Anahtar kelimeler: İban Kurtuluş Girişi Şubesi Tanımadığı Eylemden Sehven Girilmek Ştinin Sebepsiz

T.C.

İSTANBUL
9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ████████ Esas
KARAR NO
: ████████
DAVA
: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ
: █████/2024
KARAR TARİHİ
: █████/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, şirkete ait olan ... Bankası ... şubesi, ... Müşteri numaralı, .... hesap numaralı banka hesabından ... uygulaması ile 25.06.2024 tarihinde hesap numarası yanlış girilmek suretiyle, sehven, hiç tanımadığı davalı şirkete 50.000,00 TL havale yoluyla para gönderildiğini, davalıya ait olan, yine ... Bankasının Kurtuluş şubesi .... hesap numaralı, ... İBAN numaralı hesabı bulunan davalı ... Şti.'nin hesabına sebepsiz zenginleşecek şekilde 50.000,00 TL tutarında bir para girişi olduğunu, müvekkili şirket ile davalı arasında hiçbir şekilde ticari ilişki bulunmadığı gibi, ne ödeme tarihinde ne de öncesinde taraflar arasında borç doğuran işlem de bulunmadığını, müvekkili şirket olan ...Ltd. Şti. yetkilisi ... ve ... olup anılan ödeme ...'e ait ... ... şubesinin ... hesap numaralı,... İBAN numaralı banka hesabına yapılacakken, şube kodu olan 256 yerine sehven 226 girildiğini ve yanlışlıkla davalı ...Şirketi'nin hesabına gönderildiğini, her iki tarafın da aynı banka hesabını kullandığını, havalenin gerçekleştirilmesi için yalnızca 10 haneli şube kodunu da içeren hesap numarasının girilmesinin yeterli olduğunu, müvekkili şirket tarafından aslında ödemenin yapılmak istenildiği dava dışı ...'e ait hesap numarası ve davalı şirketin hesap numaraları karşılaştırıldığında yalnızca tek bir rakamın farklı olduğu bu rakamın da şube kodunun bulunduğu kısımda olduğunun görüldüğünü, izah edildiği üzere davalı şirkete yapılan ödeme sehven yapılmış olup aslında şirket yetkilisi ...'e yapılması gerekli olan ödemenin davalıya gönderildiğinin sonradan öğrenildiğini, davalı şirketin, müvekkil şirket tarafından sehven gönderilen havale neticesinde sebepsiz olarak zenginleştiğini, sehven gönderilen miktarın müvekkiline iadesine karar verilmesini ve davanın kabulünü talep ile dava ettiği görüldü.
Davalıya usulüne uygun tebligat hazırlandığı ancak davaya karşı cevap dilekçesi sunmadığı görüldü.
DELİLLER VE GEREKÇE;
Dava; davacı şirket tarafından davalı şirkete sehven yapıldığı belirtilen havale bedelinin davalı şirketten tahsili istemine ilişkindir.
... Bankasının █████/2025 tarihli müzekkere yanıtı incelendiğinde; davacının kendi hesabından davalının hesabına 25.04.2024 tarihinde 50.000TL'yi havale ettiğinin bildirildiği görülmüştür.
Tüm deliller toplandıktan sonra, bilirkişiden rapor alınmasına karar verilmiş, mali müşavir bilirkişi ... tarafından hazırlanan █████/2026 tarihli bilirkişi raporunda; "...1)Davacı firma tarafından incelemeye ibraz edilen 2024 yılına ait yasal defterlere ilişkin tasdikle ilgili yükümlülüklerin yasal süresinde yerine getirilmediği ve kendi lehine delil olma özelliğine sahip olmadığı,
2)Davalı tarafça yasal defter ve dayanak belgeler incelemeye ibraz edilmediğinden dava konusu olaylar yönünden davalı tarafa ait yasal defterler üzerinde inceleme yapılamadığı,
3)Davacının ticari defterlerinde davalı ile ilgili tek kaydın dava konusu olan 25.04.2024 tarihinde davalı hesabına gönderilen 50.000.- TL havale kaydının olduğu,
4)Davacı tarafından davalı hesabına 50.000.- TL gönderildiğinin ... Bankasından gelen yazı ile teyit edildiği,
5)Davacının yasal defter kayıtlarında taraflar arasında bir ticari ilişkinin mevcut olmadığı,
6)Dava konusu havalenin yapıldığı tarihte davacının davalıya borçlu olmadığı, dava konusu havalenin verilen avanslar hesabında kayıtlı olduğu, dava konusu havale yapıldıktan sonra davalı tarafından davacıya mal ve hizmet teslimi olduğuna dair dosyada mevcut bilgi ve belge bulunmadığı,
7)Davacı şirketin ticari defterlerinde davalı şirketten 50.000,00 TL alacaklı göründüğü ve davacının davalıdan 50.000.- TL Alacak talep edebileceği..." sonuç ve mütalaa edildiği görüldü.
