Anahtar kelimeler: Pentahidrat Boraks Çözme Gelmiş Yazim Eser Çevrilen Birleşen Ankara Tesisi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ

Esas No
: ████████ - Karar No:████████
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
27. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: ████████
KARAR NO
: ████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
: █████/2024
NUMARASI
: ████████ E-████████ K
DAVANIN KONUSU
: Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ
: █████/2026
KARAR YAZIM TARİHİ
: █████/2026
Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin asıl ve birleşen davada mahkemece verilen karara karşı süresi içinde asıl ve birleşen davada davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine eksiklik nedeniyle mahalline geri çevrilen dosya gelmiş olmakla yapılan incelemede;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
Asıl davada davacı vekili
: Taraflar arasında █████/2007 tarihinde imzalanan IV. Boraks Pentahidrat Tesisi Çözme Üniteleri ve Mevcut Boraks Pentahidrat Tesisleri İçin Proses Buharı ve Elektrik İhtiyacını Karşılamak Üzere Mevcut Buhar Santral Tesislerine İlave Olarak Yeni Buhar Santrali Ünitesi Yapılması İşine ilişkin 10.947.398$+912.460 Euro+6.590.760TL bedelli sözleşmeye göre davalının, 720 gün içerisinde avan projelere dayalı olarak Kırka Buhar Santrali (Demi - Kazan ve Turbojenaratör Komple Anahtar Teslim Yapım İşinin dizayn, imalat, nakliye (temin), stok, montaj ve işletmeye alınma işlerini üstlendiğini, █████/2010 tarihinde geçici kabul tutanağının imzalandığını ve eksikliklerin tamamlanması için 30.09.2010 tarihine kadar süre verildiğini, geçici kabul eksiklerinin 20.10.2010 tarihinde tamamlandığını, ancak bu tarihten sonra işin teminat dönemi içinde kapsamlı tadilat gerektiren pek çok arızanın yaşandığını, bu nedenle bir çok tadilatın yapıldığını, geçici kabul eksikliklerinin tamamlandığı tarih olan 20.10.2010 tarihi ile en son kapsamlı tadilatın bittiği ve kazanın devreye alındığı tarih olan 09.04.2016 tarihi arasındaki 5 yıl 5 ay 20 gün (2000 gün) içerisinde belirtilen arızalar nedeniyle toplamda 3 yıl 10 ay 20 gün (1415 gün) çalışmadığını, türbinde ilk arızanın meydana geldiği 31.07.2010 ile en son arızasının giderildiği ve devreye alındığı tarih olan 01.06.2016 tarihi arasındaki 5 yıl 10 ay 7 günlük (2132 gün) süre içerisinde belirtilen arızalar nedeniyle türbinin 2 yıl 4 ay 29 gün (879 gün) çalışmadığını, davalının imal etmiş olduğu eser ayıplı olduğu gibi ayıbın giderilmesi süreci de yine davalının kusuru nedeniyle işin yapım süresini aşacak kadar uzadığını, Kazan-Turbojeneratör Üniteleri Yapım İşi kapsamında geçici kabul eksiklerinin tamamlanmasından sonra devreye alınan 160 ton/h kapasiteli kazanda meydana gelen arızalara bağlı yaşanan duruşlar nedeniyle, işletmeye ait mevcut buhar kazanları ihtiyaç duyulan buhar miktarını karşılayamadığını, bu nedenle müvekkilince mobil kazan kiralanarak kira bedelinin davalının alacaklarından karşılanmasına karar verildiğini, yine davalının sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getirememesi nedeniyle ortaya çıkacak buhar üretimi eksikliğinin bor türevleri ürünleri üretiminde büyük kayıplara neden olacağı. söz konusu üretim kayıpları dolayısıyla ortaya çıkacak zararın Kazan-Turbojeneratör Yapım İşi'nin toplam bedelinin bile çok üzerinde olacağı anlaşıldığından üretim kaybı yaşamamak adına 2.100.000 Euro bedelle 20.12.2013 