Anahtar kelimeler: Ürge Treyler Rakibi Erdikten Kalite İkale Sakarya Esaskarar Koordinatörü Sonlandığını

T.C. SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2026/... Esas - 2026/...
T.C.SAKARYAASLİYE TİCARET MAHKEMESİTÜRK MİLLETİ ADINAGEREKÇELİ KARARESAS NO
: 2026/KARAR NO
: 2026/BAŞKAN
:KATİP
:DAVACI
:VEKİLLERİ
: Av.DAVALI
:VEKİLİ
: Av.DAVA
: Tazminat (Rekabet Yasağına Aykırılık) TBK 444DAVA TARİHİ
: █████/2026KARAR TARİHİ
: █████/2026GEREKÇELİ KARARINYAZILDIĞI TARİH
: █████/2026Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:Davacı vekili; Davalının davacı şirket bünyesinde █████/2004 - █████/2025 tarihleri arasında Ür-Ge müdür ve daha sonrasında Kalite Güvence Koordinatörü olarak görev yaptığını, davalının iş akdinin █████/2025 tarihinde ikale sözleşmesi ile sonlandığını, davalının iş akdi sona erdikten sonra davacı şirket gibi treyler üreticisi olan ve davacı şirketin rakibi pozisyonunda olan ...Şirketinde çalışmaya başladığını, davalı çalışanın █████/2013 tarihinde akdedilen iş sözleşmesinin İ. Maddesi (rekabet yasağı) ile hizmet sözleşmesinin yürürlükte olduğu sürece ve sözleşmenin her ne sebeple olursa olsun sona ermesinden itibaren 2 (iki) yıl süresince (Marmara Bölgesi, Karadeniz Bölgesi, Ege Bölgesi, İç Anadolu Bölgesi ve Akdeniz Bölgesinde) rekabet yasağı hükümlerini kabul ettiği ve aykırı davranması halinde en son ücreti üzerinden hesaplanacak iki yıllık brüt ücretini cezai şart olarak işveren defaten ödemeyi, maddi ve manevi zararları tazmin etmeyi beyan ve taahhüt ettiğini, davalının rekabet yasağını ihlal ettiğini belirterek şimdilik 1.000,00-TL cezai tazminatın ara buluculuk son tutanak tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiştir.Davalı vekili Davalı ...'un davacı iş yerinde; ilgili şirkette (mali, iktisadi, kredi ve nakit durumu, araştırma ve geliştirme çalışmaları, faaliyet stratejisi, fiyatlandırma politikaları, pazarlama taktikleri, pazar payları, müşteri pörtföyü gibi hususlara nüfuz edecek bir görev yetki ve pozisyonda bulunmadığını, davalının davacı şirketten ayrıldıktan sonra yalnızca █████/2025 - █████/2025 tarihleri arasında ...A.Ş bünyesinde çalıştığını ve bu süre zarfında haksız rekabet fiili gerçekleşmediği gibi davalının █████/2025 tarihinden bu yana işsiz olduğunu ve işsizlik maaşı aldığını belirterek davanın reddini istemiştir.Uyuşmazlık TBK nun 444 vd. Maddelerinde düzenlenen rekabet yasağına dayanan tazminat talebine ilişkindir.Somut olaya uygulanması gereken 6098 sayılı TBK’nın 444/1. maddesi; “Fiil ehliyetine sahip olan işçi, işverene karşı, sözleşmenin sona ermesinden sonra herhangi bir biçimde onunla rekabet etmekten, özellikle kendi hesabına rakip bir işletme açmaktan, başka bir rakip işletmede çalışmaktan veya bunların dışında, rakip işletmeyle başka türden bir menfaat ilişkisine girişmekten kaçınmayı yazılı olarak üstlenebilir” hükmünü haizdir. Buna göre rekabet yasağı sözleşmesinden söz edilebilmesi için ilk olarak işçinin fiil ehliyetine sahip olması ve iş sözleşmesinin kurulması sırasında veya iş ilişkisi devam ederken işçinin sözleşmenin sona ermesinden sonra rekabet etmeyeceğine ilişkin bir hükmün yazılı olarak iş sözleşmesine konulması veya bu konuda ayrı bir sözleşmenin (rekabet yasağı sözleşmesi) yapılması gerekmektedir.