6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun ''Sebepsiz Zenginleşmeden Doğan Borç İlişkileri'' başlıklı bölümünde yer alan 77. maddesi; ''Haklı bir sebep olmaksızın, bir başkasının malvarlığından veya emeğinden zenginleşen, bu zenginleşmeyi geri vermekle yükümlüdür. Bu yükümlülük, özellikle zenginleşmenin geçerli olmayan veya gerçekleşmemiş ya da sona ermiş bir sebebe dayanması durumunda doğmuş olur.'' hükmünü içermektedir.
Davacı sehven yaptığını iddia ettiği havale bedelinin davalıdan sebepsiz zenginleşme kurallarına göre tahsili talep etmiştir. Sebepsiz zenginleşme, bir kimsenin mal varlığının geçerli (haklı) bir sebep olmaksızın diğer bir kimsenin mal varlığı aleyhine çoğalması (zenginleşmesi) demektir. Sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacak talep edilebilmesi için, borçlunun mal varlığından bir başkasının aleyhine olarak bir zenginleşme meydana gelmeli, zenginleşme ve zenginleştirici olay arasında illiyet bağı bulunmalı ve zenginleşme haklı bir sebebe dayanmamalıdır.
Sebepsiz zenginleşme; geçerli olmayan ve tahakkuk etmemiş yahut varlığı sona ermiş bir nedene ya da borçlu olunmayan şeyin hataen verilmesine dayalı olarak gerçekleşebilir. Sebepsiz zenginleşme bunlardan hangisi yoluyla gerçekleşmiş olursa olsun, sebepsiz zenginleşen, aleyhine zenginleştiği tarafa karşı geri verme borcu altındadır. TBK'nın77/1 maddesine göre; zenginleşen başkasının malvarlığından veya emeğinden haklı bir sebep olmaksızın elde ettiği zenginleşmeyi geri vermek zorundadır. Geri verme borcunun konusu ve kapsamı; TBK'nın 79 ve 80'de "aynen geri verme ilkesi"ne göre düzenlenmiştir.
Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin... E. ... K. sayılı ilamı ile; "Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, Kanun'un ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK'nın 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir. Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK'nın 220/3. maddesi gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki ( ticari defterlerindeki ) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'daki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır." şeklinde karar verilmiştir.
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; TBK'nın77/1 maddesine göre; zenginleşenin başkasının malvarlığından veya emeğinden haklı bir sebep olmaksızın elde ettiği zenginleşmeyi geri vermek zorunda olduğu, davalının zenginleşmenin haklı bir nedene dayandığına ilişkin hiç bir delil sunmadığı, davacının usule uygun tutulmuş ticari defterlerinin lehine delil olarak kabul edilmesi gerektiği, bilirkişi raporu ile davacının davalıya borçlu olmadığı, davalının dava konusu havale nedeniyle 50.000TL borçlu olduğunun tespit edildiği anlaşılmakla davanın kabulüne, sebepsiz zenginleşen davalının kötüniyetli olduğu ispat edilemediğinden TBK'nun 117. Maddesi uyarınca temerrüt için bildirim gerekeceğinden dava tarihinden itibaren alacağa yasal faiz uygulanmasına karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın kabulü ile 50.000TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesine göre hesap edilen 3.415,50-TL. maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 853,88-TL. harcın mahsubu ile bakiye 2.561,62-TL. harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 45.000-TL. vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan 427,60-TL. başvurma harcı + 853,88-TL. peşin harç + 8.000-TL. bilirkişi + 132,50-TL. tebligat-müzekkere giderleri olmak üzere toplam 9.413,98-TL. yargılama giderlerinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-(11)-(13) maddesi ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600-TL. arabuluculuk ücretinin tamamının, davalıdan tahsiliyle hazineye irat kaydına,
6-Davacı tarafından yatırılan bakiye gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, diğer tarafın yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmek üzere mahkememize hitaben yazılmış, mahkememize ya da en yakın Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile gidilebilecek İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.█████/2026
Katip
¸e-imzalıdır
Hakim
¸e-imzalıdır
¸Bu evrak 5070 sayılı Yasa gereğince elektronik olarak imzalanmıştır.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!