Anahtar kelimeler: Gününün Gelenlerin Davetiye Günde Sözlü Dinlenildikten Birleşen Kesinlik Şartı Eksiklikleri

MAHKEMESİ: ... Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI
: ████████ E., ████████ K.Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı vekili tarafından asıl ve birleşen dava yönünden; davalılar vekili tarafından ise birleşen dava yönünden temyiz edilmiş, incelemenin duruşmalı olarak yapılması davacı vekili tarafından distenilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 17.02.2026 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.Belli edilen günde duruşmalı temyiz eden davacı ... vekili Avukat ... ile karşı taraf temyiz eden davalılar vekili Avukat ... geldirler. Gelenlerin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 26.02.2026 tarihinde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:1. Birleşen dava yönünden temyiz itirazlarının incelemesinde;Aile konutu, eşlerin varsa çocuklarının bütün yaşam faaliyetlerini gerçekleştirdiği, yaşantısına buna göre yön verdikleri, acı ve tatlı günlerin içinde yaşandığı anılarını taşıyan konuttur.Somut olayda, birleşen dava aile konutunun tespiti istemine ilişkin olup Mahkemece aile konutu tespiti isteminin reddine karar verilmiş ise, karar hatalı olmuştur. Şöyle ki, 2 55... parsel sayılı taşınmazın ''bir zemin bir normal katlı kargir bina ve arsası'' niteliğinde olduğu ve eşlerin normal kat kısmını aile konutu olarak kullanıldığının belirlendiği anlaşılmakla; taşınmazın üzerinde eylemli (fiili) olarak binanın mevcut olduğu ve taşınmazın üzerindeki binanında da ''bir zemin bir normal katlı kargir bina'' niteliğinde kayıtlı olduğu ve eşlerin tapuda ''normal kat'' olarak kayıtlı kısmı aile konutu olarak kullanıldığı tespit edildiğine göre, taşınmazın tapuda bağımsız bölüm olarak kaydının bulunmaması, aile konutu olarak belirlenmesine engel değildir. O halde, Mahkemece, 2 55... parsel sayılı ''bir zemin bir normal katlı kargir bina ve arsası'' niteliğinde taşınmazın ''normal katının' aile konutu olduğunun tespitine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuş, bozmayı gerektirmiştir.2. Asıl dava yönünden temyiz itirazlarının incelemesinde;a. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, taraf vekillerinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.b. Davacı kadın vekilinin güncel değere yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde;Artık değere katılma alacağı alacağı miktarı hesaplanırken, mal rejiminin sona erdiği sırada mevcut olan malların, bu tarihteki durumlarına göre, ancak tasfiye tarihindeki sürüm (rayiç) değerleri esas alınır (TMK md. 227/1, 228/1, 2 32... /1). Yargıtay uygulamalarına göre tasfiye tarihi, karar tarihi olup Bölge Adliye Mahkemesince tasfiyenin yapılması halinde karar tarihi Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihidir.Somut olayda, İlk Derece Mahkemesince tasfiye konusu taşınmaz ve araç yönünden yukarıda izah edilen ilkeye aykırı şekilde, taşınmazın ve aracın karar tarihinden (09.07.2021) yaklaşık bir buçuk yıl önceki belirlenen güncel değerlerine göre artık değere katılma alacağının hesaplanması doğru olmamıştır. O halde, İlk Derece Mahkemesince, tasfiye konusu malların tasfiye (önceki karar bozulmakla değer güncelliğini yitirdiğinden bozma sonrası yeni karar tarihine en yakın tarihteki) tarihi itibariyle sürüm (rayiç) değerleri belirlendikten sonra, katılma alacağı hesaplanarak karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuş, bozmayı gerektirmiştir.c. Davacı vekilinin katılma alacağının mahsuben aile konutu üzerinde mülkiyet hakkı tanınması talebi yönünden temyiz itirazlarının incelemesinde;TMK'nin 240/1 ve 3. maddesi “...Sağ kalan eş, eski yaşantısını devam ettirebilmesi için, ölen eşine ait olup birlikte yaşadıkları konut üzerinde kendisine katılma alacağına mahsup edilmek, yetmez ise bedel eklenmek suretiyle intifa veya oturma hakkı tanınmasını isteyebilir; mal rejimi sözleşmesiyle kabul edilen başka düzenlemeler saklıdır./.../ Haklı sebeplerin varlığı hâlinde, sağ kalan eşin veya ölen eşin yasal mirasçılarının istemiyle intifa veya oturma hakkı yerine, konut üzerinde mülkiyet hakkı tanınabilir.” şeklinde düzenlenmiştir.Somut olayda, İlk Derece Mahkemesince davacının aile konutu üzerinde mülkiyet hakkı tanınması talebinin reddine karar verilmiş ise, karar hatalı olmuştur. Şöyle ki, edinilmiş mal olan tasfiye konusu 2 55... parsel sayılı ''bir zemin bir normal katlı kargir bina ve arsası'' niteliğindeki taşınmazın yukarıda (1) nolu bentte açıklandığı üzere ''normal kat'' olarak kullanılan kısmı aile konutu niteliğinde olduğundan TMK'nin 240. maddesi uyarınca aile konutu üzerinde mülkiyet/intifa hakkı tanınması talebinin kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuş, bozmayı gerektirmiştir.d. Davalılar vekilinin alacak miktarı yönünden temyiz itirazlarının incelemesinde;Dava, ölüme bağlı mal rejiminin tasfiyesi ile alacak isteğine ilişkin olup davacı temyize konu davayı terekenin alacaklısı sıfatıyla açmış ise de; davacı da dahil davanın tarafları, ortak mirasbırakan İcabi'nin mirasçısıdırlar ve tereke borçlarından kanuni düzenlemeler çerçevesinde hepsi de sorumludurlar. Başka bir anlatımla, mirasçılık sıfatına sahip olduğundan (TMK md. 499), alacaklı ve borçlu sıfatı davacı sağ eş de kısmen birleşmiştir.Tüm bu açıklamalar nedeniyle, davacı mirasçı sağ eşin mal rejiminin tasfiyesi nedeniyle talep ettiği ve terekeye ait borç sayılan alacak miktarından, davanın mirasçılar arasında görülmesi nedeniyle, davacı da dahil bütün mirasçılar miras payları oranında sorumludurlar. Buna göre, somut olayda tespit edilecek ve hüküm altına alınacak tereke borcundan davacının da miras payı oranında sorumlu olduğu göz önünde bulundurularak davalıların ayrı ayrı miras payı oranında sorumlu olduğu miktarın belirlenmesi gerekirken, bu husus göz ardı edilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.KARARAçıklanan sebeplerle;A. Birleşen Dava Yönünden1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,2.Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının yukarıda (1) nolu bentte açıklanan sebeple BOZULMASINA,B. Asıl Dava Yönünden1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,2.Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının yukarıda (2,b), (2,c) ve (2,d) nolu bentlerde açıklanan sebeplerle BOZULMASINA,3. Taraf vekillerinin bozma kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine,40.000,00 TL vekâlet ücretinin davacı ...'ndan alınarak kendisini duruşmada vekil ile temsil ettiren davalılar ... ve ...'na verilmesine,40.000,00 TL vekâlet ücretinin davalılar ... ve ...'ndan alınarak kendisini duruşmada vekil ile temsil ettiren davacı ...'na verilmesine,Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz edenlere iadesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,26.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.