Anahtar kelimeler: Skhariç Ekipleri Mahalde Sayaca Fiilden Tutulduğu Borçluya Değişen Zammı Alacağa

T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ████████ EsasKARAR NO
: ████████DAVA
: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Haksız Fiilden Kaynaklanan (2918 S.K.Hariç))DAVA TARİHİ
: █████/2025KARAR TARİHİ
: █████/2026Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Haksız Fiilden Kaynaklanan (2918 S.K.Hariç)) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket yetkililerince 17.02.2021 tarihinde borçluya ait mahalde müvekkil kurum kaçak ekipleri tarafından yapılan kontrolde sayaca müdahale edildiği tespiti yapılarak davalı hakkında --------- seri nolu kaçak elektrik kullanım tespit tutanağı tanzim edildiğini, dava konusu asıl alacağa haksız fiilin işlendiği yani kaçak elektrik tespit tutanağının tutulduğu tarihten itibaren yıllık ve değişen oranlarda hesaplanacak 6183 sayılı kanun'un 5.1.maddesince gecikme zammı uygulanması gerektiğini, alacağın tahsili amacı ile davalılar aleyhine icra takibi yapıldığını, yapılan itiraz ile takibin durduğunu, arabuluculuk görüşmelerinden de bir sonuç alınamadığını beyanla; -------- İcra Dairesi'nin --------- esas sayılı dosyası ile yapılan takibe yönelik davalı-borçlunun haksız ve yersiz itirazının iptali ile takibin kaldığı yerden asıl alacağa uygulanacak 6183 sayılı yasa gereği değişecek yıllık oranlar üzerinden gecikme zammı, işbu gecikme faizi tutarına işleyecek Katma Değer Vergisi ile birlikte takibin devamına, takibe itirazın haksız ve kötüniyetli olması sebebiyle İİK 67/2. maddesi uyarınca hükmolunan bedelin %20den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkûm edilmesine, davalı taraf geçerli bir mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılmaması sebebiyle arabuluculuk faaliyeti sona erdiğinden dolayı toplantıya katılmayan davalı taraf, son tutanakta belirtilir ve bu taraf davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile yargılama giderinin tamamından sorumlu tutularak ayrıca bu taraf lehine vekalet ücretine hükmedilmemesine, yargılama harç ve masrafları ile vekalet ücretinin de davalıya tahmiline, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.SAVUNMADavalı taraflar yapılan usulüne uygun tebliğe rağmen davacı yanın dava dilekçesine cevap vermemiştir.İNCELEME VE GEREKÇE
: Dava hukuki niteliği itibariyle, ---------İcra Müdürlüğünün ---------- E sayılı icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın İİK 67 maddesi gereğince iptali ile icra inkar tazminatı isteminden ibarettir.İİK. mad. 67/I -III, V‟de düzenlenmiş bulunan itirazın iptali davası, borçlunun itirazının hükümsüz kılınarak, itiraz ile duran ilâmsız takibe konu olan alacağın varlığının saptanarak, icra takibinin devam etmesini (ve bu suretle, takip konusu alacağın borçludan alınmasını) sağlamak amacı ile açılır.İtirazın iptali davası açılabilmesi için; a) Yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir ilamsız icra takibi bulunmalıdır. İtirazın iptal davası, icra takibi ile bağlantılı olduğundan, davalı aleyhine yapılmış geçerli bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası dinlenmez. Yetkili icra dairesinde yapılmış usulüne uygun bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası açılamaz. Eğer, icra mahkemesince “ödeme emrinin iptaline” ya da “icra takibinin iptaline” karar verilmişse, iptal davası konusuz kalır.b) Borçlu tarafından süresi içinde yapılmış ve hakkındaki takibi durdurmuş olan- geçerli bir itiraz bulunmalıdır. Borçlu tarafından süresinden sonra ödeme emrine itiraz edilmiş olduğu için ya da süresi içinde olmakla beraber yanlış (yetkisiz/görevsiz) yere itiraz edildiği için takip kesinleşmisse veya takip, borçlunun itirazı nedeniyle değil de icra mahkemesinin kararıyla durdurulmuşsa bu gibi durumlarda itirazın iptali davası açmakta hukuki yarar bulunmayacaktır.c) Alacaklı tarafından, borçlunun itirazının kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davasının açılmış olması gerekir. Alacaklının, “itirazın kendisine tebliğinden itibaren” bir yıl içinde borçlunun itiraz ettiği alacağının tespiti ve itirazın iptali dileğiyle açtığı dava “itirazın iptali” davası niteliğini taşır. Bu davanın açılabildiği, “bir yıllık süre” hak düşürücü süredir. Bir yıllık dava açma süresinin başlangıcı, “itirazın alacaklıya tebliğ tarihi”dir. Bu halde; borçlunun itirazı, alacaklıya tebliğ edilmemişse, bir yıllık dava açma süresi işlemeye başlamayacaktır. Davacının, itirazı herhangi bir şekilde öğrenip öğrenmemesi de sürenin başlamasını gerektirmez.İtirazın iptali istemine konu,---------İcra Müdürlüğünün---------- esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davacı alacaklının, davalı borçlu aleyhine genel haciz yolu ile icra takibinde buludğu, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği; borçlu tarafından itiraz dilekçesinde borca itiraz edildiği, itiraz dilekçesinin davacı tarafa tebliğ edilmediği huzurdaki davanın yasal süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Bilirkişi tarafından alınan raporda ," Davacı kurum görevlilerince düzenlenmiş olan kaçak tutanağı ve dosyasındaki belgeler incelendiğinde 6446 Sayılı Elektrik Piyasası kanunu ile kurulan Elektrik Piyasası Düzenleme Kurulunca (EPDK) hazırlanarak 30 Mayıs 2018 tarih ve --------- Sayılı Resmi Gazetede yayınlanan EPTHY Madde 42 - (1)- a) bendi kapsamında davalıya ait işyerinde sözleşmesiz elektrik kullanımının kaçak elektrik enerjisi tüketimi olup davalı adına düzenlenmiş mükerrer kaçak zabıtı bulunmadığından ceza katsayısının 1,5 olduğu, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu'nun (EPDK) Kaçak ve Usulsüz Elektrik Enerjisi kullanımına ilişkin usul ve esaslar gereğince 17.02.2021 tarihli ve -------- sayılı seri numaralı Kaçak /Usulsüz Elektrik Tüketimi Tespit Tutanağındaki bilgiler kapsamında yapılan hesaplamalar neticesinde mahalde 360 günlük sürede tüketilen kaçak elektrik enerjisi tarının 189,774 kWh olduğu, Davacı elektrik dağıtım şirketinin, Lisans Sahibi Elektrik Dağıtım Şirketleri tarafından uyulması gereken Enerji Piyasası Denetleme Kurumu'nun (EPDK) açıkladığı elektrik enerjisi tüketim tarifesine göre, ---------- sayılı tutanak tarihi itibarıyla mahalde sözleşmesiz olarak kullanılan kaçak elektrik enerji bedelinin 276.654,49 TL olduğu, ---------- İcra Dairesi'nin ---------- Esas sayılı dosya kapsamında yapılan gecikme faizi hesaplaması neticesinde; davacı şirketin Toplam alacak bedelinin (276.654,49 TL Asıl Alacak * 6.197,06 TL Gecikme Faizi * 1.115,47 TL Faizin %18 KDV'si ) 283.967,02 TL alacağı olduğu, Davacı vekili gecikme faizi hesaplamasının son ödeme tarihinden değil kaçak tespitinin yapıldığı tarihten hesaplanmasını talep etmiştir. Bu durumda davacı şirketin Toplam alacak bedelinin (276.654,49 TL Asıl Alacak * 7.967,65 TL Gecikme Faizi * 1.434,18 TL Faizin 96 18 KDV'si ) 286.056,32 TL olduğu, Davacı tarafından talep edilen Tazminat hususundaki değerlendirmenin Sayın Mahkemenin takdirinde olduğu." şeklinde rapor sunulmuştur. Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davalı tarafından ---------- hizmet noktasına numarasına ait kaçak elektrik kullanımı sebebi ile tahahhuk ettirilen elektrik faturasının ödenmediği, bilirkişi raporu ile de davalı --------- kaçak elektrik kullandığı görülmüştür. Bilirkişi tarafından yapılan teknik inceleme ve hesaplama dosya içeriğine ve hadiseye uygun bulunduğundan mahkememizce de hükme esas kabul edilmiştir. Bu nedenle davalı ---------- yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilerek aşağıdaki gibi hüküm kurmak gerekmiştir.Bilindiği üzere taraf koşulu; 6100 sayılı HMK’nın 114/1-d maddesi gereğince dava şartı olup kamu düzeni ile ilgisi sebebiyle yargılamanın her aşamasında resen göz önüne alınması zorunludur.