Anahtar kelimeler: Fshhmnin Tedbirden Patent Tedbire Sinai İstemli İbareli Fikri Disiplin Tescilli

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ16. HUKUK DAİRESİT Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IDOSYA NO
: ████████ EsasKARAR NO
: ████████İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: İSTANBUL 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİTARİHİ
: █████/2025NUMARASI
: ███████ Esas, ████████ KararDAVA
: Marka (Tecavüzün Tespiti İstemli), Tazminat (Haksız İhtiyati Tedbirden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ
: █████/2016BİRLEŞEN İSTANBUL 3. FSHHM'NİN ████████ ESAS ████████ KARAR SAYILI DAVADA;DAVA
: TEDBİRE MUHALEFET NEDENİYLE DİSİPLİNDAVA TARİHİ
: █████/2020KARAR TARİHİ
: █████/2026İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:ASIL DAVADA
:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle
: Müvekkilinin Türk Patent nezdinde tescilli “...” ibareli markalarının, davalılar tarafından izinsiz ve hukuka aykırı olarak davalıların sahibi olduğu ve üzerinde gözetim, denetim yetkilerinin bulunduğu, ... ... reklam sisteminde reklam olarak 3. kişilere pazarlandığını, anahtar sözcük olarak reklam verilmesi yoluyla kullanılmasının sağlandığını ve bu suretle davacının itibarının tüketicilerin aldatılması nedenleriyle zedelendiğini, müvekkilleri şirketin marka haklarına ve 6102 sayılı TTK anlamında müvekkilinin ticaret unvanına vaki tecavüzün, müvekkilleri aleyhine yaratılan haksız rekabetin tespitine, men ve ref'ine hükmün kesinleşmesi akabinde hüküm özetinin, masrafi davalılardan alınmasını, Türkiye çapında tirajı en yüksek gazetelerden birinde ve/veya davalılara ait www.....com isimli internet sitesinin ana sayfasında ilanını, dava neticesinde verilecek hükmün etkinliğinin sağlanması anlamında; duruşma ve davalıya tebligat yapılmaksızın, müvekkilinin Türk Patent nezdinde, tescilli “...”', “...”, '....com'” markalarının ve bu markaların ayırt edilemeyecek derecede benzerleri olan “...”, “...”, “....com” ibarelerinin yer aldığı tüm reklam sözcüklerinin davalılara ait ... ... reklam sisteminde 3. Kişilere reklam olarak pazarlanmasının engellenmesine dair ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ettiğini, Türkiye'de online çiçek ve hediye sektöründe, lider e- ticaret sitesi olduğunu, 2006 senesinde kurulduğunu ve Türkiye genetinde birlikte çalıştığı 350'den fazla çiçekçi iş ortağı ile en kolay ve ekonomik yoldan çiçek göndermeyi sağlamak amacıyla faaliyetlerini sürdürdüğünü müvekkilinin ilgili sicillere tescil ile hak sahibi konumuna geldiğini “...”'ve “...” ibarelerini Türk Patent nezdinde tescilli markalarında, ticaret ünvanında ve www.....com alan adlı web sitesinde kullanıldığını, Web siteleri için analiz araçları üreten, trafik, arama hacmi ve anahtar kelime analizi ilgili bilgileri barındıran similarweb kayıtlarına göre, www.....çom alan adlı web sitesi, dünyanın en çok ziyaretçisi olan “çiçek” sitesi olduğunu, Müvekkillerinin Türk Patent kayıtlarından da görüleceği üzere, Türk Patent nezdinde tescilli “...” ve “...” ibareli birçok markanın ve de özel/2218 sayı ile “...” tanınmış markasının hak sahibi olduğunu,"... ..." ın davalılar tarafından sunulan bir ... hizmeti olduğunu, bu sistem ile reklam veren tarafından belirlenen bir veya birden fazla anahtar kelime ve kelime gruplarının ... arama motorunda aranması neticesinde, reklam veren'in sitesine doğru bir promosyon bağının gösterilmesi sağlandığını, bu bağ ekranın üst kısmında doğal sonuçların üstünde gözüktüğünü, reklam yayını, ... üyeliğinden sonra ana sayfanın sol üst kısmında yer alan “ilk kampanyanızı oluşturun” alanının tıklanması ve bu alana reklam verilmek istenen anahtar kelimelerin girilmesi ile gerçekleştiğini, reklam verilecek anahtar kelimeler oluşturulduktan sonra günlük ve aylık olarak harcanması gereken reklam bütçelerinin belirlendiğini, sisteme tanımlandığını ve sonra aktif hale geldiğini, bu nedenle ... ... Limited Şirketi'nin reklam verenle akdettiği, ... reklam verme şart ve koşulları 12 Temmuz 2006 tarihli sözleşmenin “uygulanacak hukuk ve yetkili mahkeme” kısmına bakıldığında, sözleşmenin Türk Ticaret Kanunu ve ilgili diğer Türk yasalarına tabii olduğunu, davalı'nın 6102 sayılı TTK gereğince, basiretli bir tacir gibi davranması gerektiğini, ... .... Limited Şirketi'nin reklam verenlerle akdettiği sözleşmenin şartlarının 10 Eylül 2013 tarihinde değiştirilmiş olduğunu, “uygulanacak hukuk ve yetkili mahkeme”kısmı ilgili sözleşmeden çıkartıldığını,..., sorumluluktan kaçmak ve kararların gereğini yerine getirmekten imtina ettiğini, bir nevi reklam gelirlerini kaybetmemek amacıyla bu tarz eylemlere başvurduğunu, tüm bu marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet yaratan eylemler, davalıların ilk eytemleri olmadığını, TTK'unun 56. Maddesi uyarınca, müvekkili'nin isteyebileceğinin düzenlendiğini, müvekkilinin aleyhine söz konusu haksız rekabetin tespitilmeni ve