Anahtar kelimeler: Refi İstemli Bam Esaskarar Sinai Sınai Fikri Marka Tecavüzün Haklar

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ████████ - ████████
T.C.ANKARABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ20.HUKUK DAİRESİESAS NO
: ████████KARAR NO
: ████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AK A R A RİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİTARİHİ
: █████/2026NUMARASI
: ████████ E. - ███████ K.DAVANIN KONUSU
: Marka (Marka İtibarının Kaybı Nedeniyle Tazminat İstemli), Marka (Tecavüzün Ref'i İstemli), Marka (Tecavüzün Tespiti İstemli), Marka (Maddi Tazminat İstemli), Marka (Manevi Tazminat İstemli)Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen █████/2026 tarih ve ████████ E. - ███████ K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, "..." ibareli markası ile 11. sınıftaki duş için küvetler, bideler, banyo kabinleri, duş kabinleri, pisuvarlar, klozetler, hela taşları, lavabolar, eviyeler, bunlar için bölmeler ve yapı elemanları" emtiasının üretim ve ticaretini yapan müvekkilinin aynı zamanda "..." markasınında sahibi olup bu iki markayı 2012 yılından beri kullanmakta olduğunu, buna rağmen davalı şirketin 07. sınıftaki vitrifiye ürünlerde "..." markasını 30/1/2017 tarihinde tescil ettirdiğini, anılan bu tescil işlemine karşı açılan hükümsüzlük davasının Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin ████████ E. sayısında derdest olduğunu, adına tescilli "..." markasını tescil edilmiş haliyle kullanmayan davalının, adına tescilli olmadığı halde "..." ibaresini de kullandığını ve davalının anılan kullanımlarının müvekkili aleyhine haksız rekabet eylemi niteliğinde olduğunu ileri sürerek haksız rekabetin tespiti ve menine, müvekkilinin bu haksız rekabet nedeniyle uğramış olduğu 7.000 TL maddi zarar ve 3.000 TL manevi zararın tazminine karar verilmesini talep ve dava etmiş, █████/2023 tarihli duruşmada maddi tazminat talebini, 24.000,00.-TL olarak ıslah etmiştir.Davalı şirket vekili, müvekkilinin █████/2015 tarihinde "... ..." markasını, █████/2017 tarihinde de "......." markasını tescil ettirdiğini, aynı sektörde faaliyet davacının, müvekkilinin tescilli markası olan "... ..." markasının ‘"..." kısmını, "...…." markasını ise nokta ve sayılarına kadar aynı şekilde kullanmakta olduğunu, davacının müvekkilin markasını izinsiz ve hukuka aykırı olarak kullanımı nedeniyle Çaycuma 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde ███████ D. İş sayısı ile tespit yapıldığını, tespit dosyasında mevcut bilirkişi raporunda davacının, müvekkilinin markalarını kullandığına dair tespit bulunduğunu, tespit edildiği haliyle davacının kullanımın müvekkilinin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunu, öte yandan davacı tarafından müvekkilinin markaları aleyhine Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde açılan hükümsüzlük davasının bekletici mesele yapılması gerektiğini, davalının müvekkilinin tescilli markalarını kullanmasının haklı bir nedeninin bulunmadığını, müvekkilinin " ......" ibareli markayı tescil edilmiş halinden farklı bir şekilde kullandığı iddiasının gerçeği yansıtmadığını, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 9. maddesinde markanın ayırt edici karakterini değiştirmeden farklı unsurlarla kullanımının markanın farklı kullanımı olarak nitelendirilemeyeceğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
: Mahkemece, taraf markaları/markasal kullanımları arasında görsel, işitsel ve anlamsal açıdan benzerlik bulunduğu, rekabet ekonomik hayatta müşteri çekmek için yapılan mücadele olmakla birlikte, mücadelede kullanılan vasıtaların meşru olması gerektiği, herkesin rekabet hakkını kullanırken iyiniyet kurallarına uymakla yükümlü olduğu, bir tüccarın, rakip bir tüccarın şöhretini, ticaret unvanının, mahsulatının alametlerini müşterileri zehaba götürecek şekilde kullanması halinde iltibasın söz konusu olacağı, somut olayda, davalının markasal kullanımı ile davacı yanın markası / markasal kullanımı arasında da benzerlik bulunduğu, söz konusu benzerlik