Anahtar kelimeler: Cismani Bam Esaskarar Yazildiği Başkan Katip Adana Ölüm Üye Hmk

T.C. ADANA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: █████████ - █████████
T.C.ADANABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ3. HUKUK DAİRESİDOSYA NO
: █████████KARAR NO
: █████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IBAŞKAN
:ÜYE
:ÜYE
:KATİP
:İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ
: █████/2024NUMARASI
: ████████ Esas, ████████ KararDAVACI
:VEKİLLERİ
: Av.DAVALI
: ...VEKİLLERİ
: Av.DAVANIN KONUSU
: Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan TazminatKARAR TARİHİ
: █████/2026GEREKÇELİ KARARINYAZILDIĞI TARİH
: █████/2026... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 02.05.2024 tarih ████████ Esas ████████ Karar sayılı kararı aleyhine, istinaf başvurusunda bulunulmuş ve Mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla HMK 352. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda;GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:Tarafların iddia ve savunmalarının özeti
:DAVA
: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin murisi ...'nin █████/2014 tarihinde ... ... İİO civarı TEM otoyolu üzerinde meydana gelen olay neticesi yaralandığını, daha sonra █████/2014 tarihinde hastanede vefat ettiğini, emniyet fezlekesine göre murise bilinmeyen bir aracın çarptığını, bu olay nedeniyle soruşturmanın halen devam ettiğini, davalıya başvurulması üzerine ... numaralı dosya oluşturulduğunu, davalı tarafından bu kaza nedeniyle davacıya 47.617,00 TL ödeme yapıldığını, ancak müvekkilinin destekten yoksun kalma zararının daha fazla olduğunu, davalı tarafından yaptırılan hesaplamada müvekkiline 440 kusur izafe edildiğini, ancak kusurunun bulunmadığını, 2918 sayılı yasanın 111/2 md uyarınca tazminat miktarlarının yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmaların yapıldıkları tarihten başlayarak 2 yıl içinde iptal edilebileceğini, davacının, Murisin desteğinden yoksun kaldığını, Müteveffanın emekli olmasına rağmen kamyon şoförlüğü yaptığını, kamyon şoförlüğünden aylık kazancının yaklaşık 2.000,00 TL olduğunu, bu husus dikkate alındığında, ödenmesi gereken tazminatın daha yüksek olması gerektiğini, davacının desteğe muhtaç olduğunu ileri sürerek fazlaya ve faize ilişkin hak ve alacakları saklı tutmak suretiyle 5.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının █████/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili kurumun, yapılan hesaplama sonucu 47.617,00 TL ödeme yaparak davacının tüm zararını karşıladığını ve sorumluluğu kalmadığını, ibraname düzenlenerek davacının müvekkilini ibra ettiğini, kabul ettikleri anlamına gelmemekle birlikte, yapılacak hesaplamada ortaya çıkacak tazminat miktarı ile ödenmiş tazminat miktarı arasında bir misli fark olması halinde ibranamenin hükümsüzlüğünden bahsedilebileceğini, ödeme tarihindeki verilerle yapılacak hesaplama sonucu bulunacak miktarla, ödenen tutar arasında açık bir nispetsizlik yok ise davanın reddi gerektiğini, aksi halde ödemenin ödeme tarihindeki verilere göre güncellenerek hesaplanan tazminattan indirilmesi gerektiğini, olay nedeniyle polis tarafından tutulan tutanakta, her hangi bir trafik kazasına rastlanmadığının belirtildiğini, müteveffa ile aynı araçta bulunan tanıkların da olayın trafik kazası olmadığını beyan ettiklerini, bu tip davalarda öncelikle tespit edilemeyen aracın varlığının ve bu aracın kazaya sebebiyet verdiğinin ispatlanması gerektiğini, bu hususlar ispatlanmadan müvekkili kurumun sorumluluğuna hükmedilemeyeceğini, kazaya karışan aracın ve müteveffanın kusur oranlarının tespit edilmesi gerektiğini, yapılan incelemelerde müteveffa yayanın 440 oranında kusurlu olduğunun belirlenerek buna göre ödeme yapıldığını, kusur hususunda Adli Tıp Kurumundan rapor alınması gerektiğini, müteveffanın hesaplamaya esas bilgilerin ve