Anahtar kelimeler: Otelden Zincir Dünyanın Ülkesinde Dünya Sitelerinin Ülkede Genelinde Sinai Birçok

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DOSYA NO
: █████████ Esas
KARAR NO
: ████████ Karar
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: İSTANBUL 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ
: █████/2025
NUMARASI
: ███████ E. - ████████ K.
DAVANIN KONUSU
: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ
: █████/2026
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. ve 356. maddeleri gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü
:
DAVA
: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin "..." markasının dünyanın birçok ülkesinde ve ...'de tescilli olduğunu, bu markanın müvekkilinin dünya genelinde 48 farklı ülkede, 2350 otelden oluşan zincir markası olduğunu, ayrıca müvekkiline ait internet sitelerinin bulunduğunu, davalının ise ... tescil numaralı "..." ve ... tescil numaralı "..." markalarının kendi adına 43.sınıfta yer alan "yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri, geçici konaklama hizmetleri, gündüz bakımı (kreş) hizmetleri, hayvanlar için barınma hizmetleri" için tescil ettirdiğini, davalının markalarının müvekkili markasına ayniyet derecesinde benzer olduğunu, ayrıca müvekkiline ait markanın tanınmış marka olduğunu, yine müvekkilinin uzun yıllarca "..." markasını kullanması nedeniyle bu ibare üzerinde öncelikli hak sahibi olduğunu, davalının tescilinin kötüniyetli olduğunu belirterek, davalıya ait markaların hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DAVAYA CEVAP
: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının yabancı şirket olması nedeniyle teminat yatırması gerektiğini, ihtiyati tedbir talebinin reddi gerektiğini, davacının tanınmışlık iddiasının müvekkilinin kötüniyetli olduğunu ispatlamadığını, davacının markasının otelcilik sektöründe olduğundan zayıf marka olduğunu, ülkesellik prensibi gereğince başka ülkelerde alınan tescillerin Türkiye'de tescilli markaların hükümsüzlük sebebi olamayacağını bildirerek davanın reddini istemiştir.
MAHKEMENİN İLK KARARI
: İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin █████/2018 tarihli, ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile; toplanan delillere ve bilirkişi raporlarına göre; davacı tarafın gerçek hak sahipliği ve markasının tanınmış olduğuna dair iddialarını ispat edemediği, ancak taraf markalarının esas unsurunun "..." ve "..." ibareleri olduğu, taraflara ait markaların benzer olduğu, diğer markaları oluşturan işaretlerin karıştırma tehlikesi meydana getirecek şekilde benzer olduğu, davacının davalı tarafın marka başvuru tarihi olan █████/2014 tarihinden önce ... markasını geçici konaklama hizmetleri bakımından ibareye ayırt edici nitelik kazandıracak etki ve yoğunlukta kullandığı, davalının tescilinde kötüniyetli olduğu, tescilli olduğu bütün hizmet sınıfları bakımından hükümsüz kılınması gerektiği gerekçeleriyle davalıya ait markaların hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiş, kararı davalı vekili istinaf etmiştir.
DAİREMİZİN KALDIRMA KARARI
: Dairemizin █████/2021 tarihli, █████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararı ile "...bahse konu dava dosyalarında da davalıya ait ... ibaresini içeren 2012 yılında tescil edilmiş başkaca markaların hükümsüzlüğünün talep edildiği görülmüş olup tarafların aynı olması nedeniyle öncelikle bu davaların sonucunun beklenerek değerlendirilmesi gerekir. Ayrıca mahkemece hükme esas alınan █████/2018 tarihli bilirkişi raporunun çoğunluk görüşünde davacıya ait internet sitesine Türkiye'den kişilerin erişim yaptıkları ve davacıya ait otelde konaklama yaptıkları, dolayısıyla bu ticari hareketliliğin markanın kullanımını ortaya koyduğu yolunda görüş belirtilmiş ise de, bu görüş dairemizce yerinde görülmemiştir. Zira ülkesellik prensibi gereğince Türkiye'de tescilli olmayan davacı markasının davalının tescilli markalarından daha önce Türkiye'de fiilen kullanımı