Anahtar kelimeler: İslahiye İlişkiye Mağdura Süreç Cezasıyla Yağma Görüşü İstemlerinin Edenlerin Suçlar
6. Ceza Dairesi         ████████ E.  ,  ██████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SAYISI
: █████████ E., █████████ K.
SUÇLAR
: Nitelikli yağma, hukuki ilişkiye dayanan alacağın tahsili amacıyla
yağma
HÜKÜMLER
: İstinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
: Onama
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKİ SÜREÇ
A. İlk Derece
İslahiye Ağır Ceza Mahkemesinin, 03.07.2023 tarihli ve ███████ Esas, ███████ Karar sayılı kararı ile sanık ...'in mağdura yönelik nitelikli yağma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 149/1-c-h, 150/2, 62/1 ve 53 maddeleri uyarınca 4 yıl 7 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarının uygulanmasına, sanık ...'ün eyleminin hukuki alacağın tahsili amacıyla yağma suçunu oluşturduğu kabul edilerek sanığın birden fazla kişi tarafından birlikte tehdit suçundan 5237 sayılı Kanun’un 106/2-c, 62/1 ve 53. maddeleri uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarının uygulanmasına, karar verilmiştir.
B. İstinaf
Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesinin, 01.11.2023 tarihli ve █████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararı ile; ilk derece mahkemesince sanık ... hakkında nitelikli yağma suçundan, sanık ... hakkında birden fazla kişi tarafından birlikte tehdit suçundan kurulan hükümlere yönelik sanıklar müdafiilerinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Sanık ... Müdafinin Temyiz İstemi
Mağdur beyanlarının aşamalarda çelişkili olduğu, şikayetçinin kovuşturma aşamasında verdiği ve diğer sanık ve tanık beyanlarıyla uyumlu ifadesinde telefonu arabada unuttuğunu beyan ettiği, suçun işlendiği hususunda oluşan şüphenin müvekkili lehine değerlendirilmesi gerektiğine ilişkindir.
Sanık ... Müdafinin Temyiz İstemi
Sanık, şikayetçi ve tanık anlatımlarından sanığın suçu işlemediğinin sabit olduğu, şikayetçi ile tanık ... arasında yaşanan kavga sırasında sanık ...'in aracında meydana gelen zarar nedeniyle sanık ... ile şikayetçi arasında yapılan konuşma üzerine ikamete gidildiği ve şikayetçinin rızaen zararı gidermek istediği, sanık ...'in şikayetçiden telefonu zorla alması halinde polislerin yanına kendiliğinden gitmesinin beklenemeyeceği, bu durumun tanık ...'ın beyanıyla da sabit olduğu, şikayetçinin alkol etkisindeyken verdiği ilk ifadesinin gerçeği yansıtmadığı ve beyanlarının çelişkili olduğu, mal sahibi ... de olsa olayın içerisinde bulunan ve ...'ün samimi arkadaşı olan, aynı zamanda olay anında alkolün etkisinde bulunan ...'e de Türk Ceza Kanunu'nun madde 150/1 uygulanarak yağma suçundan değil tehdit veya yaralama suçundan ceza verilmesi gerektiği, haksız tahrik hükümlerinin uygulanması gerektiği, yağma suçunun unsurları itibariyle oluşmadığına ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Sanıklar ... ve ... hakkında, nitelikli yağma suçundan yapılan yargılama sonucunda, İslahiye Ağır Ceza Mahkemesinin, 26.01.2022 tarihli ve ███████ Esas, ███████ Karar sayılı kararı ile, sanıklar hakkında her ne kadar nitelikli yağma suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmış ise de sanıkların eyleminin soruşturulması ve kovuşturulması şikayete tabi olan 5237 sayılı Kanun'un 86/2 maddesinde tanımlanan basit yaralama suçunu oluşturduğu ve mağdurun sanıkalar hakkındaki şikayetinden vazgeçtiği gerekçesiyle 5237 sayılı Kanun'un 73/4 maddesi ve 5271 sayılı Kanun'un 223/8 maddesi gereğince düşme kararı verildiği, bu kararın cumhuriyet savcısı tarafından sanık aleyhine istinaf edilmesi üzerine, Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesinin, 05.01.2023 tarihli ve ████████ Esas, ███████ Karar sayılı kararında "Sanıklar, mağdur ... ve tanıkların birlikte alkol aldıkları sırada mağdur ... ile tanık...’ın kavga etmeye başladıkları, mağdur ...’in tanık...’ın kafasını, sanık ...’in daha önce kiraladığı aracının camına vurmak suretiyle aracın camının kırılmasına sebebiyet verdiği, bunun üzerine sanık ...’in mağdurdan camın parasını istediği, mağdurun da evden getirebileceğini söylemesi üzerine sanıklar ... ve ... ile mağdurun araca binerek, sanıklar ön koltukta mağdur arka koltukta olmak üzere mağdurun ikametine doğru yola çıktıkları, mağdurun evinin önüne geldiklerinde sanık ...'