Anahtar kelimeler: İhityati Edendavaci Sakarya Esaskarar Kocaeli Başkan Yazim Anonim Katip Teknoloji

T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ████████ - ████████
T.C.SAKARYABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ7. HUKUK DAİRESİDOSYA NO
: ████████KARAR NO
: ████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IBAŞKAN
:... (...)ÜYE
:... (...)ÜYE
:... (...)KATİP
:... (...)İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: KOCAELİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ
: █████/2026 tarihli ara kararNUMARASI
: ███████ EsasİHTİYATİ TEDBİRTALEP EDEN/DAVACI
: ...VEKİLİ
: Av. ...KARŞI TARAF DAVALI
: RMİRA TEKNOLOJİ ANONİM ŞİRKETİ - ...DAVA TÜRÜ
: Şirket Ortaklık Payı Alacağının Tahsili KaynaklıTALEP
: İhityati tedbir ve ihtiyati hacizTALEP TARİHİ
: █████/2026KARAR TARİHİ
: █████/2026KR. YAZIM TARİHİ
: █████/2026İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının davalı şirkete uzun zaman çalışması karşılığında davalı şirket yönetim kurulu başkanı ... tarafından şirket hissesinin %1'ni davacıya bedeli nakden ve peşinen ödenerek devredildiğini ve davacıya ilmühaber edildiğini, davalı şirket tarafından davacıya çekilen █████/2023 tarihli Bakırköy 51. Noterliğinin ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile müvekkilinin davalı şirkette uzun süredir çalıştığı, davacıya yatıracağı sermaye ile şirkete ortak olma görüşlerini şifahen devam ederken davalı ile davacı arasında adli nitelikte ilmühaber düzenlendiğini, ortaklık görüşmelerinin olumlu sonuçlanmadığını, davacının davalı iş yerinde çalışan sıfatının sona erdiğini, ilmühaberin davacı uhdesinde kaldığını, davacının elinde bulundurduğu ilmühaberin davalı şirkete iade etmesi gerektiğini, davalı şirket ile davacının herhangi bir ortaklığının bulunmadığı ve ilmühaberin herhangi bir genel kurul kararına bağlanmamış olduğunu, şekil şartlarına uygun olmayan ilmühaberin davalı şirkete iadesine, aksi halde zararlardan davacının sorumlu olmayacağının davacıya ihtar edildiğini, davacı tarafından █████/2023 tarihli Ankara Yenimahalle 6. Noterliğinin ... yevmiye numaralı cevab-ı ihtarnamede ise devir tarihinde şirketin yönetim kurulu başkanı ... tarafından şirket hissesinin %1'ini davacıya bedeli nakden ve peşinen ödenerek devredildiğini, anonim şirketlerde hisse devrinin herhangi bir şekil şartının bulunmadığını, davacının fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile %1 hissesi karşılığında o zaman 500.000,00 TL talep ettiğini, davalıya sözlü olarak bildirildiğini, bu taleplerinin yerine getirilmediğini, davacının şirketten ayrıldığı tarihten bu yana davacının kar payı ödenmediğini, işletme bilançosu hakkında bilgilendirme yapılmadığını, davacının şirketteki %1 hissesinin devralınması isteniyorsa şimdiye kadar ödenmeyen kar payının ödenmesi gerektiğini, Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ Esas sayılı dava dosyasında davacının davalı şirkette bulunan %1 hissesinin devredildiğinin tespiti talepli dava açıldığını, mahkemenin ''Davanın kabulüne, 2-Kocaeli Ticaret Sicil Müdürlüğünün ... sicil numarasında kayıtlı davalı Rmira Teknoloji AŞ'nin tek ortağı olan ...'in %100 e tekabül eden 100 paya karşılık 100.000,00tl nominal bedelli hissesinden, %1'e tekabül eden 1 paya karşılık 1.000,00tl nominal bedelli hissesinin davacı ...'a devredildiğinin tespitine'' şeklinde karar verdiğini, kararın kesinleştiğini, karar neticesinde davacının Yenimahalle 6. Noterliğinin ... yevmiye numaralı █████/2025 tarihli ihtarnamesi keşide edilerek davalı yana mahkeme kararının yerine getirmesi, hisse devrinin gerçekleştirilmesi halinde hisse bedelinin güncel olarak tekabül eden bedelinin ve davacının hisse payına karşılık alması gereken kar payının ödenmesi, aksi halde yasal yollara başvurulacağının ihtar edildiğini, davacının alacağını almama ve davalının mal kaçırdığının şu an hali hazırda davacı tarafından bizzat görüldüğü ve