Anahtar kelimeler: Güzellik Dolmadan Tanındığını İsim Ortağına Eğitimi Sonlandırıldığını Kdv Yazim Zira

T.C. BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO
: ████████ Esas
KARAR NO
: ████████
DAVA
: Alacak (Ticari Nitelikteki Komisyonculuk Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
: █████/2024
KARAR TARİHİ
: █████/2026
KARAR YAZIM TARİHİ
: █████/2026
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Nitelikteki Komisyonculuk Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ;
TALEP
: Davacı vekili dava dilekçesi ile; taraflar arasında 10.08.2021 tarihli Sözleşme uyarınca davalıya ait ...... isimli güzellik uzmanlığı eğitimi verme alanında faaliyet gösteren işletmenin isim hakkını 250.000-TL KDV bedel ile 5 yıl için müvekkili ve dava dışı ortağına tanındığını, 10.08.2021 tarihinden itibaren 5 yıl için 125.000.-TL bedelin ödendiğini 2 yıl dolmadan 26.05.2023 tarihinde sözleşmeden davalıdan kaynaklı sebeplerle iş ilişkisinşn sonlandırıldığını, sözleşmenin kalan kısmıiçin alacak talebinde olduklarnı zira işletmenn faaliyetine devam ettiğini, müvekkili ile aralarındaki sözleşmesel ilişki haksız yere son bulduğundan fazladan ödenen 3 yıllık sözleşme bedelinin iadesini de olmak üzere toplam 75.000.-TL bedelin sözleşmenin fesih tarihi olan 26.05.2023 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte tahsilini, fazlaya dair alacaklarının saklı tutulmasını, yargı ve vekalet ücretinin dacvalıya tahmilini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
: Davalı vekili cevap dilekçesi ile; davacının alenen markayı kötüleme maksatlı hareket ettiğini, whatsap grubundan çıkarmanın fesih sayılamayacağını, fesih iletinin davacı tarafından yapıldığını, davacı yan tarafından gerçekleştirilmiş, haksız ve usulsüz bir fesih söz konusu olduğunu, Haksız ve hukuka aykırı bir surette sözleşmeyi fesheden, taraflar arasındaki sözleşmeye aykırı davranan davacının müvekkilinin uğramış olduğu zararları tazmin etmesi gerekirken huzurdaki taleplerde bulunmasının kabul edilebilir olmadığını, davacının franchise bedeline ilişkin müvekkiline ödeme yapmadığını bu nedenle ortada bir zarar bulunmadığı gibi müvekkilinin işbu zarardan sorumluluğunun gündeme gelmesi için ne bir haksız fiil, ne bir sözleşmeye aykırılık, ne de başkaca bir hukuki sebep de bulunmadığını, davacının taraflar arasındaki sözleşmeye aykırı davranmasından dolayı, hukuka aykırı olarak sözleşmeyi feshetmesinden dolayı müvekkilinin zarara uğradığını, zira davacı tarafından bir bedelin ödendiğini kabul etmemekle birlikte sözleşmenin hukuka aykırı feshedilmemesi halinde dava konusu meblağın müvekkilin kazancı olacağı gibi müvekkilin verilen eğitimlerden ve satışı sağlanacak olan ürünlerden elde edeceği karın da davacının kusuru sebebiyle elde edilemediğini, kendisinden kaynaklı sebeplerle sözleşmeyi fesheden davacının fesih sebebiyle herhangi bir zararı doğmadığını beyan ederek davanın reddini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE
:
Dava, taraflar arasında akdedilen franchising/isim hakkı sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.
Taraflar arasında █████/2021 tarihli sözleşmenin imzalandığı, sözleşme ile davalıya ait ....... isim hakkının davacı tarafa belirli süreyle kullanımının devredildiği, sözleşme kapsamında tarafların karşılıklı hak ve yükümlülüklerinin düzenlendiği, sözleşme hükümlerinin incelenmesi sonucu anlaşılmıştır.
