Anahtar kelimeler: Gününün Gelenlerin Geldiler Davetiye Erkek Günde Dinlenerek Sözlü Dinlenildikten Kesinlik

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI
: ████████ E., █████████ K.Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiş, incelemenin duruşmalı olarak yapılması davalı erkek vekili tarafından istenilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 17.02.2026 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.Belli edilen günde duruşmalı temyiz eden davalı ... vekili Av. ... ile karşı taraf temyiz eden davacı ... vekili Av. ... geldiler. Gelenlerin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 26.02.2026 tarihinde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, taraf vekillerinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.2. Davalı erkek vekilinin kişisel mal savunmasına yönelik diğer temyiz itirazlarının incelemesinde;Mahkemece, davalının ağabeyi tarafından gönderilen paranın ortaklık payının karşılığı olduğuna ve taşınmazların edinilmesinde kullanıldığına yönelik kabulü yerinde ise de, bedelin tamamının edinilmiş mal olduğuna yönelik kabulü dosya kapsamı ile örtüşmemektedir. Şöyle ki, dosya kapsamındaki vergi kayıtları ve tanık beyanlarına göre davalı ile ağabeyi arasındaki ortaklığın, tarafların evlenme tarihinden önce 1992 yılında kurulduğu, evlilik birliği içinde de devam ettiği anlaşılmaktadır. O halde, Mahkemece, ortaklık bedelinin ortaklığın evlilik tarihinden ve 01.01.2002 tarihinden önceki döneme ilişkin kısmının davalı erkeğin kişisel malı olduğunun kabulü gerekirken, tamamının edinilmiş olduğu kabul edilerek katılma alacağının hesaplanması hatalı olmuş, bozmayı gerektirmiştir.3. Davacı kadın vekilinin davanın türüne yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde;HMK'nin 107/1. maddesinde belirsiz alacak davası "... Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir. ..." şeklinde düzenlenmiştir.Alacaklının bu tür bir dava açması için, dava açacağı miktar ya da değeri tam ve kesin olarak gerçekten belirlemesi mümkün olmamalı ya da bu objektif olarak imkânsız olmalıdır. Açılacak davanın miktarı biliniyor yahut tespit edilebiliyorsa, böyle bir dava açılamaz. Çünkü, her davada arandığı gibi, burada da hukukî yarar aranacaktır, böyle bir durumda hukukî yararın bulunduğundan söz edilemez. Özellikle, kısmî davaya ilişkin yeni hükümler de dikkate alınıp birlikte değerlendirildiğinde, baştan tespiti mümkün olan hâllerde bu yola başvurulması kabul edilemez. Belirsiz alacak davası açılması hâlinde, alacaklı, tüm miktarı belirtmese dahi, davanın başında hukukî ilişkiyi somut olarak belirtmek ve tespit edebildiği ölçüde de asgarî miktarı göstermek durumundadır.Aynı maddenin ikinci fıkrasında da, belirsiz alacak davası açılabilen durumlarda, karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesi mümkün olduğunda, iddianın genişletilmesi yasağından etkilenmeksizin talebini artırabileceği belirtilmiştir. Kural olarak, bir davada başlangıçta belirtilen miktar veya değerin artırılması, iddianın genişletilmesi yasağına tâbidir. Bunun amacı, davacının dava açarken hakkını kötüye kullanmaması, daha özenli davranması, yargılamayı gereksiz yere uzatmamasıdır. Oysa, baştan miktar veya değeri tam tespit edilemeyen bir alacak için, davacının böyle bir ihmal ya da kusurundan söz edilemez. Bu sebeple, belirsiz alacak davası açıldıktan sonra, yargılamanın ilerleyen aşamalarında, karşı tarafın verdiği bilgiler ve sunduğu delillerle ya da delillerin incelenmesi ve tahkikat işlemleri sonucu (örneğin, bilirkişi ya da keşif incelemesi sonrası), baştan belirsiz olan alacak belirli hâle gelmişse, davacının, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın davanın başında belirtmiş olduğu talebini artırabilmesi benimsenmiştir. Davacı, sınırlama ve yasağa tabi olmadan, sadece talepte bulunmak suretiyle yeni miktar üzerinden yargılamaya devam edilmesini isteyebilecektir. Şüphesiz, alacağın belirli hâle gelmesini müteakip ortaya çıkan yeni talep eksik belirtilmişse, bundan sonra yeni bir artırma isteği iddianın genişletilmesi yasağıyla karşılaşacaktır. Çünkü, bu hâlde belirsizlik değil, davacının kendi ihmalinden kaynaklanan bir durum söz konusudur.Yukarıda açıklanan yasal düzenleme ve ilkeler uyarınca yapılan incelemede; somut olayda, davanın 17.12.2013 tarihinde açıldığı, davacı kadın vekili tarafından dava dilekçesinde, 200.000,00 TL harca değer esas değer gösterilerek '...malların tasfiyesine ve malların edinilmiş mallara katılma ile ilgili mal rejimine göre paylaştırılmasına karar verilmesini ...'' talep ve dava ettiği, başlangıçta gösterilen dava değeri üzerinden nispi peşin harç ve başvurma harcının yatırıldığı, davacı kadın vekilinin mal rejiminin tasfiyesi yönünden talep miktarını 23.01.2019 tarihli dilekçesi ile 655.000,00 TL'ye, 08.02.2024 tarihli dilekçesi ile de 3.700.000,00 TL'ye yükselttiği anlaşılmaktadır.Belirsiz alacak davası, yukarıda belirtildiği üzere, 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren HMK'nin 107. maddesiyle kabul edilmiştir. Bu durumda, davacının dava dilekçesindeki anlatımlarıyla alacağını dava açtığı sırada belirleyemediği, ancak delillerin toplanması ya da bilirkişi incelemesi yaptırılması ya da hâkimin takdiri ile belirlenebilir hale gelebileceği anlaşılmakla; bu nedenlerle eldeki davanın açıldığı tarihte HMK de yürürlükte olduğuna göre, belirsiz alacak davası ile ilgili hükümlerin uygulanması gerekir.O halde, dava, katılma alacağı isteğine ilişkin olup belirsiz alacak davası niteliğinde de olduğundan davacı tarafça sunulan 23.01.2019 tarihli dilekçenin ıslah dilekçesi değil, talep açıklama dilekçesi olduğunun, 08.02.2024 tarihli dilekçenin de ilk ıslah dilekçesi olduğunun kabulü gerekir. O halde, Mahkemece, hatalı nitelendirmeyle davacının 08.02.2024 tarihli dilekçesiyle artırılan miktar ikinci ıslah kabul edilerek yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuş, bozmayı gerekirmiştir.KARARAçıklanan sebeplerle;1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,2.Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının yukarıda (2) ve (3) nolu bentlerde açıklanan sebeplerle BOZULMASINA,3. Taraf vekillerinin bozma kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine,40.000,00 TL vekâlet ücretinin davacı ...'den alınarak kendisini duruşmada vekil ile temsil ettiren davalı ...'a verilmesine,40.000,00 TL vekâlet ücretinin davalı ...'dan alınarak kendisini duruşmada vekil ile temsil ettiren davacı ...'ye verilmesine,Temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,26.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.