Anahtar kelimeler: Cismani Bam Esaskarar Başkan Yazim Katip Konya Ölüm Üye Talebi

T.C. KONYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ... - ...

T.C.
KONYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: ...
KARAR NO
: ...
KARAR TARİHİ
: █████/2026
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN
: ..... (...)
ÜYE
: ..... (...)
ÜYE
: ..... (...)
KATİP
: ..... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
: █████/2025
NUMARASI
: ... Esas ... Karar
DAVACI
: ........
VEKİLLERİ
: Av..... Av..... Av.....
DAVALI
: 1- ........
VEKİLLERİ
: Av..... Av.....
DAVALI
: 2- ........
VEKİLİ
: Av.....
DAVALILAR
: 3- ........
4- ........
5- ........
DAVA
: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
İSTİNAF KARAR TARİHİ
: █████/2026
İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ
: █████/2026
Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil 23.10.2018 tarihinde davalı ........'ın sevk ve idaresindeki ........ araç ile davalı ........'in sevk ve idaresindeki ........ plakalı aracın karıştığı trafik kazası neticesinde yaralandığını, Müvekkil ........ plakalı araçta yolcu konumundadır. Davalı ........ ........ plakalı aracın işleteni ve maliki olduğu, davalı ........ ise ........ plakalı aracın sürücüsü, maliki ve işleteni olduğu, kazanın meydana gelmesinde davalı sigorta şirketlerinin sigortalısı aracın sürücüleri birlikte kusurlu olduğu, müvekkilinin kazada kusuru olmadığını, kaza neticesinde müvekkil BTM ile giderilemez şekilde yaralandığını, kemik kırığı meydana geldiğini, müvekkili Beyşehir Devlet Hastanesinde tedavi gördüğünü, uzun süre iş ve gücünden yoksun kalmış ve tedavisi için karşılanmayan masraflar yapmak zorunda kaldığını, yaralanması ve kemik kırığı yaşam kalitesini olumsuz yönde etkilemediği, müvekkili soğuk demir ustası olarak çalıştığı, adli yardım taleplarinin kabulünü; davamızın kabulüne; kaza tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte müvekkil için 89.607,04 TL. maddi tazminatın (sürekli iş göremezlik) davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile müvekkile ödenmesini (sigorta şirketlerinin sorumluluğu poliçe limiti ile sınırlıdır. sigorta şirketleri yönünden faiz █████/2018 temerrüt tarihinden) yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin davalılara müştereken ve müteselsilen tahmiline ve müvekkille ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ........ AŞ vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinden özetle; davanın zamanaşımı def'imiz ve kesin hüküm itirazımız sebebiyle usulden ve sigortalımız araç sürücüsünün kusursuz olması ve davacının sürekli maluliyetinin olmaması hasebiyle esastan reddini, davacı tarafın delillerinin tarafımıza tebliğini, bakiye poliçe teminat limitinin nazara alınmasını, sgk tarafından davacıya bağlanan gelirlerin tespitini, maluliyet oranının tespiti açısından adli tıp kurumundan rapor alınmasını, davacının davasının ispatı halinde; müvekkil şirketin öncelikle ferilerden sorumlu tutulmaması, olmaz ise, asıl alacak, yargılama giderleri ve avukatlık ücreti açısından ayrı ayrı poliçe limiti ile sorumlu tutulmasını, faizin en erken dava tarihinden başlatılmasını, davanın reddedilen kısmı açısından yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı tarafa tahmilini talep ve beyan etmiştir.