ortadan kaldırılmasını talep etmek gerektiğini, huzurdaki davanın açılmasından önce müvekkilinin tescilli markalarından doğan hakkına tecavüz teşkil eden ve haksız rekabete neden olan eylemler nedeniyle reklam verenlere davalar açıldığını ve dilekçelerinin mahkemeler nezdinde ihtiyati tedbir kararı verdiğini, ihtiyati tedbir kararları davalılara bildirildiğini ve müvekkilleri markalarının ... ...'te anahtar kelime otarak kullanımının durdurulması hususu iletilmiş olmasına karşın, davalıların ihtiyati tedbir kararlarını uygulamaktan imtina ettiklerini, reklam verenler ise müvekkillerinin markalarını haksız ve hukuka aykırı olarak kullanmaya devam ettiklerini, bu nedenle maddi ve manevi tazminat taleplerini, tebligat ve duruşma yapılmaksızın, teminatsız olarak davacının “...”',”...”,”....com” markalarının ve bu markaların ayırt edilemeyecek derecede benzeri niteliğinde olan “...”, ...”,”'....com”” ibarelerinin davalılara ait ... ... reklam sisteminde 3. Kişilere reklam olarak pazarlanmasının engellenmesine dair ihtiyati tedbir kararına hükmedilmesine ve ihtiyati tedbir kararının esasa hakkında verilecek hüküm kesinleşinceye kadar devamını, Davalıların yetkilisi ve sorumlusu olduğu ... ... sisteminde davacının tescilli markası ve ticaret unvanı kök sözcüğü olan “...” ile “...'', “....com''ve bu markaların ayırt edilemeyecek derecede benzeri niteliğinde olan “...”, “...”, “....com” ibarelerinin reklam olarak 3.kişilere pazarlanması ve anahtar sözcük olarak reklam verilmesi yoluyla kullanımı nedeniyle, 556 sayılı KHK md. 61 anlamında müvekkillerinin marka tescililerinden dağan haklarına vaki tecavüzün 62. Madde hükmü uyarınca durdurulmasını, TTK'unun 54 ve devamı maddeleri uyarınca davalının eylemleriyle oluşan haksız rekabetin varlığının hükmen tespitini, (m.S6/la) saptanan haksız rekabetin önlenmesini, yasaklanmasını, haksız rekabetin neticesinde maddi durumun ortadan kaldırılmasını, TIK ind. 59 ve 556 sayılı KHK md. 62/1-f ve 72 uyarınca, gideri davalılardan alınarak hükmün kesinleşmesini takiben karar özetinin, bir hafta süreyle davalıya ait internet sitesinin ana sayfası ile Türkiye çapında tirajı en yüksek gazetelerden birinde ve/veya davalılara ait www.....com isimli internet sitesinin ana sayfasında ilanını talep etmiştir.Davalı ... ... vekili cevap dilekçesinde özetle: Davalı şirketin “...” hizmetinin sahibi olmadığını, bu hizmetin Türkiye'deki kullanıcılara ... ... Limited Şirketi tarafından sağlandığını, müvekkili şirketin ... ... Limited Şirketi'nin Türkiye'deki şubesi, irtibat bürosu veya tüzel kişi temsilcisi olmadığını, müvekkili şirket aleyhine husumet yöneltilemeyeceğini, esas ilişkin olarak, müvekkili şirketin faaliyetlerinin yalnızca ... hizmetine ilişkin pazarlama faaliyetlerinden ibaret olduğunu, üçüncü şahıs reklam verenler veya münferit reklamlar için herhangi bir faaliyetinin olmadığını, müvekkilinin bu faaliyetlerinin KHK kapsamında marka hakkına tecavüz olarak nitelendirilebilecek hiçbir faaliyet içermediğini, 556 sayılı KHK m.61 uyarınca marka hakkına tecavüzün tespiti için markanın kullanılmış olması gerektiğini, “...”, “...” “....com” ibarelerinin her tür kullanımının durdurulmasına yönelik çerçevesi belli olmayan genel bir karar verilmesini talep etmenin hukuken kabul edilebilir olmadığını, müvekkilinin ... hizmetine ilişkin pazarlama hizmeti verdiğini, bu hizmetin Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliği kapsamında mecra kuruluşu olmadığını, bu sebeple müvekkilinin ... hizmetinin kullanımına ilişkin olarak iddia edilen marka hakkına tecavüzden sorumlu tutulamayacağını, müvekkili şirketin davacının markasının ya da ona benzer herhangi bir markanın anahtar kelime olarak ... hizmetinde kullanımı için teşvik etmediğini, müvekkili şirketin faaliyetleri içerisinde belirli kelimelerin veya markaların pazarlanması olmadığını, müvekkilinin faaliyetleri kapsamında en fazla yapabileceğinin, internet kullanıcıları arasında popülerleşen arama ibarelerini gösterir istatiksel bilgileri müşterilerine aktarmak olabileceğini, nitekim bu bilgilerin de kamuya açık bilgiler olduğunu, hukuka aykırı delillerin kabul edilemeyeceğini, ses kaydındaki müşteri temsilcisinin “...” markasının kullanımını teşvik etmediğini, davacı tarafından sunulan e-posta ile gönderilen “...” başlıklı rapor ile sadece tüketici trendleri ile ilgili istatistiklerin sağlandığını, hiçbir şekilde “...” markasının kullanımının teşvik edilmediğini, bu istatistiklerin ... arama motorunda “... ...” sayfasında zaten kamuya açık bir şekilde yer aldığını; “...”, “...” ve “....com” ibarelerinin betimleyici ibare olduklarını, anahtar kelime olarak kullanılmalarının marka ihlali teşkil etmediğini; betimleyici kullanımın marka kullanımı olarak kabul edilemeyeceğini savunarak davanın husumet bakımından usulen reddedilmesini, aksi halde davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... ... Limited vekili cevap dilekçesinde özetle; Marka