............ 2023/........... Esas Sayılı dosyası dosyamız arasına alınmıştır.
Dosyaya sunulan █████/2025 tarihli bilirkişi raporunda; Haklı sebeplerin ortaya çıkmasına rağmen borç ilişkisine devam eden veya devam edeceğini bildiren taraf, haklı sebebe dayanarak sözleşmeyi feshetme imkanını kaybeceğini, bu kapsamda örneğin, fesih beyanında bulunmasına rağmen fiilen sözleşmeye devam eden tarafın, bundan sonra haklı sebebe dayanarak sözleşmeyi feshedemeyeceği ifade edildiğini, aynı şekilde objektif açıdan haklı sebeplerin varlığına rağmen, sözleşmenin olağan feshi yolunu tercih eden kişi de sonradan haklı sebeple sözleşmeyi derhal fesih hakkını kaybedeceğini, olağan fesih yoluna giden taraf, sözleşmeye olağan fesih dönemi boyunca devam etmeyi kabul etmiş olur ve artık sözleşmeye devamın kendisi için çekilmez hale geldiğini ileri süremeyeceğini, ancak belirtmek gerekir ki, derhal fesih hakkının kaybı, sadece aynı sebep için söz konusu olur, bir başka ifadeyle yeni bir haklı sebebin ortaya çıkması halinde, söz konusu taraf sözleşmeyi derhal feshedebilmeli, fesih hakkı sahibinin olağan fesih dışında daha yumuşak tedbirlere başvurması da söz konusu olabilir. Örneğin, karşı tarafa sadece bir ihtar çekmekle yetinebilir veya onun özrünü kabul ederek ya da başka bir şekilde sözleşmeyi fesih hakkından vazgeçebilir, haklı sebebin varlığına rağmen açıkça veya zımnen sözleşmeyi derhal fesih hakkından vazgeçen taraf, artık bu hakkını kaybeder, örneğin işverenin, haklı bir sebebin varlığına rağmen, işçiden bir sonraki olağan fesih dönemi için sözleşmeyi feshetmesini istemesi halinde, işçi feshi gerçekleştirmese bile, işverenin haklı sebeple fesih imkanını kaybettiği belirtilmektedir, sözleşmenin davalı tarafından feshedilmediğini, sözleşmenin davacı tarafından haklı nedenle feshedildiğine dair dosyada yeterli delilin olmadığı hususları tespit edilmiştir.
Dosyaya sunulan █████/2026 tarihli bilirkişi ek raporunda; Davacı, ortağı olan Türkmenistan uyruklu kişi üzerinden, davalının franchise verdiği kişilerin işletmesini kontrol altında tuttuğunu, o işletmeye dair kamera sistemi şifreleri, muhasebe programları, sosyal medya şifreleri dahil her türlü bilgiyi edindikten sonra kişiyi başka şubede ortak olarak görevlendirdiğini, sözleşmenin 8. Maddesi uyarınca, uzmanlık eğitimi almak için gelecek öğrencilere satılacak olan ekipmanlardan 610 ve 30 gibi komisyon talep edildiğini, bu ekipmanların davalıdan satın alınmasının zorunlu tutulduğunu, zaman içerisinde davalının müvekkile sattığı ürünlerin kar marjını çok artırdığını, öğrenciler için bu alımı yapmanın dolayısıyla da kursa devam etmenin çekilmez bir hal aldığını, davalının tüm öğrenci komisyonları ve makina ekipman alımlarını düzenleyen muhasebesel evraklarda bilerek ve birden fazla kez usulsüzlükler yaptığını, her defasında müvekkilin uyarıları neticesinde hataların düzeltilerek doğru miktarda faturaların tanzim edildiğini ileri sürdüğünü, yukarıda da belirtildiği gibi franchise sözleşmelerinde, franchise alanın franschise sistemine dahil olma ve sürümü artırma borcu bulunmaktadır. Sözleşmelerde buna ilişkin somut düzenlemeler de yapıldığını, olayda da, sözleşmenin 8. Maddesi ile kullanılacak ekipmanların davalıdan satın alınması zorunluluğu getirilmiştir. Davacı, faturalarda usulsüzlük yapıldığı ve Türkmenistan uyruklu bir kişi ile ilgili de bazı iddialarda bulunduğunu, faturalar uyarı üzerine düzeltildiğini, Türkmenistan uyruklu kişi ile ilgili iddialar ise soyuttur davacının franchise sistemine dahil olma ve sürümü artırma borcunun olduğunu, davacının iddialarının haklı bir neden oluşturmadığı, hususları tespit edilmiştir.
