Anahtar kelimeler: İptalihükümsüzlük Mobilya Yidk Esaskarar Sinai Sınai Fikri Haklar Layihalar İstenmiş

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ

Esas-Karar No
: ████████ - █████████
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO
: ████████
KARAR NO
: █████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK
MAHKEMESİ
TARİHİ
: █████/2026
NUMARASI
: ███████ E. - ███████ K.
DAVANIN KONUSU
: YİDK Kararı İptali-Hükümsüzlük
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen █████/2026 tarih ve ███████ Esas - ███████ Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı ve davalı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, davalı şirketin ███████████ sayılı "... mobilya" ibareli markanın adına tescili başvurusuna müvekkilinin itirazlarının, davalı Kurum tarafından reddedildiğini, oysa davalının başvurusu ile müvekkiline ait ██████████, ███████████, ███████████, ███████████ sayılı "...", "... ...", "..." ibareli markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu ileri sürerek, YİDK'nın 2025-M-5814 sayılı kararının iptalini, tescil edilmiş olması halinde diğer davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Şirket vekili, husumet ve esas yönünden davanın reddini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
: Mahkemece, davaya konu edilen ███████████ başvuru sayılı markanın ... adlı şahıs tarafından başvurusu yapılıp YİDK nezdinde de bu şahsın itirazının kabul edilerek YİDK kararının tesis edildiği, davanın ise marka başvurusunu yapan şahıs aleyhine değil, şahsın yetkilisi olduğu belirtilen ... Mobilya Ticaret ve Sanayi Limited Şirketi taraf gösterilerek açıldığı gerekçesiyle davalı firma açısından açılan davanın usulden reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, HMK'nın 115/2. maddesi gereği dava şartı noksanlığının giderilmesi için Mahkemece süre vermesi gerekirken, dosyanın doğrudan tefriki ile verilen ret kararının hatalı olduğunu, nitekim eksikliğin giderilmesi için Ankara 3.Fikri Sinai Haklar Hukuk Mahkemesinin ███████ Esas sayılı davasının açıldığını, birleştirme talebinde bulunulduğunu, başvuran kişinin de davalı firma adına işlem yaptığının açıkça ortada olduğunu
ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, mahkemece "asıl davada iki davalının olduğu ve tefrik edilen davada da ön inceleme duruşmasının yapılmadığı" gerekçe gösterilerek müvekkili yararına karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca verilmesi gereken vekalet ücretinden kesinti yapılarak 13.750,00 TL vekalet ücretine hükmedildiğini, kaldı ki tefrik edilen davada birden fazla davalının bulunmadığını, tefrik kararı verilen davada davanın usulden reddi kararının sadece müvekkili şirket bakımından verildiğini ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak vekalet ücreti yönünden kaldırılmasını istemiştir.
GEREKÇE
: 1- Dava, YİDK kararı iptali ve hükümsüzlük istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
6100 sayılı HMK'nın "Davaların ayrılması" başlıklı 167. maddesi uyarınca "Mahkeme, yargılamanın iyi bir şekilde yürütülmesini sağlamak için, birlikte açılmış veya sonradan birleştirilmiş davaların ayrılmasına, davanın her aşamasında, talep üzerine veya kendiliğinden karar verebilir. Bu durumda mahkeme, ayrılmasına karar verilen davalara bakmaya devam eder."
Yine 6100 sayılı HMK'nın 138. maddesi hükmü uyarınca mahkeme, öncelikle dava şartları ve ilk itirazlar hakkında dosya üzerinden karar verir; gerektiği takdirde kararını vermeden önce, bu konuda tarafları ön inceleme duruşmasında dinleyebilir. Ayrıca aynı Yasanın 142. maddesi uyarınca ön inceleme duruşması tamamlandıktan sonra, hâkim tahkikata başlamadan önce, hak düşürücü süreler ile zamanaşımı hakkındaki itiraz ve def’ileri inceleyerek karara bağlar.