tecavüzü bağlamında bir marka kullanımından bahsedebilmek için markanın “ticari etki yaratacak” şekilde kullanılması gerektiğini, anahtar kelime seçiminin reklam veren tarafından yapıldığını, bu açıdan müvekkili şirketin hiçbir şekilde anahtar kelime olarak bir başkasının markasının seçilmesi eylemine dahli olmadığından, marka kullanımı eyleminde bulunmadığını, müvekkilinin bir marka kullanımı söz konusu olmadığından marka tecavüzü iddiasının yöneltilmesinin de mümkün olmadığını, ... ... hizmeti sağlayıcısının markalar ile aynı terimleri reklam verenlerin talebi ile depolamak ve bu terimlere bağlı olarak reklamların yayınlanmasını sağlamak suretiyle “kullanması” gibi bir durumun söz konusu olmadığının AB Adalet Divanı kararı ile sabit olduğunu, “...” türevi terimler betimleyici olduğu için bu terimlerin anahtar kelime olarak seçilmesi marka kullanımı olarak kabul edilse dahi, bu kullanımın hukuka aykırı görülemeyeceğini; betimleyici kullanım şartının, markalaşmış kelimelerin kendi, sıradan, basit anlamıyla arandığında adil kullanım ilkesine uygun olmasını sağladığını; “...” ifadesinin her daim davacı şirketin markasına işaret ettiğinin iddia edilemeyeceğini, keza bu ifadenin “çiçeklerin bulunduğu sepet” anlamına geldiğini, müvekkilinin davacı markalarının veya benzerlerinin anahtar kelime olarak ... hizmetinde kullanımı için teşvik etmediğini, anahtar kelime seçimlerine müdahil olmadığını, internet kullanıcıları arasında popülerleşen arama terimlerini gösterir istatiksel bilgilerin, diğer ... aramaları ile ilgili istatistiksel bilgilerle beraber, ... Trendleri sayfasında yer alan kamuya açık bilgiler olduğunu, bu istatiksel bilgilerin gizli ticari bilgi olmadığını, “...” markasının pazarlandığını tevsik ettiği iddia edilen ...'deki anahtar kelime planlayıcısı özelliğinin reklam verenlerin reklam kampanyalarını en verimli hale getirebilmesi için sağlanan tarafsız bir araç olduğunu, anahtar kelime planlayıcısı özelliğinin sonucu olarak görünen davacının bahsettiği “çiçek” “...” gibi anahtar kelime fikirlerinin çiçek sektöründe yer alan reklam verenler için ilgili ve tanımlayıcı mahiyetteki terimler olduğunu, bu gibi terimlerin internet üzerinden çiçek sipariş vermek isteyen kullanıcıların aradığı türden terimler olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.BİRLEŞEN DAVADA
:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle
: İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin ████████ E. sayılı dosyasından verilen İhtiyati Tedbir kararına muhalefet eden ... ... Ltd. Şti'nin temsil ve ilzamdan sorumlu yetkilisi ..., diğer yetkili ... International LLC şirketinin temsilcisi ... ve re'sen tespit edilecek diğer yetkililerin 6100 Sayılı HMK'nın 398. Maddesi uyarınca disiplin hapsi ile cezalandırılmasını, yargılama masrafları ve vekalet ücretimizin şikayet olunanlar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle: ... tarafından, müvekkil şirket ... ... Ltd. Şti.’nin (“... ...”) müdürleri sıfatıyla, ... ...’ın yöneticileri ... ve ...’ye karşı açılan işbu davada, davalıların İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin ████████ E. sayılı dosyasında (“Esas Dava”) verilen 10.10.2016 tarihli ihtiyati tedbir kararına (“Tedbir”) uyulmaması nedeniyle, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 398. maddesine göre disiplin hapsi ile cezalandırılmaları talep edildiğini, tedbir’in veya tedbir’in yerine getirilmesine ilişkin icra emrinin kendisine şahsen tebliğ edilmeksizin tedbiri yerine getirmekten sorumlu tutulması mümkün olmadığını, ... ... ve dolayısıyla müvekkilinin Türkiye’deki ... ads hizmeti bakımından verilen tedbirin ihlalinden dolayı sorumlu tutulamayacağını, zira bu hizmet ... ... lımıted tarafından sağlandığını, herhangi bir delil sunmadığını beyanla davanın usulden aksi halde esastan reddine kararverilmesini talep etmiştir.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle: müvekkilinin ... ...'ı temsil ve ilzam yetkisi olmadığını, İhtiyati tedbirin yerine getirilmesine ilişkin icra emrinin kendisine şahsen tebliğ edilmeksizin tedbiri yerine getirmekten sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, tedbir kapsamına giren terimlerin, ... ads hizmetindeki üçüncü şahıslar tarafından anahtar kelime olarak kullanılmasını yasaklamadığını beyanla davanın usulden aksi halde esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