derecesinin yüksekliği ve tarafların aynı sektör içinde faaliyet göstermeleri nedeniyle tarafların birbirlerini tanımadığından söz edilemeyeceği, davacının TTK'nın haksız rekabet hükümlerinden yararlanabileceği, davacının tazminatın miktarını SMK m. 151/2-c kapsamında; sınai mülkiyet hakkına tecavüz eden davalının bu hakkı bir lisans sözleşmesi ile hukuka uygun şekilde kullanmış olması hâlinde ödemesi gereken lisans bedeli üzerinden hesaplanmasını talep ettiği, dosya kapsamında yapılan incelemeler neticesinde, davalının, markayı bir lisans anlaşması ile hukuka uygun şekilde kullanmış olması halinde 2017 yılı net satışları üzerinden ödemesi gereken lisans bedelinin 24.932,22 TL olarak belirlendiği, gerekçesi ile davanın kabulüne, davalının "... ..." şeklindeki kullanımının haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, haksız rekabetin men'ine, 24.000,00.-TL maddi ve 3.000,00.-TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
: Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, 1 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, taraflar arasında lisans sözleşmesi bulunmaksızın lisans bedeli esas alınarak maddi tazminatın belirlenmesinin doğru olmadığını, müvekkilinin dava konusu markaları tescilli olarak kullandığını, davacı şirketin pazarda fiyat belirlemede lider olmadığı tespit edilmiş olmasına rağmen davanın kabulünün çelişkili olduğunu, müvekkilinin "......" markasıının █████/2016 tarihinde tescil edilerek koruma altına alındığını, davacı şirketin söz konusu markayı müvekkilinden birkaç sene önce, bir reklam sloganı olarak kullandığını, kazanılmış hak sahipliğine dayalı olarak davanın kabulünün doğru olmadığını, uzun süre kullanımdan doğan bir kazanılmış hakkın, müvekkilinin tescilli marka üzerindeki tekel hakkından üstün olamayacağını, davacının eski tarihli katalog sunmuş olmasının davacıya müvekkilinin marka tescilinden doğan haklarını gasp etme yetkisi vermeyeceğini, davacı tarafından oluşturulan bir katalogun lehe delil olmayacağını, rakipleri kötüleyici etkisi bulunmadığından müvekkilinin haksız rekabet teşkil eden bir eyleminin oluşmayacağını, davacının markayı tescilden önce kullandığını ve bu kullanımın ticari sürekli ve ciddi nitelikte olduğunun her türlü kuşkudan uzak, somut ve objektif delillerle ispatı gerektiğini, bu durumda dahi tazminat için kullanımın kesintisiz olması, belgelerle somut şekilde ispatlanması, kullanım sonucu markanın belirli bir çevrede tanınırlık kazanmış olması şartlarının gerçekleşmesi gerektiğini, somut olayda bu durumun kanıtlanmadığını, tescil ettirdiği "..." markasını usulüne uygun olarak kullanmayan davacının müvekkiline ait bir reklam sloganı ile birlikte kullanarak haksız kazanç elde ettiğini, davacının markayı tescil ettirmeyerek hak kaybına uğradığı iddialarının sorumlusunun müvekkili olamayacağını, haksız rekabete uğrayan kişinin tazminat talep edebilmesi için zarar görmesi gerektiğini, davacının markasının zayıf olduğunu, müvekkilin sözde iltibas yaptığı dönemde davacı firmanın net satışlarında inişli çıkışlı bir durum veya yükseliş trendi görülmediğini, bu durumun müvekkilinin davacının sözde markasından kazanç sağladığı iddialarının gerçeklikten uzak olduğunu ortaya koyduğunu, Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararından sonra, ilgili beyan ve itirazlarının dikkate alınmaksızın hüküm kurulduğunu ve davacı yanın herhangi bir maddi be manevi zararının bulunmadığını ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.GEREKÇE
