Anahtar kelimeler: Ahırın Edindiğini Mülk Sakarya Komşu Maliki İli İlçesi Mahallesi Kesinlik
7. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  ████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi

SAYISI
: █████████ E., ████████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ
: Sakarya 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI
: ████████ E., ████████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ... ili, .. ilçesi, ... Mahallesi, 42 70... parsel sayılı taşınmazın maliki olduğunu, müvekkilinin ilgili taşınmazı 2012 yılında imar uygulamaları kapsamında yapılan değişiklikler sonucu mülk edindiğini, davalıya ait 42 70... parsel sayılı taşınmazın müvekkilinin taşınmazına komşu olduğunu, davalıya ait ahırın müvekkile ait taşınmazı enlemesine kesecek şekilde inşa edildiğini, müvekkilinin hiçbir şekilde taşınmazından yararlanamadığını ileri sürerek, davalının dava konusu taşınmaza el atmasının önlenmesine, yapının yıkılması ile şimdilik 1.000,00 TL ecrimisil bedelinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin dava konusu taşınmazdaki kullanımının imar uygulamasından kaynaklanması nedeniyle müvekkiline kusur izafe edilmesinin mümkün olmadığını, dava konusu parselin imar planının uygulanmasından önce tek bir parsel olduğunu, yasal düzenlemeler uyarınca dava konusu yapı varlığını koruduğu sürece kullanım hakkının müvekkiline ait olacağını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 04.05.2023 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile "...yapının imar uygulamasından önce davalının mülkiyetindeki taşınmaz üzerinde inşa edilmiş olması nedeniyle davalının haksız kullanımının bulunduğu değerlendirmesinin yapılamayacağı, yerleşik Yargıtay içtihatları uyarınca bahse konu muhdesatın bedelini bloke etmesi hâlinde davalı yapısının yıkılmasını ve davacı taşınmazına el atmasının önlenmesini isteyebileceği, davalının bu bedeli mahkeme veznesine depo ettiği..." gerekçesiyle "...davanın kabulü ile davalının davacının taşınmazına el atmasının önlenmesine, taşkın yapının yıkımına, davacı tarafından davalıya ait yapı bedeli olarak yatırılmış olan 105.570,00 TL'nin karar kesinleştiğinde nemasıyla birlikte davalıya ödenmesine, hesaplanan 307.647,83 TL ecrimisil bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine..." karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda (III) numaralı bentte belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 19.03.2025 tarihli ve █████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile "...istinaf başvurusunun esastan reddine...." karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde cevap dilekçesinde dayandığı nedenleri tekrarla;
1. Müvekkilinin taşınmazdaki yapıyı kullanmasının açık bir hakka dayandığını,
2. 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 18. maddesi ve emsal içtihatlarda belirtildiği şekilde yapı ortadan kalkmadığı sürece müvekkilinin kullanım hakkının devam ettiğini,
3. Davacının davasının dinlenebilir bir dava olmadığını,
4. Davacıya taşınmazı devreden eski malik tarafından açılan ve aynı sebebe dayalı davanın reddediliğini, bu nedenle kesin hüküm oluştuğunu belirterek, kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, el atmanın önlenmesi, yıkım ve ecrimisil istemlerine ilişkindir.
Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
02.02.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!