Anahtar kelimeler: Muğla Kayyımı Azli Müdürün Yazim Sebebe Atanması Ttknın Limited Layihalar

DOSYA NO
: █████████KARAR NO
: ████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: MUĞLA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ
: █████/2023NUMARASI
: ████████ E. ████████ K.DAVANIN KONUSU
: Müdürün Azli, Yönetim Kayyımı Atanması(6102 SayılıTTK'nın 630/2-3 Maddesi Gereğince Açılan, limited ŞirketiOrtaklığına ve Haklı Sebebe Dayanan)KARAR TARİHİ
: 15.05.2026KARAR YAZIM TARİHİ
: 15.05.2026Muğla Asliye Ticaret Mahkemesinin 05.04.2023 tarih ████████ E. ████████ K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:DAVA
: Davacı vekili, müvekkili ile davalı ....'nın evlilik birliği içindeyken davalı .... Şti'nin hissedarları olarak şirketi ortak olarak yönettiklerini, 2017 yılında boşandıklarını, şirkette davacının %40, davalı ... ..'nın %60 hisseye sahip olduğunu, davalı ...'nın hakim ortak konumunda olduğunu ve şirketin bütün işlerini fiilen yürüttüğünü, boşanmadan sonra davalı .....'nın hakim ortak sıfatını kötüye kullanmaya başladığını, 2017 yılından bu yana şirketin kira gelirlerinden davacıya kar payı dağıtılmadığını, şirket ile ilgili bilgi alma çabalarının sonuçsuz kaldığını, davalı şirketin gelirinin bu 5 adet taşınmazın kira gelirine dayandığını, taşınmazların ikisinde davalı ..., birinde ise annesinin oturduğunu, şirkete kira ödemesi yapmadıklarını, taşınmazların kira gelirlerinin davalı ...'nın şahsi hesabına ödendiğini, davacının haberi olmaksızın kiracı değiştiğini, davalı ...'nın usulsüz ve yönetim hakkını kötüye kullanarak şirketin ve müvekkilinin zararına, kendi şahsi yararına tek başına kararlar alıp icra ettiğini; uzun süredir ortaklar kurulu toplantısı yapılmadığını iddia ederek, davalı şirketin TTK uyarınca tutulan tüm defterler ve kayıtlarının, bilançoların, kira sözleşmelerinin, mahkemece belirlenecek yere tevdiine, davalı şirketin banka hesapları üzerine tedbir konulmasına, davalı şirkete ait taşınmazlar üzerine tedbir konulmasına, tedbiren davalı şirkete yönetici kayyum atanmasına, davalı ...'nın müdürlükten azline karar verilmesini talep etmiştir.CEVAP
: Davalı ... vekili, dava konusu şirketin yönetiminin çift imza (birlikte temsil) kuralına bağlandığını, temsil yetkisinin çoğunluk hisseye sahip müvekkiline bırakılmadığını, müvekkilinin hakim ortak olmadığı gibi şirket işlerini birlikte temsil kuralı gereği davacının onay ve rızası olmadan yönetemediğini, yönetimin müştereken temsil şeklinde olduğunu, şirketin █████/2013 tarihli genel kurul toplantısında alınan karar uyarınca davacının müdürler kurulu başkanı seçildiğini, ancak davacının müdürler kurulu başkanı ve müşterek müdür olduğu halde şirketin iş ve işlemleriyle ilgilenmediğini, 10.02.2016 tarihinden bu yana genel kurul toplantı çağrısı yapmayarak edimini yerine getirmediğini, şirketin 2018 yılından beri kendi sektöründe aktif faaliyet göstermediğini, taraflar arasında 03.01.2019 tarihinde hisse devir sözleşmesi imzalandığını ancak davacının sözleşmeye uymadığını, tarafların müşterek çocuklarına şirket hisselerini devretmediğini, şirkete ait taşınmazların kiraya verilmesi ve gelir elde etmesi için çift imza kuralı uyarınca davacının da kiracı ile sözleşme yapması gerektiğini, davacının beyanının aksine ... marketin kiracısının değişmediğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
: Mahkemece; davalı şirkete yönetim kayyımı atanması talebi yönünden yapılan incelemede, davalı şirkette organ boşluğu bulunmadığı, 11.01.2023 tarihli mali müşavir, bankacı ve nitelikli hesaplamalar uzmanı bilirkişi kurulu raporunda, halihazırda yönetimde bulunan davalı şirket müdürlerinden .....'ının azlini gerektiren haklı sebebin mevcut olmadığı, şirketin temsile yetkili müdürleri azledilmeden şirkete kayyım atanmasının mümkün olmadığı yönünde görüş bildirildiği, davacı vekilinin davalı şirkete yönetim kayyımı atanması talebinin yerinde olmadığı, limited şirket müdürünün azli talebi yönünden yapılan incelemede, davalı şirketin toplam 250.000,00-TL sermayeli olduğu, beheri 25,00-TL'den 10.000 paya ayrıldığı, bu paylardan beheri 25,00-TL'den 150.000,00-TL değerinde 6000 payın davalı ...'na, beheri 25,00-TL'den 100.000,00-TL değerinde 4000 payın davacıya ait olduğu, her iki ortağın müştereken temsil ve ilzama yetkili olduğu, davacının müdürler