Anahtar kelimeler: Satımdan Yazim Layihalar İzmir Faturalardan Dinlenip İstenmiş Üye Amacıyla Yine

DOSYA NO
: █████████KARAR NO
: ████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ
: █████/2023NUMARASI
: █████████ Esas - ████████ KararDAVANIN KONUSU
: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)KARAR TARİHİ
: █████/2026KARAR YAZIM TARİHİ
: █████/2026İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin █████/2023 tarih █████████ Esas ████████ Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:DAVA
: Davacı vekili, müvekkilinin faturalardan kaynaklanan alacağının tahsili amacıyla davalı aleyhine İzmir 28 İcra Müdürlüğü'nün ██████████ E. sayılı dosyasında icra takibi başlattıklarını, davalının haksız ve kötüniyetli olarak takibe itiraz etmesi üzerine takibin durduğunu, davalının fatura konusu malları teslim aldığını iddia ederek, itirazın iptaline, %20'den az olmamak üzere inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.CEVAP
: Davalı vekili, taraflar arasında, daha önce müvekkili şirketçe işletilen bir özel eğitim kurumunun devri konusunda noterde 15.06.2017 tarihli devir senedi ve eki protokol düzenlendiğini, davacı şirketin bu devir nedeniyle çeşitli tarih ve miktarlarda faturalar keşide ettiğini ve bu fatura bedellerinin davacıya ödendiğini, taraflar arasında özel eğitim kurumuyla ilgili olarak cari hesap şeklinde bir faturalaşma-ödeme yöntemi olduğunu, müvekkilinin davacı şirkete herhangi bir borcunun bulunmadığını, aksine müvekkilinin davacıdan 559.210,91 TL alacaklı olduğunu, davacının aynı eğitim kurumu için yaptığı işlemler için İzmir 2. ATM ████████ E. ve ████████ E. sayılı menfi tespit davaları açtığını, eldeki davayı açmak için 4,5 yıl beklemesinin kötü niyetini gösterdiğini, davacı icra takibine dayanak olarak 09.08.2019 tarihli faturaları göstermiş ise de, 2019 yılında taraflar arasında herhangi bir ticaret olmadığını savunarak davanın reddine, %20'den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatının davacıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
: Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, ilk derece mahkemesinin ████████ Esas sayılı dosyasında davacı .... Şti. tarafından davalılar (eldeki davada dava dışı) .... Şti ve ... ...A.Ş. aleyhine 07.06.2017 tarihinde menfi davası açıldığı, davanın halen derdest olduğu; ████████ Esas sayılı dosyada davacı ... Şti. tarafından davalı (eldeki davada dava dışı)..... aleyhine 21.06.2017 tarihinde menfi tespit-istirdat davası açıldığı, davanın reddine karar verildiği, kararın istinaf incelemesinde olduğu; taraflar arasındaki uyuşmazlığın, davacı tarafça İzmir 28. İcra Müdürlüğü'nün ██████████ Esas sayılı takip dosyasında, takibe dayanak yapılan, davacı şirket tarafından düzenlenen █████/2019 tarih 874974 seri numaralı 41.240,00-TL bedelli, █████/2019 tarih 874973 seri numaralı 24.612,00-TL bedelli ve █████/2017 tarih 874981 seri numaralı 3.540,00-TL bedelli, █████/2017 tarih 874983 seri numaralı 512.894,00-TL bedelli, █████/2017 tarih 874984 seri numaralı 569.160,00-TL bedelli ve █████/2017 tarih ve 874985 seri numaralı 226.800,00-TL bedelli olmak üzere toplam 6 adet faturanın taraflar arasında akdedilen davacı şirkete ait ... ili ... ilçesinde bulunan ....Okulları'nın, davalı şirkete devrine ilişkin devir sözleşmesi kapsamında düzenlenen faturalar olup olmadığı, taraflar arasında akdedilen özel okul devir sözleşmesinde, sözleşme bedelinin ne miktarda olduğu, davacı şirketin faturalardan dolayı davalıdan alacaklı olup olmadığı, var ise bu alacağın ödenip ödenmediği, bu kapsamda davalı şirketin icra takibine yapmış olduğu itirazında haklı olup olmadığı noktasında toplandığı; 15.06.2017 tarihli sözleşmede, sözleşme bedelinin KDV dahil 1.300.000,00 TL olarak kararlaştırıldığı, yine davalı tarafça sunulan ve davacı tarafça da imzası inkar edilmeyen aynı tarihli noter tasdiği taşımayan "sözleşmedir" başlıklı belgede, davacı şirkete ait .... Okulları'nın davalıya devrine ilişkin sözleşmede, sözleşme bedelinin KDV Dahil 4.500.000,00-TL olarak kararlaştırıldığı, iş bu bedelin 200.000,00-TL sinin, davacı şirket yetkilisi .... şahsi hesabına, 1.100.00,00-TL sinin de noter senedi tanzim tarihi olan █████/2017 tarihinde devredene ödendiğinin kararlaştırılmış olduğu; taraflar arasındaki özel okul devir sözleşmesinde, sözleşme bedelinin KDV dahil 4.500.000,00-TL olarak kararlaştırılan yazılı sözleşmenin, tarafların gerçek iradelerini yansıttığı, alınan bilirkişi rapor ve ek rapor içeriğine göre, davalı tarafın özel okul devir sözleşmesi kapsamında, davacı şirkete 4.562.703,21 TL ödemede bulunduğu, takibe dayanak faturaların da, devir edilen okul malzemesi, demirbaş ve tefrişat niteliğinde olduğu, iş bu faturaların özel okul devir sözleşmesi kapsamında, okul ile birlikte devredilmesi gereken ve taraflar arasındaki yazılı sözleşmenin, "sözleşmenin konusu" başlığı altında düzenlenen paragrafta belirtilen tefrişat ve demirbaşlar olduğu, bu faturaların başkaca bir ticari ilişki kapsamında düzenlendiğine dair delil sunulmadığı gerekçesiyle davanın reddine, şartları oluşmadığından davalı yararına kötü niyet tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.İSTİNAF NEDENLERİ
: Davacı vekili, tarafların tacir olduğunu, imzaladıkları sözleşmelerin açıkça aleyhine olsa bile uymakla mükellef olduklarını, taraflar arasında özel okul devrine ilişkin 15.06.2017 tarihli 1.300.000,00 TL bedelli noter tasdikli devir sözleşmesi ve 15.06.2017 tarihli 4.500.000,00 TL bedelli harici devir sözleşmesi düzenlendiğini, taraflar arasındaki sözleşmenin "5.Devir Bedeli" başlığındaki "Toplam bedel olan 1.300.000 TL KDV dahil tutar ..... Şti.'ne faturalandırılacaktır" hükmünde de anlaşmazlık bulunmadığını, noter sözleşmesinin Milli Eğitim Bakanlığı tarafından sınırları belirlenen şekilde yapıldığını, başkaca bir şekilde yapılmasına muvafakat verilmediğini, bu nedenle taraflar arasında harici devir sözleşmesi düzenlendiğini, alınan bilirkişi raporunda taraflar arasında sadece devir ilişkisinin olduğu başkaca ticari ilişkinin olmadığının belirtildiğini, davacı şirketin defterlerinde sözleşmeye uygun olarak devir ilişkisinin 1.100.000,00 TL + KDV olarak kayda alındığı, davalının defterlerinin ise sözleşmeye aykırı olarak devir ilişkisinin 4.500.000,00 TL olarak kayda alındığını, taraflar arasındaki anlaşmazlığın devir ilişkisi dışında keşide edilen faturaların taraflar arasındaki devir ilişkisi kapsamında keşide edilip edilmediği noktasında olduğunu, fatura konusu malların sadece okul malzemesi olmadığını, spor malzemelerine ilişkin faturalar bulunduğunu, okul işleten müvekkilinin başka bir konuda fatura keşide etmesinin mümkün olmadığını, taraflar arasındaki sözleşmede devir ilişkisinin 1.100.000,00 + KDV şeklinde muhasebeleştirilmesi gerektiğini, davalının defterlerinde kayıtlı olmayan 2019 yılına ait iki adet faturaya konu malların müvekkili şirket adına dava dışı .... .. A.