Anahtar kelimeler: Tpmk Smk Sinai Kılınması Tanınmış Beri Markanın Fikri Tescilli Hükümsüzlüğünden

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ16. HUKUK DAİRESİT Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IDOSYA NO
: ███████ EsasKARAR NO
: ████████İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: İSTANBUL 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİTARİHİ
: █████/2024NUMARASI
: ████████ Esas, ████████ KararDAVANIN KONUSU
: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)KARAR TARİHİ
: █████/2026İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:DAVA
:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin TPMK nezdinde 1992’den beri tescilli ... no'lu ... markası da dahil olmak üzere aralarında ... ve ... gibi çok tanınmış markaların da bulunduğu 584 adet markanın sahibi olduğununu, davalı adına tescilli ... no'lu ... markasının SMK m. 6/1 kapsamında hükümsüz kılınması gerektiğini, ... ve ... markalarının çok benzer göresel ve kavramsal olarak benzer olduğununu, davalının ... markasını kullanması halinde müvekkillerinin markalarına tecavüz ve aynı zamanda haksız rekabet teşkil edeceğini ileri sürerek, davalı adına tescilli ... no'lu ... markanın tümden hükümsüzlüğüne, SMK m. 149/1 uyarınca muhtemel marka tecavüzünün ve haksız rekabetin tespitine ve önlenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAP
:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; 05. ve 44. sınıflarda başvurusu yapılan ... no'lu “...” marka başvurusuna karşı davacının benzerlik itirazının YİDK tarafından reddedildiğini, markalar arasında görsel, işitsel veya anlamsal açıdan hiçbir benzerlik olmadığını, ürünlerinin karıştırılmasının mümkün olmadığını, bilinçli grubun da her iki markayı birbiri ile ilişkilendirmesi veya karıştırması da ihtimal dahilinde olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
:İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, markalar görsel olarak karşılaştırıldığında; ... ve ... kelimeleri üzerinde yapılan incelemede, davacının tescilli markasının tescil edildiği sınıfın niteliği de dikkate alındığında MICRO sözcüğü ile bir arada bulunan ... ibaresinin tespit edilebilen bir anlamı bulunmamakla birlikte, İngilizce bir sözcük olan ve “ kadına ait/ kadın üreme organı anlamı veren ön ek” anlamındaki “... / ...” (...) sözcüğünü çağrıştırdığı ve bu çağrışım nedeniyle “...” ibaresinin ilgili sektörde kadın hastalıkları ile ilgili ilaç markalarında yaygın olarak kullanıldığı; bu karşın davalı markasında ... sözcüğü ile bir arada bulunan ... sözcüğü, TDK Sözlüğe göre “Gametlerde bulunan kromozomlar” anlamındadır. ..., bir hücrede bulunan DNA molekülünün tümüne verilen ad olarak tanımlandığı, bu haliyle bilirkişi heyet rapor içeriğinde iltibas olgusuna gerekçe yapılan dosya kapsamında ... markasının, uzmanların klinik çalışmalarda kullandığı bir test-laboratuar ürünü olduğuna ilişkin bir delil bulunmadığına yönelik karşı oy tespitine ise eczanelerde satılmaması olgusunun davalı markasının eczanelerde satılan herhangi bir ilaçtan farklılaştırdığı ve karşı oy tespitinin aksine somut olay özelinde ltibas oluşma ihtimalini düşürdüğü, davacının bu tespite itirazı da değerlendirildiği ise eczanelerde her iki markalı ürünün satılması ihtimalinde dahi tüketicinin ürünü satın alırken eczacıdan isteyeceği, hitap edilen tüketici kesiminin bilinçli tüketici olduğu, davacı markasının başlangıç ibaresi "...", davalının markasının başlangıç ibaresi ise "..." şeklinde olup, müşterek olan ".../..." ibarelerine esasen eklenen tanımlayıcı işaretlerin markaları farklılaştırdığı, nihayetinde esasen her iki tamamlayıcı kelimeler olan ...(“... / ...”) ve ... ingilizce kök ve anlamları arasında Türkçe karşılık olarak herhangi bir yakınlık bulunmadığı, işitsel olarak oluşan kısmi benzerliğin telaffuz biçimine göre değişkenlik gösterebildiği, esasen eklenen tanımlayıcı kelime ve işaretlerin markaları farklılaştırdığı, SMK'nın 6/1 maddesi anlamında halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali bulunmadığı, fiili kullanımlarının da birbirine benzemediğinden hükümsüzlük şartlarının oluşmadığı, davalı kullanımı açısından SMK’nın 7 ve 29. maddeleri gereğince, markaya tecavüz şartlarının oluşmadığı, davalının davacının markası ile karıştırılmaya yol açacak bir kullanım sergilemediği bu yönde markaya tecavüzün oluşmadığına kanaat getirildiği de gözetilerek davalı kullanımında bir haksız rekabet halinin bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.İSTİNAF İSTEMİ
