Anahtar kelimeler: Defterdarlığı Onüçüncü Emrinin Amme Süreci Piyasası Enerji Temsilci Kurul Mükerrer

T.C.
D A N I Ş T A YONÜÇÜNCÜ DAİREEsas No
:███████Karar No
:████████TEMYİZ EDEN (DAVACI)
: ...VEKİLİ
: Av. ...KARŞI TARAF (DAVALI)
: ... Defterdarlığı (... Vergi Dairesi Başkanlığı)VEKİLİ
: Av. ...İSTEMİN KONUSU
: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.YARGILAMA SÜRECİ
:Dava konusu istem
: Enerji Piyasası Düzenleme Kurulunun (Kurul) ... tarih ve ... sayılı kararı ile verilen toplam 160.260,00-TL idari para cezasının 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un Mükerrer 35. maddesi uyarınca, kanuni temsilci sıfatıyla davacıdan tahsiline yönelik olarak düzenlenen ... tarih ve ... sayılı ödeme emrinin iptali istenilmiştir.İlk Derece Mahkemesi kararının özeti
: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda;Dava konusu ödeme emrinin 147.933,00-TL'ye ilişkin kısmı yönünden; dava konusu işlemin dayanağı ... tarih ve ... sayılı Kurul kararının ilgili kısmının kaçakçılık kapsamında verilen idari para cezasına ilişkin olmadığı ve anılan Kurul kararının bu kısmının iptali istemiyle açılan davada, ... İdare Mahkemesi'nin E:..., K:... sayılı kararı ile davanın reddine karar verildiği, anılan Mahkeme kararına karşı temyiz yoluna başvurulduğu, temyiz istemi hakkında henüz bir karar verilmediğinden davanın hâlen derdest olduğu, bu hâliyle kesinleşmiş bir amme alacağından bahsedilemeyeceği dikkate alındığında, söz konusu amme alacağının kanuni temsilci sıfatıyla davacıdan tahsiline ilişkin olarak düzenlenen ödeme emrinin bu kısmında hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır.Dava konusu ödeme emrinin 12.327,00-TL'ye ilişkin kısmı yönünden ise; dava konusu işlemin dayanağı Kurul kararının ilgili kısmının iptali istemiyle açılan davada, ... İdare Mahkemesi Hakimliği'nin E:..., K:... sayılı kararı ile davanın reddine karar verildiği, anılan kararın █████/2016 tarihinde kesinleştiği, borcun doğduğu tarihte davacının kanuni temsilcisi olduğu şirketten tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan ve kesinleşen kamu alacağının davacıdan tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emrinin bu kısmında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.Belirtilen gerekçelerle dava konusu ödeme emrinin; 147,933,00-TL'ye ilişkin kısmı yönünden iptaline, 12.327,00-TL'ye ilişkin kısmı yönünden ise davanın reddine karar verilmiştir.Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti
: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince, Dairemizin █████/2024 tarih ve E:█████████, K:█████████ sayılı bozma kararına uyularak dava konusu ödeme emrinin 147.933,00-TL'lik kısmının iptaline dair kısım yönünden verilen kararda; ilgili mevzuatın değerlendirilmesinden; Kurumca belirlenen seviyede ulusal marker içermeyen, Kurumdan izin alınmadan; akaryakıt haricinde solvent, madeni ve baz yağ, asfalt, solvent nafta ve benzeri petrol ürünlerinden elde edilen ya da akaryakıta dönüştürmek maksadıyla kullanılan veya bulundurulan akaryakıt haricinde kalan solvent, madeni ve baz yağ, asfalt, solvent nafta ve benzeri petrol ürünlerinin kaçak akaryakıt kapsamında olduğu, dava konusu ödeme emrinin dayanağı söz konusu idari para cezasına ilişkin Kurul kararının, fiil tarihinde yürürlükte bulunan haliyle 5015 sayılı Kanun'da kaçak akaryakıt kapsamında olduğu ifade edilen, "numunenin ulusal marker seviyelerinin geçersiz, teknik düzenlemelere aykırı olduğu ve solvent özelliği gösterdiği"nin tespit edildiğinden bahisle tesis edildiği, 5015 sayılı Kanun'un dava konusu işlem tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan haliyle 19. maddesinin 5. fıkrasında, bu Kanun'un kaçakçılık kapsamında verilen idari para cezalarına karşı yargı yoluna başvurulmasının tahsil işlemlerini durdurmayacağının açık bir şekilde kurala bağlandığı, bu itibarla, dava konusu ödeme emrinin dayanağı olan 147.933,00-TL tutarındaki idari para cezasına karşı yargı yoluna başvurulmasının tahsil işlemlerini