Ş tarafından teslim edildiğini, davalının bu fatura bedellerini de ödediğini ispat edemediğini, davalının defterlerinde bir kısım ödemelerin devir ilişkisi nedeniyle müvekkilinin alacağından mahsup edildiğini; ancak taraflar arasındaki sözleşme incelendiğinde; bu tür borç ödemeleri yönünden müvekkilinin yazılı muvafakatinin gerektiğini, davalının basiretli iş adamı gibi davranma yükümü bulunduğunu, davaya konu faturalar gerçekte ayrı bir satım ilişkisi nedeniyle değil de devir sözleşmesi gereği olsa idi bu yükümlülüğü gereği faturaları kontrol ederek tıpkı diğerlerinde olduğu gibi devir sözleşmesi gereği ibaresini yazdırması ve arada satım ilişkisi de olmasa idi ticari defterlerine kayıt etmemesi gerektiğini, davaya konu faturaların davalının defterlerinde kayıtlı olduğunu, devir ilişkisi gereği teslim edilen mallar için kesilen fatura açıklamasında "....devriyle birlikte teslim edilen okul ve büro mobilyaları" ibaresinin bulunduğunu, talep ettikleri diğer faturalarda iddia edildiği gibi devir nedeni ile olsa idi aynı açıklamanın yazılı olması gerekeceğini, talep ettikleri faturaların içeriğine bakıldığında çoğunun spor malzemeleri, branda gibi devir ilişkisinde hiç olmayan menkuller olduğunun görüleceğini istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.GEREKÇE
: Dava, itirazın iptali istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.Davacı şirket ile dava dışı .... A.Ş. arasında ... Okullarının devri hakkında 07.06.2017 tarihinde 4.500.000,00 TL bedelli sözleşme yapıldığı, sözleşmede “ekli listede bulunan tefrişatlar, havalandırma malzemeleri, okulda bulunan tüm malzemeler” açıklaması ile devrin kararlaştırıldığı, ön ödemenin 200.000,00 TL olarak belirlendiği, 08.06.2017 tarihinde dava dışı ... A.Ş. tarafından davacıya 200.000,00 TL ödendiği anlaşılmaktadır. Yine davacı ile davalı arasında 15.06.2017 tarihinde noterde devir senedi başlıklı sözleşme imzalandığı, sözleşmenin "devir kapsamı" başlıklı 3. maddesinde "İş bu devir senedi, yukarıda zikredilen ve halen faal olan ... Okulları (... .. Anaokulu, ... İlkokulu,... Ortaokulu ve ...Anadolu Lisesi)'ne ait mevcut bütün öğrenciler ve mevcut bütün demirbaşları ve iş bu devir senedinde belirlenen diğer hak ve yükümlülüklerin devrini kapsar.” şeklinde düzenleme bulunduğu; sözleşmenin 5. maddesinde devir bedelinin KDV dahil 1.300.000,00 TL olarak belirlendiği, 200.000,00 TL'sinin 07.06.2017 tarihinde, 1.100.000 TL'sinin 15.06.2017 tarihinde yatırıldığının, toplam bedel olan KDV dahil 1.300.000 TL'nin davalı şirkete faturalandırılacağının kararlaştırıldığı; taraflar arasında 15.06.2017 tarihli ayrı bir sözleşme imzalandığı ve sözleşmenin bedeli başlıklı D maddesinde “İşbu sözleşmenin bedeli, tefrişat ve demirbaşlar ile şerefiye bedeli dahil olmak üzere KDV dahil 4.500.000,00 TL” şeklinde düzenleme bulunduğu anlaşılmıştır.