gerekir. Türkiye'den bir kısım insanların davacıya ait internet sitesine giriş yapmaları ve davacının dünyanın birçok ülkesinde bulunan otellerinde konaklaması davacı markasının Türkiye'de kullanıldığı anlamına gelmez. Açıklanan bu hususlar gözetildiğinde, özellikle bahse konu Ankara 1 ve 3 FSHHM'ler de görülen davaların akıbetinin araştırılıp tüm deliller birlikte değerlendirildikten sonra varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır…" gerekçesi ile davalı vekilinin istinaf talebinin kabulüne, kararın kaldırılmasına ve yargılamaya devam edilmek üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
MAHKEMENİN II.KARARI
: İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin █████/2023 tarihli, ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile "…Davalı taraf marka başvurusunu 10.02.2014 tarihinde gerçekleşmiştir. Davacı tarafın 10.02.2014 tarihinden öncesine dair sunmuş olduğu belgeler incelendiğinde Türkiye’den davacının internet sitesine önemli sayıda erişim olduğu, kendi sektöründe ... markasının bilindiği tespit edilmiştir. Davacının “...” markasının uzun yıllardır 43. sınıfta yer alan “geçici konaklama hizmetlerinde" kullanıldığı ve sektörde bilindiği, bu durumda davalının da davacı markasını bu sektörde faaliyet gösteren biri olarak bildiği ya da bilmesi gerektiği görülmüştür. Davacı tarafın“...” markasının gerçek hak sahibi olabilmesi için ülkesellik ilkesi uyarınca markasını davalı taraftan önce “geçici konaklama hizmetleri” bağlamında Türkiye’de kullanması gerektiği, davacı taraf markası yurtdışında kullanılmaktaysa da işbu markanın ülke sınırları içerisinde kullanıldığını gösterir bir delilin bulunmadığı, bu doğrultuda davacı tarafın gerçek hak sahipliği iddialarını ispatlayamadığı, davacı tarafa ait “...” markasının tanınmış marka niteliğini haiz bulunduğunun ispat edilemediği, kötü niyetli tescilin ülkesellik ilkesinin istisnası niteliğinde olduğu, bu doğrultuda davacı tarafa ait marka her ne kadar TPE nezdinde tescilli değilse ve Türkiye’de mevzuatın öngördüğü şekilde kullanıldığı ispat edilememişse de kötü niyetli tescile karşı korunabileceği, davacı tarafa ait “...” markası ile davalı tarafa ait tescilli “...”, ve “... ...” ibareli markaların ortak olarak “geçici konaklama hizmetleri ”ne ve bağlantılı hizmetlere yönelik olduğu, markalan oluşturan işaretlerin karıştırılma tehlikesi yaratacak ölçüde benzer olduğu dikkate alınarak davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
: Açıklanan sebeplerle;
1-Davanın kabulü ile; davalı adına TPMK nezdinde tescilli bulunan ... tescil numaralı "..." marka ile ... tescil numaralı "..." markasının hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine…" karar verilmiştir.
DAİREMİZİN II.KALDIRMA KARARI
: Dairemizin █████/2021 tarihli, █████████ Esas - ████████ Karar sayılı kararı ile; "...Davalı vekilinin usule ilişkin istinaf talebiyle ilgili yapılan incelemede; davalı vekilinin mazeret bildirmesi nedeniyle katılmadığı █████/2023 tarihli duruşmada tahkikat aşamasının tamamlandığına ve sözlü yargılama aşamasına geçilmesine karar verildiği, taraflar duruşmaya gelmedikleri takdirde yokluklarında karar verileceğine dair ihtarı da içeren duruşma tutanağının davalı vekiline ihtarlı olarak tebliğ edildiği anlaşılmıştır. Davalı vekilinin sözlü yargılama duruşma gününde başka bir duruşmada oldukları gerekçesiyle duruşmanın bekletilmesi ve yokluklarında işlem yapılmamasını talep ettiği, davalı vekilinin mazereti mahkemece kabul edilmesine rağmen davalı vekilinin yokluğunda karar verilmesi HMK‘nun 186. maddesine aykırı olmuştur. (Yargıtay 19. HD’nin █████/2018 tarihli, █████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı)
Bu nedenle; taraf vekillerinin esasa ilişkin diğer istinaf talepleri bu aşamada incelenmeksizin, davalı vekilinin istinaf talebinin kısmen kabulüne, ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına, yargılamaya devam olunması için dosyanın mahkemesine iadesine karar vermek gerekmiştir.
