Anahtar kelimeler: Davamenfi Cironun Islak Evraktan Çeke Cirantası Kıymetli Tedavüle Ciro Mahsus

T.C.
İSTANBUL21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİESAS NO
:████████ EsasKARAR NO
:████████ KararDAVA
:Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)DAVA TARİHİ
:█████/2026KARAR TARİHİ
:█████/2026Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:Davacı vekilinin █████/2026 tarihli dava dilekçesinde özetle; Davalı ..., 347.000,00 TL bedelli ve █████/2026 keşide tarihli çeke dayanarak ....İcra Müdürlüğünün 2026/... Esas sayılı dosyasında kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibi başlattığını, anılan takipte davacı ...'ın, çekin birinci cirantası sıfatıyla borçlu gösterildiğini, söz konusu çek her ne kadar müvekkili ... adına keşide edilmiş ise de, müvekkili tarafından hiçbir şekilde ciro edilmediğini, senedin tedavüle çıkarılması süreci tamamen müvekkilinin bilgisi ve iradesi dışında gerçekleştiğini, bu itibarla, çek üzerinde yer aldığı iddia edilen birinci cironun ıslak imzası müvekkiline ait olmadığını, sahte nitelikte olduğunu ve müvekkiline izafe edilemeyeceğini, müvekkilinin ikametgâh adresinden taşınmış olması nedeniyle aleyhine başlatılan icra takibinden haberdar olamadığını, bu sebeple yasal süresi içerisinde itiraz hakkını kullanamadığını, müvekkiline atfedilen birinci ciro imzasının sahte olduğunun tespiti halinde, anılan emredici kanun hükümleri gereğince davacının çek bedelinden dolayı sorumlu tutulması hukuken mümkün olmadığını, zira kambiyo senetlerinde sorumluluk, ancak geçerli ve gerçek bir imzaya dayandığını, sahte imzaya dayalı bir borç ilişkisinin davacıya yükletilmesi açıkça hukuka aykırılık teşkil edeceğini, imzanın davacıya ait olup olmadığının, grafoloji ve adli belge incelemesi alanında uzman bilirkişiler marifetiyle, davacının mukayeseye esas imza örnekleri temin edilerek incelenmesi gerektiğini, öte yandan, davaya konu icra takibi halihazırda derdest olup, takibin devam etmesi halinde davacı telafisi güç ve imkânsız zararlara uğrama tehlikesi ile karşı karşıya kalacağını, özellikle davacının malvarlığına haciz konulması, banka hesaplarının bloke edilmesi. mahal haczi yapılması ve üçüncü kişiler nezdindeki hak ve alacaklarının etkilenmesi ihtimali, ileride telafisi güç zararlar doğurabilecek nitelikte olduğunu, bu nedenle, 6100 sayılı HMK’nın 389 ve devamı maddeleri uyarınca, dava sonuçlanıncaya kadar davacı aleyhine yürütülen .... İcra Müdürlüğünün 2026/... Esas sayılı dosyasındaki icra takibinin durdurulması ve bu dosya kapsamında uygulanmış veya uygulanacak tüm haciz işlemlerinin ihtiyaten tedbiren durdurulmasına karar verilmesini, aksi halde, açıkça hukuka aykırı olduğu değerlendirilen bir kambiyo takibine dayanılarak davacının malvarlığına müdahale edilmesi söz konusu olacak ve bu durum hak arama özgürlüğü ile mülkiyet hakkının ihlaline yol açacağını, bu nedenlerle; davanın kabulüne, ....İcra Müdürlüğünün 2026/... Esas sayılı icra dosyasında, 347.000,00 TL bedelli ve █████/2026 keşide tarihli çeke dayalı olarak başlatılan kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibinde, davacı aleyhine kesinleşen toplam borç miktarı yönünden davacı ...’ın borçlu olmadığının tespitine, dava konusu çek üzerinde davacıya atfedilen birinci ciro imzasının davacıya ait olmadığının, sahte olduğunun tespiti amacıyla bilirkişi incelemesi yaptırılmasını, yargılama süresince telafisi güç zararların doğmaması adına, 6100 sayılı HMK’nın 389 ve devamı maddeleri uyarınca, .... İcra Müdürlüğünün 2026/... Esas sayılı dosyası kapsamında yürütülen icra takibinin ve bu kapsamda uygulanmış ve uygulanacak tüm haciz işlemlerinin tedbiren durdurulmasına karar verilerek, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini karar verilmesini talep ve dava etmiştir.DELİLLER