(HMK 115/1).Davada taraf sıfatı (husumet) dava konusu yapılan, maddi hukuktan doğan (subjektif) hak (dava hakkı) ile taraflar arasındaki ilişkidir. Taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve davayı takip yetkisi, davanın taraflarının kişilikleriyle ilgili olduğu halde, taraf sıfatı (husumet) dava konusu subjektif hakka ilişkindir. Başka bir ifadeyle sıfat, dava dilekçesinde davacı ve davalı olarak gösterilenlerin, maddi hukuk açısından, gerçekte bu niteliği taşıyıp taşımadığıyla ilişkilidir ve esas hakkında verilecek olan kararın içeriğinin belirlenmesi bakımından önem taşır. Yoksa, sıfatın hakim açısından tarafın hak sahipliğine yönelik olarak karar verilinceye kadar, yargılamanın yürütülmesi bakımından, herhangi bir önemi yoktur. Davayı takip yetkisi ise yargılamanın kim tarafından yürütüleceği sorusunun cevabını teşkil eder. Dolayısıyla, davayı takip yetkisi tümüyle usuli bir kavramdır. O nedenle, hukukumuzda taraflara ilişkin dava şartları arasında düzenlenmiştir. Buna karşılık, sıfat ise, dava dilekçesinde taraf olarak gösterilenlerin, maddi hukuk bakımından gerçekte hak sahibi ve yükümlü konumda bulunup bulunmadığıyla ilişkili olduğu için esasa ilişkindir; yani, bir maddi hukuk sorunudur. O nedenle, hüküm anında mevcut olmalıdır; bir başka ifadeyle, sıfat, bizatihi hükümde somutlaşır; zira, tarafların haklılık durumu hüküm ile belli olur. Sonuç olarak, davanın yürütülmesi ve karara ulaşılmasındaki süreç, davayı takip yetkisini; bu sürecin bitiminde elde edilen maddi hukuka yönelik sonuç ise sıfatı ifade eder. Öte yandan, davayı takip yetkisi, usuli bir soruna ilişkin bulunduğu için dava şartıdır; eksikliği, davanın usulden reddi sonucunu doğurur; buna karşılık, sıfat ise subjektif hakkın özüne ilişkin olduğu için, bir maddi hukuk sorunu teşkil eder ve maddi hukuk anlamında bir itiraza vücut verir. Eksikliği anında verilecek karar, usulden red değil; davanın sıfat (husumet) yokluğu nedeni ile red kararı olup, esasa ilişkin bulunduğundan o davada taraf olarak gösterilen kişiler açısından, maddi anlamda kesin hüküm gücüne sahip olacaktır .Uygulamada sıfat için ''husumet'' terimi kullanılmaktadır. Fakat, husumet (özellikle husumet ehliyeti) teriminin, taraf ehliyeti ve dava ehliyeti (ve hatta dava takip yetkisi) terimleri için de kulanıldığı görülmektedir. Böylece, bugün uygulamada kullanılan ''husumet'' teriminin belirli bir anlamı yoktur. Bu terim ile neyin kastedildiğini anlayabilmek için her olayın ayrı ayrı incelenmesi gerekmektedir. Bu nedenle, husumet terimi yerine, daha açık olan taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve taraf sıfatı terimlerinin kullanılması doğru olur. Yukarıda da belirtildiği gibi, sıfat, dava konusu yapılan ve maddi hukuktan doğan hak ile taraflar arasındaki ilişkidir. Dava dilekçesinde davacı ve davalı olarak gösterilen kişiler şeklen o davanın taraflarıdır. Ancak mahkemenin bu taraflar arasında dava konusu hakkın esası bakımından bir karar verebilmesi için, bu kişilerin o davada gerçekten davacı ve davalı sıfatına sahip olmaları gerekir. Bir davada taraf olarak gösterilen kişiler, taraf ve dava ehliyetine ve davayı takip yetkisine sahip olsalar bile, bu kişilerden birinin o davada gerçekten davacı veya davalı olmak sıfatı yoksa, dava konusu hakkın esasına ilişkin bir karar verilemez ve dava sıfat yokluğundan (husumetten), esastan reddedilir. Taraf sıfatının (davacı bakımından aktif husumet ehliyetinin; davalı bakımından, pasif husumet ehliyetinin) yokluğu, davada taraf olarak gözüken kişiler arasında dava konusu hakkın doğumuna engel olduğu için (def'i değil) bir itirazdır. Diğer bütün itiraz hallerinde olduğu gibi sıfat yokluğu da ancak dava dosyasından anlaşılabildiği ölçüde hakim tarafından kendiliğinden (re'sen) gözetilir. Sıfat yokluğu, bir davada dava şartlarından sonra, yani tahkikat aşamasında incelenir. Sıfat yokluğunun, mümkünse diğer itirazlardan önce incelenmesi gerekir. Çünkü, taraflardan birinin taraf sıfatı yoksa, diğer itiraz ve def'ilerin incelenmesine gerek kalmaz (HMK md. 143).Nitekim yukarıda açıklanan ilkeler ---------- sayılı