H Ü K Ü M
: Yukarıda açıklanan nedenlerle:
1-Davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin diğer istinaf taleplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,
Davalı vekilinin istinaf isteminin kısmen kabulü ile, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince, İSTANBUL 2. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ'nin █████/2023 tarihli ████████ E. - ████████ K. sayılı kararının KALDIRILMASINA..." karar verildiği görülmüştür.
MAHKEMENİN II.KARARI
: İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin █████/2025 tarihli, ███████ Esas - ████████ Karar sayılı kararı ile; "...Somut olayda davalı markalarının tescilli oldukları sınıflar incelendiğinde 43. sınıfta yer alan “Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri. Geçici konaklama hizmetleri. Gündüz bakımı (kreş) hizmetleri. Hayvanlar için geçici barınma sağlanması hizmetlerinde tescilli olduğu, davacının yurt dışı tescilleri incelendiğinde tüm markaların 43 üncü sınıfta yer alan “geçici konaklama hizmetlerinde” kullanılmakta olduğu anlaşılmaktadır. Gerek davalı gerek davacı taraf markalarının “geçici konaklama hizmetlerine ilişkin olduğu; hizmetlerin kullanım amaçlarının, kullanıcılarının, ticari pazara ulaşmalarında kullanılan satış noktalarının ve hitap ettiği kullanıcı grubunun aynı olması nedeniyle markaların “geçici konaklama hizmetleri' açısından aynı mal ve hizmete ilişkin olduğu tespit edilmiştir. Geçici konaklama hizmeti dışındaki hizmetlerin de bununla yukarıda anılan kriterler bağlamında bağlantılı olması sebebiyle ürün/hizmet benzerliğinin var olduğu sonucuna ulaşılmaktadır.
Davalı taraf marka başvurusunu 10.02.2014 tarihinde gerçekleşmiştir. Davacı tarafin 10.02.2014 tarihinden öncesine dair sunmuş olduğu belgeler incelendiğinde Türkiye’den davacının internet sitesine önemli sayıda erişim olduğu, kendi sektöründe ... markasının bilindiği tespit edilmiştir. Davacının “...” markasının uzun yıllardır 43. sınıfta yer alan “geçici konaklama hizmetlerinde" kullanıldığı ve sektörde bilindiği, bu durumda davalının da davacı markasını bu sektörde faaliyet gösteren biri olarak bildiği ya da bilmesi gerektiği görülmüştür. Davacı tarafin“...” markasının gerçek hak sahibi olabilmesi için ülkesellik ilkesi uyarınca markasını davalı taraftan önce “geçici konaklama hizmetleri” bağlamında Türkiye’de kullanması gerektiği, davacı taraf markası yurtdışında kullanılmaktaysa da işbu markanın ülke sınırları içerisinde kullanıldığını gösterir bir delilin bulunmadığı, bu doğrultuda davacı tarafın gerçek hak sahipliği iddialarını ispatlayamadığı, davacı tarafa ait “...” markasının tanınmış marka niteliğini haiz bulunduğunun ispat edilemediği, kötü niyetli tescilin ülkesellik ilkesinin istisnası niteliğinde olduğu, bu doğrultuda davacı tarafa ait marka her ne kadar TPE nezdinde tescilli değilse ve Türkiye’de mevzuatın öngördüğü şekilde kullanıldığı ispat edilememişse de kötü niyetli tescile karşı korunabileceği, davacı tarafa ait “...” markası ile davalı tarafa ait tescilli “...”, ve “... ...” ibareli markaların ortak olarak “geçici konaklama hizmetleri ”ne ve bağlantılı hizmetlere yönelik olduğu, markalan oluşturan işaretlerin karıştırılma tehlikesi yaratacak ölçüde benzer olduğu dikkate alınarak davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
: Açıklanan sebeplerle;
1-Davanın kabulü ile; davalı adına TPMK nezdinde tescilli bulunan ... tescil numaralı "..." marka ile ... tescil numaralı "..." markasının hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine..." karar verildiği görülmüştür.