:İstanbul 3. FSHHM ███████ Esas ████████ Karar 31.10.2025 Tarihli Kararı:"... Yüksek yargı kararlarındaki değerlendirmeler kapsamında dosyada mübrez bilirkişi raporları incelendiğinde ise; ... ... Limited Şirketi'nin müşterilerini davacıya ait markaları anahtar kelime olarak kullanmaya teşvik ettiği sonucunun çıkarılamayacağı şeklindeki kayıtların birbiri ile örtüştüğü görülmesinden cihetle davalı ... ... yönünden davanın dava şartı olan husumet yokluğu sebebiyle usulden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tahsis edilmiştir... SMK madde 29 kapsamında ilk şartın mütecaviz eylem yani markanın tecavüze konu eylemler gerçekleştirilerek kullanılması olduğu, marka kullanımı yönünden ... ...'ın herhangi bir eyleminin tespit edilemediği, ... ... tarafından markaların kullanımının bulunmadığı, kullanımın bulunmadığı yerde tecavüze konu bir eylem bulunup bulunmadığının tartışılmasının izahtan vareste olduğu, ... ... tarafından reklam verenlerin anahtar kelime ve eşleme türlerini seçerek reklam kampanyaları oluşturmalarına imkan sağlandığının tespit edildiği, anahtar kelime seçiminin ise bizzat reklam veren tarafından verdiği reklamın diğer ikame markalar arasında öne çıkması ve dikkat çekmesi için iradi bir şekilde seçildiği, anahtar kelime seçilmesi suretiyle marka kullanımının bizzat reklam anlaşması yapan taraflarca gerçekleştirildiği, reklam metinlerinin bizzat reklam verenlerce hazırlandığı, ... ...'ın bu sürece bir katkısının bulunmadığı, bilirkişi raporları ile de "...... Ads kapsamında geniş eşleme özelliğinin reklam verenin seçtiği anahtar kelimenin ... algoritması tarafından başka ilgili “terimlerle bağdaştırılmasıyla/ilişkilendirilmesi suretiyle çalıştığı nazara alındığında, ...'ın teknik, otomatik ve pasif'nitelikte faaliyet gösteren ve dolayısı ile barındırdığı veriler hakkında özel bir bilgisi veya kontrolü bulunmayan salt bir aracı hizmet sağlayıcısı olarak faaliyet gösterdiği..." şeklinde tespit edildiği üzere bu yönde ... ...'ın marka kullamına ilişkin kendiliğinden bir içerik üretmesinin bulunmadığından cihetle haksız rekabet yönünden de bir eyleminin tespit edilemediği anlaşılmıştır. ... ...'ın ... Ads hizmeti yönünden yalnızca bir yer sağlayıcı fonksiyonu olduğu, bu yönde dosyada mübrez bilirkişi raporlarındaki ortak kanaatinde "...Bilişim incelemesinde davalıların ... Ads reklam sistemindeki faaliyetleri bakımından, Davacıya ait markaları algoritmalar aracılığıyla oluşturulan anahtar kelime listesi vasıtasıyla oluşturduğu, ...'ın doğrudan içerik üretmediği tespit edilmiş olup bu bakımdan ...'ın Ads reklam sisteminde faaliyetlerinin teknik, otomatik ve pasif nitelikte olduğu, ihlal teşkil ettiği ileri sürülen içerik hakkında aktif bir rolü olmadığından marka hukuku anlamında bir sorumluluğunun bulunmadığı, sorumluluğunun 5651 sayılı Kanun kapsamında “yer sağlayıcılara” özgü hükümler kapsamında değerlendirilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmaktadır...." şeklinde yer aldığı, bu kapsamda davalı ... ...'ın marka hakkına tecavüz şeklinde nitelendirilebilecek bir eyleminin bulunmadığı anlaşılmıştır. ... ...'ın ... Ads hizmeti ile yer sağlayıcı olduğu kabulü ile hareket edildiğinde, sorumluluğunun 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun kapsamında düzenlenen yer sağlayıcı yükümlülüğüne tabi olduğu, 5651 Sayılı Kanunu madde 5 hükmüne göre ise; yer sağlayıcı yer sağladığı içeriği kontrol etmekten ya da içeriğin hukuku ihlal edip etmediğine ilişkin bir araştırma yürütmekten sorumlu olmadığı, yalnızca aynı Kanun madde 9 uyarınca hukuka aykırı içerikten haberdar edilmesi halinde söz konusu hukuka aykırı içeriği yayından çıkartmak ile sorumlu olduğu anlaşılmaktadır. Usulüne uygun bildirimin somut olayda tespiti aşamasında ise ... Reklamcık'a gönderilen ihtarnamelerin kabul edilemeyeceği, gerekçeli kararın ilk bölümünde ... Reklamcık'a ilişkin gerçekleştirilen açıklamalar kapsamında -tekrara düşmemek amacıyla karar içi atıf yapılmak ile yetinilmiştir- ... ...'ın, davacı ile ... ...'ın ... Ads hizmeti ile yer sağlayıcı sıfatı bulunan ilişkide taraf olmadığı, ihtarnamelerin kanuni muhatabının ... ... olduğu, kaldı ki bilirkişi raporları ile de tespit edildiği üzere davacı tarafından gönderilen ihtarnamelerin bir an için doğru taraf gönderildiği kabul edilse dahi hukuka aykırı olduğu iddia edilen URL adreslerinin ihtarname yer almadığı, bu haliyle de ihtarnamelerin kanuni şartları taşımadığı görülmüştür.Davacının kaldırma talepleri yönünden ... ... ile kurduğu iletişimi değerlendirmek gerekirse de; 5651 Sayılı Kanunu madde 5 hükmüne göre yer sağlayıcı yer sağladığı içeriği kontrol etmekten ya da içeriğin hukuku ihlal edip etmediğine ilişkin bir araştırma yürütmekten sorumlu olmadığı, yalnızca aynı Kanun madde 9 uyarınca hukuka aykırı içerikten haberdar edilmesi halinde söz konusu hukuka aykırı içeriği yayından çıkartmak ile yükümlülüğe tabi tutulduğu, bu yükümlülüğün ise hukuka aykırı içeriğe dair kesinleşmiş bir yargı kararına tabi olduğu, yalnızca bir iddiadan ibaret hukuka aykırılık ile hareket edilmesinin beklenemeyeceği gibi ayrıca ... ...'