█████/2024 tarihli duruşmada Tanık ....... ; "Ben mutfak personeliyim, bana sormuş olduğunuz sözleşmesinin feshine ilişkin ....... gruplarından çıkarılmaya ilişkin aralarındaki iletişime dair ve iş ilişkisinin sonlanıp sonlanmadığına dair herhangi bir bilgim yoktur dedi. Ben mutfakta çalışırken herhangi bir öğrencinin davacıyla ilişkilerinden olmamasından bahisle kayıtlarının sildirilmesini talep edilmesi gerektiğine ilişkin öğrencilere söylenen bir yönlendirme duymadım, davacının bana söylediği öğrencilerin aranarak kendisi ile ilişkisinin kalmadığından kayıtlarının sildirilmesinin istenildiğidir, benim bu konuda görgüye ve duyuma dair bire bir tanıklığım yoktur dedi." beyanında bulunmuştur.
█████/2025 tarihli duruşmada Tanık .......; "Ben ....... Eğitim kurumlarında genel koordinatör olarak görev yaptım, şubeler ile ilgili işlerle ilgilenmekteydim, anlaşmazlığın çıkış noktası şube ile ilgili daha önce verilen malzeme ürünler ile hak edişlerin ödenmemesi nedeniyle oldu, davacı whatsap gruplarında markayı karalayıcı paylaşımlar yaptı, davalı bu nedenle davacıyı gruptan çıkardı, davalı tarafından resmi olarak davacıya franchisenin bitirildiği bildirilmedi, ancak davacı kendisi franchiseya ait görsel ve tabelaları kaldırdı dedi. Türkmenistan uyruklu şahıs davacı ile birlikte çalışmaktaydı, oradan başka yere gitmiyordu, bizim şahsı bir yere gönderdiğimizi hatırlamıyorum dedi. Davacının sözlü olarak davalıya bildirim yaptığını hatırlıyorum, ancak ne şekilde olduğunu tam olarak hatırlamıyorum dedi."beyanında bulunmuştur.
█████/2025 tarihli duruşmada Tanık ...; ".... satış temsilcisi olarak çalışıyordum, .... ile ...... arasında sözleşme düzenlendi, yaklaşık 1-1,5 yıl boyunca franchise devam etti, ....daha sonra ürünlerle ilgili şikayette bulunmaya başladı, ürünler alınıp üzerinden bir yıl geçtikten sonra şikayet yapılmaya başlandı, davacı ürünleri kendisi teslim alıyordu, davacı daha sonra cari hesapları ödememeye başladı, davacının markayı karalamaya yönelik işlemleri olup olmadığını bilmiyorum, davacıdan isim hakkının alınıp alınmadığı konusunda bilgim yoktur, sözleşmeyi davacının feshettiğini biliyorum dedi. Davacı cari hesap ödemelerini yapmamaya başladıktan sonra ürünlerle ilgili şikayette bulunmaya başladı dedi." beyanında bulunmuştur.