bilindiği hususu da dikkate alınarak davacının zarara uğraması kaçınılmaz olduğu, ivedilikle borçlunun mal ve alacaklarının ihtiyaten haczine karar verilmesini, davanın kabulü ile Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi ████████ Esas sayılı dosyası ile tespit edilen ve kesinleşen davalı şirkette bulunan %1 hissesinin devredildiğinin tespitine ilişkin karar uyarınca şirket hissinin davacı adına tesciline, mümkün olmaması ve kabul görülmemesi halinde hisse bedelinin güncel rayiç bedelinin ticari avans faizi ile birlikte davacıya ödenmesine, geçmişe dönük kar payı hesaplaması yapılarak davacıya ödenmesi gereken kar payı bedelinin tespiti ile ticari avans faizi ile birlikte davacıya ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ
:İlk derece mahkemesince; "... Davacı vekilinin ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz taleplerinin reddine, ..." şeklinde hüküm kurulmuştur.İlk derece mahkemesince verilen karara karşı talep eden davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
:Talep eden davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının alacağını alamama ve davalının mal kaçırdığının şu an hali hazırda davacı tarafından bizzat görüldüğü ve bilindiği hususu da dikkate alınarak davacının zarara uğramasının kaçınılmaz olduğunu, ivedilikle davalının mal ve alacaklarının ihtiyaten haczine karar verilmesi gerekmekte iken mahkemece taleplerinin reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, HMK, İİK maddelerinden ve Yargıtay içtihatlarından da anlaşılacağı üzere dava sonuçlanıncaya kadar davacının hak kaybı yaşayacağı veya geri dönülmesi imkansız bir hale gelebileceğinden dolayı ihtiyati haciz taleplerinin kabul edilmesi gerektiğini, nitekim dava sonuçlandığında davacının geri dönülmesi imkansız olarak bir zararla karşılaşmasının muhtemel olduğunu, ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz talebinin kabulüne karar verilmesini belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur.Davalı tarafından istinaf başvurusuna karşı cevap dilekçesi verilmemiştir.DELİLLER
:Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin █████/2026 tarih, ███████ Esas sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:Dava; şirket ortaklık payı alacağının tahsili istemine ilişkindir.Talep; ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince talebin reddine karar verilmiş karara karşı talep eden vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.İnceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dosyanın incelenmesinde, davacı tarafından şirket hissesinin %1'nin kendisine bedeli nakden ve peşinen ödenerek devredildiği ve ilmühaber edildiği, Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ Esas sayılı dava dosyasında davacının davalı şirkette bulunan %1 hissesinin devredildiğinin tespiti talepli dava açıldığı ve davanın kabulüne karar verildiği, kararın kesinleştiği, bu kapsamda şirket hissinin davacı adına tesciline, mümkün olmaması ve kabul görülmemesi halinde hisse bedelinin güncel rayiç bedelinin ticari avans faizi ile birlikte davacıya ödenmesine, geçmişe dönük kar payı hesaplaması yapılarak davacıya ödenmesi gereken kar payı bedelinin tespiti ile ticari avans faizi ile birlikte davacıya ödenmesine karar verilmesini talep ettiği, ayrıca borçlunun mal ve alacaklarının ihtiyaten haczine karar verilmesini ve şirkete ilişkin maddi değerler üzerine ihtiyati tedbir uygulanmasını talep ettiği, Mahkemece talebin reddine karar verildiği, bu kararın davacı tarafından istinaf edildiği görülmektedir.6102 sayılı TTK'nın 489. maddesinde “Hamiline yazılı pay senetlerinin devri, şirket ve üçüncü kişiler hakkında, ancak zilyetliğin geçirilmesiyle hüküm ifade eder.” hükmü, 490. maddesinde ise “Kanunda veya esas sözleşmede aksi öngörülmedikçe, nama yazılı paylar, herhangi bir sınırlandırmaya bağlı olmaksızın devredilebilirler. Hukuki işlemle devir, ciro edilmiş nama yazılı pay