Anahtar kelimeler: Baro Bam Esaskarar Sinai Sınai Fikri Haklar Layihalar Tedbir Ara

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ
Esas-Karar No
: ████████ - ████████T.C.ANKARABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ20.HUKUK DAİRESİESAS NO
: ████████KARAR NO
: ████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AK A R A RİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: ANKARA 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUKMAHKEMESİTARİHİ
: █████/2026NUMARASI
: ████████ E.TALEP KONUSU
: İhtiyati TedbirTaraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen █████/2026 tarih ve ████████ E. sayılı ara kararın Dairemizce incelenmesi ihtiyati tedbir isteyen davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, müvekkili Baro ile davalılardan ... AŞ ve ...Ltd. Şti. arasında yapılan 11/8/2014 tarihli noter devir sözleşmesi ile ██████████ sayılı "..." markasının müvekkiline devrinin kararlaştırıldığını, anılan sözleşmede "...." alan adının 3 gün içinde müvekkiline devri öngörülmüş olmasına rağmen bu hükmün gereğinin yerine getirilmediğini, internet alan adı sahibi ...Ltd Şti.nin ... AŞ'ye devredildiğini, müvekkili tarafından yaptırılan e-tespitte "...." alan adının halen ... AŞ tarafından organik bağı bulunan diğer davalı ... AŞ'ye kullandırıldığının tespit edildiğini, sözleşme uyarınca müvekkiline devri gereken alan adının devredilmemesi ve bu alan adı üzerinden "..." alan adına yönlendirme yapılması şeklindeki davalı kullanımlarının müvekkilinin sahibi olduğu "..." markasına tecavüz teşkil eden kötü niyetli kullanım vasfında bulunduğunu ileri sürerek " ..." uzantılı internet sitelerinin müvekkiline devri ya da mümkün olmaması halinde terkini veya erişiminin engellenmesini talep ve dava etmiş ve ayrıca, devam eden tecavüzün önlenmesi bakımından bu sitelere erişimin tebdiren engellenmesi isteğinde bulunmuştur.Davalılar ...AŞ, tasfiye Halinde ...Ltd. Şti. ve ... AŞ vekili, alan adının kullanımının markasal kullanım niteliğinde bulunmadığını, çekişmeli alan adıyla ilgili müvekkilinin son eyleminin, davacının taraflar arasındaki sözleşmeyi feshinden önce gerçekleştiğini, talep edilen ihtiyati tedbirin hukuki dayanaktan yoksun ve aşkın bir talep olduğunu ve tedbir uygulanması halinde ... sistemini kullanan binlerce avukatın, internet sitelerine erişiminin engelleneceğini, anılan kullanıcıların hesaplarına ulaşamayacağını elektronik para hesaplarına ilişkin süreçleri yönetemeyeceklerini ve süre gelen işlemleri takip edemeyeceklerini ileri sürerek davanın reddini istemiş ve tebdir talebinin haksız olduğunu savunmuştur.İLK DERECE MAHKEMESİ ARA KARARININ ÖZETİ
: Mahkemece, 1-Davacı yanın ihtiyati tedbir talepli dava dilekçesi ve ekinin incelenmesinden, 6100 sayılı HMK 389 vd. maddeleri uyarınca yaklaşık ispatı ortaya koymaya yarar delil sunulmadığı anlaşılmakla, ara karar tarihi itibariyle 6100 sayılı HMK'nın 390/3. maddesi uyarınca yaklaşık ispat koşulu gerçekleşmediğinden ihtiyati tedbir isteminin reddine karar verilmiştir.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
: Davacı vekili, tedbir talebinin reddine ilişkin ara kararının gerekçe içermediğini, davaya ve tebdire konu alan adlarının müvekkiline ait olduğunun davalılar tarafından 2010 yılından beri bilinmesine rağmen, alan adlarının müvekkiline devredilmediğini, müvekkiline ait olması gereken her iki alan adının da "..." alan adlı internet sitesine yönlendirildiğini, bu şekildeki kullanımın müvekkilinin marka hakkına tecavüz oluşturduğunu ve müvekkilinin 11/8/2014 tarihli noter devir sözleşmesi ile yaklaşık ispat şartını yerine getirdiğini ileri sürerek yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar verilmesini istemiştir.GEREKÇE
: Talep, ihtiyati tedbir istemine ilişkindir.İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, 6100 sayılı HMK'nın 389. maddesi uyarınca mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebileceği, aynı Kanun'un 390/3. maddesi uyarınca ise ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için mutlak bir ispata ihtiyaç olmayıp davanın esası yönünden haklılığın yaklaşık olarak ispat edilmesinin yeterli bulunduğu, somut olayda ise taraflar arasındaki devir sözleşmesinin kapsamı taraflar arasında uyuşmazlık konusu olup ihtiyati tedbir talep eden tarafın, bu aşamada davanın esası yönünden haklılığını yaklaşık olarak ispat edemediği anlaşılmakla, ihtiyati tedbir isteyen davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;1-İhtiyati tedbir isteyen vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,2-İhtiyati tedbir isteyenden alınması gereken harç, istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan harçtan mahsubu ile başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-İstinaf aşamasında ihtiyati tedbir isteyen tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına,4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,5-Kararın tebliğ ve harç işlemlerinin yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile █████/2026 tarihinde HMK 362/1-f maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi.GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH
: █████/2026BaşkanÜyeÜyeKatipBu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.