████████ Talimat dosyasında █████/2024 tarihli duruşmada ....; "......bizim isim hakkını devraldığımız marka kurucumuzdur. Davacı tarafı da ben .......olarak bilirim. ......ve .......arasında bir sözleşme olduğu ve ...... markamızın bir şubesi olarak faaliyet gösterdiğini biliyorum. Biz Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı resim okul statüsündediyiz. Öğrencilere karşı markanın bize yüklediği belirli kurallar vardır. Markanın bir şubesi de ...işletmiştir. Ancak bu kurallara riayet etmediği için isim hakkının kendisinden alındığını biliyorum. ...... bizzat marka kurucumuza şikayet edenlerden bir de benim. Kendisi usulsüz çalıştığı için öğrencilere gerekli eğitimi vermemesi sebebiyle şikayet etmiştim. Davranışlarıyla markanın karalanmasına sebebiyet veriyordu. Bu hususlarda ben marka kurucumuzu bilgilendirdim. Ayrıca bildiğim kadarıyla başka şubelerden ve kuruculardan da şikayet gitti. Ancak isim hakkını marka sahibi tarafından kendisinden alınıp alınmadığı ya da sözleşmeyi kimin fesih ettiğini bilmiyorum. Ayrıca davacı taraf gerekli marka ödemesini de yapmadığını biliyorum. Ticari sarf malzemelerin ödemesini yaptı. Bunun dışında herhangi bir ödeme yapmadı. dedi."beyanında bulunmuştur.
Ticaret hacmini ve müşteri sayısını artırmak isteyen mal ve hizmet sağlayıcıları bu mal ve
hizmetlerini pazarlara dağıtmak ve müşteriye ulaştırmak için çeşitli işletme modellerine
başvurmak zorundadırlar. Franchising sistemi de bu işletme modellerinden biridir. ABD’de
doğan ve dünyaya yayılan franchising sisteminin çekirdeğini bir franchise veren (franchiser) ve
en az bir franchise alan (franchisee) ve bunların arasındaki franchise sözleşmesi oluşturur.
Franchise alan, franchise verene belli bir ücret öder ve bunun karşılığında franchise verenin mal
ve hizmetlerini satma, markasını veya işletme modelini kullanma hakkını belli bir süreliğine
üstlenir.
Öğretide franchising sistemi Ürün ve Marka Franchisingi ve İşletme Sistemi Franchisingi gibi
ikili bir ayrıma tabi tutulmuştur. Franchise veren ve franchise alanın aralarında yapacakları
sözleşmede yer alan hükümler gene aralarındaki franchising sistemini belirleyecektir. Taraflar
yukarıdaki yaygın franchising sitemlerinden birini tercih edebilir veya kendilerine özgü başka
bir sistem de benimseyebilirler. Tarafların seçtikleri franchising sistemi gene tarafların hak ve borçlarının belirlenmesinde önemli bir rol oynayacaktır. Örneğin franchise verenin franchise
alana müdahalesinin sınırları, ne gibi üretim ve pazarlama sırlarının paylaşılacağı, nasıl bir
muhasebe denetiminin olacağı buna göre belirlenecektir. Taraflar franchising sistemi seçerek
mevcut markanın sürümünü nasıl artıracaklarını ve aralarındaki işbirliği modelinin unsurlarını
belirleyeceklerdir.
a) Ürün ve Marka Franchisingi;
Bu franchising sisteminde franchise alan franchise verenin tek bir ürün veya markasının satışını
sağlar. Tedarikçisinin ticaret hayatındaki kimliğini kısmen üstlenir ve bağımsız hareket eder.
ABD’de otomobil ve kamyon endüstrisinde, petrol istasyonlarında bayiiler aracılığı ile
kendisini aksettirmiştir. O halde hukuki anlamda bu franchising türü esasen bayilik
sözleşmelerini de içine alan geniş anlamdaki franchising’tir. Ürün ve marka franchising’i franchising sistemlerinin tarihi anlamda ilkini oluşturur. Bu
nedenle geleneksel franchising olarak da bahsedilmektedir. Gerçekten de ilk franchise sözleşmelerini yapan ...., .....gibi markalar başlangıçta sadece tekel hakları tanımış
ve ürünlerinin satışına odaklanmışlardır.
