Anahtar kelimeler: Bam Esaskarar Fiilden Başkan Yazim Mahal Katip Üye Karara Yoluna

T.C. .... BAM ..... HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ...../.... - .../....

T.C.
.....
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
....... HUKUK DAİRESİ K A R A R
DOSYA NO
: .../....
KARAR NO
: ..../....
BAŞKAN
: .........
ÜYE
: .........
ÜYE
: .......
KATİP
: .........
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: ... ..... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ..../.....
KARAR NO
: ....
KARAR TARİHİ
: ........
İSTİNAF BAŞVURU TARİHİ
: .......
DAVACI
: ............
VEKİLİ
: Av. ...........
DAVALILAR
: 1 -..........
VEKİLİ
: Av. ..................
2-..........
3-............
DAVANIN KONUSU
: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
B.A.M. KARAR TARİHİ
: .........
KARAR YAZIM TARİHİ
: ...............
Davacı tarafından, davalılar aleyhine açılan davanın yapılan yargılaması sonunda mahal mahkemesince davanın kabulüne dair verilen karara süresi içinde davalı ...........vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan ön inceleme sonunda, incelemenin duruşma açılmadan karar verilmesi mümkün hallerden olduğu anlaşılmakla dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
Davacı vekili dava dilekçesinde, davalı ........ sevk ve idaresinde bulunan ve davalı
.........’a ait ...........plaka sayılı aracın 21.12.2007 tarihinde sebep olduğu kaza sonrası
...............’nün vefat ettiğini, müteveffa ................’nün bekar olduğunu, demircilik işi
yaptığını, aylık 3.000 TL kazancı olduğunu, gelirini annesi ve özürlü kardeşi ile paylaştığını, kardeşine maddi anlamda destek olduğunu, birlikte oturduklarını, diğer destek olan kardeşinin de
vefat ettiğini, bu sebeple davacının maddi destekten yoksun kaldığını, konu ile ilgili .... .....AHM
...../.........E sayılı dosyası ile dava açıldığını, mahkeme tarafından verilen kararın bozularak iade
edildiğini, .... .... AHM .../..... E sayılı dosyası ile yapılan yargılama sonrası davacı anne yönünden 2.073,50 TL ile davacı yönünden 42.269,65 TL olarak hesaplandığını, yapılan ıslah sonrası bozmadan sonra ıslah yapılamayacağı gerekçesi ile 500 TL yönünden davanın kabul ile 41.769,65 TL yönünden davanın red edildiğini, bu sebeple dava açtıklarını ve davanın kabulüne
karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili █████/2021 tarihli ıslah dilekçesi ile; dava değerini 77.754,23-TL olarak talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu alacağın zamanaşımına uğradığı, dava öncesi başvuru yapılmadığını, aynı dava hakkında daha önce verilmiş ve
kesinleşmiş hüküm sebebiyle dava şartı yönünden davanın reddinin gerektiği, davalı şirketin poliçe limitleri ile sınırlı olarak sorumlu olduğunu, davacıların destek olgusunu ispat etmeleri gerektiğini, davada taraf olmayan hak sahibi var ise bunlarında tespitinin ile var ise kazanımların mahsubunun gerektiği, hesaplamanın aktüer bilirkişi tarafından yapılmasını, faizden sorumlu olmadıklarını beyanla davanın reddini talep etmişlerdir.
Mahkemece, davanın kabulü ile; davacı ...........'nün maddi tazminat talebinin kabulüne, buna göre 77.754,23 TL destekten yoksun kalma tazminatının dava tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalı ..........'den alınarak davacı .........'ne verilmesine, Sigorta Şirketinin Poliçe limiti ile sınırlı tutulmasına karar verilmiştir.