tarihinde yedek olarak 2x40 ton/h kapasiteli mobil kazan satın alınmak zorunda kalındığını, mobil kazanların devrede olduğu dönemde buhar temininde ve üretimde yaşanan sıkıntılar nedeniyle işletmeye ait ekonomik ömrünü tamamlamış olan 2 adet 20 ton/h ve 1 adet 50 ton/h kapasiteli kazanların uzun süre kesintisiz olarak çalıştırıldığı, kazanların ekonomik ömürlerini doldurmuş olmaları nedeniyle işletme ve bakım giderlerinin yüksek olduğunu, davalıya ait mobil kazanlar İşletme buhar ihtiyacını karşılayamadığı için işletmeye ait mevcut kazanların maksimum yükte çalıştırılmak zorunda kalındığını, bu durumun İşletme kazanlarının hem yakıt tüketimlerini arttırmış hem de kazanların ekonomik ömürlerini azaltmış olduğunu, yine davalı tarafından tedarik edilen mobil kazanların eski ve yıpranmış olması düşük verim ve kapasitelerde çalıştırılmasına neden olduğunu, ayrıca mobil kazanların ürettiği buhar özellikleri (sıcaklık ve basınç) turbojeneratör ünitelerinde elektrik enerjisi üretmeye elverişli olmadığını, bu nedenle mobil kazanların kullanıldığı süre boyunca işletmenin elektrik üretim kapasitesinin düştüğünü, İşletme 160 ton/h'lik kazan ve 10 MW'lık turbojeneratör ünitesi devrede olduğu zamanlarda işletme buhar ihtiyacı ile birlikte elektrik ihtiyacını da karşılayabiliyorken 10 MW'lık turbojeneratör ünitesi arızalı olduğu durumlarda İşletme elektrik üretimi yetersiz kalmış olup işletmenin ihtiyaç duyduğu elektrik enerjisi miktarını ulusal şebeke ve ortak portföyden ücreti mukabili satın almak zorunda kaldığını, idarece yapılan tüketimlerin, dava konusu enerji ünitesinin ve söz konusu enerji ünitesinin devreye alındığı tarihe dek kullanılan mobil kazanların özelliklerinin birlikte değerlendirilmesi neticesinde, 2012-2016 yıllarında davalı tarafından getirilmiş ve davalı nam ve hesabına kiralanmış mobil kazanların, ... Üretim Tesislerinin ihtiyacı olan toplam ısı enerjisinin 623.077.632.000 kcal kadarını sağlamak için 935.552 ton buhar ürettiği, bu miktardaki buharı üretmek için 87.983.219 Sm3 doğalgazı yakıt olarak kullandığı ve bu buhar miktarının üretilmesi için toplam 423.554 ton demineralize su tükettiğinin anlaşıldığı, 160 ton/h kapasiteli kazan arızalı olmadan sorunsuz bir şekilde çalışabilseydi 2012-2016 yıllarında ... Üretim Tesislerinin ihtiyacı olan toplam ısı enerjisinin 623.077.632.000 kcalkad arını sağlamak için 905.635 ton buhar üreteceğini, bu miktardaki buharı üretmek için 79.583.285 Sm3 doğalgazı yakıt olarak kullanacağı, bu buhar miktarını üretmek için toplam 410.010 ton demineralize su tüketeceğini, her iki durum karşılaştırıldığında; ... Üretim Tesislerinin ihtiyacı olan toplam ısı enerjisi karşılanırken 160 ton/h kapasiteli kazan aynı ısı enerjisini karşılamak için, mobil kazanlara göre 8.399.934 Sm3doğalgaz ve 13.544 ton demineralize suyu daha az kullanacağı, aynı zamanda 160 ton/h kapasiteli kazanda üretilen buharın özellikleri turbojeneratör ünitesinden geçirilerek elektrik enerjisi üretimine uygun olduğu için 78.750.966 kWh elektrik enerjisi üretilebileceğini, hesapların karşılaştırılmasından da görüleceği üzere mobil kazanlarda 8 barg basınç ve 180 C sıcaklıkta buhar üretilmesine rağmen 42 bar basınç ve 455 C sıcaklıkta buhar üreten 160 ton/h kapasiteli kazana kıyasla daha fazla doğalgaz tüketilmiş olduğunu, davalının getirdiği mobil kazanlar ekonomik ömürlerini tamamlamış olup verimsiz çalışmalarından dolayı aralarında bu farkın oluştuğunu, 