kazanç durumunu gösterir belgelerin ispatının zorunlu olduğunu, SGK tarafından yapılmış rücuya tabi ödeme varsa tazminattan mahsubunun gerektiğini, davalı kurumun sorumluluğunun poliçe teminat limitleri ve kusur oranı ile sınırlı olduğunu, vefat halinde teminat limitinin 268.000,00 TL olduğunu, ayrıca kaza tarihinden değil dava tarihinden itibaren yasal faiz taldp edilebileceğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ 02.05.2024 TARİHLİ KARARI: Meydana gelen kazada tarafların kusur durumunun tespiti için mahallinde keşif yapılmış ve bilirkişi raporunda dava dışı sürücünün kusurunun bulunmadığı yönünde rapor tanzim etmiştir. Taraf itirazlarının değerlendirilmesi için dosya ... ATK'ya gönderilmiş ... ATK tarafından düzenlenen raporda da dava dışı araç sürücüsünün kusurunun bulunmadığı rapor edilmiştir. Dava dışı kimliği belirsiz araç sürücüsünün kusurunun bulunmadığı anlaşıldığından, tüm birbiri ile uyumlu raporlar doğrultusunda dava dışı araç sürücüsünün kusurunun bulunmaması sebebi ile davanın reddine karar vermiştir.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ
: Karara karşı davacı vekili; Yerel mahkeme tarafından hatalı değerlendirmeler yapıldığını, bilirkişi raporlarına itirazlarının irdelenmediğini, delillerinin eksiksiz olarak toplanamadığını, ceza dava dosyasının ve mahkeme dosyasında mevcut bilgi ve belgelerin irdelenmediğini, bilirkişi raporunda plakası ve sürücüsü tespit edilemeyen ve müteveffa ...'ye çarpıp kaçan sürücünün kusurlu sayılmadığını, dosyada mevcut olan raporların tamamının birbiri ile çeliştiğini, çelişkilerin giderilmesi gerektiğini, davalı kurum tarafından tanzim edilen ve ödemesine dayanak yaptığı kusur raporunun davalı tarafı bağlayacağını, bu nedenlerle kararın kaldırılmasını talep ettikleri anlaşılmıştır.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:Dava, ölümlü trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalan davacının maddi tazminat istemine ilişkindir.İlk Derece Mahkemesi tarafından davanın reddine karar verilmiş, karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davacı vekilinin istinaf başvurusunun incelenmesinde;Davacı vekili kusur raporlarının birbiriyle çelişkili olduğunu, davalının kısmi ödeme yapmak için aldığı kusur raporunda plakası belirlenemeyen sürücüye kusur izafe edilmiş olduğunu, bu raporun davalıyı bağlayacağını, kısmi ödeme almış olmanın dava açmaya engel olmayacağını, ibranamenin iptalinin söz konusu olabileceğini ileri sürmüştür.Dosya kapsamı incelendiğinde, olay tarihli kaza tespit tutanağının bulunmadığı, █████/2014 tarihli kolluk tutanağında ise; otoyolda yaralamalı trafik kazası nedeniyle anons edilmesi üzerine olay yerine gidildiğinde otoban üzerinde banket üstünde yatan yaralı şahsın alınıp hastaneye getirildiğini, mahalde trafik kazasına istinaden herhangi bir iz/ delil bulunmadığının rapor edildiği, şahsın hastanede vefat ettiği anlaşılmıştır.Hazırlık soruşturması aşamasında tanık olarak beyanlarına başvurulup ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin ███████ Esas, ████████ Karar sayılı dosyasında sanık sıfatıyla kasten adam öldürme suçlamasıyla yargılanan ... ve ...'ın olay tarihinde müteveffa ile birlikte üçünün yemeğe gittiklerini, müteveffa ile ...'nin alkol aldıklarını, yolda müteveffanın tuvalet ihtiyacı için aracı durdurduğunu, bir süre gelmediğini, bu nedenle merak ederek araçtan inip baktıklarında müteveffanın yerde yattığını gördüklerini, bekledikleri süre boyunca arkalarından hiç araç geçtiğini görmediklerinden trafik kazası olamayacağını, müteveffanın kalp krizi geçirmiş olabileceğini düşünüp müdahale ettiklerini beyan ettikleri görülmüş, ceza dosyasında ... Kriminal Polis Laboratuvarından alınan raporda; maktule ait lacivert renkli pantolonun sağ bacak tarafının alt uç kısmında araç lastik izine ait olduğu değerlendirilen izlerin bulunduğu ancak