senedinin zilyetliğinin devralana geçirilmesiyle yapılabilir.” hükmü düzenlenmiştir.Hamile yazılı senetler, elden teslim ile devir edilir. Bu işlem ile pay devri yapılmış olur. Nama yazılı pay senetleri ise ciro ve teslim ile devir edilir. Ancak, devir şirkete karşı ancak pay defterine kayıtla hüküm ifade eder.Kocaeli 1.Asliye Ticaret Mahkemesinin █████/2025 T., ████████ E., ████████ K. sayılı kararında, davalı şirketin ana sözleşmesinin 6. maddesinde pay senetlerinin nama yazılı olacağının düzenlendiği, davalı şirketin ana sözleşmesinde devir yasağına yönelik bir düzenlemeye rastlanmadığı, TTK'nın 486/2. maddesinde: "....pay senedi bastırılıncaya kadar ilmuhaber çıkarılabilir. İlmuhaberlere kıyas yoluyla nama yazılı pay senetlerine ilişkin hükümler uygulanır." düzenlemesi bulunmakta olduğu, söz konusu düzenlemeye göre nama yazılı ilmuhaberlerin pay senedi gibi işlem gördüğü ve devrinin ciro ve teslim ile yapılacağı, dava konusu ilmuhaberin ciro ile teslim edildiği, ilmuhaberin TTK'nın 486/2. ve 490. maddelerine göre davacıyı şirket ortağı haline getirdiği, pay bedelinin ödenmiş olmasının devir esasında aranmayacağı gözetildiğinde ilmuhabere konu hissenin devrinin gerçekleştiği hüküm altına alınmış ve bu karar kesinleşmiştir.Davacı tarafından dava dilekçesinde talep sonucu olarak şirket hissesinin adına tesciline, kabul edilmemesi halinde hisse bedelinin güncel bedelinin verilmesini, geçmişe dönük kar payı verilmesini talep ettiği, bunun yanında ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbir talebinde bulunduğu görülmektedir.6100 sayılı HMK'nın "ihtiyati tedbirin şartları"na ilişkin 389-(2) maddesinde; "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir" düzenlemesi bulunmaktadır.Aynı Kanun'un 390-(3) maddesinde ise; "Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır" hükmü bulunmaktadır.Geçici hukuki koruma yargılamasını, asıl hukuki koruma yargılamasından ayıran özelliklerden biri ispat ölçüsü noktasındadır. 6100 sayılı HMK'nın ihtiyati tedbirle ilgili 390. maddesinin gerekçesinde geçici hukuki korumalarda ispat hususu üzerinde durulmuştur. Kanunda açıkça öngörülmemişse ya da işin niteliği gerekli kılmıyorsa, bir davada, normal bir yargılamada yaklaşık ispat değil, tam ispat aranır. Çünkü, hakim, mevcut ispat ve delil kuralları çerçevesinde, tarafların iddia ettiği bir vakıa konusunda tam bir kanaate varmadan o vakıayı doğru kabul edemez.Ancak, kanun koyucu bazen ya doğrudan kendisi düzenleme yaparak ya da işin niteliği ve olayın özelliği gereği hakime, bu durumu belirterek, ispat olgusunu düşürme imkanı vermiştir. Bu düşürülmüş ispat ölçüsü çerçevesinde, tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel, yaklaşık bir kanaat yeterli görülmektedir. Doktrinde bu yön karar verilmesi için tam ispat ölçüsü yerine yaklaşık ispat ölçüsü olarak ifade edilmektedir. Ancak, yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez.Bir taraf iddiasını mahkeme önüne ne kadar inandırıcı şekilde getirirse getirsin, bu sadece bir iddiadan ibarettir. İddia edilen vakıanın sabit yani doğru kabul edilebilmesi için, ispat yükü üzerine düşen tarafın bunu kanundaki delil sistemi içinde yine kanunun aradığı ispat ölçüsü çerçevesinde ispat etmesi gerekir.Tam ispatın arandığı durumlarda bu ölçü tereddütsüz ortaya konmalıdır. Yaklaşık ispat durumunda ise hakim o iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin mümkün olduğunu göz ardı etmez. Bu sebepledir ki, genelde geçici hukuki korumalara, özel de ihtiyati tedbire ve ihtiyati hacze karar verilirken haksız olma ihtimalide dikkate alınarak talepte bulunandan teminat alınması öngörülmüştür.Geçici hukuki korumalarda, bazen karşı tarafın dinlenmemesi, tüm delillerin ayrıntılı bir biçimde incelenmesine yeterli zamanın olmaması gibi sebeplerle yaklaşık ispat yeterli görülmüştür; bu çerçevede, aslında ispat ölçüsü bakımından 6100 sayılı HMK'nda bir yenilik getirilmemekle birlikte, “yaklaşık ispat” kavramı kullanılarak doktrinde kabul gören ifade tasarıya alınmış, ayrıca burada hem tam ispatın aranmadığı belirtilmiş hem de basit bir iddianın yeterli olmadığı vurgulanmak istenmiştir.