Anahtar kelimeler: Samm Pehlivan Peyzaj Mimarlik Sakarya Esaskarar Kocaeli İletişim Başkan Sanayi

T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ████████ - ████████

T.C.
SAKARYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
7. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: ████████
KARAR NO
: ████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN
:... (...)
ÜYE
:... (...)
ÜYE
:... (...)
KATİP
:... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: KOCAELİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
: █████/2026 tarihli ara karar
NUMARASI
: ███████ Esas
DAVACI
: PEHLİVAN MİMARLIK PEYZAJ İNŞAAT SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ - ...
VEKİLİ
: Av. ...
DAVALI
: SAMM TEKNOLOJİ İLETİŞİM SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ - ...
DAVA
: Tapu İptali ve Tescil
TALEP
: İhtiyati Tedbir
DAVA TARİHİ
: █████/2026
KARAR TARİHİ
: █████/2026
KR. YAZIM TARİHİ
: █████/2026
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ile davalı Samm Teknoloji A.Ş. arasında 2012 yılında "Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi" imzalandığını, ancak davalının sözleşme konusu arsadaki hisselerini davacının bilgisi dışında dava dışı Asırkent firmasına devrederek davacıyı mağdur ettiğini, davalının daha sonra davacı aleyhine Kocaeli 1. ATM nin ████████ esas sayılı dosyasında açtığı tazminat davasını kazanarak davacıdan daire bedellerini tahsil etme aşamasına geldiğini, ancak davalının bu süreçte dava dışı Asırkent firmasıyla gizlice anlaşarak sözleşmeye konu alacağına karşılık 2 adet dubleks daireyi (... ada ... parsel, ... ve ... nolu bağımsız bölümler) haricen devraldığını, böylelikle davalının hem davacıdan daire bedellerini alarak hem de dava dışı firmadan taşınmaz iktisap ederek haksız kazanç sağladığını ve kötü niyetli hareket ettiğini belirterek; söz konusu 2 adet taşınmazın tapu kaydına ihtiyati tedbir konulmasına, tapuların iptali ile davacı adına tesciline, tescil mümkün olmazsa bedellerinin denkleştirici adalet ilkesi gereği tazminine ve geriye dönük 5 yıllık ecrimisil bedelinin tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ
:
İlk derece mahkemesince █████/2026 tarihli ara karar ile; "...İhtiyati tedbir talebinin REDDİNE,..." şeklinde hüküm kurulmuştur.
İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının söz konusu sürecin sonunda hem elindeki arsadan olduğu hem de arsa karşılığında daire alan davalıya karşı borçlu durumuna düştüğünü, her iki tarafın da tacir sıfatına haiz olduğunu ticari defter tutma zorunluluklarının olduğunu, işbu sebeple ticari defterleri incelendiğinde de görüleceği üzere taraflar arasında uyuşmazlığa konu dairelere ilişkin herhangi bir para akışının bulunmadığının görüleceğini, devir ve tescil talebinin ifasının imkansız hale gelmemesi için, HMK'nın 389 maddesi uyarınca ihtiyat-i tedbir kararı verilmesini, bu taleplerinin de reddi halinde ilgili taşınmazlar üzerine “davalıdır” şerhi işlenmesi hususunda Tapu Sicil müdürlüğüne müzekkere yazılmasını belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur.
Davalı tarafından istinaf başvurusuna karşı cevap dilekçesi verilmemiştir.
DELİLLER
:Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin █████/2026 tarihli ara karar, ███████ Esas sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:
Dava tapu iptal ve tescil veya tazminat talebine ilişkindir.
Talep; ihtiyati tedbir talebine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir.
İlk derece mahkemesi kararına karşı ihtiyati tedbir talep eden davacı tarafından istinaf başvurusu yapılmıştır.
İnceleme; 6100 sayılı HMK.'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosyanın incelenmesinde; davacı ile davalı arasında 2012 yılında "Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi" imzalandığını, ancak davalının sözleşme konusu arsadaki hisselerini davacının bilgisi dışında dava dışı Asırkent Gayrimenkul Yatırım ve İletişim Org. Ltd. Şti’ye devrederek davacıyı mağdur ettiğini, davalının daha sonra davacı aleyhine Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ████████ esas sayılı dosyasında açtığı tazminat davasının lehine sonuçlanarak davacının daire bedellerini tahsil etme aşamasına geldiğini, ancak davalının bu süreçte dava dışı Asırkent Gayrimenkul Yatırım ve İletişim Org. Ltd. Şti’yle gizlice anlaşarak sözleşmeye konu alacağına karşılık 2 adet dubleks daireyi (... ada ... parsel, ... ve ... nolu bağımsız bölümler) haricen devraldığını, böylelikle davalının hem davacıdan daire bedellerini alarak hem de dava dışı firmadan taşınmaz iktisap ederek haksız kazanç sağladığını ve kötü niyetli hareket ettiğini belirterek; söz konusu 2 adet taşınmazın tapusunun iptali ile davacı adına tesciline, anılan taşınmazların üzerine üçüncü kişilere devir ve temlikinin engellenmesi için ihtiyati tedbir konulmasını talep ettiği, mahkemece anılan talebin reddine karar verildiği, karara karşı ihtiyati tedbir talep eden davacının istinaf yasa yoluna başvurduğu görülmüştür.
