaatine gerekçe yaptığını, ancak bu değerlendirme, 6769 sayılı sınai mülkiyet kanunu’nun lafzına ve koruma amacına açıkça aykırı olduğunu, davalının reklamının 6. sırada çıkması, müvekkili arayan potansiyel müşterilerin karşısına çıkarak dikkatlerini dağıtma, trafiği kendi sitesine yönlendirme ve müvekkilin tanınmışlığından haksız yarar sağlama kastını ve eylemini ortadan kaldırmayacağını, bilirkişi raporunda, davalının "..." ibaresini yalnızca satılan ürünün taze olduğunu belirtmek amacıyla, yani tasviri olarak kullandığı beyan edildiğini, ancak dosya münderecatındaki ekran görüntüleri ve tespitler incelendiğinde, davalının kullanımının gramer kurallarına uygun basit bir sıfat tamlaması olmaktan çıktığı, görsel vurgularla donatılmış markasal ve sloganvari bir kullanım olduğu açıkça görüldüğünü, davalı, web sitesinin manşet alanlarında, büyük harflerle, koyu puntolarla ve başlık formatında "..." ve "..." ibarelerini kullanarak, müvekkilin tescilli markasını ticari faaliyetinin ana unsuru haline getirdiğini, davalı tarafın web sitesinde kullandığı "..." veya "... olarak ... kalitesinden ödün vermiyoruz" şeklindeki ifadeler, ürünün fiziksel tazeliğini betimlemenin ötesinde, belirli bir hizmet standardına ve kurumsal kimliğe atıf yaptığını, bu kullanım biçimi, ortalama tüketicide davalının müvekkili şirket ile idari veya ekonomik bir bağı olduğu yönünde yanlış bir kanaat uyandırdığını, ticaret unvanına tecavüz ve haksız rekabet değerlendirilmediğini, yaklaşık ispat koşulu sağlandığını, dosyaya mübrez google ekran görüntüleri, noter tespitleri ve web sitesi çıktıları ile sabit olduğu üzere, davalı yan, müvekkilin tescilli markası olan "..." ibaresini internet reklamcılığında anahtar kelime olarak kullanmakta ve web sitesinde "...", "..." gibi ifadelerle kullanım sergilemekte olduğunu, nitekim mahkemenin hükme esas aldığı bilirkişi raporunda dahi, google aramalarında davalının reklamının çıktığı ve web sitesinde bu ibarelerin yer aldığı açıkça tespit edildiğini, beyanla ilk derece mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
:
Talep, ihtiyati tedbir talebine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir.
Karara karşı, davacı vekili, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, markaya tecavüz iddiasına dayalı olarak açılan davada, uyuşmazlık yargılamayı gerektirdiği gibi alınan bilirkişi raporuna göre, ihtiyati tedbir istem yasal koşullarının aşama itibariyle bulunmadığı anlaşıldığından ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gibi delil durumuna göre her zaman yeniden talepte bulunulması mümkün olduğu nazara alınarak, istinaf talebinin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacı vekilinin istinaf talebinin HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
3-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.█████/2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!