Davalı ........... vekili istinaf kanun yolu başvuru dilekçesi ile; kazanın █████/2007 tarihinde gerçekleştiğini, kazanın üzerinden 8 yıllık zaman aşımı süresinin geçtiğini, bu nedenle davanın reddi gerektiğini, buna ilişkin Yargıtay 17. Hukuk Dairesi’nin ██████████ E., ██████████ K. Sayılı ve 08.11.2016 tarihli kararı bulunduğunu, davada ispat yükümlülüğünün davacıda bulunduğunu, bu kapsamda müteveffanın davacıya destek olduğu hususunun ispatlanmasının zaruri olduğunu, davacının müteveffanın kardeşi olduğunu ve destekten yoksun kalma tazminat talebinin reddi gerektiğini, yine bu hususa ilişkin Yargıtay 21. Hukuk Dairesi’nin █████████ E., █████████ K. sayılı ve 16.09.2003 tarihli kararı bulunduğunu, aktüerya hesabının Hazine Müşteşarlığı tarafından kabul edilen bir aktüer uzmanı seçilerek anılan hesaplamalar yaptırılması gerektiğini, bu konuda uzman olmayan hukukçulara bu görevin tevzi edilmemesi gerektiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunun hatalı hesaplamalar içerdiğini, mahkemece eksik inceleme ve araştırmaya dayalı yargılama yapılarak hüküm kurulduğunu bildirmiş ve mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
DEĞERLENDİRME ve GEREKÇE
:
Dava, haksız fiil sebebiyle maddi tazminat talebine yöneliktir.
Davalı .........'nin sevk ve idaresinde olan, diğer davalı ..... adına kayıtlı ve davalı ...........(..........) tarafından zorunlu mali mesuliyet sigortası ile sigortalanmış .......... plakalı aracın, davacının kardeşi ..........'a çarpması sonucunda █████/2007 tarihinde meydana gelen kazada .......'in vefat ettiği sabittir.
... .... Asliye Hukuk Mahkemesi .../.... E-.../.... K (Yargıtay bozma ilamı öncesi .../..... E) sayılı dosyasında, bozmadan sonra ıslah yapılamayacağından bahisle taleple bağlılık kuralı destekten yoksun kalma tazminatına hükmedildiği hükmün █████/2022 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
6098 sayılı TBK 72 maddesi gereği, haksız fiilden kaynaklı tazminat davalarında zaman aşımı süresi tazminat yükümlüsünü öğrenme tarihinden itibaren 2 yıl ve eylem tarihinden itibaren 10 yıldır. Ancak tazminat, ceza kanunlarının daha uzun bir zaman aşımını öngördüğü bir fiilden kaynaklanıyorsa, ceza zaman aşımı uygulanacaktır. 2918 sayılı KTK 109 maddesi gereği, motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin taleplerin zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü, öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zaman aşımına uğrayacaktır. Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve ceza kanunu bu fiil için daha uzun bir zaman aşımı süresi öngörmüş bulunursa, bu süre, maddi tazminat talepleri için de geçerli olacaktır.
Somut olayda, davacının kardeşi (destek) .........'in vefat ettiği trafik kazasının █████/2007 tarihinde meydana geldiği, kazaya sebep olan davalı ............'nin eyleminin, 5237 sayılı TCK 85/1 maddesinde düzenlenen taksirle ölüme neden olma suçuna vücut verdiği, 5237 sayılı TCK 66/1-d maddesi gereği söz konusu suçun 15 yıllık zaman aşımına tabi olduğu, gerek ek dava gerekse ıslah tarihi itibarıyla zaman aşımı süresinin korunduğu anlaşılmakla davalı ...........vekilinin bu yoldaki istinaf sebebi yerinde değildir.
Mahkeme önündeki dava, ek dava niteliğindedir. 6100 Sayılı HMK 109 maddesinde kısmi dava düzenlenmiş olup, talep konusunun niteliği itibarıyla bölünebilir olduğu durumlarda, sadece bir kısmının da dava yoluyla ileri sürülebileceği hüküm altına alınmıştır.