İSTİNAF TALEPLERİ
: Davalı vekili süresinde sunduğu istinaf dilekçesinde; Mahkeme kararının gerekçesinin yerinde olmadığını, davacının markasının Türkiye'de kullanılmadığı, tanınmış marka olduğunun ispatlanamadığı kabul edilmesine rağmen, müvekkilinin marka tescillerinin kötüniyetli olduğuna karar verildiğini,
Davacının markasının tanınmış marka olduğunun ispatlanamadığını,
Müvekkilinin kötüniyetli olduğunun da ispatlanamadığını, müvekkilinin otelcilik sektöründe faaliyette bulunduğunu, yurt dışında bir yatırımı veya piyasa araştırmalarının bulunmadığını, "..." markalı otel ilk oteli olduğundan, davacının markasından haberdar olmasının mümkün olmadığını,
"..." markalarının halen müvekkili adına tescilli olduğunu, tescilli markalarını kullandığını, Ankara Mahkemelerinde verilen kararların halen kesinleşmediğini, emsal teşkil etmelerinin hukuka uygun olmadığını,
Kaldı ki davacının markasının otelcilik hizmetinde ayırt ediciliğinin oldukça düşük olduğunu, müvekkilinin bu markayı tesadüfen seçmesinin mümkün olduğunu,
Davacının markasının otelcilik hizmetinde zayıf marka olması nedeniyle kapsamının da dar yorumlanması gerektiğini, müvekkilinin davacının otel zincirinden haberdar olmadığı gibi, davacının itirazına kadar bu markadan haberdar olmadığını,
"EURO" ve "TÜRK" ibarelerinin ayırt edici olmayan kelimeler olduklarını, başka kelimelerle birlikte kullanılmaları halinde önceki markadan farklılaştıklarını,
"..." kelimesinin de kaliteli ürüne işaret ettiğini, "EURO" ve "..." kelimelerinin kolayca yanyana getirilebileceğini,
"..." ibaresini içeren 57 tane marka tescili bulunduğunu,
Davacının "..." ibaresini ...’de tek başına tescil ettirmediğini, "..." ibaresi ile birlikte başvuru yaptığını,
Ülkesellik ilkesi gereğince başka ülkelerde alınan tescillerin Türkiye’de hükümsüzlük nedeni olamayacağını,
Paris Sözleşmesi’nin 6/1. maddesine göre, markanın başvuru ve tescil koşullarının her üye ülkenin kendi iç hukukuna göre belirleneceğini düzenlediğini,
Davacının markasını yurt dışında tescil ettirdikten sonra 6 ay içinde rüçhan hakkına dayanarak tescil ettirmesi gerektiğini, davacının Türkiye'de tescilli bir markasının bulunmadığını, bu nedenle markanın tescili üzerindeki haklarını ülkesellik ilkesi gereğince kaybettiğini, müvekkilinin markalarının hükümsüzlüğünü talep etmesinin hakkın kötüye kullanılması olduğunu, bununla birlikte davacının son beş yıldır Türkiye'de aktif bir marka kullanımının da bulunmadığını belirterek, yerel mahkeme tarafından verilen haksız ve tamamı ile çelişkili kararın kaldırılarak davanın reddine, ayrıca vekalet ücreti ve dava giderinin davacı tarafa tahmiline yönelik karar tesis edilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili süresinde sunduğu katılma yoluyla istinaf dilekçesinde; Ankara Mahkemelerinin kesinleşen kararlarının emsal niteliğinde olduğunu,
Ayrıca İstanbul BAM 16. Hukuk Dairesi'nin █████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile kesinleşen İstanbul 1. FSHHM'nin ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile de müvekkilinin öncelik hakkının mevcut olduğu ve davalının marka tescillerinin kötüniyetli olduğuna karar verildiğini,
Müvekkilinin "..." markasının ayırt edici niteliğinin ve müvekkilinin marka üzerinde gerçek hak sahibi olduğunun Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleşen mahkeme kararları ile sabit olduğunu,
Davanın kötüniyet talepleri bakımından kabul edilmiş olmasına rağmen, öncelikli ve gerçek hak sahipliği yönüyle reddedilmiş olmasının hatalı olduğunu, bu yönüyle ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılması gerektiğini,
Mahkemece İstanbul BAM 16. Hukuk Dairesi'nin "Ankara 1 ve 3. FSHHM'lerinde görülen davaların akıbetinin araştırılıp tüm deliller birlikte değerlendirildikten sonra varılacak uygun sonuç dairesinde karar verilmesi" yönündeki gerekçenin Mahkemece dikkate alınmadığını, bu haliyle mahkeme kararının kesinleşen diğer mahkeme kararlarına aykırılık teşkil ettiğini,
