Anahtar kelimeler: Yidk Bam Esaskarar Sinai Sınai Fikri Haklar Layihalar Marka İstenmiş

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ
Esas-Karar No
: ████████ - █████████T.C.ANKARABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ20. HUKUK DAİRESİESAS NO
: ████████KARAR NO
: █████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AK A R A RİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİTARİHİ
: █████/2024NUMARASI
: 2023/5 E. - ███████ K.DAVANIN KONUSU
: YİDK Kararının İptaliTaraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen █████/2024 tarih ve 2023/5 E. - ███████ K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
: Davacılar vekili, müvekkillerinin “...” ibaresinin marka olarak tescili için ███████████ sayılı başvuruda bulunduğunu, başvuruya davalı firmanın SMK m. 6/1 hükmüne dayalı olarak yaptığı itirazın kabul edilerek müvekkillerinin markasının reddedildiğini, bunun haksız ve hukuka aykırı bir işlem olduğunu, somut uyuşmazlığa konu olan “...”' ibaresinin davalı firma haricinde, muhtelif sektörlerde faaliyet gösteren kişi ve kuruluşlar tarafından kullanıldığını, tek başına markasal hüviyette ayırt ediciliği bulunmayan bir ibare olduğunu, dava konusu edilen markada bu ibarenin “...” şeklinde, bütünleşik olarak ele alınması gerektiğini, bu haliyle de taraf markalarının benzerliğinden bahsedilemeyeceğini, müvekkillerinin “....” markasını davalı firmadan çok daha önceki tarihlerde, 2009 yılından günümüze kadar aktif bir biçimde kullandığını, öncelik hakkının olduğunu ileri sürerek, YİDK’nın 2022-M-15832 sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı ... Kurumu vekili, taraf markalarının birbirleriyle karıştırılma ihtimali doğuracak derecede benzer olduğunu, ayrıca davacıların markasının reddedildiği emtia açısından davalı firmanın markasının tescilli olduğunu, dolayısıyla taraf markaları arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.Davalı şirket vekili, müvekkilinin 2015 yılından beri hizmet verdiğini, “...” ibareli markası ile herkes tarafından hızlıca tanınır hale geldiğini, “...” markasının geniş bir kullanıcı kitlesine sahip olduğunu, dava konusu edilen “....” ibareli markanın tesciline karşı müvekkilinin “...”li markalarına dayalı olarak dosyaladığı itirazların davalı Kurum tarafından nihai olarak kabul edilmesinin yerinde ve doğru bir karar olduğunu, dava konusu markada tüketicinin dikkatine asıl olarak sunulan unsurun “...” ibaresi olduğunu, zira markada geçen “...” ibaresinin “...” şeklindeki yerleşik anlamları nedeniyle markasal hüviyette ayırt ediciliğinin bulunmadığını, dava konusu edilen markanın tescil edilmesi halinde müvekkilinin markasının tanınmışlığına ve ayırt edici karakterine zarar vereceğini, bu markanın tesadüfen seçildiğinden bahsedilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, karşılaştırılan markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzerlik bulunduğu, davacıların markasının reddedildiği tüm emtia yönünden emtia ayniyeti şartının da gerçekleştiği, davacıların markasının kapsamına alınmak istenilen hizmetlerin hitap ettiği alıcı kesiminin, bu hizmetleri satın aldıkları anda bilinç seviyelerinin düşük olmadığı, karşılaştırılan markalar arasında, davacıların markasının reddedildiği tüm emtia yönünden karıştırılma ihtimalinin/iltibas tehlikesinin bulunduğu, davalının “tanınmış marka” iddialarının dava konusu edilen markanın, 35. Sınıf altındaki “genel mağazacılık hizmetleri” ve “alıcı ve satıcılar için online pazaryeri (internet sitesi) sağlama hizmetleri” yönünden tesciline/hükmüne engelinin/etkisinin olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkilinin "..." ibareli markayı önceden beri kullandığını, '...' kelimesinin özgün olmadığını, birçok kullanımının bulunduğunu, ayırt edicilikten yoksun olduğunu, işaretin ayırt edici gücünün, bütünü dikkate alınarak değerlendirilmesi gerektiğini, bütünsel olarak yapılan incelemede "..." markasının farklı olduğunu, mahkeme kararının yerinde olmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.GEREKÇE
: Dava, YİDK kararı iptali istemine ilişkindir.İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacıların "..." ibareli marka başvurusu ile "..." ibareli itiraza mesnet tescilli markalar arasında, biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede SMK'nın 6/1. maddesi anlamında bir benzerlik bulunduğu, zira davalının tanınmış seri markalarında bulunan "..." ibaresinin başvuru markasında aynın bulunduğu, "..." kelimesinin yeterli farklılık sağlamadığı, işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makul düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar için ayırdığı satın alma süresi içinde, dava konusu marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden, karşı tarafın tescilli markasından farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı, her iki marka arasında yanılgı yaşayabileceği, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile mesnet marka arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı hizmetler algısı oluşabileceği yani markaları karıştırabileceği anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 427,60-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 304,40-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına,4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile █████/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH
: █████/2026BaşkanÜyeÜyeKatipBu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.