Anahtar kelimeler: Tübitak Arge Enstitüsü Geliştirme Başkan Bilimsel Yazim Eser Katip Sanayi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ
Esas No
: █████████ - Karar No:████████T.C.ANKARABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ27. HUKUK DAİRESİDOSYA NO
: █████████KARAR NO
: ████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AK A R A RBAŞKAN
: ... (...)ÜYE
: ... (...)ÜYE
: ... (...)KATİP
: ... (...)İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: ANKARA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ
: █████/2024NUMARASI
: █████████ E-████████ KDAVANIN KONUSU
: Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)KARAR TARİHİ
: █████/2026KARAR YAZIM TARİHİ
: █████/2026Davacılar vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin davada mahkemece verilen karara karşı süresi içinde davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:Davacılar vekili
: Savunma Sanayi Araştırma ve Geliştirme Enstitüsü Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu tarafından Tübitak Sage Ar-Ge Hizmet Binası Yapım İşi ihalesinin müvekkili şirket üzerinde bırakıldığını, idare ile 12.04.2017 tarihli anahtar teslimi götürü bedel sözleşme imzalandığını, 21.04.2017 tarihinde yer tesliminin yapıldığını, müvekkili şirketin sözleşme konusu iş kapsamında bulunan mekanik işler yönünden alt yüklenici olan davalı şirketle anlaştığını ve taraflar arasında 10.07.2017 tarihinde 2.165.000,00 TL + KDV tutarlı anahtar teslim götürü bedel alt yüklenici sözleşmesinin imzalandığını, sözleşme konusunun, iş kapsamında bulunan tüm mekanik işlere ait otomasyon ve elektrik sistemi ile koordinasyon dahil çalışır şekilde malzeme ve işçiliği olduğunu, sözleşme uyarınca yüklenilen işin ifası aşamasında davalının üstlendiği işi sözleşmeye uygun şekilde yapacak teknik ve ekipmana sahip olmadığının anlaşıldığını, ayrıca sözleşme konusu iş ve malzemelerin endesksli olduğunun dolar kurunda ortaya çıkan artışın ardından davalı şirketin zarar edeceğini düşünerek sözleşmenin feshi için türlü bahaneler ürettiğini, sonrasında da sözleşme konusu işi bırakarak işyerini terk ettiğini, taraflar arasında yapılan telefon görüşmesinde davalının sözleşmeyi feshetmek istediğini bildirdiğini, müvekkilince davalının haksız fesih beyanı karşısında Diyarbakır 4. Noterliğinin 30.10.2017 tarihli ihtarnamesi ile sözleşmenin 9.maddesi uyarınca işin başka bir firmaya yaptırılması nedeniyle uğranılacak zararın ve işin tamamlanmaması nedeniyle uğranılacak tüm zarar ve ziyanın tazmini yoluna gidileceğinin bildirildiğini, davalının 06.11.2017 tarihli cevabi ihtarında sözleşmeyi tek taraflı feshetmek istemediklerini, karşılıklı olarak herhangi bir tazminat talebi olmaksızın sözleşmeyi feshetmek istediklerini bildirdiğini, davalının sözleşmeyi tek taraflı feshederek iş yerini terk ederek müvekkillerinin zarara uğramasına neden olduğunu, sözleşme uyarınca bulundurulması gereken nitelik ve sayıdaki teknik personeli dahi iş yerinde bulundurmadığını, bu hususun SGK kayıtlarıyla da sabit olduğunu, imalatların da eksik ve kusurlu yapıldığını, davalının haksız olarak sözleşmeyi feshedip işi terk etmesi sonucunda müvekkilinin işi daha yüksek bedelle yaptırmak zorunda kaldığını ve zarara uğradığını, haksız fesih nedeniyle dolara bağlı imalatlar yönünden katlanılmak zorunda kalınan kur farkından doğan zararın davalıdan tahsili gerektiğini, sözleşmenin imzalandığı dönemde diğer firmalardan davalı şirketin teklifine en yakın teklifi veren iki şirketin teklifinin dilekçe ekinde sunulduğunu, yine sözleşmenin 3.maddesinde sözleşme konusunun ifası kapsamında kullanılacak tüm malzemelerin davalı tarafından temin edileceğinin düzenlendiğini, bununla birlikte aradan geçen zamanla birlikte kur artışı nedeniyle firmaların aynı iş için fahiş tespitlerde bulunduğundan davalı ile yapılan sözleşme konusu işin