kararı ile █████/2015 tarih -------- E. --------- K.sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.Taraf ehliyeti, bir davada taraf olabilme yeteneğini ifade eder. Taraf ehliyeti, medeni (maddi) hukuktaki medeni haklardan yararlanma ehliyetinin usul hukukunda büründüğü şekil olarak anlaşılmalıdır Buna göre; medeni haklardan yararlanma ehliyeti bulunan her gerçek yada tüzel kişi davada taraf ehliyetine sahip kabul edilmelidir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 620 ve devamı maddelerinde düzenlenen adi ortaklığın taraf ehliyeti yoktur.Eldeki davada kaçak elektrik tutanağının davalı ---------- adına düzenlendiği, dosya kapsamı itibariyle kaçak elektriğin davalı ---------- tarafından kullanıldığının anlaşıldığı, davalı --------- adına düzenlenmiş kaçak elektrik tutanağı bulunmadığı gibi davalı --------- yöneticisi, ortağı, müdürü de olmadığı anlaşıldığından davalı --------- yönünden davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir.İcra ve İflas Kanununun 67.maddesinin 2.fıkrası gereğince, icra tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Borçlunun itirazının kötüniyetli olması ise yasal koşul değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhindeki icra takibine itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Alacak likit olmayıp yargılamayı gerektirdiğinden icra inkar tazminatı talebinin reddi ile davanın kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davalı --------- yönünden davanın pasif husumet yokluğu sebebiyle REDDİNE,2-Davanın davalı ----------Ş yönünden KISMEN KABULÜ İLE, Davalının --------- İcra Müdürlüğünün ---------- E. Sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının kısmen iptali ile, takibin 276.654,49 TL asıl alacak, 7.967,65 TL gecikme faizi, 1.434,18 TL KDV üzerinden devamına, asıl alacağa % 16,80 yıllık 6183 sayılı yasa gereği değişecek oranlar gecikme zammı, gecikme zammına %18 KDV işletilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,-Dava konusu alacağın yargılamayı gerektirmesi nedeniyle icra inkar tazminatı talebinin REDDİNE,3-Karar harcı 19.540,50 -TL 'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 3.648,72-TL harcın mahsubu ile bakiye 15.891,78-TL harcın davalı davalı ----------Ş'den tahsili ile hazine adına irad kaydına,4-Davacı tarafından yatırılan 615,40-TL başvurma harcı, 3.648,72-TL peşin nispi harc olmak üzere toplam 4.264,12 -TL harcın davalı ----------Ş'den alınarak davacıya verilmesine5-Davacı tarafından yapılan 1.280,80 -TL tebligat ve müzekkere gideri, 7.500,00-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 8.780,80-TL yargılama giderinin haklılık oranına göre 8.314,18 -TL sinin davalı ------------Ş'den tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, kalan tutarın davacı üzerinde bırakılmasına,6-Davalılar tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığında bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,7-Davanın kabul edilen kısmı için davacı yararına karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 45.769,01 -TL nispi vekalet ücretinin Davalı --------- Şirketinden alınarak davacıya verilmesine,8-Davalı ----------- kendisini vekille temsil ettirdiği için davalı yararına karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 45.000,00 -TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ------------ verilmesine,9-Davacı tarafından dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine,10-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca -------- bütçesinden ödenen 4.700,00-TL arabuluculuk ücretinin haklılık oranına göre 4.450,24-TL.sinin davalı ----------Ş'den tahsili ile Hazineye Gelir Kaydına, 249,76 -TL.sinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,Dair; davacı vekili ile davalı ---------- vekilinin yüzüne karşı diğer davalı ------------ yokluğunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içinde ---------- Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2026