Anahtar kelimeler: İnhisari Evvel Sınai Bitiminden Müteveffa Lisans Bırakanı Akdedilen Fikri Altı

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI
: ████████ Esas, █████████ KararHÜKÜM
: Esastan retİLK DERECE MAHKEMESİ
: Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk MahkemesiSAYISI
: ████████ E., ███████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:KARARI. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin miras bırakanı müteveffa ... ile davalı şirket arasında akdedilen 25.06.2010 tarihli lisans sözleşmesi ile dava dilekçesinde belirtilen markalar yönünden inhisari lisans hakkı verildiğini, sözleşmenin 5. maddesinde sözleşmenin süresinin üç yıl olarak belirlendiğini, sürenin bitiminden 6 (altı) ay evvel lisans verence sürenin bittiği ve uzatılmayacağı bildirilmediği takdirde sözleşmenin kendiliğinden bir 3 (üç) yıl daha uzamış sayılacağının düzenlendiğini, müteakip süre bitimlerinde de aynı prensibin uygulanacağına dair sözleşme hükmü kapsamında, müteveffa miras bırakan ...’nın 04.11.2015 tarihinde vefatının ardından da sözleşmenin üçer yıllık dönemlerde aynı şekilde devam ettiğini, 15.12.2021 tarihinde ihtarname ile "sözleşmenin 25.06.2022 tarihinde yenilenmeyeceğinin, sözleşmenin sona erme tarihinden sonra markaların kullanılmamasının, kullanılması halinde yasal yollara başvurulacağının" davalı şirkete ihtar edildiğini, sözleşme hükümlerine uygun şekilde, süresinde keşide edilen ihtarnamenin tebliğinden iş bu davanın açıldığı tarihe kadar davalı şirketin markaları kullanmaya devam ettiğini, yeni bir lisans sözleşmesi yapılması yönünde bir irade beyanının müvekkiline ulaşmadığını, veraset ilamı ve kayıtlar incelendiğinde, lisans sözleşmesine konu markaların sahipliğinin birden fazla kişiye ait olduğunun görüleceğini, markalar üzerinde elbirliği ile mülkiyet devam ettiğinden miras malı olan markaların mal ve hizmetlerde kullanımına dair lisans sözleşmesinin ancak tüm mirasçıların bilgi ve rızası ile yapılabileceğini, müvekkili tarafından yapılan feshin süresinde olduğunu, davalı tarafa müvekkilinin fesih iradesi ulaştığından 25.06.2022 tarihinde sözleşmenin yenilenmediğini, davalı şirketin sona ermiş sözleşmeye dayanmak suretiyle müvekkilinin sınai mülkiyet hakkına tecavüz ederek, markaların kullanımına mal ve hizmet üretmek suretiyle devam ettiğini, müvekkilinin paydaşı olduğu markaları ürün ve hizmetlerinde izinsiz kullanmak suretiyle davalının haksız kazanç elde ettiğini ileri sürerek davalı şirketin, müvekkilinin paydaşı olduğu tescilli markalara vaki tecavüzünün tespiti, tedbiren durdurulması, önlenmesi ve sonuçlarının ortadan kaldırılması ile müvekkilinin uğramış olduğu maddi ve manevi zararın tazmini için fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla belirlenmesi mümkün olmayan maddi tazminat miktarından müvekkilinin miras payına karşılık gelmek üzere şimdilik 300.000,00 TL ile 500.000,00 TL manevi tazminatın 02.08.2022 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte müvekkiline ödenmesini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya mesnet tutulan markaların davacının murisi ...'ya ait olduğu, murisin ölümü ile söz konusu markaların veraseten davacı ve dava dışı mirasçılar ..., ..., ... ve ...'ya intikal ettiği, böylece söz konusu markalar üzerinde 4701 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 640/2 hükmü uyarınca elbirliği ile mülkiyet durumunun oluştuğu, muris ... ile davalı arasında davaya konu markaların kullanılmasına ilişkin .... Noterliğinin 25.06.20 10... numaralı lisans sözleşmesinin yapıldığı, söz konusu sözleşmenin üç yıl süreli olduğu, ancak sürenin bitmesinden itibaren altı ay evvel lisans verence sözleşmenin uzatılmayacağı davalı yana bildirilmediği takdirde sözleşmenin kendiliğinden üç yıl daha uzamış sağlayacağının sözleşmenin 5. maddesi ile kayıt altına alındığı, müteakip süre bitimlerinde de aynı prensibin uygulanacağının açıkça ifade edildiği, sözleşmenin tarafı lisans veren ...'nın 04.11.2015 tarihinde vefatı nedeniyle halefiyet ilkesi uyarınca söz konusu sözleşmenin lisans veren tarafının, miras ortaklığı olduğu, miras ortaklığı üzerinde elbirliği ile mülkiyet kurulduğundan TMK'nın 702/2 hükmü uyarınca tasarruf işlemleri bakımından Kanunda veya sözleşmede aksi yönde hüküm bulunmadıkça ortakların oybirliği ile hareket etmesi gerektiği, somut olayda miras ortakları arasında miras ortaklığının ne şekilde yönetileceği ve tasarruf edileceğine dair aksi yönde bir sözleşme bulunmadığı, buna göre, lisans sözleşmesinin feshedilmesi için tüm ortakların birlikte hareket etmesi gerektiği, ancak somut olayda tüm ortakların birlikte davalıya fesih ihtarında bulunmadığı, davacı ve mirasçılardan ...'un davalıya lisans sözleşmesinin yenilenmeyeceğine ilişkin .... Noterliğinin 15.12.20 21... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile bildirim bulunmasının hukuken sözleşmenin 5. maddesinde kayıt altına alınan geçerli bir bildirim niteliği taşımadığı, dolayısıyla dava konusu markaların davalı tarafından lisans yolu ile kullanılmasına ilişkin sözleşmenin dava tarihi itibariyle yürürlükte olduğu anlaşıldığından marka hakkı ihlali iddiasının yerinde bulunmadığı, bu nedenle; her ne kadar marka hakkı ihlali eylemlerinin tespiti, önlenmesi ve durdurulması istemleri bölünemeyeceğinden ve bu istemler bakımından ortaklardan her birinin tek başına dava açma hususunda aktif husumet ehliyeti bulunsa da, yürürlüğünü sürdüren lisans sözleşmesi karşısında bu istemlerin yerinde olmadığı, davacı yanın her ne kadar marka hakkı ihlali iddiası nedeniyle miras payına karşılık olarak maddi ve manevi tazminat isteminde bulunmuşsa da, miras ortaklığına ilişkin olarak davacı yanın miras payına karşılık alacak iddiası ileri süremeyeceğinden bu istemlerin de yerinde görülmediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.IV. İSTİNAFBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.V. TEMYİZA. Dava ve Hukuki NitelendirmeDava, marka hakkı ihlalinin tespiti, önlenmesi, durdurulması, maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.B. Değerlendirme ve GerekçeYapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.VI. SONUÇ
: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 03.03.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi