Anahtar kelimeler: Amcaları Köyceğiz Dedesi Bağış İfraz Denizli Mlik İşaretli Babası Yerde

MAHKEMESİ : Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI
: ████████ E., ████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ
: Köyceğiz 2. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI
: ████████ E., 2025/4 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacılar vekili dava dilekçesinde özetle; dava konusu .. ilçesi, ... Mahallesi, eski 24... ada 68 parsel sayılı taşınmazdan ifraz sonucu oluşan 1 01... parsel sayılı taşınmazın C1, C2 ve C3 olarak işaretli 1648,50 m²’lik kısmının, 1972 yılında davacıların dedesi ... ... tarafından davacıların babası ... ...’e bağış yoluyla verildiğini, aynı yerde amcaları ... .. ve ... ...’e bağışlanan yerlerin hâlen kullanımlarında olduğunu, taşınmazın 2004 yılında babaları tarafından üç parça hâlinde davacılara bağışlandığını, 1 01... parsel sayılı taşınmazın Köyceğiz Kadastro Mahkemesinin 2011/4 Esas, 2011/8 Karar sayılı ilâmı ile Hazine adına tescil edildiğini, akabinde Köyceğiz Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/8 Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile ... ....’in kullanımında olan taşınmazın Maliye Hazinesi adına olan tapu kaydının iptali ile ... İvgin adına tesciline karar verildiğini, kararın Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin ██████████ Esas sayılı ilâmı ile onandığını, söz konusu kararın eldeki dava yönünden hem kesin delil hem de emsal nitelikte bulunduğunu, zilyetliğin ulamalı şekilde tespit öncesi 20 yılı aşkın süredir devam ettiğini, taşınmazın ... ... çocukları arasında fiilen bölünerek kullanıldığını ve emsal kararlar gözetilerek taşınmazın ifrazen tesciline karar verilmesi gerektiğini belirterek dava konusu 1 01... parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile sırasıyla................ve ... adlarına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddini savunmuştur.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile özetle; davacılar lehine 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. ve 17. maddesinde yazılı zilyetlikle edinme koşullarının sağlandığı ve davacıların kullanımında olan kısımların ifrazına engel durum bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu 1 01... parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptaline, 05.11.2024 tarihli bilirkişi raporu ve ekli krokide (C1) harfi ile gösterilen 549,45 m²'lik kısmın taşınmazdan ifrazı ve ayrı parsel numarası verilerek ... oğlu ... adına, (C2) harfi ile 549,52 m²'lik kısmın taşınmazdan ifrazı ve ayrı parsel numarası verilmek suretiyle ... oğlu ... adına ve (C3) harfi ile gösterilen 549,53 m²'lik kısmın aynı parsel numarası altında ... oğlu ... adına tapuya tesciline karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı Hazine vekilinin istinaf taleplerinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-b-1 hükmü gereğince esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, dava konusu taşınmazın Mahkeme kararıyla Hazine adına tescil edildiğini, davacıların ulamalı zilyetliklerini 1954 yılına getirmeleri gerektiğini, bu tarihten sonra başlayan zilyetliğin ya da ulamalı zilyetliğin hukuki geçerliliğinin bulunmadığını, dinlenen mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarından 1954 yılı ile bağlantı kurulamadığını, bilirkişi raporunda 1972 yılında imar ve ihyanın tamamlandığı kanaatine varıldığını, zilyetliğin ilk başlangıcının 1970 yılları olduğunu, zilyetlikle edinme koşullarının oluşmadığını ve davacıların zilyetliklerinin 1954 yılından önce başladığını kanıtlayamadıklarını, beyan etmektedir.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı Hazine vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeple;Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,Harçlar Kanunu'nun 13/j maddesi gereğince Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,03.02.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy çokluğuyla karar verildi.(Karşı Oy)KARŞI OYDavacılar vekili dava dilekçesinde; dava konusu 1 01... parsel sayılı taşınmazın C1, C2 ve C3 olarak işaretli 1648,50 m²’lik kısmının, 1972 yılında davacıların dedesi ... ... tarafından davacıların babası ... ...’e bağış yoluyla verildiğini, aynı yerde amcaları ... ... ve ... ...’e bağışlanan yerlerin hâlen kullanımlarında olduğunu ve taşınmazın 2004 yılında babaları tarafından üç parça hâlinde davacılara bağışlandığını ileri sürerek tapu iptali ve tescil isteminde bulunmuştur.Davacılar vekili, eklemeli zilyetlik yolu ile kök muris ... ...’in tespit öncesi zilyetlikle kazanım hakkına dayanmıştır.Somut olayda, İlk Derece Mahkemesince, kadastro tespiti sonrası nedenlere dayalı hüküm kurulmuş olup (esas gözetilmesi gereken) tespit öncesi şartlar tartışılmadan eksik inceleme ile sonuca gidildiği anlaşılmaktadır.Mahkemece, öncelikle kök muris ... ...’in kadastro tespit tarihinden önce 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 713/1, 3402 sayılı Kanun'un 14... . maddeleri gereğince zilyetlikle edinme şartlarını sağlayıp sağlamadığının (dosya kapsamına göre) yöntemince tartışılması, ondan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir. Eksik araştırma ve inceleme sonucu hüküm kurulmuş olması doğru değildir.Açıklanan nedenlerle, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulması gerektiği görüşünde olduğumdan aksi yöndeki kararın onanmasına dair değerli çoğunluk görüşüne katılamıyorum.