Anahtar kelimeler: Bam Esaskarar Sinai Sınai İbareli Fikri Haklar Marka Layihalar İstenmiş

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ
Esas-Karar No
: ████████ - ████████T.C.ANKARABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ20. HUKUK DAİRESİESAS NO
: ████████KARAR NO
: ████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AK A R A RİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: ANKARA 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİTARİHİ
: █████/2024NUMARASI
: ███████ E. - ███████ K.DAVANIN KONUSU
: Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptaliTaraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen █████/2024 tarih ve ███████ E. - ███████ K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
: Davacı vekili, müvekkilinin ██████████ sayılı "..." ibareli marka başvurusunda bulunduğunu, başvurunun yayınlanması üzerine davalı şirketin ██████████, ██████████, ██████████ sayılı "...", "... şekil", "... şekil" ibareli markalarını gerekçe göstererek yaptığı itirazın kısmen kabulüne karar verilerek başvurunun kısmen reddedildiğini, bu kısmi ret kararına karşı müvekkilinin yeniden inceleme taleplerinin 2022-M-16474 sayılı YİDK kararı ile nihai olarak reddedildiğini, ret kararının haksız ve hukuka aykırı olduğunu, zira tarafların 1969’dan bu yana 54 yıllık geçmişi olan aile grup şirketi iken babaları kurucu ortak ... ...’nün vefatı sonrası 09.02.2021 tarihli protokolle ayrılarak mal paylaşımı yapıldığını, bu protokolün 16. maddesi uyarınca müvekkilinin “...” markasını kullanacağı ve diğer markaları davalı şirkete bırakacağı hususunun düzenlendiğini, sözleşmenin maddelerinin davalı şirket yönünden bağlayıcı olduğunu, davalı şirketin müvekkilinin marka başvurusuna yaptığı itirazın hakkın kötüye kullanılması ve dürüstlük kuralına aykırı bulunduğunu, müvekkilinin başvurusunun müvekkili şirketin yönetim kurulu başkanı ve hakim ortağı ...’nün kendi isim ve soyadından oluştuğunu, SMK’nın 5 ve 6. maddeleri uyarınca taraf markalarının benzer olmadığını ileri sürerek, YİDK’nın 2022-M-16474 sayılı kararın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı şirket vekili, davacı tarafın, iş bu davadaki taleplerini 09.02.2021 tarihli Protokolün 16. maddesindeki düzenlemeye dayandırmış olmasının, davacının bu Protokole aykırı davranışları ve eksik ve ayıplı şekilde ifası nedeniyle mümkün olmadığını, davacı tarafın kendi ana ifa edimini yerine getirmeden müvekkilinden ifa beklemesinin hukuka uygun olmadığını, davacı tarafın, kendi adına sözde "..." markası için yaptığı başvurusunda, "..." ismini ön planda tutarak Protokol hükmünün amacına aykırı davrandığını, bu nedenle müvekkili şirketin dava konusu marka başvurusuna Protokolden bahisle rızası bulunduğunun iddia edilmesinin hukuken mümkün olmadığını, davacı şirketin, dava konusu marka başvurusunda "..." ibaresini ön planda tutarak markalar arasında işitsel, görsel ve genel görünüm itibariyle benzerlik oluşmasına sebebiyet verdiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.Davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraf markalarının kapsamındaki mal ve hizmetler yönünden SMK'nın 6/1. maddesi kapsamında iltibas ihtimalinin ilk şartı olan emtianın/hizmetlerin benzerliği kriterinin sağlandığı, dava konusu "..." markasının, gri bir zemin üzerine yeşil büyük harflerle yazılmış “...” ibaresi ve bu ibarenin üzerinde ilk harfi büyük ve daire içerisinde, diğer harfleri küçük yazılmış “...” ibaresinin birleşmesinden oluştuğu, "..." ibaresinin "..." ibaresinden büyük puntolarla ve öne çıkarılmış şekilde yer aldığı, davalı yanın “...” ve “...” markalarının ise “...” esas unsurundan oluşan kelime ve şekil markaları olduğu, markalar bir bütün olarak incelendiğinde, taraf markalarında “...” ibaresinin ortak olduğu, davacı markalarının esas ve üzerinde durulan unsurunun “...” ibaresi olduğu, bu ibarenin davalının markasında soyadı olarak aynen ve öne çıkarılmış şekilde yer aldığı, “...” ibaresinin markaya ayırt edicilik katmadığı, markalarda ayırt ediciliği sağlayan herhangi bir şekil unsuru bulunmadığı, davalının markası her ne kadar isim soyisim markası olsa da “...” ibaresinin yaygın kullanılan bir isim olmaması ve markada baskın unsur olarak kullanılması nedeniyle ayırt ediciliğinin bulunduğu, 6769 s. SMK’nın 6/1. maddesi uyarınca karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, davacının dava konusu markayı başvuru kapsamında yer alan mal/hizmetler bakımından başvuru tarihinden önce ciddi bir biçimde kullandığını gösterir nitelikte bilgi ve belge sunmadığı, dolayısıyla SMK'nın 6/3. maddesi hükümleri koşullarının oluşmadığı, davalı şirket tarafından yapılan marka başvurusuna itirazın kötüniyetli olduğuna ilişkin somut verilerin dosya kapsamında bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, protokolün değerlendirme dışı bırakılarak kararı verilmesinin doğru olmadığını, mahkemenin bu yöne ilişkin gerekçesinin yerinde olmadığını, davaya konu marka başvurusundaki “...” ibaresinin marka olarak tescil ettirileceği konusunda davalı şirketle sözleşme imzalandığını, taraflar arasında imzalanan bir sözleşmenin marka davasında nazara alınması gerektiği yönünde emsal kararlar olduğunu, markanın ad soy ad markası olduğunu, ticaret unvanında bulunan “...” kelimesinin marka başvurusuna konu edildiğini, müvekkilinin “...” kelimesini hem unvan olarak hem de markasal kullanımının çok uzun yıllar öncesine dayalı olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.GEREKÇE
: Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacının "..." ibareli marka başvurusu ile .davalının "..." ibareli itiraza mesnet tescilli markaları arasında, biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede SMK'nın 6/1. maddesi anlamında bir benzerlik bulunduğu, zira taraf markalarında bulunan esas unsurların "..." ibaresi olduğu, bu ibarenin her iki markada da aynen bulunduğu, davacı tarafça markanın ad soyad markası olduğu ve taraflar arasında bulunan sözleşmeye göre tescil hakkı bulunduğu ileri sürülmüş ise de, “...” ibaresinin davacı başvurusunda aynen ve öne çıkarılmış şekilde yer aldığı, “...” ibaresinin markaya ayırt edicilik katmadığı, markalarda ayırt ediciliği sağlayan herhangi bir şekil unsuru bulunmadığı, davalının markası her ne kadar isim soyisim markası olsa da “...” ibaresinin yaygın kullanılan bir isim olmaması ve markada baskın unsur olarak kullanılması nedeniyle ayırt ediciliğinin bulunduğu, bu hususlar karşısında davacının iddialarının uygulama yerinin bulunmadığı, işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makul düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar için ayırdığı satın alma süresi içinde, dava konusu marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden, karşı tarafın tescilli markasından farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı, her iki marka arasında yanılgı yaşayabileceği, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile mesnet marka arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı hizmetler algısı oluşabileceği yani markaları karıştırabileceği, somut olayda SMK'nın 6/3. maddesinin koşullarının oluşmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 427,60-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 304,40-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına,4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile █████/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH
: █████/2026BaşkanÜyeÜyeKatipBu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.