6100 sayılı HMK'nın "ihtiyati tedbirin şartları"na ilişkin 389-(2) maddesinde; "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir" düzenlemesi bulunmaktadır.
Aynı Kanun'un 390-(3) maddesinde ise; "Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır" hükmü bulunmaktadır.
Geçici hukuki koruma yargılamasını, asıl hukuki koruma yargılamasından ayıran özelliklerden biri ispat ölçüsü noktasındadır. 6100 sayılı HMK'nın ihtiyati tedbirle ilgili 390. maddesinin gerekçesinde geçici hukuki korumalarda ispat hususu üzerinde durulmuştur. Kanunda açıkça öngörülmemişse ya da işin niteliği gerekli kılmıyorsa, bir davada, normal bir yargılamada yaklaşık ispat değil, tam ispat aranır. Çünkü, hakim, mevcut ispat ve delil kuralları çerçevesinde, tarafların iddia ettiği bir vakıa konusunda tam bir kanaate varmadan o vakıayı doğru kabul edemez.
Ancak, kanun koyucu bazen ya doğrudan kendisi düzenleme yaparak ya da işin niteliği ve olayın özelliği gereği hakime, bu durumu belirterek, ispat olgusunu düşürme imkanı vermiştir. Bu düşürülmüş ispat ölçüsü çerçevesinde, tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel, yaklaşık bir kanaat yeterli görülmektedir. Doktrinde bu yön karar verilmesi için tam ispat ölçüsü yerine yaklaşık ispat ölçüsü olarak ifade edilmektedir. Ancak, yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez.
Bir taraf iddiasını mahkeme önüne ne kadar inandırıcı şekilde getirirse getirsin, bu sadece bir iddiadan ibarettir. İddia edilen vakıanın sabit yani doğru kabul edilebilmesi için, ispat yükü üzerine düşen tarafın bunu kanundaki delil sistemi içinde yine kanunun aradığı ispat ölçüsü çerçevesinde ispat etmesi gerekir.
Tam ispatın arandığı durumlarda bu ölçü tereddütsüz ortaya konmalıdır. Yaklaşık ispat durumunda ise hakim o iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin mümkün olduğunu göz ardı etmez. Bu sebepledir ki, genelde geçici hukuki korumalara, özel de ihtiyati tedbire ve ihtiyati hacze karar verilirken haksız olma ihtimalide dikkate alınarak talepte bulunandan teminat alınması öngörülmüştür.
Geçici hukuki korumalarda, bazen karşı tarafın dinlenmemesi, tüm delillerin ayrıntılı bir biçimde incelenmesine yeterli zamanın olmaması gibi sebeplerle yaklaşık ispat yeterli görülmüştür; bu çerçevede, aslında ispat ölçüsü bakımından 6100 sayılı HMK'nda bir yenilik getirilmemekle birlikte, “yaklaşık ispat” kavramı kullanılarak doktrinde kabul gören ifade tasarıya alınmış, ayrıca burada hem tam ispatın aranmadığı belirtilmiş hem de basit bir iddianın yeterli olmadığı vurgulanmak istenmiştir.
Eldeki davada, yukarıda da açıklanmaya çalışıldığı gibi, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 389 ve devamı maddeleri uyarınca, ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için, talepte bulunan tarafın iddiasını yaklaşık olarak ispat seviyesinde ortaya koyması gerekmektedir. Başka bir deyişle, tedbir talep eden tarafın ileri sürdüğü hakkın varlığını kuvvetle muhtemel kılan delilleri sunması zorunludur. Davacı tarafça dava dilekçesi ekinde iddiasını yaklaşık olarak ispata elverişli bir delil sunmadığı; bu aşamada söz konusu eylemlerin varlığının yaklaşık ispat düzeyinde ortaya konulmadığı, dolayısıyla ihtiyati tedbirin şartlarının somut olayda gerçekleşmediği anlaşıldığından mahkemece ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesi isabetlidir.
Tüm bu açıklamalara, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK'nın 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak, ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
H Ü K Ü M
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca; ESASTAN REDDİNE,
2-İstinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,
3-Alınması gereken harç peşin alındığından, yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
4-İstinaf yolu için yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince esas hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,
5-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca; karar kesinleştikten sonra ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine,
6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
7-6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
8-Dosyanın mahkemesine gönderilmesine,
İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 362. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.█████/2026
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!