kapsamının 6 kalem malzeme yönünden daraltılarak başka bir firma ile sözleşme imzalandığını, aynı iş için ... Mühendislik firması ile yapılan 01.12.2017 tarihli sözleşmeden de görüleceği üzere davalı ile yapılan sözleşme kapsamında olan 6 kalem malzemenin ... firması ile yapılan sözleşmeden çıkarılmak zorunda kalındığını, bu 6 kalem malzemenin taraflar arasındaki sözleşme eki şartname ve projeleri uyarınca müvekkili tarafından temini ve teslimi zorunlu olan ve dolara endeksli malzemeler olup davalının sözleşmeye aykırı davranışları nedeniyle müvekkilinin cihazlara davalının sözleşme imzaladığı tarihteki dolar kurundan daha yüksek kurdan ödeme yapmak zorunda kaldıklarını, tüm bu nedenlerle bilirkişi incelemesi yapılarak taraflar arasındaki sözleşmenin 9.maddesi uyarınca işin başkasına daha yüksek bedellerle yaptırılmak zorunda kalınması nedeniyle uğranılan zararlarla, davalının haksız feshi nedeniyle dolara bağlı malzemeler yönünden katlanılmak zorunda kalınan kur farkından doğan zararların tespiti ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla sözleşmenin haksız feshi nedeniyle uğranılan zarardan şimdilik 10.000,00 TL maddi zararın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili
: Davacıların kurduğu iş ortaklığı tarafından müvekkili ile yapılan yazışmalar ve sözlü uyarılar göz ardı edilerek müvekkili şirketin şantiye sahasındaki çalışmalarının sürekli olarak sabote edildiğini, birlikte çalışma imkanı bırakılmadığını, bunun üzerine müvekkili şirketin yetkilisi ile davacı ...'un yaptığı son telefon görüşmesinde, işe bu şartlar altında devam edilmesinin mümkün olmadığı hususu paylaşıldığını ve işin karşılıklı olarak maddi manevi talepte bulunulmamak üzere feshedilmesinin daha sağlıklı olacağı konusunda mutabakat sağlandığını, bu anlaşmaya uymayan davacı iş ortaklığının müvekkili şirkete 30.10.2017 tarihli 17648 yevmiye nolu ihtarnameyi gönderdiğini, bu ihtarnameye müvekkili tarafından 16.11.2017 tarihli 24714 yevmiye sayılı ihtarname ile cevap verildiğini, taraflar arasındaki sözleşmede, karşılıklı olarak verilmiş olunan taahhütnameler doğrultusunda müvekkilinin makine ekipman ve malzeme teminiyle işe başlayarak çalışmalarına devam ettiğini, ne var ki bu çalışmalar esnasında, şantiyede müvekkili tarafından kabul görmeyecek gelişmeler olduğunu, bu gelişmeler hakkında davacı iş ortaklığı yetkililerine bilgi verildiğini karşılıklı olarak sözleşmenin feshedilmesi teklifinin telefonla davacılara bildirilmiş, davacıların da bunu kabul etmiş olduklarını, yani sözleşmenin karşılıklı mutabakat sonucu sonlandırıldığını, dolayısı ile sözleşmenin tek taraflı olarak müvekkili tarafından feshedildiği iddiasının doğru olmadığını, öte yandan sözleşmenin karşılıklı feshi sözüne uymayan davacıların, işin başka bir firmaya verilmesi nedeniyle fiyat farkını müvekkilinden talebinin haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, üstelik döviz artışıyla oluşan kayıplarının sebebi olarak müvekkili şirketin görülmesi iyi niyetten uzak olup, müvekkilinin karşılıklı olarak iki tarafın rızasıyla herhangi bir maddi tazminat talebinde bulunmaksızın sözleşmenin feshine rızası olması sebebiyle sözleşmenin 9.maddesinin işleme konulmasının söz konusu olamayacağını, davacıların sözleşmenin feshine rızaları olmasaydı son telefon görüşmesinden bir ay sonra, müvekkili şirketin şantiyede kalan malzemelerini çekmesine izin vermeyeceklerini, davacının iş programına uymadığını, çalışan personelin horlandığını, psikolojik baskı uygulandığını bu yüzden müvekkili şirket ustalarının işi bıraktığını, sürekli kullanılan malzemelerin belli firma ürünlerinden kullanılması nedeniyle de yapılan baskının ekonomik olarak müvekkilini kayba uğrattığını ve malzeme yönünden de sıkıntı oluştuğunu, bu şartlar altında işe devamının mümkün olmadığını, sorunların defalarca davacıya bildirildiğini, müvekkilinin