556 sayılı KHK’nın 8/3. maddesinin markayı yaratarak, tescilden önce marka üzerinde hak elde eden marka sahibine üstünlük tanıdığını, "Gerçek hak sahipliği" ilkesi olarak anılan bu prensibin ülkesel olmayıp, 556 sayılı KHK’nın 3. maddesi uyarınca, Türkiye’nin taraf olduğu milletlerarası anlaşmalara üye devletlerin vatandaşları olan gerçek ve tüzel kişilerce, başka ülkelerde tescil edilmiş ve henüz Türkiye’de tescil edilmemiş markalar açısından da geçerli olduğunu,
Ankara 1. FSHHM’nin Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleşen kararlarında; önemli miktarda Türk vatandaşının, müvekkilinin internet sitesine Türkiye’den önemli sayılarda erişim gerçekleştirdiği, bu erişimin uzun bir zaman ve geniş bir coğrafyaya yayıldığı, markanın internet ortamında ticari etki yaratacak şekilde kullanılmasının da markanın kullanımı kapsamında olduğu yönündeki tespitlerin, müvekkili lehine kesin hüküm teşkil ettiğini,
Aynı şekilde İstanbul BAM 16. HD’nin █████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararında da müvekkili davacının öncelik hakkına sahip olduğuna ilişkin mahkemenin kabulünün yerinde görülerek davalı firmanın istinaf taleplerinin reddine karar verildiğini,
Bu nedenlerle, ilk derece mahkemesinin müvekkilinin 556 sayılı KHK’nın 8/3. maddesi anlamında hak sahibi olmadığına dair kararının kaldırılması gerektiğini belirterek, davalı tarafın istinaf taleplerinin tümden reddine, müvekkilinin 8/3. madde kapsamında hak sahibi olmadığı yönündeki kararın kaldırılmasına ve tüm talepleri bakımından davanın kabulüne, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER
: Dosyada mevcut TPMK kayıtları incelendiğinde; davalıya ait ... tescil numaralı "..." markasının 43. sınıfta █████/2014 tarihinde tescil edildiği, ... tescil numaralı "..." markasının 43. sınıfta █████/2014 tarihinden itibaren tescilli olduğu görülmüştür.
Ankara 3. FSHHM'nin ████████ E. - ████████ K. sayılı ilamının incelenmesinde; davacının davalı ile dava dışı TPMK aleyhine açtığı Kurum Kararının İptali ve Marka Hükümsüzlüğü davası olduğu, buna göre dava konusu "..." ibareli markanın davacının markası ile benzer olduğunu, davacının öncelik hakkı bulunduğu gerekçesiyle 43.sınıftan hükümsüzlüğüne ve terkinine karar verildiği, Ankara BAM 20. HD’sinin █████/2017 tarihli, ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile davalı vekilinin istinaf talebinin reddine karar verildiği, Yargıtay 11. HD’nin █████/2019 tarihli, █████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararı ile kararın bozulduğu, yeniden yapılan yargılama sonucunda ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararla davanın reddine karar verildiği, kararın davacı tarafça temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 11. HD’nin █████/2020 tarihli, ████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararı ile kararın bozulduğu, yargılamaya devam olunarak bu kez Ankara 3. FSHHM’nin █████/2021 tarihli, ███████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile; “…markalarda ayırt edici nitelikteki esas unsurun ... ibaresi olduğu, davacı markalarında yer alan “S” harfi de, İngilizce çoğul eki olup, ayırt edici niteliği oldukça az olduğu, bu kapsamda davalının “...” ibareli markası ile davacının “...” esas unsurlu markalarının ayırt edilemeyecek kadar benzer oldukları ve aralarında, davalı başvurusu kapsamındaki “hayvan bakım evleri hizmetleri” hariç olmak üzere, 43. sınıf hizmetler açısından iltibas tehlikesi bulunduğu, davacının öncelik hakkına yönelik olarak; davacı taraf, dünyanın pek çok ülkesinde ve uluslararası marka ofislerinde tescilli ... markalarına sahip olduğu, bu markaların tescili, 1994 tarihine kadar önceye dayanmakta olup, markaların çok uzun zamandır, dünyanın geniş bir coğrafyasında kullanılmakta olduğu, davacının tanıtım sitelerine 2011, 2012, 2013, 2014 yıllarında Türkiye’den de önemli sayılarda erişim gerçekleştiği, davacı