Ürün ve marka franchising’inde franchise alan, franchise verenin ürün ve markasını kullanır ve
bunların sürümünü artırır. Günümüzde daha çok kozmetik sektöründe göze çarpan bir franchising sistemidir.
b) İşletme Franchisingi; Franchise alan, franchise verenin sadece mal ve hizmetlerini, markasını değil tüm işletme konseptini uygulamak üzere bu sistemi benimser. Bunlara know-how, pazarlama stratejiler ve
planları, kalite kontol standartlar, iş eğitimleri gibi uzun bir liste dahildir. Burada amaç
müşteriyi franchise verenin orijinal mağazındaki atmosfere ve konsepte dahil ederek adeta onun
bir şubesine girdiği zannını uyandırmaktır. Hukuki anlamda da franchise sözleşmelerinin
odağındaki sistem bu dar anlamdaki, tüm işletme konseptini benimsemeye yönelik olan
franchising sistemidir. Bu sistem franchise sözleşmesine benzeyen distribütörlük gibi
sözleşmelerle franchise sözleşmesini ayırt etmeye yarayan temeli oluşturur.
2. Franchise sözleşmesinde franchise alanın çeşitli borçları vardır. Bunlar; ücret ödeme, kendi
ad ve hesabına ticaret yapma, franchise sistemine dahil olma ve sürümü artırma, franchise
verenin talimatlarına ve kontrollerine uyma, franchise verenin menfaatlerini koruma ve sadakat gösterme, franchise verene bilgi ve hesap verme, franchise verenle rekabet etmeme borçlarıdır.
a)Franchise Sistemine Dahil Olma ve Sürümü Artırma; Franchise alanın borçlarından, franchise sistemine dahil olma ve sürümü artırma borcu
kapsamında franchise alan, franchising sistemine dahil olmalı ve en kısa sürede entegrasyonunu
tamamlamalıdır. Bu doğrultuda franchise verenin eğitimlerine özenle katılmalı, talimat ve
kontrollerine uymalı ve en önemlisi lisansa konu edilen gayri maddi mülkiyet unsurlarını maksimum verimlilikte, sürümü artırma gayesiyle ve franchise verenin imajını zedelemeyecek
şekilde kullanmalıdır. Bu yükümlülüğe ait unsurların tümünün kullanılarak mal/hizmet
sürümünün artırılması franchise alanın asli edim yükümlülüğünü oluşturur. Franchise verenin borçları altında franchise alanın faydalanacağı gayri maddi unsurlara marka,
tasarım, patent, faydalı model, know-how, ticari sır, teknolojik unsurlar vb. sayısız örnek dahil
edilebilir. Bu unsurların franchise alanca kullanımı sayesinde mağazalar veya mal/hizmetler bir
imaj ve konsept birliği altında buluşacaktır. Bunlara ilişkin kombinasyon franchising sisteminin
özünü ve karakteristiğini oluşturacaktır. Sürüm artırma borcunu yerine getirmek için franchise alan elinin altında bulundurduğu
franchise verenin markası altındaki mal/hizmetleri daha çok müşteriye ulaştırmaya
çabalamalıdır. Bunun için de gayri maddi unsurları etkili kullanacak, bölgesel reklamlar
yapacak, gerekli mal stokunu satışlarda aksaklığa sebep olmayacak şekilde elinde
bulunduracaktır.
Esasen franchise alan bunları yaparken sadece kendi değil franchise verenin menfaatine de
uygun bir iş görme edimi gerçekleştirmektedir. Bu sebeple iş görme borcu doğuran en genel
sözleşme olan vekalet sözleşmesinin ve gene franchise sözleşmesiyle paralel olarak sürüm artırma amacı taşıyan acentelik sözleşmesinin franchise sözleşmesine uygun düştüğü ölçüde
kıyasen uygulanması mümkündür.
