Anahtar kelimeler: Sayısıyla Aynısı Tpmk Mesnet Sinai İbareli Fikri Tescilli Markaların Rekabet

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ16. HUKUK DAİRESİT Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IDOSYA NO
: ███████ EsasKARAR NO
: ████████İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: İSTANBUL ANADOLU 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİTARİHİ
: █████/2024NUMARASI
: ████████ Esas, ████████ KararDAVANIN KONUSU
: Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan)KARAR TARİHİ
: █████/2026İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:DAVA
:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davaya mesnet olan markaların ... ve ... sayısıyla TPMK nezdinde müvekkili adına tescilli olduğunu, davalının, müvekkili adına tescilli olan “41” ve “...” ibareli markaların aynısı ya da benzerini kullanmak suretiyle müvekkilinin marka hakkına tecavüz etmekte ve haksız rekabet oluşturmakta olduğunu, söz konusu kullanımlara son verilmesi için davalıya gönderilen ihtarnamenin sonuçsuz kaldığını, davalı web sitesi ürünler bölümünde “... + ...” ibareli ürünün yer almakta olduğunu, davacıya ait ... sayfasında █████/2021 tarihinde yayınlanan içerikte de müvekkiline ait #... markasının kullanılması suretiyle marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet fiilinin gerçekleştiğini, ayrıca, https://www.....com/ adresli web sitesinde ve ...'in web sitesinde de söz konusu ürünlerin satışının devam ettiğini ileri sürerek, davalının ilgili eylemlerinin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, durdurulmasına ve ortadan kaldırılmasına karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.CEVAP
:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; bilirkişi raporundaki marka tecavüzü iddiaları açısından yapılan değerlendirmeler neticesinde somut olayda tecavüzün söz konusu olmadığı tespitinin hukuka uygun ve doğru bir tespit olduğunu, ... ... ve ... ... ... ibarelerinin yanına + ... ibaresinin konmasının tüketiciler açısından ürünün telafuzunda kendisine yer bile bulamayacak kadar zayıf bir ibare olduğunu, zayıf markalarda ufak bir harf değişikliği yahut eklemenin dahi karıştırma ihtimalini bertaraf edebileceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
:İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, davacının "+..." ibareli ... ve "..." ibareli ... numaralı markaların 32. sınıfta tescilli sahibi olduğu, aldırılan bilirkişi raporlarına ve diğer delillere göre davacı markasının esasında zayıf bir marka olduğu, zayıf markaların korunmalarının güçlü markalara göre daha az olacağı, davalının davacının +... ibaresini tek başına kullanmayıp kendi esas markası olan ... markası ile birlikte kullandığı, davalı kullanımları incelendiğinde, esas unsurun ... ibaresi olduğu, ortalama tüketiciler davalı ürünleri gördüğünde, esas unsuru ... olarak algılayıp +... ibaresinin markanın esas unsuru olmaması sebebiyle davacının +... markaları ile markalarına yönelik herhangi bir çağışışım yapmayacağı, bu nedenle de davacı markası ile davalı kullanımları arasında ortalama tüketiciler nezdinde herhangi bir iltibas tehlikesinin bulunmadığı, tecavüz olmadığı için TTK kapsamında herhangi bir haksız rekabet eyleminin de bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.İSTİNAF İSTEMİ
:Davacı vekili istinaf dilekçesinde, dava dilekçesi ve yargılama sırasındaki beyanlarını tekrar ederek; hükme esas alınan █████/2024 tarihli ve █████/2024 tarihli bilirkişi raporlarıyla verilen hukuken isabetsiz mütalaaların aksine, markaların genel izleniminin benzer olduğunu, malların aynılığı, tüketici dikkat düzeyinin düşüklüğü ve dava konusu kullanımın müvekkil markasını aynen içermesi durumu karşısında, davalı kullanımları ile müvekkil “+...” markası arasında tüketici tarafından idari ya da ekonomik bir bağ kurulmasının kaçınılmaz olduğunu, davalının kullanımları ile müvekkilinin marka hakkına tecavüz ettiğini, hukuken isabetsiz bilirkişi raporuna itibar edilmeyerek davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.GEREKÇE
:Dava, marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, durdurulması ve ortadan kaldırılması talebine ilişkindir.İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, yukarıda yazılı şekilde davanın reddine kısmen kabulüne karar verilmiştir. Karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacı markalarının "+..." ve "..." ibarelerinden oluştuğu, söz konusu markaların zayıf marka olduğu, davalının farklı renk ve şekil unsurları içeren ... esas unsurlu markasal kullanımlarına eklediği "+..." ibaresinin davacının markaları ile iltibas oluşturmadığı, ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinin yerinde olduğu anlaşılmakla, davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf talebinin reddine karar verilmiştir.HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenlerle;...-Davacı vekilinin istinaf talebinin HMK'nun 353/...-b-... maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Alınması gereken 732,00 TL harçtan, peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,3-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nun 361.maddesi uyarınca tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.█████/2026