Anahtar kelimeler: Kavramsal Unsurlu İşitsel Görsel Yidk İltibas Sınai Sınıflarda İbareli Markanın

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI
: ████████ Esas, █████████ KararHÜKÜM
: KabulİLK DERECE MAHKEMESİ
: Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk MahkemesiSAYISI
: ███████ E., ████████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:KARARI. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin ███████████ sayılı “...” ibareli markanın 29... . sınıflarda tescili isteğine yönelik müvekkilinin "... ..."/"..." esas unsurlu markalara dayalı itirazının Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) tarafından nihai olarak reddedildiğini, oysa markaların görsel, işitsel ve kavramsal bakımdan iltibas oluşturabilecek düzeyde benzer olup aynı sınıflarda yer alan mal ve/veya hizmetleri kapsadığını, aynı tüketici kitlesine yöneldiğini, “...” markasının davalı Kurum tarafından tanınmış marka olarak T/... sayısı ile tescilli olduğunu, mesnet markanın tanınmışlığının iltibas ihtimalini artırdığını, başvuru markasının müvekkili markalarının arasına sızacağını ve bu markaların serisi olarak algılanacağını, ortalama tüketicinin davalı şirket ile müvekkil şirketin idari/ekonomik bir bağlantı içerisinde olduğu yanılgısına düşebileceğini, başvurunun "... ..."/"..." ibareli tanınmış markaların ayırt edici karakterine zarar verip davalının haksız yarar sağlamasına sebep olabileceğini ve müvekkilinin markasından haberdar olan davalının bu markaya benzer bir marka başvurunda bulunmasının kötüniyetli olduğunu ileri sürerek 2021-M-11822 sayılı YİDK kararının iptali ile dava konusu “...” ibareli marka başvurusunun tescil edilmesi halinde tüm mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAP1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.2.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin marka başvurusunda renk, biçim, tasarım, ses ve izlenim olarak davacı markaları ile iltibasa verecek herhangi bir unsur bulunmadığını, bu sebeple ortalama bir tüketici nezdinde markaların karıştırılmasına sebebiyet verilmesinin mümkün olmadığını, her iki markanın kökünde yer alan “...” ve “...” ifadeleri “.... ve “...” sesi olarak ilk hecede birbirlerinden net bir şekilde ayıldıklarını, müvekkilinin markasının iki heceden oluşması ve davacının markasında hiçbir şekilde yer almayan “...“ ifadesiyle devam ediyor olmasının iltibası imkansız hale getirdiğini, davacı markasındaki “...” ifadesinin de markaları ayırt ettiğini, markalar arasında anlamsal ve bütünsel olarak benzerlik bulunmadığını, davacı gıda alanında faaliyette bulunan ülkenin önde gelen şirketlerinden iken müvekkilinin davacının faaliyet alanı dışında olan pastanecilik kapsamına giren ürünlerin pazarlaması alanında faaliyet gösterdiğini, dolayısı ile müşterilerin markaları karıştırmasının mümkün olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu marka “...-...” harflerinin diziliminden oluşurken davacının markalarının “...-...” harflerinden oluştuğu, bu bağlamda taraf markalarında “...-...” ve hatta “L” harfleri aynı dizilimde yer almakla birlikte, markalardaki işitsel algıyı etkileyen sesli harflerin farklılaştığı, davaya konu markanın İngilizce eğitim almış tüketiciler tarafından “...” şeklinde, davacı yanın markalarının ise “cı-raks” ya da “kı-raks” ve “...” ya da “...” şeklinde telaffuz edileceği, bu itibarla markaların sesli harfler itibariyle görsel olarak da uzaklaştıkları, her iki ibarenin Türkçe olmaması ve davalı markanın uydurulmuş olması nedeniyle aralarında anlamsal bir benzerliğin bulunmadığı, her ne kadar ortak harfler bulunduruyor iseler de markalarını bütünsel anlamda birbirlerinden yeterli düzeyde ve belirgin bir biçimde uzaklaşmaları sonucu ortalama zeka ve dikkat düzeyinde sahip tüketicilerin bu iki işaret arasında, herhangi bir benzerlik kurmayacakları, bu tüketicilerin işaretleri birbirinden farklı iki ayrı marka olarak algılayacakları, taraf markalarının benzer olmaması nedeniyle de 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6/1-5 bendi anlamında hükümsüzlük şartlarının da oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARIBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının itirazına mesnet markaların asli unsurununun "..." ibaresi olduğu, bu ibarenin bir anlamı bulunmadığı, ..." ibaresi ile görsel ve işitsel benzerlik taşıyan "..." ibaresinin dava konusu başvuruda da asli unsur olarak kullanılmasının markalar arasında benzerliğe ve karışıklığa yol açacağı, zira dava konusu başvurunun, davacının itirazına mesnet markalarla aynı şekilde yazılmasının ve özellikle davacı markalarında olduğu gibi dava konusu başvuruda vurguyu üzerinde bulunduran ...-... harflerinin aynı dizilimle yer almasının markalar arasında görsel ve bundan öte yüksek düzeyli bir işitsel benzerlik yarattığı, başvuru kapsamında yer alan malların tamamı, davacının itirazına mesnet markaların kapsamlarında bulunduğundan diğer maddelere dayalı istemlerin tartışılmasına mahal bulunmadığı, kötü niyetli tescilin ispat edilemediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm, davalı Kurum ve davalı şirket vekillerince ayrı ayrı temyiz edilmiştir.V. TEMYİZA. Dava ve Hukuki NitelendirmeDava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.B. Değerlendirme ve Gerekçe6769 sayılı SMK'nın 6/1 hükmüne göre "Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir." Kanun lafzından hareketle, uyuşmazlık konusu markalar arasında iltibas hukuki meselesinin varlığı için hem markaya konu ibarelerin benzerliği yahut ayniyeti, hem de tescili istenen sınıflar bakımından ayniyet yahut benzerliğin olması gerekmektedir.Yapılan açıklamalardan hareketle dava konusu marka başvurusu ve davacıya ait itiraza mesnet markalar arasında bütünsel inceleme yoluyla yapılan karşılaştırma neticesinde; dava konusu markanın biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sescil ve anlamsal olarak davacının itiraza mesnet markalarıyla ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede benzer olmadığı, daha önce davacıya ait "..." esas unsurlu markaları gören, işiten, bu markalı emtialardan yararlanan makul derecede bilgili, dikkatli ve ihtiyatlı ortalama tüketici kesiminin, daha sonra davaya konu "..." markasını davaya konu emtialar üzerinde gördüklerinde veya işittiklerinde, davaya konu emtialardan faydalanmak için ayıracağı sınırlı süre içerisinde, bu markayı davacıya ait markalardan farklı bir marka olarak algılayacağı gibi marka sahipleri arasında idari ya da ekonomik bir bağlantı da kurmayacağı, bu nedenle karşılaştırılan markalar arasında SMK'nın 6/1. maddesi hükmü uyarınca ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunmadığı anlaşılmıştır. Bu durumda Bölge Adliye Mahkemesince taraf markaları arasında benzerlik bulunduğundan hareketle hüküm kurulması doğru olmamış kararın bozulması gerekmiştir.VI. SONUÇ
: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalılar vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'un 373/2 hükmü uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istekleri halinde ilgililere iadesine, 04.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.