Bu doğrultuda, örneğin franchise alan aynı acente gibi TTK m. 110 ve m. 111 anlamında tacir
olmasa dahi basiretli bir iş insanı gibi hareket etme mecburiyetindedir. Bu özen ölçüsü
objektiftir. Aynı ticaret dalında benzer seviyedeki tacirlerden ne kadar özen göstermesi
beklenebilirse franchise alanın da göstermesi gereken özen odur.
Franchise alan, aynı TTK m. 113’te bahsedildiği gibi ticaret operasyonlarını gerçekleştirdiği
çevre ve bölgede daha çok müşteriye ulaşmaya çabalamalıdır. Bu doğrultuda taraflar franchise
alan için birtakım hedefler belirleyebilirler. Ancak bu hedeflerin franchise alanın bulunduğu
bölge ve ekonomik değişkenler göz önünde tutularak gerçekçi bir şekilde hazırlanması
gerekmektedir. Bu hedeflere ulaşılamaması sözleşmeye aykırılığa neden olabilir. Ancak aykırılık için fikrimizce münferit bir hedefe ulaşamama değil, hedeflerin geneline ulaşamama sonucu franchise sözleşmesi ile beklenen sürümü yaygınlaştırma amacı gerçekleştirilememiş olmalıdır.
b)Franchise Verenin Talimatlarına ve Kontrollerine Uyma; Franchise verenin piyasadaki marka algısı, mal/hizmetlerinin kalitesi ve standardı franchising
sistemi içinde sürdürdüğü ticaret anlayışı için oldukça önemlidir. Dolayısıyla franchise veren
mal/hizmetlerinin pazarlanması için franchise alan ile anlaştığında franchise alanın bu ticaret
anlayışına saygı göstermesi ve franchise verence belirlenen konsepte uygun kalitede ve
standartlarda ticari faaliyetlerini sürdürmesi gerekmektedir. Zaten franchise alan da bu
standartlara uyarak ticari başarı yakalama hedefindedir.
Franchise alanın uyması gereken ilgili kalite ve standartların neleri kapsadığı franchise verence
ilkelere dökülür ve işletme el kitaplarında açıklanır. Franchise alan hem burada belirlenen
kurallara hem de franchise verenin sonradan vereceği talimatlara uymakla yükümlüdür. Bu
franchise sözleşmesinde taraflarca açıkça kararlaştırılmamış olsa dahi franchise alanın asli edim
yükümlülüğüdür.
Franchise alanın talimatlara uyma yükümlülüğü oldukça sıkı ve kapsamlıdır. Gerçekten de ne
tek satıcılık, bayilik ne de vekalet veya acentelik gibi benzer hiçbir sözleşmede bu derecede bir
talimat ilişkisi bulunmaz. Franchise veren işletme veya mal/hizmetlere yönelik olarak birçok
unsuru kurala bağlar. Ürün/hizmetlerin sunum şekli ve ambalajlanması, personel seçimi ve
bunların kıyafetleri, mağaza düzenine ilişkin olarak duvar boyalarının rengi, dekorasyonların
şekli, masa veya tezgâh düzenleri gibi sayısız kural franchise verence belirlenir.
Franchise verence belirlenen ve franchise alanın uyması gereken talimatların sınırının nerede
başlayıp nerede sona erdiğiyle ilgili kabul edilen görüş, franchising konseptinin uyumluluğuyla,
yeknesaklığıyla, mal/hizmetlerin kalitesi veya sürümünün artırılmasıyla ilgili olduğu sürece
talimatlara franchise alanca uyulması gerekir. Ancak franchise alanın, franchise sözleşmesinin
amacına uygun olmayan, menfaatleri ve ekonomik varlığı ile çelişen talimatlara uyması
beklenemez. Böyle talimatların sözleşmede kararlaştırılması TBK m. 27 anlamında kesin hükümsüzdür. Doğal olarak franchise veren, franchise alanca talimatlara uyulup uyulmadığını denetlemek ve
kontrol etmek isteyecektir. Bu denetimler franchise alana haber verilerek de yapılabileceği gibi
ondan gizli ve habersiz bir şekilde de yapılabilmektedir. Franchise verenin kontrol yetkisinin
sınırı da talimat yetkisinin sınırı ile aynıdır. Kısaca franchise veren, franchise alanın franchising
konseptine ne kadar entegre olduğuna, sürüm artırmaya yönelik hesap tablolarına, mal/hizmet
kalitesi standartlarına uyup uymadığına ilişkin kapsamlı kontrollere franchise alan katlanmak
zorundadır.