durdurmayacağı, anılan idari para cezasının iptali istemiyle açılan davanın reddine dair ... İdare Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının Dairemizin █████/2019 tarih ve E:█████████, K:█████████ sayılı kararı ile onandığı, yapılan mal varlığı araştırması sonucunda kamu alacağının şirketten tahsil edilmeyeceğinin anlaşıldığı hususları birlikte değerlendirildiğinde, söz konusu idari para cezasına konu eylemin gerçekleştiği tarihte kanuni temsilci olan davacı adına, kamu alacağının tahsili amacıyla düzenlenen dava konusu ödeme emrinin 147.933,00-TL'lik kısmında hukuka aykırılık, bu kısım yönünden ödeme emrinin iptaline yönelik İdare Mahkemesi kararında ise hukuki isabet bulunmadığı sonucuna varılmıştır.Açıklanan nedenlerle, davalının istinaf başvurusunun kabulü ile İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 4. fıkrası uyarınca esastan incelenen davanın reddine karar verilmiştir.TEMYİZ EDENİN İDDİALARI
: Davacı tarafından, asıl borçlu şirketteki hissesinin yalnızca %1 oranında olduğu, bu hisse dahi devredilmiş olmasına rağmen şirkete ait söz konusu borcun tamamının kendisinden tahsil edilmeye çalışıldığı, şirket nezdinde takip işlemlerinin sonuçlanmadığı, asıl borçlu şirkete ait tahsil zamanaşımına uğramış borçlar nedeniyle adına dava konusu ödeme emrinin düzenlendiği, ortakların sorumluluğunun taahhüt ettikleri sermaye payları ile sınırlı olduğu, dava konusu ödeme emrinin, şirkette bulunan %1'lik hisse oranına uyulmadan söz konusu borcun tamamı üzerinden tanzim edildiği, öte yandan asıl borçlu şirketten tahsil edilemeyeceği kesinleşmeyen söz konusu borçtan sorumlu tutulmasının hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.KARŞI TARAFIN SAVUNMASI
: Davalı idare tarafından savunma verilmemiştir.DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ
: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.TÜRK MİLLETİ ADINAKarar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:█████/2024 tarih ve 32591 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 161 sayılı Bazı Cumhurbaşkanlığı Kararnamelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 18. maddesiyle, 4 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin Onikinci Bölümü'ne eklenen Geçici 2. maddenin birinci fıkrasının (a) bendinde, bu maddenin yürürlüğe girdiği █████/2024 tarihi itibarıyla vergi dairesi başkanlıklarının, bulundukları ilin adı ile Gelir İdaresi Başkanlığına bağlı defterdarlık olarak görevlerine devam edeceği kuralına yer verildiğinden kapatılan Bursa Vergi Dairesi Başkanlığı yerine Bursa Defterdarlığının hasım mevkiinde olduğu görülerek dosyanın incelenmesine geçildi.HUKUKİ DEĞERLENDİRME
:Bölge idare mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.KARAR SONUCU
:Açıklanan nedenlerle;1. Davacının temyiz isteminin reddine,2. Dava konusu işlemin kısmen iptali yolundaki İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile Mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın reddine ilişkin temyize konu ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, anılan kararın ONANMASINA,3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,4. Posta giderleri avansından artan tutarın davacıya iadesine,5. 2577 sayılı Kanun'un 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, █████/2025 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.(X) KARŞI OY
:6183 sayılı Kanun'un mükerrer 35. maddesinde, "Tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacakları, kanunî temsilcilerin ve tüzel kişiliği olmayan teşekkülü idare edenlerin şahsi mal varlıklarından bu Kanun hükümlerine göre tahsil edilir." kuralına yer verilmiştir. Bu maddeye göre kanunî temsilcinin sorumluluğuna gidilebilmesi için iki şartın gerçekleşmesi gerekecektir. Bunlar; kamu alacağının asıl borçlunun mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilememesi veya tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması hâlleridir. Dolayısıyla kanunî temsilciler için kusursuz sorumluluk hâli kabul edilmiştir. Madde