Davalı ........ AŞ vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinden özetle; öncelikle işbu davanın usulden reddine, sayın mahkemeniz aksi kanaate ise haksız ve hukuka aykırı davanın esastan reddine, kazaya karışan araç sürücüsünün kusur durumunun tespiti için karayolları genel müdürlüğü fen heyeti’nden ve adli tıp trafik ihtisas dairesi’nden kusur raporu alınmasına; varsa derdest ceza davasının sonucunun bekletici mesele yapılmasına, davacıların maluliyet oranının tespiti için adli tıp kurumu 3. ihtisas dairesi tarafından “özürlülük ölçütü, sınıflandırması ve özürlülere verilecek sağlık kurul raporları hakkında yönetmeliği”ne göre rapor alınmasına, kabul anlamına gelmemek kaydıyla tazminat oranı ve miktarının tespiti için, yukarıdaki hususlar tamamlandığında hazine müsteşarlığı aktüerler siciline kayıtlı aktüer bilirkişiden TRH 2010 mortalite tablosunda yer alan verilere göre rapor düzenlenerek gerçek zararın tespit ettirilmesine, aleyhe hüküm kurulacak olması halinde sgk tarafından yapılan-yapılacak ödemelerin müvekkilimiz şirketin sorumluluğundan tenziline, harç, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
:
İlk Derece Mahkemesince verilen kararda özetle; "Somut olayımızda; tüm dosya kapsamı, dosyadaki tüm bilgi - belgeler, tüm deliller, alınan bilirkişi rapor/ları, tarafların iddia - savunmaları, yukarıda yapılan açıklamalar, bir bütün halinde değerlendirildiğinde, Mahkememizce benimsenen hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli olduğu sonuç ve kanaatine varılarak, TMK 1/3 ve 6100 Sayılı HMK 297. Maddesi kapsamında Anayasa'nın 138/1 maddesi atfı ile Davacının, davasının kabulü ile; 89.607,04TL'nin davalılar ........; ........, ........ yönünden kaza tarihi olan █████/2018 tarihinden (davalılar sigorta şirketleri yönünden █████/2018 tarihinden başlamak ve poliçe limitleri ile sınırlı olmak üzere) davalılardan müştereken ve müteselsilen alınıp davacıya verilmesine dair mahkememizde oluşan vicdani kanaate göre aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir." şeklinde davacının, davasının kabulü ile; 89.607,04TL'nin davalılar ........; ........, ........ yönünden kaza tarihi olan █████/2018 tarihinden (davalılar sigorta şirketleri yönünden █████/2018 tarihinden başlamak ve poliçe limitleri ile sınırlı olmak üzere) davalılardan müştereken ve müteselsilen alınıp davacıya verilmesine, dair hükmün kurulduğu anlaşılmıştır.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
:
Davalı ........ AŞ vekili sunduğu istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Yerel mahkemece, daha önce Beyşehir .... Asliye Hukuk Mahkemesi’nin ... Esas sayılı dosyasında aynı talep hakkında verilmiş ve kesinleşmiş karar bulunduğu halde kesin hüküm itirazı dikkate alınmadan yeniden hüküm kurulduğunu, davacının sürekli maluliyetinin kaza tarihindeki yürürlükte olan Özürlülük Ölçütü Yönetmeliği’ne göre %0 olduğunu ve bu nedenle sürekli maluliyet talebinin reddi gerekirken davanın kabul edildiğini, kusur raporuna göre sigortalı araç sürücüsünün yalnızca %25 kusurlu olmasına rağmen hesaplamanın kusur indirimi yapılmadan müşterek/müteselsil sorumluluk şeklinde kurulduğunu, bu nedenle sigortacının ancak işletenin kusuru oranında sorumlu olabileceğini, eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu, faiz başlangıcının da dava tarihi olması gerektiği belirtilerek, Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 22.10.2025 tarihli ... E., ... K. sayılı kararının kaldırılmasına, istinaf başvurusunun ve tehir-i icra talebinin kabulüne, yeniden yargılama yapılmasına ve icranın geri bırakılmasına karar verilmesi talep edilmiştir.
Davalı T. Sigorta AŞ vekili sunduğu istinaf başvuru dilekçesinde özetle; yerel mahkemece, davacının 2918 sayılı Kanun’un 97. ve 99. maddeleri uyarınca sigorta şirketine dava öncesi usulüne uygun başvuru yapmadığını, bu nedenle davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddi gerekirken kabul edildiğini; davacının taleplerinin 2918 sayılı Kanun’un 109. maddesi anlamında zamanaşımına uğradığını, ayrıca daha önce Beyşehir .... Asliye Hukuk Mahkemesi’nin ... Esas sayılı dosyasında aynı tazminat talepleri hakkında kesinleşmiş karar bulunduğu için kesin hüküm nedeniyle yeniden dava açılamayacağını; kaza nedeniyle sigorta şirketi tarafından davacıya ödeme yapılmış olması sebebiyle de müvekkilin sorumluluğunun kalmadığını; kusur ve maluliyet tespiti için gerekli Adli Tıp Kurumu, trafik ihtisas dairesi ve fen heyeti incelemeleri yapılmadan eksik araştırma ile hüküm kurulduğunu; sigortalı sürücüye kusur izafe edilmesine rağmen kararın müşterek-müteselsil sorumluluk şeklinde kurulduğunu; davacının emniyet kemeri takıp takmadığının ve hatır taşıması bulunup bulunmadığının araştırılmadığını, bu hususlarda müterafik kusur ve indirim uygulanması gerekirken uygulanmadığını; faiz başlangıcının da hatalı belirlendiği belirtilerek, Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ... E., ... K. sayılı kararının kaldırılmasına, davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesi talep edilmiştir.
