Anahtar kelimeler: Rençber Bahçelere Betonarme Tuttukları Bakmak Babalarından Mesken Katında Katlı Oturduğunu

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI
: ████████ E., █████████ K.Mahkeme kararı, davalı ... vekili, davalılar ... ve ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili, davacının babası ... .. kalma ... ilçesi, .... Köyü 126 parselde kayıtlı taşınmaz üzerinde 1988-1989 yıllarında babasının rızası ile iki katlı betonarme bina yaptığını, bu binanın mesken amacıyla kullanıldığını, binanın üst katında davacının oturduğunu, binanın alt katında ise davacı ..., davalılar ..., ... ve ...'ın babalarından kalan ve hisselerine düşen bahçelere bakmak üzere tuttukları rençber ailesinin oturduğunu, davalılardan ..., ... ve ...'in davacı ...'a yıllık kira ödemeleri hususunda anlaştıklarını, davalılardan ... ve ...'ın kendi payına düşen kira bedellerini düzenli olarak ödemeye devam ettiklerini ancak davalı ...'ın ödemediğini, davalı ...'dan son 5 yılın kullanım bedeli olan ecrimisilin fazlaya ilişkin dava haklarını saklı tutarak 1.000,00 TL olarak ödemesine karar verilmesini, .... Köyü 126 parselde yapılmış olan iki katlı betonarme binanın mülkiyet hakkının davacıya ait olduğunun tespitini ve mülkiyetin davacı adına tescilini istemiştir.II. CEVAP1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; açılan davanın derdestlik nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının davayı açmakta hukuki yararı olmadığını, davacı ile aralarında herhangi bir kira anlaşması olmadığını, dava konusu evin murise ait olduğunu, davalının da taşınmazın hissedarı olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.2. Davalı ... cevap dilekçesinde; açılan davayı kabul ettiğini davaya konu evin masrafları davacı tarafından karşılanarak yapıldığını, ev üzerinde babalarının herhangi bir hakkı bulunmadığını, evin yapım bedelinin yurt dışında bulunan davacı tarafından gönderildiğini, davacı dışında söz konusu eve katkısı olan bir kimse bulunmadığını belirtmiş, daha sonra bu beyanının doğru olmadığını savunmuştur.3. Davalı ... ve davalı ... duruşmada davanın reddini savunmuşlardır.III. MAHKEME KARARIMahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile delillerin karşılıklı olarak değerlendirilmesinde davacı tanıklarının şahit oldukları olayları kesin net ifadeler ile mahkemeye naklettikleri binanın yapımında işçi olarak çalıştıkları, davalı tanıklarının ise zaman ve olaylar ile desteklenmeyen soyut beyanlar ile binanın kimin tarafından yapıldığını bildirdikleri ayrıca davayı kabul eden bir kısım davalının beyanları da dikkate alınarak Mahkemece davacı tanıklarının beyanlarına itibar edildiği gerekçesiyle davaya konu edilen taşınmaz üzerinde bulunan iki katlı betonarme binanın davacı tarafından inşa edildiği belirtilerek açılan davanın kabulüne, ... ili, ... ilçesi, .... Köyü 126 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan iki katlı betonarme binanın davacıya ait olduğunun tespiti ile tapuya tesciline, ecrimisil talebi yönünden ise; yukarıda belirtilen deliller doğrultusunda davaya konu edilen binada davalı ...'ın işçisinin ikamet ettiği gerekçesiyle 1.000,00 TL ecrimisilin davalı ...'dan dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.IV. TEMYİZA. Temyiz Sebepleri1. Davalı ... vekili; derdestlik itirazının karar bağlanmadığını, tanık beyanlarının çelişkili olduğunu Mahkemece hangi beyana itibar edildiği hususunda açıklama olmadığını, davacının yurt dışında yaşadığını, evin yapımın maliyetini karşıladığını iddia ettiğine göre havale evrakları sunması gerektiğini, davaya konu evde kalan rençberin davalı ... ile ilgisi olmadığını, murislerinin rençberi olduğunu, davanın reddi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.2. Davalılar ... ile ... vekili; bir kısım davalılara usule uygun tebligat yapılmadığını, derdestlik itirazı olduğunu, davacının kendi yaptığını iddia ettiği yapının murisleri tarafından yaptırıldığını, açılmış bir ortaklığın giderilmesi davası olmadan eldeki davayı açamayacağını, her ne kadar dosyada davalı ... ve ...'