metnine göre amme alacağından sorumlu tutulabilmek için alacağın asıl borçlunun ödeme yükümlülüğünün doğduğu anda kanuni temsilcilik görevinde bulunmak sorumluluk açısından yeterli olacaktır. Kanunî temsilcinin sorumlu tutulabilmesi için görev yaptığı dönemde doğmuş veya ödenmesi gereken bir borç bulunmalıdır. İdarî para cezalarında ise borç idarî para cezasının tebliği ile doğmaktadır. İdarî para cezasına konu fiilin işlendiği tarihte ise henüz doğmuş bir borç bulunmamaktadır. Kamu alacağının doğuşuna kusuru ile yol açan kanunî temsilcinin sorumlu tutulmasını gerektiren hukukî bir neden de söz konusu olmadığından fiil tarihindeki kanunî temsilcinin sorumluluğunun kabulünün hukukî bir dayanağı bulunmamaktadır.Anayasa Mahkemesi'nin █████/2015 tarih ve E:████████, K:███████ sayılı kararıyla 6183 sayılı Kanun'un mükerrer 35. maddesinin beşinci fıkrasında yer alan "Amme alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda kanuni temsilci veya teşekkülü idare edenlerin farklı şahıslar olmaları halinde bu şahıslar, amme alacağının ödenmesinden müteselsilen sorumlu tutulur." düzenlemesi; "Ancak amme alacağının doğduğu veya ödenmesi gerektiği zamanlarda kanunî temsilcilerin farklı kişiler olabileceği gerçeği göz önüne alındığında, kural ile getirilen düzenleme vergi ve diğer mâlî ödev ve sorumluluklarını zamanında ve eksiksiz olarak yerine getiren kanunî temsilcilerin, sonradan kendilerinin görevde olmadığı ve müdahale şanslarının bulunmadığı bir dönemde gerçekleşen bir eylemden müteselsilen sorumlu tutulmaları sonucunu doğurmaktadır. Adalet ve hakkaniyet ilkeleri karşısında, bireyin bu şekilde belirsiz ve güvencesiz bir biçimde kendi kusurundan kaynaklanmayan bir nedenle, başkalarının eylem veya ihmali sonucu oluşacak sorumluluğa ortak olması adalet ve hakkaniyetle bağdaşmaz. Dolayısıyla, itiraz konusu kural hukuk devleti ilkesine aykırıdır." gerekçesiyle iptal edilmiştir. Söz konusu iptal gerekçesine göre de fiil tarihi itibarıyla kanunî temsilciden amme alacağının tahsil edilmesini beklemek imkânsızlaşmaktadır. Çünkü fiil tarihi itibarıyla henüz ödenecek bir borçtan söz edilemeyeceğinden kanunî temsilcinin amme alacağını ödeme noktasında müdahale şansı bulunmamaktadır.Uyuşmazlıkta, dava konusu ödeme emrinin dayanağı idari para cezasına ilişkin ... tarih ve ... sayılı Kurul kararı █████/2011 tarihli fiil sebebiyle tesis edilmiş, anılan Kurul kararı ... Akaryakıt ve LPG Ürünleri Nakliyat Gıda Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.'ye (...) █████/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir....'e ait Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi ilanlarına bakıldığında, █████/2010 tarih ve 7485 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde, şirket müdürü olarak seçilen davacının "şirket kaşesi üzerine atacağı münferit imzası ile şirketi her konuda temsil ve ilzam ahzu kabza yetkili kılındığı" hususunun █████/2010 tarihinde ticaret siciline tescil edildiği; █████/2012 tarih ve 8203 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde ise, şirket müdürlüğü yetkisi verilen davacının "şirket müdürlüğü yetkilerinin iptaline" ve "şirket müdürü H.A.'nın münferit imza ile şirketi en geniş manada temsil ve ilzam edeceği" hususunun █████/2012 tarihinde tescil edildiği ilan edilmiştir.Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, dava konusu ödeme emrinin dayanağı Kurul kararının tebliğinden önce █████/2012 tarihi itibarıyla şirketi temsil yetkisi bulunmadığı anlaşılan davacının, kanuni temsilciliği sona erdikten sonra şirkete tebliğ edilen davaya konu kamu alacağının ödenmesinden 6183 sayılı Kanun'un mükerrer 35. maddesi uyarınca kanuni temsilci sıfatıyla sorumluluğunun bulunmadığı sonucuna varılmıştır.Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kabulü ile dava konusu işlemin kısmen iptali yolundaki İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile Mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesi gerektiği oyu ile karara katılmıyorum.