ın hak tespiti yönünden bir mahkeme gibi hareket edemeyeceği, hak tahsisinde bulunamayacağı gibi hak tecavüzüne ilişkin bir değerlendirme de gerçekleştiremeyeceği açıktır.Tüm bu açıklamalar kapsamında dosya ilgili deliller ile birlikte kül halinde değerlendirildiğinde; davacının TPE nezdinde tescilli "..." ibareli markalarının davalılar tarafından izinsiz ve hukuka aykırı olarak davalıların sahibi olduğu ve üzerinde gözetim ve denetim yetkilerinin bulunduğu, davacının "...", "...", "....com" markalarının ve bu markaların ayırt edilemeyecek derecede benzeri niteliğinde olan "...", "..." ve "....com" ibarelerinin davalılara ait ... ... reklam sisteminde 3.kişilere reklam olarak pazarlanması nederiyle davalı eyleminin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespiti, önlenmesi, maddi durumun ortadan kaldırılması talepli asıl davasının reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tahsis edilmeştir.Önemle belirtmek gerekir ki; 1.FSHHM'nin ████████ esas sayılı dosyasında █████/2016 tarihli ihtiyati tedbir kararına muhalefet iddiası kapsamında davalıların HMK 398.madde kapsamında disiplin hapsi ile cezalandırılması istemine ilişkin birleşen dosya yönünden işbu karar numarası ile hüküm kurulması sehven atlanılmış olup, birleşen dosya yönünden ████████K. Numarası ile █████/2025 tarihinde ek karar tahsis edilmiş ve gerekçelendirilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davalı ... ... Limited aleyhine açılan davanın ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı ... ... Ltd Şti aleyhine açılan davanın ise dava şartı olan husumet yokluğundan USULDEN REDDİNE, ..." karar verilmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ EK KARARI
:İstanbul 3. FSHHM ███████ Esas ████████ Karar 27.11.2025 Tarihli Ek Kararı: "...Davacı tarafından davalı şirket ... ...’ın yöneticilerinin, mahkememiz tarafından verilen ihtiyati tedbir kararına uyulmaması nedeniyle, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (“HMK”) 398. maddesine göre disiplin hapsi ile cezalandırılmaları (“Disiplin Hapsi Talebi”) talep edilmiştir. Anılan disiplin hapsi talebi de İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin ████████ E. sayılı dosyası altında görülmekte iken İstanbul Adalet Sarayı nezdinde yeni fikri ve sınai haklar hukuk mahkemelerin açılması neticesinde İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi ikiye ayrılmış ve İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi nezdinde görülmekte olan Esas Dava,mahkememize devrolarak ███████ E. sayılı dosyası altına kaydedilmiştir...Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkındaki 7251 sayılı Kanun ile iptal edilen 6100 sayılı HMK'nın 398. maddesinin 1 numaralı fıkrasının yeniden kanuna eklenen hükmü kapsamında yapılan değerlendirmede, disiplin hapsinin suç karşılığı uygulanan hapis cezası niteliğinde olmadığı, hukuk mahkemesi olarak ceza yargılaması ile tespit edilebilecek olguların hukuk mahkemesince tespit edilebilmesinin mümkün olmadığı, şikayet olunan olarak davetiye gönderilen şirket yetkililerinin ihtiyati tedbirin uygulanmadığı iddiasına dayalı olarak ne derecede sorumluluklarının bulunup bulunmadığının tespitinin ancak etkin bir soruşturma ve kovuşturma kapsamında tespit edilebileceği, dosyada mevcut bilgi ve belgeleri göre HMK m. 398 kapsamında davalı şirket yetkilisinin disiplin hapsi ile cezalandırılmasına yeter nitelikte delil bulunmadığı anlaşılmış, tüm bu nedenlerle Anayasa Mahkemesinin 11.07.2018 tarih ve 30692 sayılı RG.yayınlanan 2018/1 ESAS-███████ KARAR sayılı ilamı ve dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde davalı şirket ... ...’ın yöneticileri hakkında HMK madde 398 kapsamında yapılan şikayetin reddine karar verilmiştir.HÜKÜM:1-Davalı şirket ... ...’ın yöneticileri hakkında HMK madde 398 kapsamında yapılan şikayetin reddine,..." karar verilmiştir.İSTİNAF İSTEMİ
:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Aracı hizmet sağlayıcının sorumluluğunun “kesinleşmiş hüküm” ile değil, bildirim ve buna rağmen devam eden ihlal ile bağlantılı olduğunu, Hükme esas alınan bilirkişi raporunda yer verilen ve uyuşmazlığın çözümünde önemli bir role sahip olan aktif- pasif bir aracı hizmet sağlayıcı kavramları ile ilk bakışta ihlal doktrinlerinin gerekçeli kararda değerlendirilmediğini, İlk Derece Mahkemesi, kesinleşmiş mahkeme kararına atıf yapmasına rağmen, ...'ın mahkeme tarafından verilen kesin nitelikteki ihtiyati tedbir kararlarına uymamasına yönelik bir değerlendirme yapılmadığını, ... ...'ın hak tespiti yönünden bir mahkeme gibi hareket edemeyeceğini belirtirken, diğer yandan “...” markasının ... tarafından bir mahkeme gibi hareket edilmek suretiyle tanımlayıcı olarak nitelendirilmesi hususuna gerekçeli kararında yer verilmediğini, ...'ın kendi takdirine bağlı olarak bazı anahtar kelimelerin 3. Kişilerce reklamlarda kullanılmasını engellerken bazılarına izin vermesi gibi keyfi tavırlarına yönelik ve bu konudaki iddialana ilişkin bir değerlendirmenin de gerekçeli kararda yer almadığını, ... ...'