kurulu başkanı olduğu; davalı ... tarafından ilk derece mahkemesinin ████████ Esas, ████████ Karar sayılı dosyasında açılan davanın yapılan yargılaması sonucunda TTK'nın 617/3 maddesi delaletiyle 412. maddesi gereğince genel kurulu toplantıya çağırmaya izin verilmesi talebinin kabulüne, davalı şirketin TTK'nın 412. Maddesi ve davalı şirket ana sözleşmesine uygun olarak toplantıya çağrı için davacı ...'nın kayyım olarak görevlendirilmesine ve gündem konularının belirlenmesine karar verildiği, bu karara istinaden 29.07.2022 tarihinde genel kurulun yapıldığı, genel kurulun 3. maddesi gereğince davacı ....'in müdürler kurulu başkanlığı ve müdürlükten azline, şirket müdürü olarak davalı ... ve şirket müdürü ve müdürler kurulu başkanı olarak dava dışı ....'nın münferiden temsil ve ilzam etmek üzere yetkili olarak seçilmesine karar verildiği, davacı tarafından ilk derece mahkemesinin ████████ Esas sayılı dosyasında "genel kurulun iptali davası" açıldığı, davanın halen derdest olduğu; hakim ortak ...”nın davacı ile boşandıktan sonra hakim ortak sıfatını kötüye kullandığına ilişkin somut bir veriye rastlanılmadığı, davacının şirket muavin hesabının incelenmesinde 21.11.2018 tarihine kadar şirket işleri ile ilgilendiğinin anlaşıldığı, bu tarihten itibaren şirket kayıtlarında herhangi bir işlem kaydına rastlanılmadığı, şirket hesaplarının incelenmesi ve şirket hesapları detayları ile ilgili bilgi talebinde bulunduğuna dair herhangi bir delil sunulmadığı, şirketin dağıtılabilir karının defter kayıtlarına göre, 1.573.438,82 TL olduğu, ancak, şirketin █████/2021 tarihli sonuç hesaplarındaki nakit mevcudunun 458,37 TL olduğu, şirketin █████/2021 tarihli mali yapısı incelendiğinde şirketin resmi kayıtlarında görünen 1.573.438,82 TL kar ile ilgili hazır değerlerinde böyle miktarda bir nakit mevcudunun bulunmadığının tespit edildiği, şirket aktifine kayıtlı 5 adet gayrimenkulün bulunduğu, ...Ada ...parseldeki gayrimenkulde ... Ünvanlı Market işletmesinin kiracı olarak bulunduğu, işletmenin aylık KDV Dahil 15.000,00 TL kira bedeti üzerinden 29 Aylık Kira bedeli olan 435.000,00 TL' yi peşin alarak ödediği, 3 Kira bedelinin şirketten olan alacağına karşılık ... tarafından tahsil edildiği, bu durumun tek başına davalının azlini gerektirecek bir sebep olmadığı, zira gerek davacı, gerek davalı ...'nın, davalı şirket için kendi hesaplarından şirkete borç verdikleri, davalı şirket Müdürü ...'nın rapor tarihi itibariyle davalı şirketten 2.002.120,72-TL alacaklı olduğu, aynı şekilde davacının rapor tarihi itibariyle davalı şirketten 429.719,16-TL alacaklı olduğu; davalı şirkete ait ... Mahallesi ...Adada bulunan ...ve ... numaralı dairelerin home ofis olarak davalı ... ve...'ya tahsis edildiği, ... ve ... numaralı dairenin misafirhane olarak kullanıma tahsis edildiği, şirket kayıtlarında, ....ve ....numaralı dairelerden tahsil edilmiş herhangi kira geliri kaydına rastlanılmadığı, dairelerin kullanımına ilişkin herhangi bir genel kurul kararı bulunmadığı; davalı şirkete ait dairelerin kullanımına ilişkin hususun █████/2022 olan dava tarihinden sonra █████/2022 tarihinde yapılan genet kurulun 6. gündem maddesinde görüşülüp karara bağlandığı; davacının zaten davalı şirket müdürü ve müdürler kurulu başkanı olduğu, şirketin bilanço gelir tablosunu hazırlama görevinin kendisine ait olduğu, bunların hazırlanması veya incelemesine yönelik bilgi ve inceleme talebinde bulunduğuna ve bu talebinin diğer şirket müdürü ... tarafından engellendiğine ilişkin davacı tarafından sunulmuş dosya içerisinde bir delil bulunmadığı, böylelikle 6102 sayılı TTK'nın 630/2. maddesi uyarınca davalı ...'nın şirket müdürlüğünden azlini gerektirecek yasal koşulların oluşmadığı; Davalı .... ...'nın █████/2022 tarihli genel kurulun 3. maddesi gereğince yeniden müdür seçildiği ve müdürün azlini gerektiren yasal koşullar oluşmadığı için ████████ Esas sayılı dosyasının bekletici mesele yapılmasına gerek bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.İSTİNAF NEDENLERİ