otellerinde konaklayan Türk müşteri sayısı; 2012 yılında 7.024 kişi, 2013 yılında 11.687 kişi, 2014 yılında 12.985 kişi olarak gösterildiği, Türkiye’de otel işletilmemesi markanın Türkiye’de kullanılmadığı anlamına gelmediği, markanın teşebbüsün reklam ve tanıtımlarında kullanılmasının, internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde kullanılmasının da markanın kullanılması kapsamında olduğu ve davacının 2011 yılından itibaren reklam ve tanıtımlarının internet vasıtasıyla Türkiye’de ki ilgili tüketicilere ulaştığı, dolayısıyla davacı kullanımının davalı başvurusundan daha önceye dayandığı, davalının önceye ilişkin kullanımını gösteren bir delil sunmadığı, davalının kendi kullanımının 2013 tarihinden itibaren başladığını ifade ettiği, dosya kapsamında yer alan delillerden davacının KHK m. 8/3 anlamında hakkının bulunduğu, bu hakkının dava konusu markanın başvuru tarihi olan 31.07.2012 tarihinden daha önceye dayandığı, davalının başvuruda kötüniyetli olup olmaması bakımından ise; dava konusu marka başvurusunun yapıldığı sektörde, davacının çok eskiye dayanan, uzun süreli ve dünyanın geniş bir coğrafyasına yayılmış kullanımının olması davacının tanıtım sitelerine Türkiye'den de erişimin gerçekleşmesi nedeniyle aynı sektörde hizmet sunan davalının bugünkü teknik imkanlarla davacı markasından haberdar olmamasının mümkün olmadığı, internet aracılığı ile söz konusu markalardan haberdar olabilecek bir konumda olduğu, dünyanın geniş bir coğrafyasına yayılmış ve çok sayıda ülkede tescilli ve başvuru kapsamında bulunan sınıflarda hizmet sunan ve tescilli markaları bulunan davacı markasından aynı sektörde hizmet sunması nedeniyle bilebilecek konumda olduğu, her iki kelimenin aynı şekilde bir araya getirilmesinin tesadüf olamayacağı, davalının başvuruda davacı markasından yararlanmak kastı ile kötü niyetle hareket ettiği ve kötü niyetle başvuruda bulunduğu, davalı tarafından da bu markanın bilindiği şeklinde yorumlanabileceği, her ne kadar EURO ve STAR kelimeleri yaygın kullanımı olan kelimeler ise de ... olarak birleşik bir kombinasyon şeklindeki kullanım, sıradan bir kullanım olmadığı, bu bağlamda davalının, sektörde bilinen bir markayı hemen hemen aynen almak istemesinin kötüniyetli olduğu, sonuç olarak dava konusu ... ibareli marka başvurusu ile davacının ... markalarının benzer oldukları, davalının marka başvurusunun kapsadığı hizmet sınıfları ile davacı markalarının hizmet sınıflarının, “hayvan bakım evleri hizmetleri” hariç olmak üzere aynı/benzer olduğu, bu nedenle söz konusu markalar arasında, başvuru kapsamında yer alan “hayvan bakım evleri hizmetleri” dışındaki hizmetler açısından karıştırılma tehlikesi oluştuğu, davacının ... markası üzerinde KHK m. 8/3 anlamında öncelik hakkına sahip bulunduğu, dava konusu marka başvurusunun kötüniyetli olarak yapıldığı gerekçesi ile, davanın kabulüne, ...’nun 12.01.2015 tarihli ve 2015/M-67 sayılı kararının iptaline, ... sayılı markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine…” karar verildiği, kararın davalı tarafça temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 11. HD’nin █████/2022 tarihli, █████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararı ile kararın onamasına karar verildiği, kararın █████/2022 tarihinde kesinleştiği tespit edilmiştir.
Ankara 1.FSHHM'nin 2015/3 E. - ████████ K. sayılı ilamının incelenmesinde; davacının davalı aleyhine Kurum Kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü için açtığı dava sonunda dava konusu "..." ibareli marka ile davacıya ait "..." markalarının benzer olduğu, "Hayvan bakım hizmetleri" hariç benzerlik bulunduğu, bu hizmetler dışında hükümsüz kılınması gerektiği ve başvurunun kötüniyetli olduğu gerekçeleriyle davalı adına tescilli... sayılı ... markasının 43.sınıf yönünden hükümsüzlüğüne ve terkinine karar verildiği, kararın Yargıtay 11.HD'nin █████████ E. - █████████ K. sayılı onama kararı ile onanarak kesinleştiği görülmüştür.