:Davacı vekili istinaf dilekçesinde, dava dilekçesindeki beyanlarını tekrar ederek; mahkemece tek bir bilirkişi raporu ile davanın reddedildiğini, raporun içeriği hukuka ve yerleşik içtihatlara aykırı olduğunu, raporda hükümsüzlük ve ihlal değerlendirmelerinin birbirine karıştırıldığını, dolayısıyla her iki hususun birbirine zıt şekilde ele alındığının, bilirkişinin raporunda, tescil edilen marka ile ilgili hükümsüzlük ve ihlal durumlarının ayrı ayrı incelenmesi gerekirken, bu iki kavram birbiriyle karıştırılarak, net bir değerlendirme yapılmadığını, raporun davalı taraf lehine aşırı derecede taraflı olduğunu ve doğru bir şekilde hazırlanmadığını, raporda “davalı tescilli markasına dayalı kullanım gerçekleştirdiği için davacının markasına tecavüzün gerçekleşmediği” yönündeki değerlendirmenin SMK'nın 155. madde hükmüne aykırı olduğunu, davalıya ait ... markasının bir test kiti olduğu ve eczanelerde satılmayan bir ürün olduğunun heyet tarafından nasıl tespit edildiğine ilişkin somut bir verinin bilirkişi raporunda yer almadığını, ... ve ... markalarının bir bütün olarak benzer olduğunu, rapora itirazlarına rağmen yeniden rapor alınmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.GEREKÇE
:Dava, marka hükümsüzlüğü, marka hakkına tecavüzünün ve haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi talebine ilişkindir.İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, yukarıda yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiştir. Karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.İlk derece mahkemesince aynı uzmanlık alanında bir bilirkişi atanması yeterli olmasına rağmen, bilirkişi heyetine iki ayrı marka vekili bilirkişi tayin edilmiş, marka vekili ...'ın heyetten ayrı görüş sunduğu █████/2024 tarihli bilirkişi raporunda; davacının davalı markasına ancak kendi tescilli markasının mal grubu olan "tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal ürünler" için hükümsüzlük ve tecavüz iddialarında bulunabileceği, markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığı, hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı, davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmediği takdirde kendi tescilli markasına dayalı kullanımlarının davacı markasına tecavüz teşkil etmeyeceği yönünde görüş bildirilmiştir.Muhalif görüş yazan bilirkişi marka vekili ... ise; markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunduğu davalı markasının tescilli olduğu 05.sınıfın 01. alt sınıfında yer alan “İnsan ve hayvan sağlığı için ilaçlar, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal ürünler, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal radyoaktif maddeler, ilaç ihtiva eden kozmetikler.” ve 02. alt sınıfı kapsamında bulunan “Tıbbi ve veterinerlik amaçlı kullanıma uygun diyetetik maddeler; insan ve hayvanlar için diyet takviyeleri, gıda (besin) takviyeleri; zayıflama amaçlı tıbbi müstahzarlar; bebek mamaları; tıbbi amaçlı bitkiler ve tıbbi amaçlı bitkisel içecekler” açısından SMK md.6/1 uyarınca hükümsüzlük koşulunun oluştuğu, davalının, davacı marka hakkına tecavüz teşkil eden bir kullanımı bulunduğu iddiasının ispatlanamadığı yönünde görüş bildirilmiştir.İlk derece mahkemesince rapordaki muhalif görüş dikkate alınmaksızın, rapor doğrultusunda davanın reddine karar verilmiştir. YHGK'nın ███████-696 E - ████████ K sayılı kararında da belirtildiği üzere, benzerlik incelemesi hakimin hukuki bilgisi ile çözülebilecek bir mesele olup, hakim bilirkişi raporu ile bağlı değilse de, davaya konu bilirkişi raporda çoğunluk görüşü ve muhalif görüşü arasında markaların benzer olup olmadığının yanı sıra, davacı markasının tescilli olduğu emtialar ile, davalı markasının tescilli olduğu markanın tescilli olduğu emtialar arasındaki hangi sınıflarda bağlantılı olduğu hususunda da farklılıklar bulunmaktadır. Bu nedenle bir marka vekili, bir sektör temsilcisi ve bilişim uzmanından oluşacak yeni bir heyetten rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekmektedir. Somut olayda davalının somut kullanımına ilişkin bir delil ibraz edilmediği, tazminat talebinin de bulunmadığı, bu nedenlerle de uyuşmazlığın çözümüne katkı sağlamayacağından mali müşavir bilirkişi tayinini gerektirir bir durum söz konusu değildir.Açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf itirazlarının kabulü ile HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davacı vekilinin istinaf talebinin kabulüne,2-İstanbul 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin █████/2024 gün ve ████████ Esas, ████████Karar sayılı kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KALDIRILMASINA,3-Yukarıda gerekçede belirtildiği şekilde araştırma ve inceleme yapılarak tüm deliller birlikte değerlendirildikten sonra bir karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,4-İstinaf peşin harcının talebi halinde davacıya iadesine,5- İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama gideri olan 1.169,40 TL istinaf yoluna başvurma harcı ile 270,00 TL posta ve tebligat masrafı olmak üzere toplam 1.439,40 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nun 353/1-a-6 maddesi uyarınca oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.█████/2026