ın, reklam hizmetinin sunumu ve yürütülmesindeki fiili ve hukuki rolü, şirketler arasındaki ekonomik ve operasyonel bütünlük İle birlikte değerlendirilmediğini, Davacıya ait tescilli markaların ve benzer ibarelerin ... Ads üzerindeki reklam kampanyasına ... tarafından otomatik olarak eklenmesi eylemi bilirkişi raporlarıyla sabit olmasına ve durumun davalı ... İreland'ı yer sağlayıcı/laracı hizmet sağlayıcı pozisyonundan çıkardığı açık olmasına karşın gerekçeli kararda bu hususa değinilmeyerek eksik inceleme ve gerekçelendirme yapıldığını, Hükme esas alınan bilirkişi raporunda yer verilen ve uyuşmazlığın çözümünde önemli bir role sahip olan aktif- pasif bir aracı hizmet sağlayıcı kavramları ile ilk bakışta ihlal doktrinlerinin gerekçeli kararda değerlendirilmediğini, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 16.12.2019 tarih ve ████████ E., █████████ K. sayılı emsal niteliğindeki kararında; 5651 sayılı Kanun madde 5 ve 6563 sayılı Kanun madde 9 çerçevesinde yer ve aracı hizmet sağlayıcıların tazminat sorumluluğu bakımından içerikleri önceden kontrol etme veya hukuka aykırılığı araştırna yükümlülüğü bulunmadığı açıkça belirtilmiş; ancak marka hakkı sahibi tarafından devam eden tecavüz ve haksız rekabet eylemlerinin tespiti, durdurulması, önlenmesi ve sonuçlarının ortadan kaldırılması taleplerinin herkese karşı yöneltilebileceği vurgulandığını, Bu tür talepler bakımından kusur aranmayacağını, mutlak hak niteliğindeki marka hakkının ihlali halinde illiyet bağının varlığının yeterli olduğu açıkça ortaya konulduğunu, Yargıtay, tazminat sorumluluğu bakımından ise yer sağlayıcının önceden uyarılmış olması, hukuka aykırı içeriğin makul sürede kaldırılmasının talep edilmesi ve hak sahibinin üstün hakkını yaklaşık ispata yeterli delillerle ortaya koymuş bulunması gerektiğini belirttiğini, bu içtihat, sorumluluk rejimini kademeli biçimde ortaya koyduğunu, tecavüzün durdurulması ile tazminat sorumluluğunu bilinçli şekilde birbirinden ayırmakta olduğunu, Zira, Müvekkil her şeyden önce “...” markalarına ilişkin marka tescil belgeleri ile Türkpatent nezdinde verilen “...” ibaresinin tanınmış marka olduğuna dair kararla başvurularını yaptığını, dava dilekçesinin 16 ve 17 nci eklerinden görüleceği üzere tescilli markalarla birlikte URL'ler belirtilerek ... Reklam Hukuki Destek Departmanı'na tescilli markalar sunularak yapılan başvurular tamamen keyfi bir değerlendirmeyle Türkpatent nezdinde tescilli markalar yok sayılarak Müvekkil başvuruları reddedildiğini, ...'a ihtiyati tedbir kararları kapsamında yapılan başvurulara ise cevaben Mahkeme kararlarının ... ...'ı bağlamadığı, tamamen kendi gönüllülük politikasına dayanılarak bu kullanımların bir kısmı durdurulduğu belirtildiğini, Tüm bunların yanında İlk Derece Mahkemesi'nin işbu dosyada verdiği 06.10.2016 tarihli ihtiyati tedbir kararı bulunduğunu,. davalıların bu karara karşı istinaf talepleri de Bölge Adliye Mahkemesi tarafından reddedildiğini, buna karşın davalılar tedbir kararına muhalefet göstermeye devam ettiklerini, Gerekçeli kararda, davalı ...'ın bir markanın ihlal yaratıp yaratmadığı yönünde değerlendirme yapamayacağı belirtilmesine karşın; “...” markasının ... tarafından tanımlayıcı olarak nitelendirerek kendisini yargı makamı yerine koyup marka hakkına ilişkin bir değerlendirme yapmış olması göz ardı edildiğini, davalılar, hem kullanıcı sistemine bazı anahtar kelimeleri otomatik olarak sisteme ekleyerek, hem de bazı markaların reklam metni ve anahtar sözcük olarak eklenmesini yasaklayarak ... Ads Sistemi'ne müdahale etmekte olup, bu durum hiç kuşkusuz davalıların “pasif” bir aracı hizmet sağlayıcı olmadığını, aksine sistemde etkin bir aktif aracı hizmet sağlayıcı olduğunu göstermekte, bununla birlikte başvurulara ilişkin olarak keyfi uygulamalarda bulunduğunu göstermektedir. Yine bu husus da her ne kadar iddialarımız arasında yer alsa da İlk Derece Mahkemesi'nin değerlendirmesi dışında tutulduğunu, davalıların uyar-kaldır sistemini işletmemeleri dışında bizzat marka hakkını ihlal eden eylemlerine yönelik bir değerlendirme yapılmadığını, Davalıların, Uyar - Kaldır kuralını işletmemeleri ve 3. Kişi Reklamverenlerin ekledikleri “...” ibareli markaları reklam olarak kullanmalarına izin verdiklerini, ... ile aynı sektörde faaliyet gösteren birçok kişi ve işletme (“...”), ...'nin TÜRKPATENT nezdinde tescilli “..., “...", "....com” ibareli markalarını ve bu markaların ayırt edilemeyecek derecede benzerlerini, bu markaların kullanımına ilişkin hakkı veya meşru bir bağlantıları olmamasına rağmen, web sitelerinde ticari etki yaratacak biçimde ... Ads (...) Reklam Yöntemi için anahtar kelime olarak izinsiz ve hukuka aykırı kullanmakta olduklarını, hukuka aykırı kullanımları tespit eden müvekkilinin; öncelikle, ... Ads hizmetine ilişkin marka ihlallerinden kaynaklanan şikayetler için online başvuru prosedürünü uyguladığını, ... ... Limited Şirketi'ne ("... ...”) URL adresi kanalıyla gerekli hukuka aykırı kullanımları müteaddit defalar ... İreland'a bildirmiş; ayrıca ... ... Ltd. Şti.'ne (... ...) (Her iki davalı birlikte “...” olarak anılacaktır.) söz konusu kullanımlar iletildiğini, ancak tüm bu başvuruların sonuçsuz kaldığını, Bizzat davalının sitesinde ; Geniş Eşleme