c)Franchise verenin Menfaatlerini Koruma ve Sadakat Gösterme
Franchise sözleşmesinde taraflardan her biri diğerinin menfaatini ve çıkarını gözetmeli, buna
sadık kalmalıdır. Keza birinin çıkarı, diğerinin de çıkarınadır. Örneğin franchise verenin ticari
sırlarına uygun hareket eden ve bunu açıklamayan franchise alan kârını artırırken, franchise
veren de mal/hizmetlerinin daha çok müşteriye ulaşmasını sağlayacak ve tanınırlığını
artıracaktır. Aynı şekilde franchise alan, franchise verenin imajını zedelemeyecek şekilde
internet ve sosyal medya unsurlarını kullanmalı, alt lisans tanıyacağı kişileri özenle seçmelidir. Franchise sözleşmesi için kıyasen uygulanacak vekalet ve acentelik sözleşmelerine ilişkin
kanuni hükümlerle franchise alan için bir takım sadakat yükümlülükleri somutlaştırmak
olanaklıdır. Örneğin TBK m. 506/f. 2’de olduğu gibi franchise alan da üstlendiği iş ve
hizmetleri, franchise verenin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle yürütmekle
yükümlüdür. Keza TTK m. 109/f. 1’de olduğu gibi franchise alan da, sözleşme uyarınca kendisine bırakılan
bölge ve ticaret dalı içinde, franchise verenin işlerini görmekle ve menfaatlerini korumakla
yükümlüdür.
Franchise alan TTK m. 111’e uygun olarak, franchise verence tedarik edilen mal/malzemenin
taşınma sırasında hasara uğradığına dair belirtiler varsa, franchise verenin taşıyıcıya karşı dava
hakkını teminat altına almak üzere, hasarı belirleştirmek ve gereken diğer önlemleri almak,
mal/malzemeyi mümkün olduğu kadar korumak veya tamamen telef olması tehlikesi varsa,
Türk Borçlar Kanununun 108 inci maddesi gereğince yetkili mahkemenin izniyle sattırmak ve gecikmeksizin durumu franchise verene haber vermekle yükümlüdür. Aksi takdirde ihmali
yüzünden doğacak zararı tazmin edecektir.
