Anahtar kelimeler: Bam Esaskarar Sinai Sınai Fikri Hükümsüzlük Haklar Marka Layihalar İstenmiş

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: █████████ - █████████
T.C.ANKARABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ20.HUKUK DAİRESİESAS NO
: █████████KARAR NO
: █████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AK A R A RİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: ANKARA 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİTARİHİ
: █████/2018NUMARASI
: 2017/2 E. - ████████ K.DAVANIN KONUSU
: Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali), HükümsüzlükTaraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen █████/2018 tarih ve 2017/2 E. - ████████ K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
: Davacı vekili, müvekkilinin "..." adı altında 2001 yılından beri faaliyet gösterdiğini, davalının müvekkilinin eski iş ortağı olduğunu, 02.03.2007 yılında yapılan anlaşma ile tarafların aynı yerde çalışma durumuna son verdiklerini, her iki tarafın da "..." adında çalışmaya devam etmesinin müşterek olarak kararlaştırıldığını, bu hususun 02.03.2007 tarihli sözleşmenin B maddesinde ve yine 9 maddesinde düzenlendiğini, davalının ██████████ sayılı “...” logosunun salt kendi adına tescilini talep ettiğini, davalının ilk olarak ██████████ sayılı marka başvurusunda bulunduğunu, davalının faaliyetlerine “...” olarak devam ettiğini, davalının daha sonra ██████████ sayısı ile de “...” adını tescil ettirmek istediğini, bu başvuruya yaptıkları itiraz üzerine başvurunun reddedildiğini, davalının daha sonra sigortalı çalışanı ... adına ██████████ sayılı marka başvurusunda bulunduğunu, bu başvuruya da taraflarınca itiraz edilmesi üzerine başvurunun reddedildiğini, davalının son olarak ██████████ sayılı başvuru numarası ile tekrar müvekkilinin 2001 yılından beri kullandığı logo için başvuruda bulunduğunu ancak bu başvuruya yönelik itirazlarının davalı kurumca reddedildiğini, kurum kararının hatalı olduğunu, müvekkilinin anılan ibare üzerinde gerçek hak sahibi olduğunu, müvekkilinin bizzat enstitü nezdindeki işlemlerinde dahi davaya konu logoyu kullandığı halde davalı kurumun müvekkilin markasal kullanımının bulunmadığından bahsetmesinin yerinde olmadığını, müvekkilinin adının da ... ... olduğunu, davalının markayı tescil ettirmesinin müvekkilinin iş ve işlemlerinin engellenmesine sebebiyet verebileceğini ileri sürerek, 2016-M-7236 sayılı YİDK kararının iptali ile ██████████ sayılı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı ... vekili, alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.Diğer davalı, ██████████ sayılı markanın müvekkili adına tescilli olduğunu, ... unvanı ve ... şekil marka ve logosunun müvekkilinin izni olmaksızın davacı tarafça kullanıldığını, bu hususta davacıya Beyoğlu 19. Noterliği’nin 25.09.2017 tarih ve 011384 yevmiye numaralı ihtarnamesinin gönderildiğini, ... markası üzerindeki gerçek hak sahibinin müvekkili olduğunu, davacının sunmuş olduğu delillerin davacının eşi olduğu dönemden kaldığını, davacının 06.11.2003 tarihinde boşandıktan sonra da ... ibaresini haksız olarak kullanmaya devam ettiğini, müvekkilinin 15.05.2001 tarihinden beri www.....com adlı internet alan adının sahibi olduğunu, müvekkilinin 2001 yılından beri ... ve logosunu bilfiil kullandığını, itiraz sahibinin ismine boşanma tarihinden sonra ... kelimesini ekletmesinin kötü niyetini gösterdiği gibi komik de olduğunu, davacının tescil edilmiş ya da tescil başvurusuna konu edilmiş bir markasının bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, tarafların 2000’li yılların başından itibaren birlikte ... logosunu “...” unvanı altında “hukuki faaliyetler” alanında birlikte kullandıkları, anılan logo üzerinde her iki tarafın da başlangıçtan itibaren müşterek hak sahipliği olduğu ve her iki tarafın da anılan ibareyi hukuki faaliyetler alanında kullanma hakkının bulunduğu, davalı yanın ██████████ sayısı ile aynı ibareyi kendi adına 45. Sınıftaki “hukuki hizmetler” alanında tescil ettirdiği ve daha sonraki kullanımlarının da bu şekilde olduğu, ancak bu durumun, davalı lehine tek başına logosu üzerinde kazanılmış hak sağlayacağından bahsedilmesinin de mümkün olmadığı, zira anılan markada her ne kadar dava konusu logo da yer almakta ise de aynı zamanda “...” ibaresinin ön ses olarak yer aldığı göz önüne alındığında ██████████ sayılı markanın davalı lehine salt logo üzerine bir hak sağlamayacağı, davacının serbest faaliyet alanını kısıtlayabilecek sonuçlar doğurmasının ve kullanımını engellemesinin mümkün olmadığı, dava konusu ... ibaresi üzerinde tarafların birbirlerine karşı ileri