sistemi kapsamında çıkan reklamların ... karşısına öneri niteliğinde çıkarılmadığı, davalı ... Şirket'lerinin burada ...'e seçme şansı vermeden anahtar kelimelerin alakalı varyasyonları için, bu varyasyonlar anahtar kelime listelerinde yer almasa bile otomatik olarak reklamları yayınlandığı açıkça görüldüğünü, Dosyaya sunulan faturalara bakıldığında ... ... hizmetine ilişkin faturaların ... ... Şirketi tarafından kesildiği, ayrıca “...” reklamına bakıldığında ... ... hizmetine ilişkin reklamların, ... ... şirketi tarafından yapıldığ, Tüm bu bilgilerden ... ... şirketinin Türkiye'deki kullanıcılara ... ... hizmetini pazarlamakla birlikte, bununla sınırlı kalmayıp hizmet faturalarını düzenleyecek kadar ... İreland'la bir organik bağ içerisinde bulunduğu ve daha da önemlisi bu hizmetin tanıtımını yaparken Müvekkil Şirket'in markalarından haksız bir şekilde faydalandığı ve 3. Kişileri marka hakkına tecavüze yönelik eylemlere yönlendirdiği anlaşıldığı, bu nedenle yukarıda sayılan marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet eylemlerine ... ... Şirketi'nin de iştirak ettiği kabul edilmesi gerektiği, Müvekkil'inin huzurdaki uyuşmazlıkta ... ... şirketine karşı öne sürdüğü iddianın ... Ads sisteminin reklam ve pazarlama sürecinde Müvekkil'in markalarını herhangi bir izni ve meşru hakkı olmaksızın reklam materyali olarak kullanması ve bu şekilde 3. Kişi reklamverenlerin bu markayı kullanması yönünde teşvik edici eylemlerde bulunması ve tüm bunları ... ... ile iştirak halinde gerçekleştirmesi olduğunu, Ancak, İlk Derece Mahkemesinin, bu eylemleri incelemediğini, konuyla ilgisiz yargı kararlarını mesnet göstererek davayı ... ... bakımından husumet yönünde red ettiğini, uyuşmazlığın çözümünde belirleyici niteliğe sahip olan aktif-pasif aracı hizmet sağlayıcı ayrımının yapılmadığını, dosyadan alınan bilirkişi raporları arasındaki çelişki giderilmediğini, birleşen tedbire muhalefet dosyasındaki taleplerin haksız ve hukuka aykırı bir şekilde reddedildiğini beyanla ilk derece mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.GEREKÇE
:Asıl Dava, Markaya tecavüz ve Haksız rekabetin tespiti, men'i istemlerine, Birleşen dava ise ihtiyati tedbir kararına muhalefet iddiasına ilişkindir.İlk derece mahkemesince asıl davada; "1-Davalı ... ... Limited aleyhine açılan davanın ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı ... ... Ltd Şti aleyhine açılan davanın ise dava şartı olan husumet yokluğundan USULDEN REDDİNE," , Birleşen davada ise ; "1-Davalı şirket ... ...’ın yöneticileri hakkında HMK madde 398 kapsamında yapılan şikayetin reddine," karar verilmiştir.Asıl ve birleşen davalara yönelik karara karşı, davacı vekili, istinaf kanun yoluna başvurmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Asıl davada; Davacının TPE nezdinde tescilli "...", "...", "....com" markalarının ve "...", "..." ve "....com" ibarelerinin davalılara ait ... ... reklam sisteminde 3. kişilere reklam olarak pazarlandığı iddiasına dayalı davalı eyleminin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespiti, önlenmesi talebiyle açılmış; Birleşen dava ise, İhtiyati tedbir kararına muhalefet iddiası kapsamında davalıların HMK 398. madde kapsamında disiplin hapsi ile cezalandırılması istemine ilişkindir.Asıl Dava yönünden yapılan istinaf incelemesinde; Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, yapılan bilirkişi incelemesiyle; " ... markasının birden fazla tüzel kişiliği bünyesinde barındırdırdığı, davalı ... ... şirketinin davalı ... ... Limited Şirketinden ayrı bir tüzel sahip olduğu, davalıların birbirinden farklı ticari yapılanma ve faaliyet içerisinde oldukları, davalı ... ... şirketinin faaliyet alanı internet ... hizmet sunuculuğu olduğu, ... ...'ın ... Ads hizmetinin sahibinin ve işleticisi konumu bulunduğu, ... ...'ın ... Ads programı aracılığıyla reklam yerini sağladığı, ... ... şirketinin davalı ... ...'a atfedilen eylemlerden sorumlu tutulmasının mümkün olmadığı ve ... ... Limited Şirketi'nin müşterilerini davacıya ait markaları anahtar kelime olarak kullanmaya teşvik ettiği sonucu çıkarılamayacağı, ... Ads çevrimiçi bir ... programı olarak ... bünyesinde bulunduğu, ... hizmet parametrelerinde belirtilen geçerli bir şikâyet sunulmadıkça reklam veren karşısında marka sahibinin haklarını tespit etme ve kendiliğinden bunlara karşı refleks gösterme yetisine haiz olmadığı, ancak usulüne uygun şikayet gerçekleştiğinde reklamlara ilişkin kısıtlamaya konu fiiller gerçekleştirebileceği, ... ... tarafından markaların doğrudan bir kullanımının bulunmadığı, reklam verenlerin anahtar kelime ve eşleme türlerini seçerek reklam kampanyaları oluşturmalarına imkan sağlandığı, anahtar kelime seçiminin ise bizzat reklam veren tarafından yapıldığı, anahtar kelime seçilmesi suretiyle marka kullanımının bizzat reklam anlaşması yapan taraflarca gerçekleştirildiği, reklam metinlerinin bizzat reklam verenlerce hazırlandığı, ... ...'