İlk derece mahkemesince bilirkişiler Doç. Dr. ...’dan oluşan bilirkişi heyetinden alınan █████/2017 tarihli bilirkişi raporunda; davacının marka ismini ülke sınırları içerisinde daha önceden kullandığını gösteren bir delilin bulunmadığı, dolayısıyla gerçek hak sahipliği iddialarını ispatlayamadığını, davacının tanınmış marka iddiasını ispatlayamadığı, taraf markalarının markaları oluşturan işaretlerinin karıştırılma tehlikesi oluşturacak ölçüde benzer olduğu, davalının marka tescilinden kötüniyetli olup olmadığı yönünde takdirin mahkemeye ait olduğu yolunda görüş bildirildiği görülmüştür.
İlk derece mahkemesince bilirkişiler Doç.Dr. ... ve ...'dan oluşan bilirkişi heyetinden alınan █████/2018 tarihli bilirkişi raporunun çoğunluk görüşünde; davacının davalının marka tescil başvuru tarihi olan █████/2014 den önce "..." markasını geçici konaklama hizmetleri bakımından ibareye ayırt edicilik kazandıracak etki ve yoğunlukta kullandığı, bu kullanımlar sonucu KHK'nun 8/3. maddesi gereğince, geçici konaklama hizmetleri bakımından gerçek hak sahibi olduğu, davacının gerçek hak sahibi markası ve benzer ibarelerin davalı tarafından kullanılması ve tescil edilmesi nedeniyle KHK'nın 42. maddesi gereğince davalı markalarının tescil edildiği bütün hizmetler bakımından hükümsüzlüğünün istenebileceğini, davacının tanınmış marka iddiasının ispatlanamadığını, davacının ilgili sektörde bilinirliği dikkate alındığında, davalı tescillerinin kötüniyetli olarak değerlendirilebileceği yolunda görüş bildirildiği, ayrık görüş belirten bilirkişi ... ise; █████/2018 tarihli raporunda davacı marka kullanımının ve davalı marka başvurularının 2012 yılına dayandığı, bu sebeple davacının gerçek hak sahibi sayılamayacağını, davacı markasının Türkiye’de faaliyet göstermemesi ve Türkiye’de kısıtlı bir hizmet alıcı çevresine hitap etmesi sebebiyle ayırt edici gücünün zayıf olduğunu, davalının kötüniyetle hareket ettiğine dair somut bir delilin bulunmadığı yolunda görüş bildirildiği görülmüştür.
G E R E K Ç E
:Dava, davalıya ait markaların davacıya ait markalar ile benzer olduğu, davacının marka üzerinde öncelik hakkı bulunduğu, davacının markasının tanınmış marka olduğu ve davalının markalarının kötüniyetli tescil edildiği iddialarıyla açılan marka hükümsüzlüğü ve sicilden terkini davasıdır.
Mahkemece davalının marka tescilinin kötüniyetli olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı her iki taraf vekili de istinaf yargı yoluna başvurmuştur.
İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.
Davalı vekilinin müvekkilinin marka tescillerinin kötüniyetli olmadığına ve davacının markasının zayıf marka olduğuna ilişkin istinaf talebiyle ilgili yapılan incelemede; kesinleşen Ankara 1. FSHHM’nin 2015/3 E. - ████████ K. sayılı kararı ve Ankara 3. FSHHM2nin ███████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile davacının "..." ibaresini içeren markasının tanınmış marka olduğu, davacının "..." markası üzerinde gerçek hak sahibi olduğu ve davalının "..." ibaresini içeren... başvuru numaralı "..." ile ... başvuru numaralı "..." marka tescil başvurularının kötüniyetli olduğunun tespit edildiği, tarafları ve davaya konu markaların esas unsurları aynı olan davalar sonucunda verilen bu kararların, işbu dava için de emsal niteliğinde olduğu, dosyada mevcut bilirkişi raporları ve delillere göre; davacının "..." markasının otelcilik hizmetinde bilinen bir marka olduğu, kullanılmakla ayırt edicilik kazandığı, davalının markalarına eklenen "..." ve "..." ibarelerinin 43.sınıfta tescilli olan davalı markalarını davacının markasından farklılaştırmaya yetmediği, markalara ayırt edicilik katmadığı, markalar arasındaki benzerliğin tüketici nezdinde iltibas oluşturacağı, taraflar arasındaki hukuk davaları da dikkate alındığında, otelcilik sektöründe faaliyet gösteren davalının davacı markasını bilmediğinden söz edilemeyeceği, "..." ibaresini içeren diğer marka başvurularına davacı tarafça itiraz edilmesine rağmen, aynı ibareyi içeren davaya konu markaların tescili için başvurduğu anlaşılmakla, bu nedenle Mahkemece davalının marka tescil başvurularının kötüniyetli olduğuna dair kabulü yerinde olduğundan, davalı vekilinin tüm istinaf taleplerinin reddine karar verilmiştir.
