Anahtar kelimeler: Fshhmnin Patent Tpe Sinai Yana Fikri Hükümsüzlük Sayı Rekabetin Tescilli

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ16. HUKUK DAİRESİT Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IDOSYA NO
: ████████ EsasKARAR NO
: ████████İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: İSTANBUL 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİTARİHİ
: █████/2024NUMARASI
: ███████ Esas, ████████ KararDAVA KONUSU
: █████/2013DAVA TARİHİ
: Patent, Tecavüz ve Haksız Rekabetin Tespiti, DurdurulmasıBİRLEŞEN İSTANBUL 2. FSHHM'NİN ███████ ESAS SAYILI DOSYASIDAVA KONUSU
: Patent, HükümsüzlükDAVA TARİHİ
: █████/2014KARAR TARİHİ
: █████/2026İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:ASIL DAVA
:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, davaya konu ve TPE nezdinde ... sayı ile █████/2002 tarihinden bu yana tescilli "..." başlıklı ve yine patent belgesine konu "kazıcı bir aygıta ilişkin özellikle benzersiz yapılandırılmış değiştirilebilir bir diş ucu ve birbirine bağlı ana ve ara kısımları haiz bir adaptör"e sahip ürün takımının da üreticisi ve satıcısı konumda olduğunu, davalının, müvekkiline ait patent belgesine konu buluşun ana parçalarından birini oluşturan değiştirilebilir kazıcı diş ucunu, patent belgesi kapsamında belirtilen hususları uygulayarak taklit etmek suretiyle ürettiği, ithal ettiği veya sair surette temin ettiği ve taklit etmek suretiyle üretilen bu ürünleri ticaret mevkiine koyduğunu, davalının bu eylemlerinin müvekkilinin patent haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğini iddia ederek, tecavüz ve haksız rekabetin tespitini, durdurulmasını, tecavüzlü ürünlere ve bu ürünlerin üretiminde kullanılan araçlara el konulmasını, imhasını, haksız rekabet sonucu oluşan maddi durumun ortadan kaldırılmasını ve hükmün ilanını talep ve dava etmiştir.Davalı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı tarafından dosyaya sunulan numunelerin müvekkiline ait fabrika veya depoda usulüne uygun olarak yapılan bir arama ve el koyma neticesinde değil, davacının müvekkilinden elde ettiği iddiasıyla dosyaya sunduğu numuneler olduğunu, davacı taraf numuneleri müvekkilinden sipariş üzerine elde ettiğini iddia ederek buna ilişkin faturalar ibraz etmiş ise de, faturalarda kodu yazılı ürünün davacının patent haklarına sahip olduğu ürünlerden farklı bir ürün olduğunu, ihtiyati tedbir kararının uygulanması aşamasında müvekkilinin fabrikasında yapılan aramada, davacının patent hakkına sahip olduğunu iddia ettiği veya benzer ürünlere rastlanmadığını, davacının patent hakkı olduğunu iddia ettiği ürünle ilgili farklı şirketlerin çok sayıda patent başvurusunun bulunduğunu, mahkemenin yetkisiz olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.BİRLEŞEN DAVA
:Davacı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalının TPE nezdinde "..." başlıklı ... sayılı patentin sahibi olduğunu, ancak dava konusu patentli ürünlere eş değer ürünlerin, işbu nitelikli ayırt ediciliğe sahip olmayan patentin başvurusunun yapıldığı 2002 yılından çok daha öncesinden bu yana kullanılmakta olduğunu, davalı yana ait patentin başvuru tarihinden daha önceki döneme ait ve benzer mahiyette, gerek ulusal, gerekse uluslararası patent veri tabanlarında birçok patent tescilinin mevcut olduğunu ve yenilik ve ayırt edicilik vasıflarına haiz olmadığını iddia ederek, davalı adına ... sayı ile tescilli "..." başlıklı patentin tamamen hükümsüzlüğünü veya bu mümkün olmadığı takdirde kısmen hükümsüzlüğünü talep ve dava etmiştir.Davalı vekili dava dilekçesinde özetle; Birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesi ile, birleşen davada davacı vekilinin müvekkilinin patenti ile yaptığı teknik değerlendirmelerin hatalı olduğunu, iddia edilenin aksine müvekkili patentinin ilk isteminin yeni ve buluş basamağına haiz olduğunu, davacı vekilinin müvekkili patentinin hükümsüz kılınması gerektiği şeklindeki iddialarının haksız, maddi ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, haklı olduklarının dosya kapsamında alınan bilirkişi raporları ile de sabit olduğunu ve işbu davanın asıl davayı uzatmaya yönelik olduğunu savunarak, birleşen davanın reddine karar verilmesini istemiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
:İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda verilen kararın istinaf edilmesi üzerine bu karar; Dairemizin █████████ E. - ████████ K. sayılı ilamı ile kaldırılmıştır.İlk derece mahkemesince Dairemizin kaldırma kararı sonrası yapılan yargılama sonucunda; asıl dava yönünden davanın kabulü ile, davacının ... sayılı patentine davalının ... ürünü yolu ile tecavüzde ve haksız rekabette bulunduğunun tespiti ile men ve refine, davalıda tecavüzlü ürün mevcut ise toplatılarak imhasına, bu ürünlerin üretimde kullanılan araçlara el konulması talep edilmiş ise de, bu konu davacı yanca kanıtlanmadığından makine ve teçhizata el konulmasına yönelik talebin reddine, hüküm özetinin ilanına; birleşen davanın reddine karar verilmiştir.İSTİNAF İSTEMİ
:Davalı-birleşen davada davacı vekili istinaf dilekçesinde, yargılama sırasındaki savunmalarını tekrar ederek; dosya kapsamında mevcut █████/2024 tarihli heyet raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığını, rapordaki tespit ve değerlendirmelerin SMK'ya aykırı olduğunu, davacı şirketin her nasılsa tescilini sağladığı patentin, 551 sayılı KHK ile net olarak belirlenen unsurları taşımadığını, bu ürün, yurt içinde ve yurt dışında eşdeğer pek çok üretimin ve kullanımın on yıllardır devam ettiği bir ürün olup, yeni bir buluş olduğunu iddia etmenin mümkün olmadığını, Yargıtay’ın istikrar kazanmış içtihatlarında, TPE tarafından tescil edilmiş olsa dahi “yenilik” unsurunun zorunlu olarak mahkemece değerlendirmesi ve araştırılması gerektiğine işaret edildiğini, ancak yerel mahkeme tarafından bu husus değerlendirilmeksizin davacı şirket tarafından açılan davanın kabulüne karar verilmesinin kanuna aykırı olduğunu, cevap dilekçesi ekinde davacı şirketin tescil başvurusundan çok daha önce yapılan pek çok başvuruya ilişkin dokümanlar bulunduğunu, bu dokümanlardaki buluşların pek çoğunun koruma süresi sona erdiğini, davacının patent haklarına tecavüz ettiğini ileri sürdüğü ürün dünyadaki bütün kepçelerde kullanılmakta ve kepçelerin yine on yıllardır ucuna kazıcı diş eklemlenecek şekilde üretilmekte olduğunu, ürünün artık kamuya mal olmuş bir buluş haline gelmediğini, bu nedenle her durumda davacı şirketin hak taleplerinin haksız olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.GEREKÇE
:Asıl dava, paten hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, durdurulması ve giderilmesi; birleşen dava, patent belgesinin hükümsüzlüğü talebine ilişkindir.İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, yukarıda yazılı şekilde asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmiştir. Karar asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, Dairemizin kaldırma kararı sonrası alınan █████/2023 tarihli bilirkişi raporunda, davaya konu ürün olan kazıcı uç yapısının, ... nolu “...” buluş başlıklı patent belgesinin nolu bağımsız isteminin koruma kapsamında olduğu, 6 ve 12 nolu bağımsız istemlerin koruma kapsamında olmadığı, netice itibariyle dava konusu ürünün ... nolu patentin koruma kapsamında olduğu, ... nolu patent belgesinin tüm istemlerinin (1 ila 12 nolu istemler) yenilik vasfına haiz olduğu, ... nolu patent belgesinin tüm istemlerin (1 ila 12 nolu istemler) buluş basamağı niteliğine sahip olduğu, davaya konu ... sayılı patentin hükümsüz kılınmasının gerekmediği yönünde görüş bildirildiği, davalı-birleşen davacı vekilinin rapora karşı itirazlarının ek raporda değerlendirilerek, kök rapordaki görüşlerini değiştirecek bir durum bulunmadığı sonuç ve kanaatine varıldığı, ilk derece mahkemesince asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmesinin yerinde olduğu anlaşılmakla, asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf talebinin reddine karar verilmiştir.HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekilinin istinaf talebinin HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE2-Asıl ve birleşen dava yönünden alınması gereken toplam 1.464,00 TL (732,00 x 2) harçtan, peşin alınan toplam 1.230,80 TL (615,40 x 2) harcın mahsubu ile bakiye 233,20 TL harcın davalı - birleşen davanın davacısından alınarak hazineye irat kaydına,3-Asıl davada davalı - birleşen davada davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nun 361.maddesi uyarınca tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.█████/2026