: Dava, haksız rekabetin tespiti, meni ve tazminat isteğine ilişkindir.İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere davacı tarafça, davalı şirketin "... ..." ibareli markasal kullanımın ██████████ sayılı " ..." markası ve "..." şeklindeki 2012 yılından beri süren markasal kullanım ile iltibasa neden olacak şekilde benzer olduğu, davalının bu kullanımının haksız rekabet niteliğinde olup maddi ve manevi zarara neden olduğu iddia edilmiş ve haksız rekabetin tespiti, meni ve tazminat isteminde bulunulmuştur. Buna karşılık davalı şirket "... ..." ibareli kullanımının ██████████ sayılı "... ..." ve ██████████ sayılı "......" markasına dayalı olduğunu dolayısı ile haksız rekabetten söz edilemeyeceği savunmasında bulunmuş mahkemece davalının bu kullanımının haksız rekabet niteliğinde bulunduğu kanaati ile davanın kabulüne karar verilmiştir.Haksız rekabet, 6102 sayılı TTK'nın 54. vd. maddelerinde düzenlenmiştir. Anılan Kanun'un 54/2. maddesinde, rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamaların haksız ve hukuka aykırı olduğu hüküm altına alınmış, müteakip maddede ise başlıca haksız rekabet halleri düzenlenmiştir. Bu kapsamda Kanun'un 55/1-a-4 maddesinde, başkalarının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açacak nitelikteki davranışlar haksız rekabet hali olarak öngörülmüştür.Somut olayda, █████/2022 tarihli bilirkişi raporunda ayrıntısı ile açıklandığı üzere, davacı şirketin ██████████ sayılı "..." markasının 11. sınıfta tescilli olup davacının fiili olarak "... ..." markasal kullanımının 2011 yılından dava tarihine kadar anılan ürünler üzerinde fiilen söz konusu olduğu, davacı adına tescilli ██████████ sayılı "... ..." ve ██████████ sayılı "..." ibareli markaları bulunuyor ise de, davalı şirketin aynı yazı stili ile oluşturduğu ve davacının markasının asli unsurunu oluşturan "..." ibaresini ön plana çıkaran markasal kullanımının görsel, işitsel ve kavramsal olarak ayırt edilemeyecek derecede benzer bulunduğu bu itibarla, davalı şirketin fiilinin haksız rekabet niteliğinde olduğunun kabulünde usul ve yasaya herhangi bir aykırılık bulunmamaktadır.Bu belirlemelerden sonra davalının haksız rekabeti nedeniyle davacının talep edebileceği maddi tazminatın miktarına gelince, TTK'nın 56/1 maddesinin son cümlesinde, aynı maddenin (d) bendi hükmünce tazminat olarak, haksız rekabet sonucunda davalının elde etmesi mümkün görülen menfaatin karşılığına da karar verebileceği düzenlenmiş olup, davacının SMK m. 151/2-c kapsamında; "sınai mülkiyet hakkına tecavüz eden davalının bu hakkı bir lisans sözleşmesi ile hukuka uygun şekilde kullanmış olması hâlinde ödemesi gereken lisans bedeli" üzerinden hesaplanmasını talep ettiği ve mahkemece anılan hüküm esas alınarak davacı lehine maddi tazminata karar verildiği görülmüştür. Anılan hüküm aynı Kanun'un 29 ve 150. maddeleri uyarınca sınai mülkiyet hakkına tecavüz oluşturan hallere ilişkin olup somut olayda davacının talebi 6102 sayılı TTK da düzenlenen genel hüküm niteliğindeki haksız rekabete ilişkin olduğundan maddi tazminat miktarının bu hükme göre belirlenmesi mümkün değildir.Bu durumda 6102 sayılı TTK'nın 56/1-d maddesi uyarınca davalının kusurlu eylemi sonucu haksız rekabet sebebiyle menfaatleri zarar göre davacının uğramış olduğu zarar miktarının davalının ticari defterleri üzerinde SMMM bilirkişi vasıtası ile yapılacak inceleme sonucu belirlenmesi, ve bu şekilde tazminat miktarının belirlenmesi mümkün olmazsa 6098 sayılı TBK’nın 50.madesi uyarınca tazminat sorumluluğuna hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru olmamıştır.Bu itibarla Dairemizce, davalı vekilinin yukarıdaki hususlara ilişkin istinaf itirazlarının kabulü ile HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, kararın niteliğine göre davalı vekilinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi █████/2026 gün ve ████████ E. - ███████ K. sayılı kararının KALDIRILMASINA;2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine İADESİNE,3-Davalı vekilinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,4-Davalı tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının istek halinde davalıya iadesine,5-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,6-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılamada değerlendirilmesine,7-Kararın tebliği ve harç işlemlerinin yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile █████/2026 tarihinde HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi.GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH
: █████/2026BaşkanÜyeÜyeKatipBu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.