ın kabul ve muvafakatname başlıklı belge ile muhdesatın davacı tarafından yaptırılmış olduğuna ilişkin kabulleri olsa da bunun gerçeği yansıtmadığını, davacının babadan kalma evi yıktırıp yeniden yaptırdığını, davanın kesin hükümden reddi gerektiğini, tespit davası ile ecrimisil davasının tefrik edilerek yargılamasının yapılması gerektiğini, ecrimisil için intifadan men koşulunun oluşmadığını, davacının kira sözleşmesi yapabilmesi için mülkiyet sahibi olması gerektiğini, ecrimisil olarak değerlendirildiğinde de davacının mülkiyet sahibi olduğunu ispat etmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, muhdesatın tespiti ve ecrimisil istemine ilişkindir.1. Muhdesatın tespiti istemine ilişkin yapılan temyiz incelemesinde;Tespit davalarında, tespit davası açanın hukuki yararının varlığı gerekir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 106/2 hükmünde “tespit davası açanın, kanunlarda belirtilen istisnai durumlar dışında, bu davayı açmakta hukuken korunmaya değer güncel bir yararı bulunmalıdır.” denilmektedir. Bu nedenle taşınmaz üzerinde bulunan muhdesat yönünden derdest ortaklığın giderilmesi davası ya da kamulaştırma işlemi bulunmadığı takdirde bu dava görülemez.Dava konusu muhdesatın üzerinde bulunduğu 126 parsel sayılı taşınmaz hakkında da açılmış bir ortaklığın giderilmesi davası ya da kamulaştırma işlemi olmadığından davacının hukuki yararı olduğu söylenemez.Öte yandan, muhdesatın tespiti maddi vakıa olması nedeniyle bir kısım davalıların davayı kabul beyanlarına da değer verilemeyeceği kuşkusuzdur.O hâlde, Mahkemece muhdesatın tespiti istemi yönünden davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken işin esası incelenerek davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır.2. Ecrimisil istemine yönelik temyiz incelemesine gelince;Yargılamaya hakim olan ilkelerden olan “taleple bağlılık ilkesi” 6100 sayılı Kanun'un 26. maddesinde düzenlenmiş olup buna göre hakim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır ve ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez.Aynı Kanun'un 31. maddesi ise aynen şöyledir: "Hâkim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabilir; soru sorabilir; delil gösterilmesini isteyebilir."Somut olaya gelindiğinde; dava dilekçesinde, davacının, davalı ...'dan kira alacağı bulunduğuna yönelik açıklamaları olduğu hâlde bu alacağın aynı dilekçede ecrimisil olarak tanımlandığı görülmektedir. 05.12.2008 tarihli celsede ise davacı vekili "dava dilekçemizde her ne kadar ecrimisil de belirtmiş isek de alacağımız kira alacağıdır" şeklinde düzeltme isteminde bulunmuş, davalı vekili ise iddianın genişletilmesine muvafakati olmadığını beyan etmiştir. 6100 sayılı Kanun'un 31. maddesi hükmüne göre hukuki açıdan belirsiz ya da çelişkili hususlarda açıklama yapılması mümkün olduğundan davacı, talebini dava dilekçesinde de kira alacağı olarak açıkladığı hâlde ecrimisil isteminde bulunması, hukuki açıdan çelişki oluşturmuş ve bu çelişki 05.12.2008 tarihli celsedeki açıklama ile giderilmek istenmiştir. Böyle bir durumda, iddianın genişletilmesi yasağı olduğu düşünülemeyeceği gibi 6100 sayılı Kanun'un 31. maddesi kapsamında talep sonucunun kira alacağı olarak belirlendiğinin kabulü gerekir. Hâl böyle iken, Mahkemece, davacının davalı ...'a yönelik talebinin kira alacağı olduğu dikkate alınarak 6100 sayılı Kanun'un 26. maddesinde düzenlenen taleple bağlılık ilkesi hükmü gereğince bu istemine yönelik inceleme ve araştırma yapılması gerekirken ecrimisile yönelik inceleme ve araştırma yapılarak sonuca gidilmiş olması doğru görülmemiştir.V. KARARAçıklanan sebeplerle;Temyiz olunan Mahkeme kararının BOZULMASINA,Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,02.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.