aslında işi tek taraflı bırakmak gibi bir niyetinin bulunmadığını, böyle bir niyeti olsaydı çok zor koşullarda imalatı yapmayacağını ve şantiyeye ekibini getiremeyeceğinin açık olduğunu, bu güne kadarki çalışmalarında müvekkili şirketin yapması gerekip de yapmadığı iş olmadığı gibi, ileri tarihlerde yapılması gereken işlerin dahi yapılmaya çalışıldığını, işin başında bu ve benzeri şikayetlerin oluşmasının müvekkilinin işi sağlıklı bir şekilde yapmasını imkansız kıldığını, bu şartlar altında işe devam etmenin her iki tarafın da zararına olacağı düşüncesiyle tarafların karşılıklı anlaşarak işin başında, işi bırakılmasının daha sağlıklı olacağı kanısına vardığını, kaldı ki müvekkili işi, davacıların kusurlu davranışları yüzünden bıraktığı için maddi zararı mevcut olup, bu konuda dava açma haklarının saklı olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.İlk Derece Mahkemesince
: Davanın eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak davası olduğu, ana ihale dosyası, noter kayıtları, SGK kayıtlarının dosya arasına alındığı, taraf tanıklarının dinlenildiği, bilirkişi raporları ve ek raporlarının alındığı, sözkonusu davanın, TUBİTAK tarafından yapılan ██████████ İKN'li "Tübitak Arge Hizmet binası yapım İşi" ihalesini alıp yüklenicisi olan davacının ihale konusu işin tüm mekanik işinin yapılması kapsamında davalı ile imzaladığı █████/2017 tarihli alt yüklenici sözleşmesini davalının tek taraflı olarak haksız feshedip sahayı terk ettiği iddiası ile oluşan zararın istemine ilişkin olduğu, ihtilafın çözümüne yönelik olarak alınan ve hüküm kurmaya ve denetime elverişli kabul edilen kök ve ek raporlarında da tespit edildiği üzere; dava konusu edilen taraflar arasındaki alt yüklenici sözleşmesinin konusunun "Ankara İli Mamak ilçesinde bulunan Savunma Sanayi Araştırma ve Geliştirme Enst. Kurumuna ait Tübitak Sage Ar-Ge Hizmet Binası Yapım İşi kapsamında tüm mekanik işlere ait (Sıhhı Tesisat, Müşterek Tesisat, Havalandırma ve Klima Tesisatı, Yangın Tesisatı vs.) Otomasyon ve Elektrik Sistemi ile koordinasyon dahil çalışır şekilde malzeme işçilik kapsayan anahtar teslim götürü bedel işi olduğu ve işin bedelinin de 2.165.000,00 TL+ KDV (%18) malzeme, nakliye ve işçilik dahil toplam tutar olduğu, davalı tarafından sahayı terk etmek suretiyle sözleşmenin feshedildiği, işin feshinden aynı işin yapılmasına ilişkin olarak işin konusunun aynı olduğu davacı firma ile ... Mühendislik Tic. Ltd. Şti. (taşeron-yüklenici) yeniden █████/2017 tarihli sözleşme yapıldığı ve yapılan işin bedelinin ise anahtar teslim götürü bedel mevcut uygulama projesi dahilinde 1.250.000,00 TL*KDV (%18, malzeme, nakliye ve işçilik dahil) olduğu, bu durumda davacı tarafından bu sözleşme kapsamında alınan cihazların yasal defter ve kayıtlarına işlendiği hususlarının tespit edildiği, cihazlara ilişkin faturaların ilk yapılan alt yüklenici sözleşmesinden yaklaşık olarak 10 ay ile 18 ay sonraki tarihlerde düzenlenmiş olması nedeni ile söz konusu cihaz bedellerinin TÜİK tarafından yayımlanmış olan YÜFE endeksinden yararlanılarak ilk sözleşme tarihine endekslenerek bulunan 2.299.588,21 TL den ikinci sözleşme bedeli olan 2.165.000,00 TL'nin mahsubu ile davacının davalıdan talep edebileceği zarar tutarının 134.588,20TL olduğu, davacının ilk sözleşme tarihine indirgenmesine karşı itirazı sonrası yapılan hesaplamada fatura tarihlerine göre sözleşme tarihine indirgemeden yapılan hesaplamada ise KDV dahil 509.616,19 TL (2.596.878,83-2.165.000,00= 431.878,81 TL + 77.738,18 TL KDV) olduğu, mahkemece dinlenen tanık beyanları, sonradan diğer firma ile yapılan sözleşme, sözleşme konusu faturalar ve bilirkişi raporları dikkate alındığında davalının davacı ile yapmış olduğu █████/2017 tarihli sözleşmeyi sahayı terk etmek suretiyle haksız olarak feshettiği ve davacının bu haksız fesihten kaynaklı