Davanın kısmi nitelikte olması halinde ilk açılan davada kesinleşen ilamın tespit kısmı, kalan kısım hakkında açılan ikinci davanın tespit kısmı için kesin hüküm oluşturur ve bağlayıcıdır. Kısmi davanın redle sonuçlanması halinde tüm alacak hakkında kesin hüküm oluşacak, kısmi dava kısmen kabul kısmen redle sonuçlanırsa her iki bölüm yönünden de kesin hüküm oluşacak, kısmi dava tümüyle kabul edilirse de kararın tespit bölümünün açılan ek dava için kesin hüküm oluşturacaktır. Başka bir ifadeyle, ikinci davaya bakan mahkeme, kısmi davanın davalının sorumluluğuna ilişkin bu tespit bölümüyle bağlıdır. Burada davalının haksızlığı olgusu artık tartışılamaz hale gelmiştir. Zira, kesin hüküm bulunan bir konuda mahkemenin bu yönün doğruluğunu yeniden araştırma ve inceleme konusu yapmasına hukuken olanak bulunmamaktadır (Yargıtay HGK 2013/7-1728 E - █████████ K sayılı ilam).
Ancak, davanın niteliği gereği uyuşmazlığın karara en yakın tarihli bilirkişi raporu ile tespit edilebileceğinden ek davada ıslah olanaklıdır (Yargıtay 4 HD █████████ E-██████████ K sayılı ilam).
Asıl davada verilen kararın kesinleşmesi beklenmeden, eldeki davanın (ek dava) sonuçlandırılması hukuken mümkün değildir (Yargıtay 7 HD ██████████ E-██████████ K sayılı ilam) Hal böyle olmasına rağmen davanın sonuçlandırılması isabetsiz ise de, asıl davanın (B
.... ..... Asliye Hukuk Mahkemesi ..../... E-.../.... K sayılı dosya) yargılama aşamasında █████/2022 tarihinde kesinleştiği anlaşılmakla dava şartı yerine getirilmiştir.
.... .... Asliye Hukuk Mahkemesi ../.... E-../.... K sayılı ilamıyla davacı ......'nın maddi tazminat (destekten yoksun kalma) talebi yönünden davanın reddi cihetine gidildiği, temyiz başvurusu üzerine Yargıtay 17 HD ██████████ E- █████████ K sayılı bozma ilamında davacı Mustafa'nın, ölen kardeşi ........'in desteğinden faydalandığı, onun ölümü ile destekten yoksun kaldığının açık olduğu, bilirkişiden ek rapor alınıp, davacı ......'nın maddi tazminat talebinin hüküm altına alınması gerektiğine işaret edildiği, bozma üzerine dosyanın .... ... Asliye Hukuk Mahkemesi .../.... E sırasına kaydedilip, bozma ilamına uyulmasına karar verildiği, mahkemece bozma ilamına uyulmasının diğer taraf lehine usuli müktesep hak teşkil ettiği, bozma sonrası alınan █████/2018 tarihli aktüerya bilirkişi raporunda davacı ......'nın destek zararının 42.269,65-TL olarak belirlendiği, davacı .......... vekilince █████/2018 tarihli ıslah dilekçesi ile davanın 42.269,65-TL olarak ıslah edildiği, ████████ K sayılı ve █████/2019 tarihli ilamla, bozmadan sonra ıslah yapılamayacağından bahisle davacı ......... yönünden HMK 26 maddesi gereği 250,00-TL maddi tazminatın, haksız fiil tarihi olan █████/2007 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahisiline karar verildiği, kararın █████/2022 tarihinde kesinleştiği, davacının asıl davada hüküm altına alınamayan bakiye zararı için ek dava açma haklarının bulunduğu sabittir.
Destekten yoksun kalma tazminatı, maddi tazminat türü olup, hukuka aykırı fiil sonucunda ölen kişinin destek verdiği kişilerin; ölen kişinin yokluğunda alacağı destekten mahrum kalması ve sonucunda hayat kalitelerinin düşmesi vs sebeplerle, bu ölümden kusurlu olarak sorumlu olan kişiden alacakları tazminattır.