:-.... İcra Müdürlüğü'nün 2026/... Esas sayılı takip dosyasının UYAP kayıtları,DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:Yapılan yargılama, toplanılan deliller ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Dava, .... İcra Müdürlüğü'nün 2026/... Esas sayılı takip dosyasına dayanak çek nedeniyle davacının borçlu olup olmadığının tespiti talebine ilişkindir.█████/2019 tarihinde yürürlüğe giren █████/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5'inci maddesinden sonra gelmek üzere eklenen maddeye göre;"Madde 5/A - (1) Bu kanunun 4'üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, dava konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.6235 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 3'üncü maddesinin birinci fıkrasına eklenen cümle ile,"Dava şartı olarak arabuluculuk,Madde 18/A - (1) İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine aşağıdaki hükümler uygulanır.(2) Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılmadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması halinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir."6100 sayılı HMK'nın dava şartlarının İncelenmesi başlığını taşıyan 115. Maddesi "Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler.Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder.Dava şartı noksanlığı, mahkemece, davanın esasına girilmesinden önce fark edilmemiş, taraflarca ileri sürülmemiş ve fakat hüküm anında bu noksanlık giderilmişse, başlangıçtaki dava şartı noksanlığından ötürü, dava usulden reddedilemez." şeklinde düzenlenmiştir.Dava şartları, davanın esası hakkında inceleme yapılabilmesi ve karar verilebilmesi için varlığı veya yokluğu mutlaka gerekli olan şartlardır.Bunun yanında Yargıtay 11.HD'nin █████████ Esas - █████████ Karar sayılı ilamında: "..İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 19.03.2024 tarihli ön inceleme duruşmasında davacı vekilinin davanın arabuluculuk dava şartına tabi olmadığına yönelik açıklamalarda bulunarak, arabuluculuk yoluna gidilmediğini ifade ettiği, bu nedenle 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun "Dava Şartı Olarak Arabuluculuk" başlıklı 18/A-2. maddesi hükmünde yer alan son tutanak aslının sunulması hususundaki bir haftalık sürenin verilmesinde hukuki yarar bulunmadığı, dava şartı arabuluculuk yoluna dava açılmadan önce gidilmediğinin taraf vekillerinin beyanları ile sabit olduğu, arabuluculuk dava şartının yargılama aşamasında tamamlanabilir nitelikte bir dava şartı olmadığı gerekçesiyle davanın dava şartı arabuluculuğa ilişkin dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden reddine karar verilmiş.." kararın onandığı anlaşılmaktadır.Böylece, arabuluculuğa başvuru yapılıp arabuluculuk görüşmelerinden sonuç alınamadığına dair son tutanağın dava açılırken evvel dosyaya ibrazı dava şartı olarak düzenlendiğinden, dava devam ederken bu eksikliğin fark edilmesi neticesinde giderilmesi mümkün değildir. Arabuluculuk sürecinin dava açılmadan önce başlatılması ve tamamlanması gerekir. Arabuluculuk dava şartı noksanının dava derdest iken giderilmesi hukuken ve mantıken mümkün olmamakla HMK'nın 115. Maddesinin 3. Fıkrası kapsamında davacıya dava şartı noksanını gidermek üzere süre verilmesi mümkün değildir.Bu düzenlemeler ışığında dava dilekçesinin ve davacının █████/2026 tarihli dilekçesinin incelenmesi neticesinde; davanın, yürürlük tarihi olan 01.09.2023 tarihinden sonra açıldığı, davanın menfi tespit davası olduğundan zorunlu arabuluculuk durumunun söz konusu olduğu ve davacının arabuluculuğa başvurmadan doğrudan dava açtığı anlaşılmakla; 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun m.18/A-f.2 hükmü gereğince davanın dava şartı yokluğu nedeni ile usulden reddine karar vermek gerekmiştir.HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-)Davanın Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A, 6325 sayılı Kanunun 18/A-2, Hukuk Mahkemeleri Kanunu'nun 114/2 ve 115/2 maddeleri uyarınca DAVA ŞARTI YOKLUĞU NEDENİ İLE USULDEN REDDİNE,2-)Alınması gerekli 732,00TL karar harcının peşin alınan 8.115,09TL harcın mahsubu ile artan 7.383,09TL harcın kararın kesinleşmesi ve istek halinde davacıya iadesine,3-)Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,4-)Kullanılmayan gider avansının hükmün kesinleşmesi halinde ödeyen tarafa iadesine,5-)Karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT gereği hesap ve takdir olunan 55.520,00TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak ile davalıya verilmesine,Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 345. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize sunulacak yahut mahkememize gönderilmek üzere bir başka mahkemeye verilecek bir dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. █████/2026Katip ...E-imzalıdırHakim ...E-imzalıdır