zararını talep etmesinde haklı olduğu ve taleple bağlı kalındığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile 10.000,00 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Mahkeme kararının gerek usul gerekse esas yönünden hatalı olduğunu, davada iki ayrı davacı bulunduğunu, ne var ki mahkeme kararının gerekçesinde ve hüküm kısmında davanın her iki davacı yönünden ayrı ayrı mı, yoksa tek davacı yönünden mi karar verildiğine dair bir açıklık olmadığını, nitekim hüküm kısmında hükmedilen miktarın sadece‘‘…davacıya verilmesine…’’ denildiğini, hangi davacıya verileceğine dair bir açıklamanın yer almadığını, müvekkili şirket ile davacı ... A.Ş. arasında yapılan bir sözleşme olduğunu, diğer davacı ile yapılmış bir sözleşme olmadığını, davacı ...’un, diğer davacı şirketin yetkilisi olup sözleşmeyi şirket adına imzaladığını, davacı ... yönünden davanın husumetten reddine karar verilmesi ve yargılama giderleri ve vekalet ücretinin buna göre hüküm altına alınması gerektiğini, yargılama sırasında alınan bilirkişi raporlarının yetersiz olup denetime elverişli olmadığını, üstelik raporlar arasındaki bariz çelişkilerin giderilmediğini, dosya içeriğinde mevcut olan itiraz dilekçelerinde de ayrıntılı olarak belirtildiği gibi; müvekkili ile yapılmış olan sözleşmede ve dava dışı şirketle yapılan sözleşmede hangi marka cihazların kullanılacağını (marka belirtilmeden teknik özellik ve nitelik tanımı yapılarak) yazıldığını, davacının ise bu malzemelerden en üst kalite ve fiyatta olanları seçtiğini, örneğin; sözleşmede yazılmadığı halde ... markalarının seçilmiş, bunlarla aynı teknik özelliklerde olan ... markalarının seçilmemiş olduğunu, kullanılan ... marka cihazlar ile ... marka cihazlar arasında % 30 ile % 20 aralığında fiyat farkı olduğunu, yani kullanılan cihazların daha pahalı olduğunu, iki sözleşme arasındaki fiyat farkının asıl sebebinin bu olduğunu, çünkü müvekkili işe devam etseydi, belirtilen markaları kullanacak olduğunu, üstelik müvekkilinin kullanacağı cihazlar ile kullanılmış olan cihazlar arasında marka ve fiyat dışında hiçbir fark ve üstünlük olmadığını, buna rağmen pahalı olan cihazlar kullanılarak, müvekkiline yansıtılmaya çalışıldığını, yargılamanın başından bu yana, işin müvekkili tarafından bırakılması sırasında karşılıklı olarak mutabık kalındığını, hatta bu nedenle şantiyede bulunan ve müvekkiline ait alet ve makinaların çıkarılmasına davacı şirket tarafından izin verildiği, dolayısı ile davacının eldeki davayı açma hakkının olmadığı, açılan davanın hakkın kötüye kullanılması anlamına geldiği ve iyiniyet kurallarına aykırı olduğu yönündeki beyanlarıyla ve bu hususla ilgili davalı tanıklarının açık beyanlarına rağmen bu itirazlarının dikkate alınmadığını belirterek, mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne dair verilen karara karşı süresi içinde davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Mahkemece, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek yasaldüzenlemelere uygun ve isabetli karar verilmiş olduğu, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı ve özellikle taraflar arasındaki sözleşmede ... ve ... İnşaat San. ve Tic. AŞ'nin oluşturduğu iş ortaklığının taraf olmasına ve dava iş ortaklığı adına açılmış olup hükmedilen bedelin davacı taraf olan iş ortaklığını oluşturan davacılara verileceğinin tabii bulunmasına göre davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine,2-Harçlar Kanunu gereğince davalıdan alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına,3-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin ve ödediği istinaf başvuru harcının kendisi üzerinde bırakılmasına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın taraflara tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay'da TEMYİZ yolu açık olmak üzere █████/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır