Anahtar kelimeler: Beykoz Davacısı Hanesine Şerhi Dışına Metrekare Alanında İli İlçesi Köyü

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI
: █████████ E., ████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ
: Beykoz Kadastro MahkemesiSAYISI
: ███████ E., 2021/2 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl dosya davacısı ... vekili ve birleşen dosya davacısı ... ve arkadaşları vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA1. 2016 yılında yapılan kullanım kadastrosu sırasında, İstanbul ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında bulunan 1 31... parsel sayılı 851,18 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz kadastro tutanağının beyanlar hanesine, 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkartıldığı şerhi yazılarak tarla vasfıyla Hazine adına tespit edilmiştir.2. Asıl dosyada davacı ... vekili dava dilekçesinde; 1 31... parsel sayılı 841 metrekare alanlı tarla vasıflı taşınmazın, müvekkili tarafından etrafı tel ile çevrilmek ve ziraat yapılmak suretiyle fiilen kullanılmakta olmasına ve zilyetlik devir senedi ile devralmasına rağmen, müvekkilinin isminin kadastro tutanağının beyanlar hanesinde fiili kullanıcı ve hak sahibi olarak gösterilmediğini belirterek, fiili kullanımının ve hak sahipliğinin tespitiyle, bu hususun beyanlar hanesine şerh verilmesini talep etmiştir.3. Birleşen ███████ Esas sayılı dosyada davacılar ... ve ... dava dilekçesinde; dava konusu taşınmazın son yapılan kadastro çalışmalarında taraflarına kaydedilmesi gerekirken Hazine adına tescili yapıldığını belirterek, kadastro tespitinin iptali ile adlarına tescilini talep etmişlerdir.II. CEVAPDavalı Hazine vekili asıl davaya cevabında; kullanım kadastrosu yapılan taşınmazın öncesinin orman iken 2/B maddesi gereği orman sınırları dışına çıkartıldığını, özel mülkiyete konu olamayacağını ve kullanıcı şerhi yazılmasının mümkün olmadığını; birleşen davaya cevabında ise, kadastro tespitinin usul ve kanunlara uygun olarak yapıldığını, taşınmazın evveliyatının orman olduğunu, bu sebeple özel mülkiyete konu edilemeyeceğini, taşınmazın orman sınırları dışına çıkartılan yer olması sebebi ile fiili kullanıcı adının yazılmasının mümkün olmadığını bildirerek, davanın reddini savunmuştur.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu yerin 2015 yılına kadar birleşen dava davacısı ... tarafından ...'a kullanma amacıyla verildiği, en son 2015 yılında üzerinde ürün olduğu, davacı ...'ün dava konusu yerde tel örgü çektirmiş ise de, kadastro çalışmalarından sonra dava konusu yeri kullanmaya başladığının belirtildiği, esas olanın taşınmazın kadastro tespiti sırasında fiili kullanımı olduğu, dosya kapsamından taşınmazın kadastro tespiti sırasında fiilen ekonomik amaca uygun olarak kullanıldığına ilişkin kanaat oluşmadığı gerekçesiyle, asıl ve birleşen davanın ayrı ayrı reddine, taşınmazın tespit gibi tesciline karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı asıl dosya davacısı ... vekili ve birleşen dosya davacısı ... ve arkadaşları vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle istinaf başvurularının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz Sebepleri1. Asıl dosya davacısı ... vekili temyiz dilekçesinde; kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu, Polis Kriminal Dairesinin hazırlamış olduğu raporda zilyetlik devir senedindeki imzanın ...'ın eli ürünü olduğu yönünde tespit bulunduğunu, bu hususun 28.01.2019 tarihli Adli Tıp Kurumu Raporu ile de tespit edildiğini, dolayısıyla Mahkemenin "...'ın el ürünü olduğuna ilişkin bir kesinlik bulunmaması'' gerekçesiyle davanın reddini gerekçelendirmesinin fiili duruma uygun düşmediğini, dava konusu taşınmazda tel örgünün 2015 tarihinden beri mevcut olduğunun birleşen dosya davacılarının tanıklarının dahi beyanlarıyla sabit olmasına göre, tespit gününden önce fiili kullanımın var olduğunun ispat edildiğini ve bu zilyetliğin itiraza da uğramadığını, yine birleşen dosya davacılarının tanık beyanları ve tespit bilirkişilerinin beyanlarına göre birleşen davanın davacılarına annelerinin babasından zilyetliği intikal eden taşınmazlar devir senedinde adı bulunan hissedarlar arasında paylaşıldığını, paylaşıma göre 1 31... parsel ve dava konusu 4 numaralı parselin birleşen davanın davacılarına düştüğü ve taraflar arasındaki iştirak halindeki zilyetliğin müşterek mülkiyete dönüştüğünü, yine kadastro öncesinde 1 ve 4 numaralı parsellerin tek bir tarla olarak kullanıldığını, imzasının aidiyeti tespit edilen ...'ın zilyetliği devir iradesi gösterdiğini, kardeşi ve ... ile birlikte annesinden intikal eden ve dayısının çocukları ile birlikte iştirak halinde malik olduğu taşınmazları taksim ederek müşterek mülkiyete dönüştürdüğünü, dava konusu parselle birlikte kullanılan 1 numaralı parselin hissedarı olduğu her iki parsel toplamının yaklaşık 2800 metrekare olduğunu, buna göre ...'ın yaklaşık 1400 metrekareye baliğ hissesi olduğunu, dava konusu parselin 851,86 metrekare olduğunu, ...'un meşru zilyet olduğu ve devir senedinde imzası olmadığı düşünülse bile ...'ın müşterek hissesine isabet eden paydan 851,86 metrekare alanın serbestçe tasarruf edebileceği hususunun açık olduğunu, ayrıca birleşen dosya davacılarının imzalarını inkar etmelerinin açıkça dürüstlük kuralına aykırı olduğunu ileri sürerek, davalarının kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.2. Birleşen dosya davacısı ... ve arkadaşları vekili temyiz dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu, asıl dosya davacısının dayandığı senette tarih bulunmadığını ve sırf bu nedenle geçersiz olduğunu, kaldı ki senetteki imzaların kendi el ürünleri olmadığının da dosya kapsamı ile sabit olduğunu, davada ispat külfetinin davacı ...'de olduğunu, davacı ...'ün taşınmazda bir hakkı olmadığı gibi birleşen dosya davacılarının mülkiyet haklarına tecavüz ettiğini, gerek ulusal ve gerekse uluslararası evrensel hukuk kuralları gereği davacıların mülkiyet haklarının korunması gerektiğini belirterek, kararın bozulmasını talep etmiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, dava konusu taşınmaz üzerinde davacıların kullanım hakkının bulunup bulunmadığına ilişkindir.Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun'un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup asıl dosya davacısı ... vekili ve birleşen dosya davacısı ... ve arkadaşları vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA,427,60 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 304,40 TL'nin temyiz eden davacı ...'den alınmasına,427,60 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 304,40 TL'nin temyiz eden birleşen dosya davacısı ... ve arkadaşlarından alınmasına,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,04.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.