
Kasten yaralama ve tehdit suçundan sanık ...'un, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86/2, 86/3-e,106/1-1. cümle ve 62 (2 kez) maddeleri gereğince 5 ay (2 kez) hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair İstanbul 38. Asliye Ceza Mahkemesinin 28.11.2012 tarihli ve ████████ esas, █████████ sayılı kararının 29.03.2013 tarihinde kesinleşmesini müteakip, sanığın denetim süresi içerisinde 23.02.2014 tarihinde işlediği kasten yaralama suçundan mahkûm edildiğinin ihbar edilmesi üzerine, hükmün açıklanmasına, basit yargılama usulü uygulanmak suretiyle 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86/2, 86/3-e, 106/1-1. cümle, 62 (2 kez) ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 251/3. maddeleri uyarınca 3 ay 22 gün (2 kez) hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin İstanbul 38. Asliye Ceza Mahkemesinin 11.01.2024 tarihli ve ████████ esas, ███████ sayılı kararına karşı, Adalet Bakanlığı'nın 21.07.2025 gün ve 94660652-105-34-16834-2024-Kyb sayılı yazısı ile kanun yararına bozma ihbarında bulunulduğundan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 01.09.2025 gün ve ██████████ sayılı ihbarnamesiyle Dairemize gönderildiği,
MEZKUR İHBARNAMEDE;Dosya kapsamına göre, sanığın eylemine uyan 24.11.2006 tarihinde işlediği kasten yaralama ve tehdit suçları için kanunda öngörülen cezanın türü ve üst sınırına göre olağan dava zamanaşımının 5237 sayılı Kanun’un 66/1-e maddesi gereğince 8 yıl olacağı, zamanaşımını kesen son işlem olan sanığın mahkeme huzurundaki savunmasının alındığı 07.12.2010 tarihinden, açıklanması geri bırakılan hükmün açıklandığı 11.01.2024 tarihine kadar geçen süreden, sanık hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleştiği 29.03.2013 tarihi ile denetim süresi içerisindeki kasten yaralama suçunu işlediği 23.02.2014 tarihi arasında geçen durma süresi mahsup edildiğinde, 8 yıllık asli dava zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu, ayrıca olağanüstü dava zamanaşımı süresi olan 12 yıllık sürenin de karar tarihi olan 11.01.2024 tarihinden önce dolmuş olduğu anlaşıldığından, zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde mahkûmiyet kararı verilmesinde isabet görülmediğinden anılan kararın bozulması gerektiğinin ihbar olunduğu anlaşılmıştır.