ın mağdura “evde değerli bir şey varsa getir yoksa seni öldürürüz” dediği, bu esnada ...'in "sen geri gelmezsin" diyerek mağdurun elindeki telefonu çekerek zorla aldığı, telefonun olaydan sonra aracın ön konsol teyp altı tarafındaki boşlukta polisler tarafından ele geçirildiği şeklinde gerçekleşen olayda, mağdurun olaydan hemen sonra sıcağı sıcağına kollukta alınan beyanında sanık ...'ın camın parasını isteyip kendisini darp ettiğini, sanıkların kendisine “evde değerli bir şey varsa getir yoksa seni öldürürüz” dediğini, bu esnada ...'in "sen geri gelmezsin" diyerek elindeki telefonu çekerek zorla aldığını beyan ettiği, savcılıktaki beyanında ise telefonu kendi rızası ile sanıklara verdiğini belirttiği, mahkemede alınan beyanında ise telefonu arabada unuttuğunu belirtmiş ise de olaydan hemen sonra kollukta verdiği beyanında sanıkların telefonu zorla aldıkları yönündeki beyanı, mağdurun arabada gelirken arka koltukta oturmuş olması dikkate alındığında telefonu unutmuş olması halinde telefonun aracın arka koltuğunda bulunması gerektiği, oysa telefonunun aracın ön göğüs bölümünden ele geçirildiği, bu deliller ile mağdurun basit tıbbi müdahale ile giderilebilir şekilde yaralandığına ilişkin kati rapor birlikte değerlendirildiğinde sanıkların mağdurun telefonunu zorla aldıklarının kabulünün gerektiği, ancak;
1- Müştekinin, arabasının camını kırmasından dolayı alacağı olduğu kabul edilmesi gereken sanık ...'in eylemini hukuki alacağın tahsili amacıyla gerçekleştirdiği, bu haliyle sanığın eylemlerinin Türk Ceza Kanunu'nun 150/1.maddesinde düzenlenen "Kişinin Hukuki İlişkiye Dayanan Alacağını Tahsil Amacıyla Tehdit veya Cebir Kullanması" şeklinde belirtilen ve Yağma suçunun özel bir hali olan suçu (Türk Ceza Kanunu'nun madde 150/1 delaletiyle Türk Ceza Kanunu'nun madde 106/2-c) oluşturma ihtimali bulunduğu dikkate alınarak Türk Ceza Kanunu'nun 150/1. maddesinin uygulanma şartlarının karar yerinde tartışılması gerekirken suç vasfında yanılgıya düşülerek yerinde ve yeterli olmayan gerekçeyle yazılı şekilde hüküm kurulması,
2- Sanık ... ile mağdur arasında hukuki bir ilişkiden ... alacak ilişkisi olmadığı, hukuki ilişkinin taraflarının mağdur ile sanık ... olduğu,Yargıtay 6. Ceza Dairesi'nin █████/20 21... /19 62... /5870 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, Türk Ceza Kanunu'nun 150/1. maddesinin yalnızca hukuki ilişkinin tarafları arasında uygulanabileceği, sanığın eyleminin birden fazla kişi ile birlikte gece vakti yağma suçunu oluşturduğu, ancak suça konu tuşlu telefonun 2. el değeri belirlenerek sanığa verilecek cezada Türk Ceza Kanunu'nun 150/2. maddesi uyarınca indirim yapılması gerekip gerekmediğinin tartışılması gerekirken suç vasfında yanılgıya düşülerek eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması," şeklindeki gerekçe ile ilk derece mahkemesi kararının 5271 sayılı Kanunu'nun 280/1-e ve 289/1 maddeleri gereğince bozulmasına karar verilerek dosyanın ilk derece mahkemesine gönderildiği, bozma üzerine yapılan yargılama sonucunda ilk derece mahkemesince temyize konu mahkumiyet hükmünün kurulduğu anlaşılmakla;
5271 sayılı Kanun’un 280/1-e maddesinde Bölge Adliye Mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre, Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesinin, 05.01.2023 tarihli ve ████████ Esas, ███████ Karar sayılı bozma kararının 5271 sayılı Kanunu’nun 280/1-e. maddesinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, bölge adliye mahkemesi ceza dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilerek yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı, bölge adliye mahkemesince yapılan uygulamanın kanuna açıkça aykırılık teşkil ettiği, bu konuda Anayasa Mahkemesi tarafından verilen bir kararda ise "İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermesi başvurucu yönünden önemli sonuçlar doğurmaktadır. Nitekim İstinaf Dairesi, 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşma açarak ve tarafları da çağırarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda bir karar vermesi gerekirken dosya üzerinden