Bu açıklamalar doğrultusunda dosyadaki tüm bilgi ve belgelerin bir bütün halinde incelenmesi sonucu; Davacı vekili taraflar arasındaki sözleşmenin davalıdan kaynaklı sebeplerle son bulduğunu bu nedenle fazladan ödenen bedelin iadesini talep etmiş olup davalı vekili ise davacının sözleşmeyi usulsüz bir şekilde feshettiğini, davacının sözleşmeyi feshetmekte haklı bir sebebi bulunmadığını, davalının sorumluluğunun bulunmadığını, bu nedenle davanın reddini talep etmiştir. Dosya kapsamındaki deliller, tanık beyanları ve alınan bilirkişi raporları birlikte değerlendirildiğinde davacı, ortağı olan Türkmenistan uyruklu dava dışı kişi üzerinden, davalının franchise verdiği kişilerin
işletmesini kontrol altında tuttuğunu, o işletmeye dair kamera sistemi şifreleri, muhasebe
programları, sosyal medya şifreleri dahil her türlü bilgiyi edindikten sonra kişiyi başka şubede
ortak olarak görevlendirdiğini, sözleşmenin 8. Maddesi uyarınca, uzmanlık eğitimi almak için
gelecek öğrencilere satılacak olan ekipmanlardan % 10 ve % 30 gibi komisyon talep edildiğini,
bu ekipmanların davalıdan satın alınmasının zorunlu tutulduğunu, zaman içerisinde davalının
müvekkile sattığı ürünlerin kar marjını çok artırdığını, öğrenciler için bu alımı yapmanın
dolayısıyla da kursa devam etmenin çekilmez bir hal aldığını, davalının tüm öğrenci
komisyonları ve makina ekipman alımlarını düzenleyen muhasebesel evraklarda bilerek ve
birden fazla kez usulsüzlükler yaptığını, her defasında davacının uyarıları neticesinde
hataların düzeltilerek doğru miktarda faturaların tanzim edildiğini ileri sürmüş olmakla Franchise sözleşmelerinde, franchise alanın franschise sistemine
dahil olma ve sürümü artırma borcu bulunmaktadır. Taraflar arasındaki sözleşmenin 8. maddesi ile kullanılacak
ekipmanların davalıdan satın alınması zorunluluğu getirilmiştir. Davacı, faturalarda usulsüzlük
yapıldığını ve Türkmenistan uyruklu dava dışı şahıs ile ilgili beyanlarda bulunmuş ise de bu iddialarını ispatlar nitelikte dosya kapsamında somut bir delil bulunmadığı anlaşılmıştır. Davacının franchise sistemine dahil olma ve sürümü artırma borcunun olduğu, davacının iddialarının haklı bir neden oluşturmadığı anlaşılmıştır. Davacı vekili gabin hususunu ileri sürmüş ise de somut olayda TBK'nın 28. Maddesinde düzenlenen gabin koşularının oluşmadığı kanaatine varılmıştır. Zira tarafların ticari faaliyet kapsamında sözleşme düzenledikleri, sözleşme hükümlerinin açık ve anlaşılır şekilde düzenlendiği, tarafların sözleşme içeriğini serbest iradeleriyle kararlaştırdıkları, davacının zor durumda kalmasından yararlanıldığına ilişkin delil bulunmadığı anlaşılmıştır. TBK'da benimsenen sözleşme serbestisi ilkesi gereğince taraflar, kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine ve kişilik haklarına aykırı olmamak kaydıyla sözleşmenin içeriğini serbestçe belirleyebilirler. Somut olayda da taraflar arasında imzalanan sözleşme hükümlerinin açıkça kanuna, ahlaka veya kamu düzenine aykırı olduğuna ilişkin bir durum söz konusu değildir. Bu itibarla sözleşme hükümlerinin bağlayıcı olduğu, davacının iddialarını ispata elverişli delil bulunmadığı anlaşıldığından davanın reddine karar verilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
DAVANIN REDDİNE,
1-Harçlar Kanunu gereğince hesaplanan 732 TL karar ve ilam harcının peşin alınan 1.280,82 TL harçtan mahsubu ile bakiye 548,82 TL harcın karar kesinleştiğinde ve istek halinde davacıya iadesine,
2-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3-Davalının kendisini bir vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre hesap edilen 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
4-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Bakırköy Arabuluculuk bürosunun ....... numaralı arabuluculuk dosyasında Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davanın reddi nedeniyle davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
5-Kullanılmayan gider avansının HMK 333. maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
6- HMK'nın uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı HMK 394/5 ve 341/1 maddesi gereğince tebliğden itibaren 2 hafta içerisinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. █████/2026
Katip ......
e-imzalıdır
Hakim .....
e-imzalıdır
5070 Sayılı Elektronik İmza Kanununun 5. Madde Uyarınca Güvenli Elektronik İmza İle İmzalanmış Olup, 22. Madde Uyarınca Da Islak İmza İle İmzalanmayacaktır."

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!