Anahtar kelimeler: Pazarrize Vekilerince Kestiklerini Topladıkları Attığını Aşkın Çay Hissedarı Trabzon Haliyle
7. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  ████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi

SAYISI
: █████████ E., ████████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ
: Pazar(Rize) 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI
: ████████ E., ████████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin hissedarı olduğu 12 27... parsel sayılı taşınmaza davalıların haksız olarak el attığını, çay ürünlerini topladıkları gibi ağaçlarını da kestiklerini belirterek el atmanın önlenmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; müvekkillere ait olan taşınmazın sınırları belli olup taşınmazı bu hâliyle 50 yılı aşkın süreden beri davasız aralıksız kullandığını, kadastro tespiti esnasında taşınmazın sınırlarında kayma gerçekleştiğini ve hatalı şekilde tespit edildiğini, açacakları tapu iptali ve tescil davasının bekletici mesele yapılması gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu 1 27... parsel sayılı taşınmazda davacılar ve dava dışı şahısların birlikte malik olduğu, davalıların herhangi bir payının bulunmadığı, davalılar vekilince açtıkları ████████ Esas sayılı tapu iptali ve tescil davasının bekletici mesele yapılması talep edilmiş ise de tapu kaydının üstünlüğü ve koruması nedeniyle davacıların haksız tecavüzde bulunan kimseye karşı müdahalenin önlenmesini talep etme hakkını haiz olduğu, somut olayda; fen bilirkişi raporuna göre B harfli alanının 2.593,73 m², C harfli alanının 1.890,20 m², D harfli alanının 810,33 m² olduğu, keşifte alınan beyanlara göre B harfli alanın davalılar ..., ..., ... ve ... tarafından kullanıldığı, C harfli alanın davalı ... tarafından kullanıldığı, D harfli ağaçlık alanda 2022 yılında davalılar İlyas ve ...'in gelip ağaç kestikleri, ancak davacının alanın kendisine ait olduğunu iddia ettiği, bunun üzerine sınır yönünden ihtilaf olduğundan davacının aplikasyon yaptırdığı ve buranın davacılara ait arazi içerisinde kaldığının tespit edildiği, bunun davalılara bildirilmesi sonrasında davalıların bu D harfli alanı kullanmadıkları aksine keşif esnasında davalı asil ...'ın bu alanın davacı ... tarafından ağaç kesilerek kullanıldığını beyan etmesi üzerine davacı asil ...'ın söz alarak alandaki ağaçların kendisi tarafından kesildiğini de ikrar ettiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalılar ..., ..., ... ve ...'in, 1 27... parsel sayılı taşınmazın 21.02.2024 tarihli fen bilirkişi raporunda "B" harfiyle gösterilen 2.593,73 m²’lik kısmına vaki müdahalelerinin menine, davalı ...'in 1 27... parsel sayılı taşınmazın 21.02.2024 tarihli fen bilirkişi raporunda "C" harfiyle gösterilen 1.890,20 m²’lik kısmına vaki müdahalesinin men'ine, davalılar ... ve ... yönünden açılan davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ve davalılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; keşif tutanağından izlendiği üzere davalıların el atılan sahaların kendi aralarında paylaşmış olduklarını ve D harfi ile belirlenen alanın İlyas ve ...'e ait olduğunu beyan ederek bu alanı gösterdiklerini, tapu iptali tescil davası açarak bu yerin kendilerine ait olduğunu iddia ettiklerini, el atmanın fiili olabileceği hukuki veya sözlü de olabileceğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
2. Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkillerine ait olan taşınmazın aynı zamanda sınırları da belli olup müvekkillerinin taşınmazı bu hâliyle 50 yılı aşkın süreden beri davasız aralıksız kullandıklarını ve bugüne dek davacı tarafın hiçbir itirazı da olmadığını, ancak yapılan kadastro tespiti esnasında taşınmazın bir kısmının 1 27... parsel sayılı taşınmaz içerisinde bırakılarak, hatalı şekilde tespit ve tescil edildiğini, tapu iptali ve tescil davasının bekletici mesele yapılması gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, el atmanın önlenmesi istemine ilişkindir.