araca ait özelliklerin belirlenemediğinin tespit edilmiş olduğu, ceza yargılaması aşamasında tanık olarak beyanlarına başvurulan müteveffanın çocuklarının müteveffa ölmeden önce kendilerine "araç lastiğiyle üzerimden geçti" şeklinde belirtmiş olduğunun anlaşıldığı, müteveffanın ... Devlet Hastanesinde alınan █████/2014 tarihli kolluk beyanında; araçtan tuvalet ihtiyacı için indiğini, arakalarından gelen kurşuni renkli bir aracın kendisine çarparak yaralanmasına sebep olduğunu, aracın farlarının yanmadığını" beyan ettiği görülmüş, 22.09.2014 tarihli ATK Otopsi Raporunda; müteveffanın ölüm nedeninin genel beden travmasına bağlı pelvis ve femur kırıklarıyla iç organ yaralanmasından gelişen iç kanama ve yaygın yumuşak doku içi kanama olduğunun belirtildiği, ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin ███████ Esas, ████████ Karar sayılı dosyasında yapılan yargılama neticesinde sanıklar ... ve ...'ın isnat edilen kasten adam öldürme suçundan beraatlerine karar verilmiş olup hükmün Yargıtay 1.Ceza Dairesi'nin incelemesinden geçerek onanan kararın 26.01.2022 tarihinde kesinleşmiş olduğu, tüm bu nedenlerle müteveffanın plakası ve sürücüsünün kimliği belirlenemeyen bir aracın neden olduğu trafik kazası sonucunda yaralanarak vefat etmiş olduğu kanaatine varılmıştır.Davalı tarafça dava açılmadan önce makine mühendisi bilirkişiden alınan 24.02.2015 tarihli kusur raporunda; müteveffa yayanın kazanın oluşumunda % 40 oranında kusurlu olduğu, plakası belirlenemeyen firari sürücünün % 60 oranında kusurlu olduğu belirlenmiş olup, davalı tarafça 18.03.2015 tarihinde davacı tarafa 47.617,00 TL'lik ödeme yapılarak ibraname düzenlenmiş olduğu anlaşılmıştır.İlk derece mahkemesince trafik bilirkişiden alınan 12.12.2022 tarihli kusur raporunda; 01.06.2014 günü saat 00:20 sıralarında sürücüsü ve plakası tespit edilemeyen araç sürücüsü ... ilçesi istikametinden ... Otoyolunu takiben ... ilçesi istikametine seyir halinde iken (053-08 Km006+010'cu metreye) geldiğinde ... Mahallesi Mevkii ... İlköğretim okulu civarında yol üzerinde bulunan yaya/yolcu ...'ye çarptığı, Kaza olan noktanın İl ve ilçeleri birbirine bağlayan otoyol yüksek hızlı otoyol - ekspresyol olması sebebiyle yolda araçların hızlı olacağı düşünüldüğünde yolda ve yol kenarlarında yayaların/yolcuların bulunmalarının yasak olması sebebiyle yolcunun trafiğin olağan akışına aykırı davrandığından sürücüsü ve plakası tespit edilemeyen araç sürücüsünün Karayolları Trafik Kanununun 3 maddesi ve Yönetmenlik 157-a maddesinde açıklandığı şekli ile kusurlu sayılamayacağı; ... plakalı Otomobil sürücüsü ...'nın 2918 Sayılı Karayolları Trafik Yönetmenliğin 138-1 ve 157-b maddelerini ihlal ettiğinden % 40 oranında kusurlu olduğu, yolcu/ yaya ...'nin ise 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanununun 47/1-d ve Yönetmenliğin 138/d maddesini ihlal ettiğinden % 60 oranında kusurlu olduğu belirtilmiştir.Yapılan itirazlar üzerine mahkemesince bu defa ... Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'nden alınan 27.10.2023 tarihli ve 8308 sayılı raporda; olayın trafik kazası mahiyetinde değerlendirilmesi halinde dava konusu kazanın, yaya ...’ye indiği araç olan ... plaka sayılı otomobilin çarpmasıyla mı yoksa otoyol üzerinde seyir halinde olan sürücüsü ve plakası tespit edilemeyen başka bir aracın çarpmasıyla mı meydana geldiği hususunda kesin bir kanaate varamayan heyetçe, olay iki hale göre değerlendirilmiş olup; mevcut verilere göre; I. Halde; kazanın, yaya ...’ye ... plaka sayılı otomobilin çarpmasıyla meydana geldiği kabul edildiğinde; ... plaka sayılı otomobil sürücüsü ..., yönetimindeki otomobil ile gece vakti, yerleşim yeri dışı şartlarında seyrederek olay yerine gelip otoyolun sağındaki emniyet şeridinde duruşa geçmiş, aracında yolcu olarak bulunan ...’nin ihtiyaç gidermek için aracından inmesinden bir süre sonra manevra