İhtiyati haciz ise İİK.257 vd. Maddelerinde düzenlenmiştir. İİK'nın 257-(1) maddesi; "Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir".İİK'nın 257-(2) maddesi; "Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir:1-Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa;2-Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadiyle mallarını gizlemeğe, kaçırmağa veya kendisi kaçmağa hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa bu suretle ihtiyati haciz konulursa borç yalnız borçlu hakkında muacceliyet kesbeder".İİK'nın 258-(1) maddesi; " ... Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeğe mecburdur ... " hükmü düzenlenmiştir.Rehinle temin edilmemiş muaccel bir alacağın var olması halinde ihtiyati hacze karar verilebilir. Mahkemece ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için alacağın usul hukuku kurallarına göre kesin bir şekilde ispat edilmesi şart olmayıp alacağın varlığı hakkında yeterli kanaate sahip olunması için mahkemeye bu konuda delillerin sunulması yeterli kabul edilmelidir. Başka bir söyleyişle alacağın varlığının yaklaşık olarak ispat edilmesi gerekli ve yeterlidir.İİK'nın 265/1. maddesindeki; "Borçlu kendisi dinlenmeden verilen ihtiyati haczin dayandığı sebeplere,mahkemenin yetkisine ve teminata karşı; huzuriyle yapılan hacizlerde haczin tatbiki, aksi halde haciz tutanağının kendisine tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde mahkemeye müracaatla itiraz edebilir." şeklindeki hüküm ile itiraz sebepleri sınırlı olarak sayılmıştır.Davacı tarafından terditli dava açılmış olup, davacının birinci talebi olan şirket hissesinin adına tescili noktasında, davacı adına hisse devri yapıldığının kesin hükümle ortaya konulduğu, bu noktadan sonra davacının tescil talebinin yerine getirilmediğine ilişkin, yalnızca davacı tarafından gönderilen ihtarnameye dayanıldığı, dosya kapsamı itibariyle, şu aşamada yaklaşık ispat şartının yerine getirilmediği, bunun yanında davacının diğer talebi yönünden ise hisse değerinin belirli olmadığı, bu bedelin tespitinin yargılamayı gerektirdiği, böylece davacı tarafından yaklaşık ispat koşulunun ihtiyati haciz talebi yönünden de yerine getirilemediği anlaşıldığından davacının taleplerinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.Gerekçeli karar başlığında; davacının T.C. kimlik numarası ve davacı vekilinin adresinin yazılmaması 6100 sayılı HMK'nın 297. maddesine aykırı ise de, bu eksiklik mahallinde her zaman düzeltilebileceğinden eleştirilmekle yetinilmiştir.Tüm bu açıklamalara, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK'nın 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak, talep eden davacının istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.H Ü K Ü M
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davacının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca; ESASTAN REDDİNE,2-İstinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,3-Alınması gereken harç peşin alındığından, yeniden harç alınmasına yer olmadığına,4-İstinaf yolu için yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince esas hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,5-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca; karar kesinleştikten sonra ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine,6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,7-6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,8-Dosyanın mahkemesine gönderilmesine,İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 362. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.█████/2026Başkan ...e-imzalıdırÜye ...e-imzalıdırÜye ...e-imzalıdırKatip ...e-imzalıdır* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*