Öğretide rekabet yasağı sözleşmesi, işçinin iş ilişkisi içinde işverenin müşterilerine nüfuz etmesi yahut iş sırlarına vakıf olması nedeniyle hizmet sözleşmesi sona erdikten sonra belirli bir faaliyet alanında belirli bir coğrafi bölgede ve belirli bir zaman dilimi içerisinde işçinin işverenle rekabet teşkil eden davranış içerisine girmesini yasaklayan sözleşmeler olarak tanımlanmaktadır. Rekabet etmeme taahhüdünü içeren bu sözleşmeyle işçi işverene karşı hizmet sözleşmesinin bitiminden sonrasına yönelik olarak menfi bir yükümlülük, bir yapmama borcu altına girmektedir. Başka bir deyişle rekabet yasağı sözleşmesi ile işçinin ekonomik faaliyet özgürlüğüne ve ekonomik geleceğine kısmen dahi olsa sınırlama getirilmektedir (Sabah Altay, Türk Borçlar Kanunun Hükümlerine Göre İşçi ile İşveren Arasında Yapılan Rekabet Yasağı Sözleşmesi, Mühf-Had, C.14, sy.3, s.179 vd.).Rekabet yasağı sözleşmesinin yapıldığı sırada işçi fiil ehliyetine sahip değilse, yazılı şekil şartına uyulmamışsa, işçinin, işverenin müşteri çevresi, üretim sırları veya işyerinde yapılan işler hakkında bilgi edinme olanağı bulunmuyorsa ya da işverene önemli bir zarar verme ihtimali yoksa rekabet yasağı sözleşmesi geçersiz olmakla birlikte esasen fiil ehliyetine sahip işçi tarafından yazılı olarak yapılan rekabet yasağı sözleşmesinin geçerli olabilmesi için iki temel şartın daha birlikte yer alması gerekir. (Yargıtay HGK'nın ███████-568 esas ve ████████ karar sayılı ilamı)Rekabet yasağı sözleşmesinin geçerliliğinin ilk şartı, işverenin bu sözleşme nedeniyle korunmaya değer haklı bir menfaatinin bulunmasıdır. Zira rekabet yasağının getirilmesindeki amaç, işçinin işyerinde öğrendiği üretim sırlarını veya işverenin işleri hakkındaki bilgisini iş ilişkisi sona erdikten sonra işverenle rekabet edecek tarzda kullanmasının önüne geçilmesidir. Bu husus 6098 sayılı TBK’nın 444/2. maddesinde “Rekabet yasağı kaydı, ancak hizmet ilişkisi işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerlidir” şeklinde ifade edilmiştir. Buna göre korunmaya değer haklı bir menfaatinin söz konusu olabilmesi için, işçinin işverenin üretim sırları, yaptığı işler ve müşteri çevresi hakkında bilgi edinme olanağının bulunması ve bunun sonucunda işvereni önemli bir zarara uğratma ihtimalinin olması gerekir. Dolayısıyla rekabet yasağına ilişkin sözleşmelerin geçerli olabilmesi için iş ilişkisinin işçiye, “müşteri çevresi” veya “üretim sırları” ya da “işverenin yaptığı işler” hakkında bilgi edinme imkânını sağlamasının yanında, aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması hâlinde işvereni önemli nitelikte bir zarara uğratabilecek mahiyette olması aranmaktadır. Ancak, rekabet yasağı ihlâlinden bahsedilebilmesi için zararın fiilen gerçekleşmesi gerekli olmayıp, yakın ve önemli bir zarar ihtimalinin varlığı da yeterli olmaktadır.Geçerliliğin ikinci şartı ise, işçinin ekonomik geleceğinin tehlikeye düşürülmemiş olmasıdır. Zira sınırsız ve ucu açık bir rekabet yasağının, işçinin çalışma özgürlüğünü ortadan kaldıracağı ve işçinin geçim kaynağı olan emeğini istihdam piyasasına sunamaması sonucunu doğuracağı açıktır. Bu hususta 6098 sayılı TBK’nın 445/1. maddesinde “Rekabet yasağı, işçinin ekonomik geleceğini hakkaniyete aykırı olarak tehlikeye düşürecek biçimde yer, zaman ve işlerin türü bakımından uygun olmayan sınırlamalar içeremez ve süresi, özel durum ve koşullar dışında iki yılı aşamaz” şeklinde düzenlenme mevcuttur. Söz konusu yasal düzenlemeye aksi nitelikte bir durumun mevcudiyeti rekabet yasağı sözleşmesini geçersiz kılacaktır.Öte yandan 6098 sayılı TBK’nın 445/2. maddesindeki “Hâkim, aşırı nitelikteki rekabet yasağını, bütün durum ve koşulları serbestçe değerlendirmek ve işverenin üstlenmiş olabileceği karşı edimi de hakkaniyete uygun biçimde göz önünde tutmak suretiyle, kapsamı veya süresi bakımından sınırlayabilir” şeklinde düzenleme ile rekabet yasağı sözleşmesinin işçinin ekonomik geleceğinin tehlikeye düşürmesi yönünden hâkime kapsamı veya süresi bakımından rekabet yasağına müdahale ve sınırlama yetkisi verilmiştir. Bu düzenleme ile yer, zaman ve konu (işin türü) bakımından sınırları çok geniş tutulmuş rekabet yasağı