Dolayısıyla mahkemece dosya üzerinden, sadece dava şartları ve ilk itirazlar hakkında karar verilebilir. Hak düşürücü süreler ile zamanaşımı hakkındaki itiraz ve def’iler konusunda ise ön inceleme duruşmasını yapmak kaydıyla tahkikat ve sözlü yargılama duruşmalarını yapmadan karar verilebilir. Böylelikle mahkemece ön inceleme aşamasından sonra, başkaca bir tahkikat yapılmasına gerek olmadığı görülürse, yani mevcut dosya içeriği ile usul ya da esas bakımından bir karar vermek mümkünse, nihai bir kararla dava sona erdirebilir. (HMK. 138, 142. maddeler).
Esasen ön inceleme aşamasında karar verilebilen usulü sorunların tahkikata bırakılmaması ve ön inceleme aşamasında karara bağlanması gerekir. Ayrıca maddi hukuka ilişkin olmakla birlikte süreler bakımından da karar verilebilen durumlarda, kural olarak kararın tahkikata başlanmadan verilmesi gerekir. Yine taraflar ön inceleme aşamasında sulh ya da arabuluculuk yoluyla anlaşmışlarsa da yine tahkikat yapılamayacaktır. Kanunda açıkça belirtilen bu durumlar dışında da tahkikata ihtiyaç duyulmuyorsa hakim bunu belirterek de karar verebilmelidir. Ancak her halükarda duruşma yapmak ve sözlü yargılama yoluyla tarafları dinleyerek karar vermek zorundadır. Burada dikkat edilmesi gereken nokta şudur: Usulü sorunlar hakkında karar verirken bu karar ön incelemede verilebilen karar niteliğindedir. Ancak esas hakkında karar verilecekse bunun ön inceleme aşaması içinde verilmesi mümkün değildir. Mahkemece ön inceleme aşaması tamamlanmalı, uyuşmazlık noktaları tespit edilmeli, taraflar sulh olmuyorsa hakim işin esasına girip karar vermelidir. Dolayısıyla bu durumlarda ön inceleme duruşması yapılmalı, ayrıca sözlü yargılama ve hüküm aşaması da gerçekleştirilmelidir. Yani mahkeme ön inceleme duruşmasının tamamlandığını bildirip, bu konuda gerekli işlemleri yaptıktan sonra, tahkikata gerek olmadığını belirterek, tarafların bu konuda beyanlarını almak suretiyle yargılama kesitlerini aynı oturumda arka arkaya gerçekleştirebilir. Ancak ihtiyaç olmadığından, tahkikat yapılmayacaktır. Çünkü isminden de anlaşıldığı üzere tahkikat, incelenmesi gereken bir husus varsa yapılır, incelenecek bir husus olmayıp yargılama ön inceleme sonucu yeterince aydınlanmışsa, tahkikata gerek kalmayacaktır. Ön inceleme duruşması yapılmadan bir dava yürütülemez, ancak ihtiyaç yoksa tahkikat yapılmayabilir. Tek dikkat edilmesi gereken, bu kesitler aynı duruşmada yapılırsa mutlaka her birinin gereklerinin yerine getirilmesidir (Pekcanıtez Usul, Medeni Usul Hukuk, 15.Bası, Cilt:2, s:1335, 1336).
Somut uyuşmazlıkta ise mahkemece 28.01.2026 tarihinde ████████ Esas numaralı asıl davada yapılan ön inceleme duruşmasında, davalı şirket hakkındaki davanın asıl davadan tefrikine karar verilmiş, asıl davadan ayrılan ███████ Esas numaralı dosyada ise evrak üzerinden yapılan yargılama sonucunda, yukarıda yazılı gerekçelerle davalı şirket hakkındaki davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle tensiben reddine karar verilmiştir.
Oysa HMK'nın 114/1-d maddesinde dava şartı olarak düzenlenen taraf ve dava ehliyeti, medeni hukukta düzenlenen hak ve fiil ehliyetinin, medeni usul hukukundaki karşılığıdır. Somut uyuşmazlıkta ise davacı ve davalı tarafların dava ve taraf ehliyetlerinin bulunduğu açıktır. Buna karşılık ilk derece mahkemesince davanın reddi sebebi olarak değerlendirilen pasif husumet yokluğu kavramı, dava konusu edilen hak ile ilgili bulunduğundan, HMK'nın 114/1-d maddesi kapsamında dava şartı olarak kabulü mümkün olmayan, işin esasına ilişkin bir kavramdır.