Davacı vekilinin istinaf talebiyle ilgili yapılan incelemede; tarafları aynı olan kesinleşen Ankara 1. FSHHM’nin 2015/3 E. - ████████ K. sayılı kararı ve Ankara 3. FSHHM2nin ███████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile davacının "..." markası üzerinde otelcilik hizmetleri içinTürkiye’de tescilsiz kullanım nedeniyle gerçek hak sahibi olduğunun kabul edildiği ve davalının "..." ibaresini içeren... başvuru numaralı "..." ile ... başvuru numaralı "..." marka tescil başvurularının bu gerekçeyle de hükümsüzlüğüne karar verildiği, tarafları ve davaya konu markaların esas unsurları aynı olan davalar sonucunda verilen bu kararların, işbu dava için de emsal niteliğinde olduğu, davacının Türkiye’de tescilli olmasa da, pek çok ülkede otelcilik hizmeti için tescilli olan markasının reklam ve tanıtımlarında kullanılmasının, internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde kullanılmasının da markanın kullanılması kapsamında olduğu ve davacının 2011 yılından itibaren reklam ve tanıtımlarının internet vasıtasıyla Türkiye’deki ilgili tüketicilere ulaştığı, bu nedenle marka üzerinde üstün hak sahibi olduğu anlaşılmakla, ilk derece mahkemesinin davacının marka üzerinde üstün hak sahibi olmadığına dair kabulü doğru olmamıştır.
Bu durumda; davacının "..." markası üzerinde 556 sayılı KHK’nın 8/3. maddesi uyarınca Türkiye’de tescilsiz kullanım nedeniyle otelcilik hizmetlerinde hak sahibi olması ve kötüniyetli tescil nedeniyle davalının markalarının hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiğinden, davacı vekilinin istinaf talebinin kabulüne, ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına, kazanılmış haklar korunarak ve kararın gerekçesi düzeltilerek yeniden hüküm kurulmasına, davanın kabulüne, davalı adına TPMK nezdinde tescilli bulunan ... tescil numaralı "..." markası ile ... tescil numaralı "..." markasının hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmiştir.
H Ü K Ü M
: Yukarıda açıklanan gerekçe ile:
1-Davalı vekilinin istinaf isteminin esastan REDDİNE,
2-Davacı vekilinin istinaf isteminin KABULÜNE, 6100 sayılı HMK.'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince İSTANBUL 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ'nin █████/2025 tarihli ███████ E. - ████████ K. sayılı kararının KALDIRILMASINA,
Davanın KABULÜNE,
Davalı adına tescilli TPMK nezdinde tescilli bulunan ... tescil numaralı "..." markası ile ... tescil numaralı "..." markasının hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine,
3-İlk derece yargılaması yönünden;
-Alınması gerekli 732,00 TL karar ve ilam harcından davacı tarafça yatırılan peşin harcın mahsubu ile Hazineye irat kaydına, eksik kalan 702,80 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına,
-Davacı tarafından yapılan 3.600,00 TL bilirkişi ücreti+ 435,20 TL posta giderleri+ 29,20 TL başvuru harcı+ 29,20 TL peşin harç olmak üzere toplam 4.093,60 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
-Davalı tarafça yapılan yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına,
-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan A.A.Ü.T'ne göre hesaplanan 55.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-İstinaf yargılaması yönünden;
-Davalı vekilinin istinaf talebi yerinde görülmediğinden davalı yandan alınması gereken 732,00TL maktu istinaf harcından peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile 116,60 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
-Davacı vekilinin istinaf talebi kabul edildiğinden, istinaf peşin harcının talep halinde iadesine,
-İstinaf yargılaması sırasında davacı tarafından yapılan 1.683,10 TL istinaf yoluna başvurma harcı ile 45,00 TL tebligat ve posta giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,
5-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince taraflara iadesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda iş bu kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere █████/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!