1. Davacılar vekilinin temyiz itirazının incelenmesinde;
Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352/1 (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
Somut olayda, reddine karar verilen ve temyize konu olan D harfli alanın değeri 258.138,72 TL olup Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 544.000,00 TL’nin altında kalmaktadır.
2. Davalılar vekilinin temyiz itirazlarına gelince;
Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalılar vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davacılar vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE,
2. Davalılar vekilinin temyiz itirazlarının reddine, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Davacı tarafından yatırılan temyiz karar harcının davacıya iadesine,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalı tarafa yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
03.02.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy çokluğuyla karar verildi.
K A R Ş I O Y
Dava, el atmanın önlenmesi istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf istemi esastan reddedilmiştir. Hükmün davacılar vekili ve davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine; Dairenin Sayın Çoğunluğu tarafından davacılar vekilinin temyiz istemi yönünden dava değeri olarak belirlenen 258.138,72 TL'nin Bölge Adliye Mahkemesince kararın verildiği 2025 yılı itibariyle kesinlik sınırı olan 544.000,00 TL'nin altında kaldığı gerekçesi ile temyiz isteğinin değerden reddine karar verilmiştir.
24.11.2016 tarihli ve 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 44. maddesiyle 6100 sayılı Kanun'a eklenen ve 02.12.2016 tarihinde yürürlüğe giren "Parasal sınırların artırılması" başlıklı Ek 1. madde hükmü uyarınca, 362. maddedeki parasal sınırların her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılacağı ve parasal sınırların uygulanmasında hükmün verildiği tarihteki miktarın esas alınacağı belirtilmiştir.
04.06.2025 tarihli ve 7550 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 20. maddesiyle 6100 sayılı Kanun'un "Parasal sınırların artırılması" başlıklı Ek 1. maddesinin 2. fıkrasında yer alan "hükmün verildiği" ibaresi "davanın açıldığı" şeklinde değiştirilmiş, değişiklik Kanun'un Resmî Gazete'de yayımı tarihi olan 04.06.2025 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
Somut olayda; davanın açıldığı 2023 yılında temyiz sınırı 238.730,00 TL'dir. 6100 sayılı Kanun'un "Zaman bakımından uygulanma" kenar başlıklı 448. maddesinde yer alan "Bu Kanun hükümleri, tamamlanmış işlemleri etkilememek kaydıyla derhâl uygulanır." hükmünün, bu değişikliğin yapıldığı tarihten sonraki kararlara uygulanabilirliği görüşüne katılmak mümkün değildir. Zira, paranın alım gücündeki düşüşte gözetilerek davanın her iki tarafı için de güvence olan üst yargı denetimini sağlamak amacıyla, maddenin değişiklikten önceki ilk metniyle ilgili Anayasa Mahkemesi tarafından hak arama özgürlüğü temel amaç olmak üzere iptal kararı verildikten sonra, kanun koyucu tarafından hüküm tarihi yerine dava tarihini öncelenmiş ve mevcut değişiklik yapılmıştır. Bu göz ardı edilemez bir gerçektir. Yürürlük tarihinden önceki kararlar yönünden tamamlanmış işlem yorumu yapmak, hak arama özgürlüğünü zedeleyen, hakkın özünü yargısal denetimden uzak tutan bir yaklaşımdır. Yargısal uygulamalarla açığa çıkan "kazanılmış hak" ilkesini, mevcut değişiklikle daha adil ve sağlıklı sonuçlar elde edilmesine vesile olabilecek üst mahkeme denetiminin önüne almak, hak arama özgürlüğünün sınırlandırılmasıdır ve adalete güven temel kuramını da etkilemektedir. Dairemiz tarafından denetim yapıldığı tarih itibariyle 6100 sayılı Kanun'un parasal sınırlara ilişkin Ek 1. maddesinin 2. fıkrası yürürlüktedir. Bu itibarla, temyiz incelemesinin de yürürlüğe girmiş olan bu kanun maddesine göre "dava tarihi" esas alınmak suretiyle yapılması gerekmektedir.
Açıklanan gerekçeyle, miktar yönünden dava tarihi itibariyle temyiz incelemesi mümkün olduğundan işin esasının incelenmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle temyiz isteminin miktar yönünden reddine ilişkin Sayın Çoğunluğun kararına katılmıyoruz.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!