Bu durum karşısında öncelikle ayrılmasına karar verilen dava yönünden somut uyuşmazlıkta mahkemece, HMK'nın 138, 142. maddelerinde açıklanan istisnai bir durumun söz konusu olmadığı ve gerek asıl gerekse de tefrik edilen dava yönünden ön inceleme duruşmasının 28.01.2026 tarihinde yapıldığı nazara alınarak, tefrik edilen dosyada tahkikat duruşmasının da yapılması, tahkikat aşaması tamamlandıktan sonra sözlü yargılamaya geçilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, HMK'da düzenlenen yargılama safhaları tamamlanmadan, asıl davadaki ön inceleme duruşmasında tefrik kararı verilmesinden sonra, mahkemenin yeni bir esasına kaydedilen davanın tensiben reddine karar verilmesi de doğru olmamış, taraf vekillerinin istinaf itirazlarının kabulü ile HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, kararın niteliğine göre taraf vekillerinin sair istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
2- Kabul şekli bakımından da mahkemece asıl davada iki davalı olduğu ve henüz ön inceleme duruşmasının yapılmadığı gerekçesiyle davalı yararına 13.750 TL vekalet ücretine karar verilmiştir. Oysa yukarıda açıklandığı üzere, asıl davada tefrik kararı verilmesinden önce ön inceleme duruşması yapılmıştır. Bu ön inceleme duruşmasının, ayrılan dava yönünden de yapılmış sayılmasının gerektiği açıktır. Ayrıca karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT 3/2. maddesine göre, müteselsil sorumluluk da dahil olmak üzere, birden fazla davalı aleyhine açılan davanın reddinde, ret sebebi ortak olan davalılar vekili lehine tek, ret sebebi ayrı olan davalılar vekili lehine ise her ret sebebi için ayrı ayrı avukatlık ücretine hükmolunur. Bu itibarla somut uyuşmazlıkta da davalı şirket lehine tam vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması da doğru görülmemiştir.
3- Yine kabul şekli bakımından, mahkemece bir davalı hakkındaki davanın asıl davadan ayrılması ve ayrılan davada o davalı hakkında husumetten ret kararının verilmesi düşünülüyorsa, öncelikle asıl davada tefrik kararının verilmesi, ardından tefrik işlemlerinin tamamlanması ve tefrik edilen davada yeni esas üzerinden anılan kararın verilmesi gerekir. Zira Bölge Adliye ve Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdarî ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik'in "Davaların birleştirilmesi ve ayrılmasında yapılacak işlemler" başlıklı 219. maddesi, 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 27., Aynı Yasanın 30. maddesi ve anılan maddenin yollamasıyla HMK’nın HMK’nın 150. maddesi uyarınca, mahkemece ilk yapılması gereken iş, anılan Yönetmelik'in 219. maddesi uyarınca davaların ayrılmasının sağlanması, bu cümleden olarak davacıdan ayrılan davalar bakımından yeniden karar ve ilâm harcı alınıp alınmayacağının değerlendirilmesi, ancak her halükarda ayrılıp yeni esas numarası alan her dava için yeni bir başvuru harcının alınmasıdır.
Bu itibarla mahkemece, davacı tarafça gerekli işlemler yapıldıktan ve harçlar yatırıldıktan sonra, ayrılan dava hakkında bir karar verilmesi gerekirken, bu işlemler tamamlanmadan, diğer bir deyişle davacı tarafça tefrik işlemlerinin tamamlanıp tamamlanmayacağı, dolayısıyla ayrılan davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesinin gerekip gerekmediği belli olmadan, ████████ Esas sayılı asıl dava dosyası üzerinden, 28.01.2026 tarihli duruşmada (3) no'lu ara kararı ile önce husumetten ret kararının verilmesi, ardından tefrik işlemlerinin yapılmasına girişilmesi dahi doğru görülmemiştir.
HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davacı ve davalı vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 4. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi █████/2026 gün ve ███████ E. - ███████ K. sayılı kararının KALDIRILMASINA;
2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine İADESİNE,
3-Davacı ve davalı vekillerinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,
4-Davacı ve davalı tarafından istinaf başvurusunda ayrı ayrı peşin olarak yatırılan 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının istek halinde taraflara ayrı ayrı iadesine,
5-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılamada değerlendirilmesine,
7-Kararın tebliği ve harç işlemlerinin yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile █████/2026 tarihinde HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH
: █████/2026
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!