ın bu sürece bir katkısının bulunmadığı, ... ...'ın ... Ads hizmeti yönünden yalnızca bir yer sağlayıcı fonksiyonu olduğunun " tespit edilmesi karşısında ... ...'ın sorumluluğunun 5651 sayılı Kanun kapsamında “yer sağlayıcılara” özgü hükümler kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, yer sağlayıcının içeriği kontrol etme ya da içeriğin hukuka aykırılığına ilişkin bir araştırma yürütme sorumluluğu olmadığı, yalnızca hukuka aykırı içerikten haberdar edilmesi halinde söz konusu hukuka aykırı içeriği yayından çıkartmak ile sorumlu olduğu, ... ... şirketinin, davacı ile ... ...'ın ... Ads hizmeti ile yer sağlayıcı sıfatı bulunan ilişkide taraf olmadığı, ihtarnamelerin kanuni muhatabının ... ... şirketi olduğu gibi hukuka aykırı olduğu iddia edilen URL adreslerinin ihtarname içinde yer almadığı, bu haliyle de ihtarnamelerin kanuni şartları taşımadığının tespit edilmesi karşısında ... ... şirketi yönünden davanın husumet yokluğu sebebiyle usulden reddine, davalı ... ... Limited şirketi aleyhine açılan davanın ise esastan reddine verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, asıl davaya yönelik istinaf isteminin esastan reddi gerekmiştir.Birleşen dava yönünden yapılan incelemede ise; Ek kararının davacı tarafa 08.12.2025 tarihinde tebliğ edildiği, davacı tarafından istinaf isteminin 23.02.2026 tarihinde yapıldığı görülmüştür.İstinaf başvurusuna konu birleşen davanın, şikayet eden tarafça, karşı tarafın mahkemenin ihtiyati tedbir kararını ihlal ettiğini ileri sürerek şirket yetkilisi hakkında HMK 389. Madde gereğince disiplin hapsi kararı verilmesi istemiyle açıldığı, ilk derece mahkemesi 27.11.2025 Tarihli Ek Karar ile şikayetin reddine karar verdiği anlaşılmıştır.6100 Sayılı HMK'nın "Tedbire muhalefetin cezası" başlıklı 398. maddesinde;"(1) İhtiyati tedbir kararının uygulanmasına ilişkin emre uymayan veya tedbir kararına aykırı davranan kimse, ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren altı ay içinde şikâyet edilmesi üzerine, altı aya kadar disiplin hapsi ile cezalandırılır. Görevli ve yetkili mahkeme, esas hakkındaki dava henüz açılmamışsa, ihtiyati tedbir kararı veren mahkeme; esas hakkındaki dava açılmışsa, bu davanın görüldüğü mahkemedir.... "(4) Mahkeme, dosyadaki delilleri değerlendirerek gerekli araştırmayı yapar. Yargılama sonunda şikâyet olunanın ihtiyati tedbir kararının uygulanmasına ilişkin emre uymadığı veya tedbir kararına aykırı davrandığı tespit edilirse, birinci fıkra uyarınca disiplin hapsi ile cezalandırılmasına; aksi takdirde şikâyetin reddine karar verilir.(5) Taraflar, kararın tefhim veya tebliğinden itibaren bir hafta içinde karara itiraz edebilir. İtirazı, o yerde hükmü veren mahkemenin birden fazla dairesinin bulunması hâlinde, numara olarak kendisinden sonra gelen daire; son numaralı daire için bir numaralı daire; o yerde hükmü veren mahkemenin tek dairesi bulunması hâlinde en yakın yerdeki aynı düzey ve sıfattaki mahkeme inceler. (6) İtiraz merci, bir hafta içinde kararını verir. Merci, itirazı yerinde görürse işin esası hakkında karar verir. İtiraz üzerine verilen karar kesindir." hükümleri düzenlenmiştir.Yasal düzenlemelerden anlaşılacağı üzere, disiplin hapsi talepli şikayetin kabulü yada reddine ilişkin kararlar aleyhinde itiraz kanun yolunun açık olduğu, itirazın kararı veren mahkemenin kendisinden sonra gelen daire tarafından inceleneceği ve itiraz üzerine verilen kararların kesin olduğu düzenlenmiştir. Bu durumda, istinaf başvurusuna konu birleşen davaya yönelik ek kararın itiraza tabi olması, istinaf kanun yolunun açık olmaması nedeniyle, şikayet eden vekilinin birleşen davaya yönelik 27.11.2025 tarihli ek karar aleyhinde istinaf başvurusunun HMK 352/1 maddesi gereğince usulden reddine, dilekçenin itiraz dilekçesi olarak değerlendirilmek üzere usuli işlemlerin yürütülmesi için mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-ASIL DAVADA; Davacı vekilinin istinaf talebinin HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-BİRLEŞEN DAVADA; Şikayet eden vekilinin ilk derece mahkemesi 27.11.2025 Tarihli Ek Kararına kararına karşı istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nun 341/4. maddesi delaletiyle 6100 Sayılı HMK'nun 352/1/b. maddesi gereğince USULDEN REDDİNE,-Dilekçenin itiraz dilekçesi olarak değerlendirilmek üzere usuli işlemlerin yürütülmesi için mahkemesine gönderilmesine,-Asıl davanın temyiz edilmesi halinde; Birleşen davanın mahiyeti ve usul ekonomisi dikkate alınarak, birleşen dosya suretinin oluşturularak mahkemesine gönderilmesine, birleşen dosya aslının, asıl dosya içinde muhafaza edilmesine,3-Harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,4-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,5-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, ASIL DAVADA; HMK'nun 361.maddesi uyarınca tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere, BİRLEŞEN DAVADA KESİN olmak üzere, oy birliği ile karar verildi.█████/2026