Anahtar kelimeler: Mesnet Yidk Sınai İbareli Tanınmış Markanın Fikri Oysa Markaların Markaları
11. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi

SAYISI
: ████████ Esas, █████████ Karar
HÜKÜM
: Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ
: Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI
: ███████ E., ███████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin "..." ibareli tanınmış markaların sahibi olduğunu, bu markaları mesnet göstererek davalı şirketin ███████████ sayılı "... ..." ibareli marka başvurusuna yönelik itirazlarının Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) tarafından nihai olarak reddedildiğini, oysa, dava konusu markanın müvekkili markası ile ayniyet derecesinde benzer olduğunu, "..." ibaresinin halı anlamına geldiğini, dava konusu markanın müvekkiline ait markaların serisi gibi algılanacağını, tanınmış markaların farklı mal ve hizmet sınıflarında da korunmaları gerektiğini, taraf markaları arasında karıştırılma ihtimalinin olduğunu, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6/5 hükmü şartlarının oluştuğunu, davalı başvurusunun kötüniyetle yapıldığını, yine müvekkili şirkete ait .......-... ibareli alan adının 02.01.2004 tarihinden itibaren tescilli olduğunu, SMK'nın 6/6 hükmü şartlarının da oluştuğunu ileri sürerek YİDK kararının iptaline ve 2019/... sayılı markanın tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
2.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin dava konusu markayı tercih etmesinin sebebinin yabancı piyasalarda yabancı dilde bir sözcüğün daha kolay anlaşılabilir olmasından kaynaklandığını, müvekkili markasının tescil edilmek istendiği 27. sınıf malların davacı markaları kapsamında yer almadığını, yalnızca "..." kelimesinin benzerlik göstermesinin karıştırılma ihtimali açısından yeterli olmadığını, tarafların faaliyet alanları ve hitap ettikleri müşteri kitlesinin tamamen farklı olduğunu, kötüniyet iddialarını kabul etmediklerini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu marka başvurusu kapsamında 27. sınıftaki "halılar, kilimler, yolluklar" mallarının yer aldığı, davacı yanın tescilli markaları kapsamında söz konusu ürün grubu ya da bu ürün grubu ile benzerlik gösteren başkaca bir ürün olmadığı, "halılar, kilimler, yolluklar" ile davacı markaları kapsamındaki "elektrikli halı/zemin/döşeme yıkama makineleri" arasında davacı yanın iddia ettiğinin aksine benzerlik görülmediği, zira, bahsi geçen ürün gruplarının birbirinden tamamen farklı nitelikte ve ihtiyaçlara yönelik ürün grupları olduğu, markalar arasında "..." ibaresinin müşterek olarak bulunmasından kaynaklı işaret benzerliği bulunsa da, dava konusu marka kapsamındaki emtialar ile itiraza mesnet markalar kapsamlarında yer alan emtialar arasında benzerlik bulunmadığından SMK'nın 6/1 hükmü koşulunun gerçeklemediği, davacının "..." markalarının hususiyetle "beyaz eşya" sektöründe tanındığı, dava konusu "... ..." markasında, davacı yana ait "..." markası bütün olarak yer almakta ise de ve uyuşmazlık konusu mallar açısından "..." ibaresi, davalı vekilinin iddiaları aksine markanın bütününe herhangi bir ayırt edicilik sağlamadığından, taraf markaları arasında işaretsel anlamda bir benzerlik mevcut ise de, dava konusu markanın davacı yanın tanınmışlığı bulunan sektör ile bir ilişkisinin bulunmadığı, "..." kelimesinin uydurulmuş, yaratılmış, farazi bir sözcük olmadığından 3. kişilerce farklı mal ve hizmetlerde tercihinde de davacıya ait markalara şekli açıdan doğrudan yanaşmayan ve davacı ile ilgisiz bir sektörde başvuru konusu edilmiş dava konusu markanın, davacı yanın tanınmış markalarına zarar verecek sonuçlar doğurmayacağı, davacının ".......-..." alan adının davacı yanın tescilli markaları kapsamındaki beyaz eşya ve elektronik eşyalara ilişkin olduğu, dava konusu markanın kapsamındaki mallardan tamamen farklı nitelikteki bu mal ve hizmetlerdeki faaliyetlerden ötürü, her ne kadar alan adı ile dava konusu marka arasında yine bir benzerlik mevcut ise de, ilgili alan adından kaynaklı olarak davacı yanın üstün bir hakkının bulunmadığı, kötüniyet iddiasının yerinde görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, her ne kadar dava konusu marka ile davacının itiraza mesnet markaları arasında işaret benzerliği bulunmakta ise de emtia benzerliğinin gerçekleşmediği, SMK'nın 6/5 hükmündeki koşulların oluşmadığı, davacı tarafça başvurunun kötüniyetle yapıldığının da kanıtlanamadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, YİDK marka kararı iptali ile marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ
: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 03.03.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!