Desteğin çocuksuz olması durumunda desteğin gelirini eşi ile ortak paylaşacağı varsayımına dayalı olarak, gelirden desteğin %50 ve eşin %50 pay alacağı kabul edilmektedir. Çocukların, eş ile birlikte destek payı alacağı durumda ise destek gelirden eşi ile birlikte 2’şer pay alırken çocuklara birer pay verileceği, yine eş, çocuklar ile ana babanın pay alacağı durumlarda desteğe 2 pay, eşe 2 pay, çocukların her birine 1’er pay, ana ve babaya 1’er pay ayrılarak böylece gelirin tamamının dağıtılacağı esasına dayalıdır. Çocukların sayısı arttıkça hem desteğe ayrılan pay, hem de eş ve çocuklar ile ana ve babaya ayrılacak paylar düşecektir. Çocukların destekten çıkması ile birlikte destekten çıkan çocuğun payları destek, eş ve diğer çocuklara dağıtılacak, anne ve babaya verilmeyecektir. Böylece geriye kalan eş ve çocukların payları ile desteğin payı artacaktır. Ana ve babadan birinin destekten çıkması ile payı diğerine aktarılacak, ana ve baba ile çocukların tamamının destekten çıkması durumunda ise yine çocuksuz eş gibi desteğe 2 pay, eşe 2 pay esasına göre %50 pay desteğe, %50 pay eşe verilerek varsayımsal olarak gelir paylaştırılarak tazminat bu ilkelere göre hesaplanmalıdır ( Yargıtay 17 HD █████████ E- █████████ K Sayılı ilam).
Destek tazminatı isteyebilmek için; ölenin kanuni ve akdi bakım yükümlülüğünün bulunması ya da fiilen yahut düzenli olarak bakması veyahut ileride bakması kuvvetle muhtemel olması yeterlidir.
UYAP ortamından celbedilen aile nüfus kayıt örneğinin incelenmesinde, davacı desteği ........'in █████/2007 tarihinde vefat ettiği, davacı dışında, destek alacaklısı olarak annesi ...... doğumlu ......'nün kaldığı, ......'nin de █████/2011 tarihinde vefat ettiği anlaşılmıştır.
Somut olayda, müteveffa .........'in annesi ............'nin █████/2007 tarihinden █████/2011 tarihine kadarki destek alacağı dikkate alınmaksızın aktüerya hesabı yapılan bilirkişi raporuna itibar edilmesi isabetsiz olup bu hususta ek rapor alınmalıdır. Davalı vekilinin maddi tazminatın fazla tayin edildiği yolundaki istinaf sebebi yerindedir.
Asıl dava ve ek davada, dava konusu alacak haksız fiilden kaynaklanmış olup temerrüt haksız fiilin işlendiği tarihte gerçekleşir (Yargıtay 4 HD █████████ E- █████████ K sayılı ilam). Dava dilekçesinde olay tarihinden faiz talep edildiği halde, dava tarihinden işleyecek yasal faize hükmedilmesi isabetsiz ise de davacı tarafça istinaf yoluna başvurulmamakla yanlışlığa değinilmekle yetinilmiştir.
HMK 355.maddesi gereğince istinaf yoluna başvuranın sıfatına, kamu düzenine ve istinaf konusu yapılan nedenlerle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda, hükmün esasını etkileyecek tüm deliller toplanmadan karar verilmesi nedeniyle karar usul ve yasaya aykırı olup davalı ................. vekilinin istinaf başvurusunun bu sebeplerle kabulü ile mahkeme kararının HMK 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına, Dairemiz kararı gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalı ............ vekilinin istinaf talebinin KABULÜ ile .... ..... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ....... tarih, .../...-.../... sayılı kararının KALDIRILMASINA,
Gerekçede yapılan açıklamalar göz önünde bulundurularak yargılama yapılmak üzere dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
2-İstinaf kanun yoluna başvuran davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilk derece mahkemesince iadesine,
3-İstinaf kanun yoluna başvuran davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilk derece mahkemesince yatırana iadesine,
4-Karar tebliğ, gider avansı iadesi ve harç iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,
5-İstinaf kanun yoluna başvuran davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,
6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda 6100 sayılı HMK 362/1-a hükmü uyarınca kesin olmak üzere █████/2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
......
Başkan
..........
.......
Üye
.......
.........
Üye-........
..........
Katip
.................

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!