: Davacı vekili, ilk derece mahkemesi gerekçesinde davacının şirket hesapları ile ilgili olarak bilgi talep etmediğinin belirtildiğini, ancak Marmaris 2. Noterliğinin 22.02.2022 tarihli ihtarnamesi ile davacının davalı ...'ndan şirket kayıtları ile ilgili bilgi alamadığını, taşınmazların kira getirileri ve bunların hangi hesaplara yatırıldığı, kar payı dağıtılıp dağıtılmayacağı hususlarında bilgi talep ettiğini, davalı ...'nın bu ihtarnameye cevabında bilgi vermeyeceğini açıkça ikrar ettiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli olmadığını, davalı şirket defter ve kayıtlarının sunulmadığını, bilirkişiler tarafından hangi belgeler üzerinde inceleme yapıldığına dair bilgi verilmediğini, davalı şirketin tarafların karı-koca olmaları ve çift imza kuralı ile temsil ve ilzam edilmesi nedeniyle sorunsuz bir şekilde yönetildiğini, şirketin sahibi olduğu taşınmazlardan elde edilen kira gelirinin şirketin tek gelir kaynağı olduğunu, ortakların karı-koca olması nedeniyle rutin genel kurul yapılmadığını, tarafların 2017 yılında boşanmasından sonra uyuşmazlıkların baş gösterdiğini, davacının yüksek kira getirmekte olan bir taşınmazın kiralarının akıbetine vakıf olamadığını, şirkete ait taşınmazın kira bedelinin davalı müdür tarafından alacağına mahsuben şahsen tahsil edildiği, bu miktarın şirketin ticari banka hesaplarına hiç girmediğinin bilirkişi raporunda tespit edildiğini, bu durumun TTK'ya ve Vergi Mevzuatına aykırı olduğunu, şirket müdürünün TTK, şirket sözleşmesi ve diğer kanunlardan doğan yükümlülüklerini özen ve bağlılık ile yerine getirmek zorunda olduğunu, kayıt dışı tahsil edilen kira parasının bir şekilde aklanması kayda alınması için yapılmış intibaı yarattığını, şirket hesaplarından çift imza kuralına aykırı olarak yapılan para transferleri yapıldığını, davalı ...'nın şirketten olan alacağına mahsup edildikten sonra ödenen kira bedellerinin var olup olmadığı ve bunların akıbetinin belli olmadığını, benzer yapıdaki aile şirketlerinde müdürler tarafından icra edilen benzer işlemlerin müdürlük yetkisinin kaldırılması için yeterli olduğunun birçok Yargıtay kararında da hükme bağlandığını istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.GEREKÇE
: Dava, limited şirket müdürünün azli ve kayyım tayini istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.6102 sayılı TTK'nın 630/1. maddesine göre limited şirketlerde müdürlerin görevden alınma yetkisi genel kurula aittir. Aynı yasanın 630/2. maddesi uyarınca her ortak, haklı nedenlerin varlığı halinde limited şirket yöneticilerinin yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılmasını mahkemeden talep edebilirler. Maddenin sonraki fıkrasında ise yöneticinin, özen ve bağlılık yükümü ile diğer kanunlardan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal etmesinin veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesinin haklı sebep olarak kabul olunacağı düzenlenmiştir. Bu durumda, mahkemece, her somut olayın özelliğine göre açıklanan biçimde azil için haklı nedenlerin oluşup oluşmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir. Elbette ki TMK'nın 2. maddesindeki iyiniyet ve dürüstlük kuralı gözetilmelidir. TTK 630/3. fıkrasında haklı sebeplerin hangi esaslara dayanacağı özetlenmiştir. Bu kapsamda en geniş anlamıyla, müdürün özen ve bağlılık yükümü ile diğer kanunlar ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihmal etmesi veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesi haklı sebep olarak kabul edilmektedir.İlk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmasına, iki ortaklı davalı limited şirketin ortaklarının davacı ve davalı ... olduğu, her iki ortağın şirketi müştereken temsil ve ilzama yetkili olduğu, davalı ortak ...”nın davacı ile boşandıktan sonra hakim ortak sıfatını kötüye kullandığına ilişkin iddianın kanıtlanamadığı, davalı şirket müdürü ve müdürler kurulu başkanı olan davacının şirketin bilanço gelir tablosunu hazırlama görevinin bulunduğu, davalı ...'nın şirket müdürlüğünden azlini gerektirecek yasal koşulların oluşmadığı yönündeki ilk derece mahkemesi kabulünün isabetli bulunmasına, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelerin, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamıştır.İstinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların, açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı yönünden istinaf karar harcı olan 732,00-TL'den, peşin alınan 179,90-TL harcın mahsubu ile bakiye 552,10-TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,3-İstinaf başvurusu nedeniyle davacının yaptığı giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. █████/2026