Davacı vekili sunduğu istinaf başvuru dilekçesinde özetle; yerel mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olmakla birlikte, hükme esas alınan bilirkişi raporunda tazminatın hesabında güncel asgari ücret yerine eski verilerin dikkate alındığını, hükme en yakın tarihteki bilinen asgari ücret üzerinden yeniden değerlendirme yapılması gerekirken eksik inceleme ile karar kurulduğunu, bu nedenle bilirkişi raporunun hükme esas alınamayacağı ve yeniden hesap raporu alınması gerektiği belirtilerek, kararın bu yönüyle usul ve yasaya aykırı olduğunu beyan ederek yerel mahkemece verilen kararın ortadan kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır.
a-Kamu düzeni yönünden yapılan incelemede ( iki kere ıslah yapılamayacağı);
Davacı tarafından açılan maddi tazminat istemlerinin irdelenmesi gerekir. Kural olarak alacaklı, alacağının tümü için dava açmak zorunda olmayıp, alacağının belli bir bölümünü dava konusu yapabilir. Zira; hiç kimse kendi lehine olan davayı (tam dava) açmaya zorlanamaz.(HMK m.24/2) Bu bağlamda davacının alacağının şimdilik belli bir kesimi için açtığı davaya, kısmi dava denilir. Kısmi dava 6100 sayılı HMK’nın 109. maddesinde düzenlenmiş olup, maddenin birinci fıkrasında; “Talep konusunun niteliği itibarıyla bölünebilir olduğu durumlarda, sadece bir kısmı da dava yoluyla ileri sürülebilir” denilmiştir.
Bir davanın kısmi dava olarak nitelendirilebilmesi için, alacağın tümünün aynı hukuki ilişkiden (mesela, ödünç veya satış sözleşmesinden) doğmuş olması ve bu (aynı hukuki ilişkiden doğan) alacağın şimdilik bir kesiminin dava edilmesi gerekir.Dava konusu alacak, bir alacağın belli bir kesimi değil (bilakis bağımsız bir alacak) ise, o zaman dava, kısmi dava olarak nitelendirilemez.
Davacının kısmi dava mı yoksa tam dava mı açtığı, dava dilekçesinden (talep neticesinden) anlaşılır. Davacı, dava sebebi olarak gösterdiği vakıalardan doğan alacağının tümünü mü, yoksa yalnız bir kesimini mi istediğini açıkça bildirmelidir. (m.119, 1/ğ). Aksi halde, yani davacı alacağının yalnız bir kesimi için dava açtığını bildirmemiş ise, dava, kısmi dava değil tam dava sayılır.Davacının davasını açıkça kısmi dava olarak nitelendirmesi zorunlu değildir. Dava dilekçesindeki açıklamalardan, davacının alacağının dava edilenden daha fazla olduğunun ve bunun yalnız bir bölümünün dava edildiğinin açıkça anlaşılması gerekli ve yeterlidir.
HMK 107.maddede belirsiz alacak davası düzenlenmiş olup, 107/2.fıkrada "Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın davanın başında belirtmiş olduğu talebini artırabilir." esası kabul edilmiştir. Buna göre davacı taraf talep artırım dilekçesi ile talebini artırabilecektir. Talep artırım, niteliği itibari ile davalı taraf aleyhine esaslı bir değişiklik olup, davalı tarafın, duruşmada bulunmadığı durumlarda tebligat yolu ile bu istemden haberdar edilmesi zorunludur.
Belirsiz alacak davası olarak açılan davalarda davacı talep sonucunun belirlenmesi talep sonucunun artırılması şeklinde olmaktadır. Belirsiz alacak davasında talebin belirlenmesinde karşı tarafın iznine veya ıslah yoluna başvurulmasına gerek bulunmaz. Ancak davacı tarafından talep sonucu belirlendikten sonra alacağının daha fazla olması halinde davacının talep sonucunu artırmak için ıslah yoluna başvurması yani ıslah suretiyle talep sonucunu artırması mümkün olacaktır.
Somut olayda ,dava dilekçesinin istem sonucu ve dilekçe içeriği tümüyle değerlendirildiğinde davasının “kısmi dava” olarak açtığı sonucuna varılmaktadır.