sözleşmelerine geçersizlik gibi ağır bir hukuki yaptırım uygulamak yerine, sözleşmenin kanuna uygun hâle getirilmesinin yolu açılmış olmaktadır.Rekabet yasağı sözleşmesinin geçerli olabilmesi için, işveren tarafından sözleşmenin haklı nedenle fesih edilmiş olması veya ayrılan işçi tarafından haksız olarak feshedilmemiş olması, davalı işçinin iş akdinin devamı sırasında işyerinin önemli müşteri çevresi veya üretim yönünden ticari sırlarına vakıf olabilecek bir pozisyonda çalışmış ve ayrıldıktan sonra yasaklanan süre içerisinde rakip bir işyerinde çalışmaya başlaması veya kendisinin bu tür bir faaliyeti icra etmesi, önceki işyerinde edindiği bilgileri yeni işyerinde kullanmasının önceki işverene önemli zarar verebilme ihtimalinin varlığı yeterli sayılmalıdır. Rekabet yasağı kaydının geçerli olabilmesi için işçinin, hizmet ilişkisi içinde olduğu işverenin müşteri çevresi ve üretim sırları gibi ticari sırları bilebilecek bir pozisyonda çalışması ve bu bilgileri önceki işverenle rakip durumunda olan yeni işveren ile paylaşabilme ihtimalinin varlığı yeterlidir. Bu anlamda, ayrılan işcinin yeni işyerinde aynı pozisyonda çalışması da şart değildir. Keza rekabet yasağının varlığı için ayrılan işçinin, önceki işverene fiilen bir zarar vermesi şart olmayıp, zarar verebilme risk ve ihtimalinin varlığı yeterlidir. Rakip firmalarla paylaşması ve nüfuz etme imkanının bulunup bulunmaması önem arz etmektedir. (Yargıtay 11. HD'nin █████/2019 tarihli, █████████ Esas ve █████████ Karar sayılı, █████/2017 tarihli, ██████████ Esas ve █████████ Karar sayılı kararları)Rekabet yasağı iş akdinin sona ermesinden sonraki döneme ilişkin olarak yapmama (ileriye yönelik) edimini içeren akit niteliğindedir. 6098 sayılı TBK'nın 444/2. maddesi “Rekabet yasağı kaydı, ancak hizmet ilişkisi işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerlidir” hükmü haiz olup, anılan madde hükmü uyarınca rekabet yasağının işçinin yaptığı iş nedeniyle edindiği bilgileri, çalışmaya başladığı başka bir rakip işletmede kullanarak davacı işverene önemli ölçüde zarar verme ihtimalinin bulunması halinde geçerli olacaktır.Anılan düzenlemeler ile işçinin, işverenle ilişkide olan müşterileri tanıdığı hallerde, iş sözleşmesinin sona ermesi ardından işverenle rekabet oluşturacak şekilde kendi namına iş yapmaması, rakip bir firmada ortak olamaması ya da iş sözleşmesiyle çalışmaması şeklinde şart içeren sözleşmeler yapabileceği düzenlenmiş olup, rekabet yasağı kaydının geçerlilik ve sınırlandırılmasına ilişkin koşullar da ayrıca belirtilmiştir. (Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi █████████ Esas ████████ Karar)Taraflar arasındaki 10.07.2013 tarihli yazılı iş sözleşmesinin İ. Maddesinde davalı çalışanın hizmet sözleşmesinin yürürlükte olduğu sürece ve sözleşmenin her ne sebeple olursa olsun sona ermesinden itibaren 2 (iki) yıl süresince, Marmara Bölgesi, Karadeniz Bölgesi, Ege Bölgesi, İç Anadolu Bölgesi ve Akdeniz Bölgesi’nde rekabet etmeme edimini yüklendiği görülmektedir. Sözleşme süre açısından TBK 455 maddesinde belirtilen süre sınırına uygun olmakla birlikte rekabet yasağının neredeyse tüm ülke geneli için öngörülmesi TBK 445/2. Maddesi hükmüne göre kapsam yönünden hakimin müdahalesini gerektirmektedir. Gerçekten Doğu ve Güneydoğu bölgeleri dışında tüm ülkeyi kapsayan rekabet yasağı davacının iş yaptığı sektör açısından Ülke geneline yayılmış bir rekabet yasağı olarak değerlendirilmelidir. Bu durumda sözleşmenin coğrafi kapsamı geçerli görülmemiş ve mahkememizce rekabet yasağının coğrafi kapsamı Sakarya ile sınırlandırılmış ve rekabet yasağının ihlal edilip edilmediği bu çerçevede değerlendirilmiştir. (Emsal Yargıtay 11 HD █████████ Esas █████████ Karar sayılı ilamı)Davalının davacı işyerinden █████/2025 tarihinde ayırıldıktan sonra █████/2025 - █████/2025 tarihleri arasında Ankara Sincan adresinde faaliyet gösteren ....A.