İlk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacı şirket tarafından 2017 yılında 2.500.392,00 TL ve 2019 yılında 68.853,00 TL bedelli fatura düzenlendiği, ancak 2019 yılında düzenlenen faturaların davalı şirket defterlerinde kayıtlı olmadığı, BS formu ile beyan edilmediği; davacı tarafından takibe dayanak yapılan faturalardan 09.08.2019 tarihinde düzenlenen 27.612,00 TL ve 41.241,00 TL bedelli faturaların irsaliyeli fatura olduğu, ancak teslim alan kısımlarının boş olduğu, teslimin ispatlanmadığı, 09.08.2019 tarihli faturada "21.09.2017 tarihli sevk irsaliyesine ait malzemelerin faturasıdır. Malzeme listeleri ektedir" ibaresinin yazılı olduğu, faturanın yaklaşık 2 yıl sonrasına düzenlendiği, aynı zamanda faturaların sıra numarası dahilinde teselsül ettirilmediği, VUK 231. md/1 ve 5. bendlerine göre faturaların malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azami 7 gün içinde düzenlenmemesi nedeniyle hiç düzenlenmemiş sayıldığı, davalı şirket tarafından sözleşme ve mutabakatlar doğrultusunda davacı şirket hesabına, davacı şirket yetkilisi dava dışı....'a ve eşi dava dışı ....'a, icra dosyalarına, dava dışı şirketlere (noter gideri dışında) yapılan toplam ödemenin davalının ticari defterlerine göre 4.362.703,21 TL olduğu, ilk sözleşmeye göre 08.06.2017 tarihinde dava dışı .... A.Ş. tarafından davacı şirket yetkilisinin hesabına 200.000,00 TL ödeme yapıldığı, ancak bu ödemenin dava dışı .....A.Ş tarafından yapılmış olması nedeniyle davalı şirket defterlerinde kayıtlı olmadığı, davalı şirket defterlerine göre tespit edilen 4.362.703,21 TL ödemelerden, 15.06.2017 tarihli 1.100.000,00 TL dışındakilerin davacı şirket defterlerinde kayıtlı olmadığı, davacının ticari defterlerinin usulüne uygun tutulmadığı ve kayıtların gerçek durumu yansıtmadığı, davacı şirket tarafından davalı adına 2017 yılında ve 2019 yılında toplam bedeli 2.569.245,00 TL olan 7 adet fatura düzenlendiği ancak bu faturaların tarih ve sıra numaralarının birbirini takip etmediği, faturaların irsaliyeli fatura olduğu, ancak teslim alan kısımlarının boş olduğu, 21.09.2017 tarihli irsaliye için yaklaşık 2 yıl sonrasına fatura düzenlenmesinin VUK 231/5. maddesine aykırı olduğu, her ne kadar davalının ticari defterlerinde davacı şirket 559.210,91 TL borçlu olarak görülmekte ise de, sözleşme bedelinin 4.500.000,00 TL olduğu, sözleşmenin bedelinin tefrişat ve demirbaşlar ile şerefiyeyi kapsadığı, yapılan ödemeler toplamının ise 4.562.703,21 TL olduğu, sözleşmeye göre 62.703,21 TL fazla ödeme yapıldığı, davacı tarafından düzenlenen ve takibe dayanak yapılan faturalardan dolayı davacının alacaklı olmadığı yönünde görüş bildirilmiştir.İlk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmasına, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde değildir.Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı yönünden istinaf karar harcı olan 732,00-TL'den peşin alınan 179,90 TL'nin mahsubu ile bakiye 552,10 TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,3-İstinaf başvurusu nedeniyle davacının yaptığı giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.█████/2026