sürebilecekleri öncelikli üstün haklarının bulunmadığı, öte yandan 556 sayılı KHK'nın 9. Maddesi kapsamında sağlanan marka tescilinden doğan hakların aynı işaret üzerinde eskiye dayalı kullanım hakkı bulunan kişiye karşı ileri sürülmesinin de mümkün olmadığı, bu durumda tarafların müşterek üstün haklarının mevcudiyeti nedeniyle davalının daha önce yaptığı marka başvurusunun, tescil nedeniyle gerçekleştirdiği marka tescilinden doğan öncelik hakkı karşısında dava konusu markanın 556 sayılı KHK 8/3 ve 42. Maddeleri uyarınca hükümsüzlüğünün mümkün olamayacağı gibi davalı tarafça da davacının bu ibareyi tescilsiz olarak kullanımına karşı tescilli markasına dayalı önleme hakkı bulunmadığı, kötüniyet iddiasının ispatlanamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
: Davacı istinaf başvuru dilekçesinde, mahkemece davacının dava konusu ibare üzerinde üstün hak sahipliği kabul edildiği halde davanın reddine karar verilmesinin kararı kendi içinde çelişkili hale getirdiğini, bilirkişi raporunda her iki tarafın da aynı logo üzerinde başlangıçtan itibaren müşterek hak sahibi olduklarının ve hukuki faaliyet alanında kullanma haklarının bulunduğunun, davalının bu ibareyi tescil ettirmesinin davacının geçmişten gelen haklarını kısıtlayacağının isabetle tespit edildiğini, mahkemece gerekçesiz olarak bilirkişi raporuna itibar edilmediğini, taraflarca imzalanan boşanma protokolünde ... üzerinde tarafların eşit oranda hak sahibi olduklarının belirlendiğini, yine █████/2007 tarihli sözleşmede de benzer hükümlere yer verildiğini, davalı tarafından buna rağmen dava konusu marka başvurusunda bulunulmasının TMK'nın 2.maddesi anlamında kötüniyetli olduğunu ileri sürerek, yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.GEREKÇE
: Dava, marka ile ilgili Kurum kararlarının iptali, hükümsüzlük istemine ilişkindir.İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Hukuk Genel Kurulu’nun 02.11.2011 gün, ███████–567 esas, ████████ karar ve 14.11.2012 gün, ███████–417 esas, ████████ karar, 14.01.2015 gün, ███████-1316 esas, ███████ karar, 01.04.2015 gün, ███████-1572 esas, █████████ karar ve 12.04.2017 gün, ███████-74 esas, ████████ karar sayılı ilamlarında da benimsendiği üzere, mahkemece gerektiğinde hükmün eki niteliğinde kroki ve şekillere, kararın ekinde yer verilebilir ise de, hükmün gerekçe kısmında, HMK.'nın "Hükmün Kapsamı" başlıklı 297. maddesi ve Anayasa'nın 141. maddesi hükümlerine uygun düşmeyecek biçimde şekillere yer verilmesi, davadan davalar doğmasına, tarafların yeniden uyuşmazlığa düşmelerine, infazda tereddüde neden olunmasına yol açabilecektir. Renk, boyut ve diğer özelliklerinden yoksun bir şekilde markaların ve tasarımların gerekçeli karara eksik yansıtılmaları yanıltıcı sonuçlara neden olabilecektir. Somut uyuşmazlıkta da mahkeme kararının gerekçe kısmında dava konusu markaya ilişkin görünümlere yer verilmiş olması 6100 sayılı HMK’nın 297. maddesine uygun bulunmadığından, Dairemizce hükmün kaldırılması gerekmiştir.Her ne kadar bölge adliye mahkemeleri, hukuki denetimin yanında aynı zamanda maddi vakıa incelemesi de yaparak, tahkikat sonucuna göre yeniden esas hakkında hüküm kurabilir ya da yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde, veyahut kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında karar verebilirse de somut olayda, ortada hukuki ve maddi vakıa denetimine elverişli bir hüküm bulunmamaktadır. Bu nedenle HMK.'nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca, davanın yeniden görülüp yeni bir karar verilmesi için ilk derece mahkemesine ait kararın esası incelenmeden kaldırılmasına ve dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.İstinaf kararının neden ve şekline göre, davacının diğer istinaf itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;1-Davacının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin █████/2018 gün ve 2017/2 E. - ████████ K. sayılı kararının KALDIRILMASINA;2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine İADESİNE,3-Davacının diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,4-Davacı tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının istek halinde davacıya iadesine,5-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,6-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılamada değerlendirilmesine,7-Kararın tebliği ve harç işlemlerinin yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile █████/2026 tarihinde HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi.GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH
: █████/2026BaşkanÜyeÜyeKatipBu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.