alanını etkin biçimde kontrol etmeksizin hareket ettiği aracıyla yaya konumundaki ...’e çarpması sonucu meydana gelen olayda; dikkatsiz, tedbirsiz ve kurallara aykırı hareketleri nedeniyle % 100 oranında kusurlu olduğu, yaya ..., yerleşim yeri dışındaki mahalde, otoyolun sağındaki bankette duruşa geçen otomobilden ihtiyacını gidermek üzere inmesinden bir süre sonra kontrolsüz biçimde harekete geçen otomobilin sadmesine maruz kaldığı olayda, bu oluş şartlarında atfı kabil kusuru bulunmadığı kabul edilmiş, II. Halde; kazanın, yaya ...’ye otoyol üzerinde seyir halinde olan, plakası ve sürücüsü tespit edilemeyen bir aracın çarpmasıyla meydana geldiği kabul edildiğinde; ... plaka sayılı otomobil sürücüsü ..., yönetimindeki otomobil ile gece vakti, yerleşim yeri dışı şartlarında seyrederek olay yerine gelip otoyolun sağındaki emniyet şeridinde duruşa geçmiş, aracında yolcu olarak bulunan ...’nin aracından inmesinden bir süre sonra otoyol üzerinde seyir halinde olan plakası ve sürücüsü tespit edilemeyen bir aracın sadmesine maruz kalmasıyla meydana gelen olayda, bu oluş şartlarında herhangi bir kural ihlali görülmediğinden sonuçta atfı kabil kusuru bulunmadığı, yaya ..., yerleşim yeri dışındaki mahalde, otoyolun sağındaki bankette duruşa geçen otomobilden inmesi akabinde, kendi can güvenliğini tehlikeye atacak biçimde yayaların girişinin yasak olduğu otoyola kontrolsüzce girmesi akabinde söz konusu yol üzerinde plakası ve sürücüsü tespit edilemeyen bir aracın sadmesine maruz kalmasıyla meydana gelen olayda; dikkatsiz, tedbirsiz ve kurallara aykırı hareketleri nedeniyle % 100 oranında kusurlu olduğu, plakası tespit edilemeyen aracın kimliği belirsiz sürücüsü, yönetimindeki araçla otoyol üzerinde seyrederek olay yerine geldiğinde, sağındaki banketten kurallara aykırı ve tehlikeli biçimde kaplamaya girmiş olan yaya ...’e çarpmasıyla meydana gelen olayda, bu oluş şartlarında herhangi bir kural ihlali görülmediğinden sonuçta atfı kabil kusuru bulunmadığı belirtilmiştir.Buna göre, mahkemesince alınan ve olayın oluşuna uygun, dosya kapsamıyla ve birbiriyle uyumlu her iki kusur raporunda da plakası tespit edilemeyen aracın kimliği belirsiz sürücüsünün kural ihlalinin bulunmadığı belirtilmiş olup açıklayıcı, hüküm kurmaya elverişli, yeterli ve denetime açık raporun hükme esas alınmasında bir isabetsizlik görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;İlk Derece Mahkemesince açıklanan ve benimsenen nedenlerle dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve delillerin taktirinde ve değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davanın reddine karar verilmiş olmasında, usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatiyle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-İlk Derece mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun olduğundan, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından, peşin yatırılan 427,60 TL istinaf karar ve ilam harcından mahsubuyla, bakiye 304,40 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,3-Davacı tarafından yapılan istinaf giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Artan gider avansının bulunması halinde, karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine,5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361. maddesi gereğince; Dairemizin kararının taraflara tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde kararı veren Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'ne, yahut temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesine veya Dairemize gönderilmek üzere İlk Derece Mahkemesi'ne verilebilecek bir dilekçe ile YARGITAY'A TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile karar verildi. █████/2026Başkane-imzalıdırÜyee-imzalıdırÜyee-imzalıdırKatipe-imzalıdırİş bu karar 5070 Sayılı Yasa hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.