karar vermiş; başvurucuyu mahkemeye erişim hakkının yanında bölge adliye mahkemesi önünde sözlü yargılanmadan ve bununla bağlantılı diğer usul güvencelerinden yoksun bırakmıştır." değerlendirmeler bulunarak bölge adliye adliye mahkemesinin yasaya aykırı bozma kararının başvurucunun Anayasa'nın 36. Maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiğine hükmetmiştir(Ömer Oral [GK], B. No: ██████████, 9/1/2025, § …). Aynı konuda Yargıtay Ceza Genel Kurulu ise "Bölge adliye mahkemelerinin hükmün bozulmasına karar verebileceği hâller, 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde tahdidi olarak sayılmıştır. Bu düzenlemelere göre istinaf mahkemeleri şu hâllerde hükmün bozulması kararı verebilecektir:
1. İlk derece mahkemesinin kararında 5271 sayılı Kanun'un 289. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (g) ve (h) bentleri hariç diğer bentlerinde belirtilen bir mutlak hukuka aykırılık nedeninin bulunması,
2. Soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmediğinin veya ön ödeme ve uzlaştırma usulünün uygulanmadığının anlaşılması ya da davanın ilk derece mahkemesinde görülmekte olan bir dava ile birlikte yürütülmesinin zorunlu olması. ..........
Açıkça görüldüğü gibi bölge adliye mahkemesinin bozma kararı verebileceği hâller, kati surette davanın esasına ilişkin değil ve fakat yargılamaya dair usul kurallarının ağır ve açık ihlalleri ile hükme müessir usul kurumlarının ihmali suretiyle hüküm kurulması durumlarına münhasırdır. Nitekim Yargıtay kararlarına karşı direnme yetkisi bulunan ilk derece mahkemesinin, bölge adliye mahkemelerinin bozma kararlarına direnememesinin temelinde yatan düşünce de buna dayanmaktadır. Direnme yasağına ilişkin normun, maddi ceza adaletiyle doğrudan bir ilgisinin bulunmadığı, esas itibariyle makul sürede yargılanma hakkı bakımından bir teminat alanı oluşturduğu söylenmelidir.
Hukuki düzenlemeler ve yapılan açıklamalar karşısında, mesele tartışmaya ihtiyaç bırakmayacak açıklıktadır. Buna rağmen uygulama, bölge adliye mahkemelerinin iş yoğunluğu gibi mülahazalarla kanunun kendisine tanımadığı bir yetkiyi kullanarak bozma kararları verilegeldiği bilinen bir gerçektir. Bu uygulamanın, yukarıda yer verilen tespitler yanında, görevli/teminatlı mahkemede yargılanma ve mahkemeye erişim/ kanun yoluna etkin başvuru hakları yönünden ciddi sorunlar taşıdığı da tartışmadan varestedir. Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin bozma dışında kalan kararları temyiz edilebileceğinden, bölge adliye mahkemesinin Kanun'un açık hükmüne aykırı şekilde verdiği bozma kararının temyiz edilebilmesi de mümkün değildir. Bu nedenle ilk derece mahkemesi hükmünün hukuka aykırılık taşıdığının tespit edilmesi durumunda bölge adliye mahkemesi ceza dairesince ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırarak yeniden hüküm kurulması gerektiği hâlde bozma kararı verilmesi nedeniyle sanığın temyiz hakkının kısıtlanması da söz konusu olabilmektedir." şeklinde değerlendirmelerde bulunarak bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle "hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları" gerektiğine hükmetmiştir (YCGK, T.:30.04.2025, E.: 2024/6-490, K.:████████).
Bu açıklamalar ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesinin, 05.01.2023 tarihli ve ████████ Esas, ███████ Karar sayılı bozma kararı ile bozma kararı üzerine verilen İslahiye Ağır Ceza Mahkemesinin, 03.07.2023 tarihli ve ███████ Esas, ███████ Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu, 5271 sayılı Kanun’un 280/1-g maddesi uyarınca duruşma açılarak ve taraflar da çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre yeniden hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hükümlerin bozulmasına karar verilmesi, hukuka aykırılık bulunmuştur.
III. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, diğer yönleri incelenmeyen Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesi kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye aykırı olarak oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2 maddesi uyarınca Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,
22.12.2025 tarihinde karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!