6100 sayılı HMK'nın 176 ve devamı maddelerinde ıslah kurumu ayrıntılı şekilde düzenlenmiştir. HUMK'nın 83. (6100 sayılı HMK m. 176), maddesinde ise ıslah, taraflardan birinin yapmış olduğu bir usul işleminin tamamen veya kısmen düzeltilmesidir. Islahın amacı, yargılama süresinde, şekli ve süreye aykırılık sebebi ile ortaya çıkacak maddi hak kayıplarını ortadan kaldırmaktır. Bununla birlikte talep miktarı ıslah ile arttırılabilecektir. Ancak taraflardan her biri, yapmış olduğu usul işlemlerini kısmen veya tamamen ıslah edebilir. Islahın kısmen veya tamamen olduğuna bakılmaksızın taraflar aynı davada ancak bir kez ıslah yoluna başvurabilir. Buna göre tarafların, yargılama usulüyle ilgili bir işlemini kısmen veya tamamen ıslah edebileceği ancak aynı dava içerisinde bu yola sadece bir kez başvurabileceği belirtilmiştir.
Somut dosyamızda;davacı tarafça, dava dilekçesinden açıkça görüleceği üzere kısmi dava açıldığı sabit olduğu halde ancak bir kez ıslah talebinde bulunulabileceği yerde davacı tarafça iki kez ıslah talebinde bulunulduğu, talep miktarının fazla tutulduğu , mahkemece geçersiz olan, kaldırma kararından sonraki ikinci ıslah dilekçesi nazara alınarak kısmen yerine tam kabul yapılması usul ve yasaya aykırı
GEREKÇESİYLE DAVACININ ISLAH DİLEKÇESİ DOĞRULTUSUNDA KARAR VERİLİDİĞİ,DAVACININ BAKİYE TAZMİNAT İÇİN İŞBU DAVAYI AÇTIĞI
İlk davada davacı yan istinaf sebepleri kabul görmediğinden reddine karar verildiğinden, davalı lehine usuli kazanılmış hak doğduğu anlaşıldığından artık ancak ilk davada belirlenen miktar kadar davalı sorumludur. Eldeki davada ilk davada belirlenen miktar kadar sorumlu olduğundan bedel artırım dilekçesindeki fazla miktarın reddine karar verilmiştir.
BU DURUMDA MAHKEMECE HER İKİ RAPOR ARASINDAKİ FARK MİKTARI OLAN BAKİYE BEDELE HÜKMEDİLMESİ DOĞRUDUR.
Eldeki davada daha önce hüküm verilen dosyada 2. Islah hakkının olmaması sebebiyle açılan ek davadır. O dosyada verilen kararın kesin hüküm olarak kabul edilmesi mümkün değildir.
TARAFLARIN SAİR İSTİNAF SEBEPLERİNİN AYNI DAVAYA İLİŞKİN AÇILAN ASIL DAVA DOSYASI OLAN ... ESAS ... KARAR VE █████/2024 TARİHLİ İLAMIYLA REDDEDİLDİĞİ ANLAŞILDIĞINDAN İSTİNAF YERSİZDİR.
Bu halde, Dosya içeriğine, toplanan delillere, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenle, özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, vakıa mahkemesi hakiminin objektif, dosyadaki verilerle çelişmeyen tespitlerine ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına ve hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere göre, HMK’nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleriyle sınırlı olarak ve resen kamu düzeni yönünden yapılan inceleme sonucu, ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı kanaatine varılarak,
Davacı ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereği esas yönünden reddine dair aşağıdaki hükmün kurulmasına karar vermek gerekmiştir.
H Ü K Ü M
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığından davacı vekili ile davalı ........ AŞ vekili, davalı .....AŞ vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereği ESASTAN REDDİNE,
1-Davacı tarafından alınması gereken 732,00 TL harçtan peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL harcın bu davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
2-Davalı ........ AŞ tarafından alınması gereken 6.121,05 TL harçtan peşin alınan 1.531,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 4.590,05 TL harcın bu davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3-Davalı ........ AŞ tarafından alınması gereken 6.121,05 TL harçtan peşin alınan 1.530,27 TL harcın mahsubu ile bakiye 4.590,78 TL harcın bu davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
4-Taraflarca yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6-HMK'nın 359/3. fıkra gereği kararın tebliği ile 302/5. fıkrası gereği harç tahsil müzekkeresi yazılması ve tebliğ işlemlerinin İLK DERECE MAHKEMESİ tarafından yapılmasına,
Dair, 7550 sayılı Kanun'un 20. maddesinde yapılan değişiklik ile, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362. maddesi gereğince; dava tarihi olan 2024 yılı itibari ile (378.000,00) Türk Lirasını geçmeyen davalara ilişkin kararlar hakkında temyiz yoluna başvurulamayacağından miktar itibari ile KESİN olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi.█████/2026
..... ..... ..... .....
Başkan Üye Üye Katip
... ... ... ...
E imza E imza E imza E imza
Bu evrak 5070 sayılı Yasa kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!