Ş şirketinde çalıştığı Uyap'tan alınan SGK kayıtları ile sabittir. Davacı dilekçesinde davalının (yine Ankara'da bulunan) ....Şirketinde çalıştığından bahsetmiş ise de resmi kayıtlarda bu yönde bir tespit bulunmamaktadır. Davalının davacıdan sonra çalıştığı şirket ....A.Ş'dir.Yukarıda belirtilen ilkeler ve tespitler çerçevesinde somut olay değerlendirildiğinde: davalının Sakarya'da faaliyet gösteren davacı şirketteki işinden █████/2025 tarihinde ayrıldıktan sonra █████/2025 tarihinde Ankara Sincan adresinde faaliyet gösteren ...A.Ş şirketinde işe girdiği ve █████/2025 tarihine kadar bu şirkette çalıştığı, mahkememizce TBK 445/2 maddesi gereği yapılan müdahele ile rekabet yasağının Sakarya ili ile sınırlandırılmış olması itibariyle mevcut çalışmasının rekabet yasağının ihlali niteliğinde bulunmadığı, dolayısıyla sözleşmede rekabet yasağının ihlaline bağlanan cezai şart tazminat koşullarının gerçekleşmediği sonucuna ulaşılmış ve davanın reddine karar verilmiştir.Dava değer itibariyle basit yargılama usulüne (HMK 320 md. vd. ) tabidir.Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 320. maddesinin açık düzenlemesi karşısında mahkeme, basit yargılama usulüne tâbi dava ve işlerde, dava şartları yoksa davayı usulden reddedebilir; ilk itirazlar hakkında ya da dilekçelere eklenen deliller yeterli görülürse davanın esası hakkında karar da verebilir. Dilekçeler aşamasının tamamlanmasından sonra, tarafların dilekçelerine ekledikleri ya da ilgili yerlerden getirtilmesini istedikleri delillerin toplanması ile mahkemece tarafların iddia ve savunmaları ile delilleri incelenmiş olacaktır. Bu nedenle ön inceleme duruşması yapılmadan dosya üzerinden, mevcut deliller ile dava şartları ve ilk itirazlardan başka, davanın esası hakkında da karar verilmesi mümkündür. Bu şekilde dosya üzerinden karar verildiğinde, taraflara dava ve cevap dilekçesinin tebliği ile bu dilekçelerinde bildirdikleri deliller toplanmış olacağından, hukuki dinlenilme hakkının ihlal edildiğinden de söz edilemeyecektir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun ███████-306 Esas ████████ Karar sayılı 17.09.2025 tarihli kararı) Somut davada tarafların delil olarak bildirdikleri belgeler dışında başkaca bir delil değerlendirilmemiştir. Tahkikat aşamasına konu olabilecek (bilirkişi incelemesi ve keşif gibi) bir delil de söz konusu değildir. Dolayısıyla yargılamanın en kısa sürede ve hedef süre içinde sonuçlandırılması gerekliliği de gözetilerek duruşma yapılmaksızın dosya üzerinde inceleme ile yetinilerek karar verilmiştir.Açıklanan gerekçelerle dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde; davanın esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.HÜKÜM; Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;1-Davanın reddine,2-Alınan harç yeterli olduğundan ayrıca harç alınmasına yer olmadığına,3-Yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT uyarınca belirlenen 1.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,5-Arabuluculuk dosyasında Bakanlık bütçesinden karşılanan 6.000,00 TL arabulucu ücretinin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,6-Gerekçeli kararın HMK 321/2 maddesi gereği talep aranmaksızın taraflara tebliğine,7-Karar tebliğ giderleri düşüldükten sonra artan avansın karar kesinleştiğinde talep aranmaksızın yatıran tarafa iadesine,Dair, HMK 320 maddesi gereği, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içinde mahkememize verilecek bir dilekçe ile Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olarak karar verildi. █████/2026Katipe-imzalıdırBaşkane-imzalıdır