160 ton/h kapasiteli kazanın çalışmamasından dolayı hem yakıt maliyetlerinin artmış hem de elektrik enerjisi üretilememiş olduğunu, mobil kazanlarda üretilen buhar özellikleri turbojeneratör ünitesinde elektrik enerjisi üretimine uygun olmadığı için 2011-2016 yıllarında İşletme ihtiyacı elektrik enerjisinin karşılanmasında kullanılamadığı, işletmenin ihtiyaç duyduğu elektrik enerjisinin eksik kalan miktarını ulusal şebeke ve ortak portföyden satın alarak karşılamak zorunda kaldığını, işletmenin bu dönemde 190.111.471,6 kWh elektrik enerjisini 28.242.845,88 TL bedelle satın alarak karşıladığını, işletmenin elektrik enerjisi üretim miktarındaki kayıpların sebebinin yapılan 160 ton/h kapasiteli kazanın ve 10 MW kapasiteli türbinin kesintisiz çalışmaması olduğunu, netice itibariyle davalının eserinin ayıplı olması nedeniyle müvekkil idarenin 8.399.934 Sm3daha fazla doğalgaz ve 13.544 m3 daha fazla demineralize su tüketmek zorunda kalmış; 160 ton/h kapasiteli kazan yerine mobil kazanların çalışmış olması nedeniyle 78.750.966 kWh elektrik enerjisi üretebilecekken bu üretimi gerçekleştirememiş ve 190.111.471,6 kWh dışarıdan elektrik enerjisi satın alarak 28.242.845,88 TL elektrik faturası bedeli ödemiş olduğunu, müvekkilinin 2012-2016 yılları arasındaki süreçte yaşanan arıza ve duruşlardan kaynaklı 13.544 m3 daha fazla Demineralize su tüketiminden kaynaklanan toplam 33.005 TL zarar, 8.399,934 Sm3 daha fazla Doğalgaz tüketiminden kaynaklanan toplam 5.874.230 TL zarar, elektrik üretilememesinden kaynaklanan toplam 14.336.829 TL zarar (2x40 ton/h kazanların çalıştırılmasından doğan 2.312.689,00TL'lik kayıp elektrik üretiminden kaynaklı kayıplara dahil edilerek hesaplama yapıldığı) olmak üzere toplam 20.244.064,00 TL kayıp yaşadığını, söz konusu zarar ayıbın giderilmesi sürecinde mobil kazanlardan sağlanan buharın, dava konusu 160 ton/h'lik kazandan elde edilmesi halinde kullanılacak ve üretilecek enerji, girdi ve çıktılar dikkate alınarak tespit edilmiş olduğunu, Yapım İşleri Genel Şartnamesinin Yüklenicinin Bakım ve Düzeltme Sorumlulukları başlığını taşıyan 26. maddesinin son paragrafında ve 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanununun Yapım İşlerinde Yüklenicilerin ve Alt Yüklenicilerin Sorumluluğu başlığını taşıyan 30. maddesinde yer alan “Yapım işlerinde yüklenici ve alt yükleniciler, yapının fen ve sanat kurallarına uygun olarak yapılmaması, hileli malzeme kullanılması ve benzeri nedenlerle ortaya çıkan zarar ve ziyandan, yapının tamamı için işe başlama tarihinden itibaren kesin kabul tarihine kadar sorumlu olacağı gibi, kesin kabul onay tarihinden itibaren de on beş yıl süreyle müteselsilen sorumludur. Bu zarar ve ziyan genel hükümlere göre yüklenici ve alt yüklenicilere ikmal ve tazmin ettirilir” şeklindeki hüküm uyarınca davalının tespit edilen zararı gidermekle yükümlü olduğunu belirterek ve fazlaya ilişkin hakları saklı tutarak 20.244.064,00 TL’lık zararın doğduğu tarihten itibaren TCMB'nin kısa vadeli avanslar için uyguladığı oranda işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, davacı vekili 02.05.2024 tarihli açıklama dilekçesinde asıl ve birleşen davaların 2012-2016 yıllarına ilişkin olarak ikame edildiğini belirtmiştir.
Asıl davada davalı vekili
: Davacının iddiasını kabul anlamına gelmemek kaydıyla, idarenin, dava konusu zararın doğumuna sebebiyet verdiğini iddia ettiği ayıplı ifa ile ilgili olarak durum tespiti yapması, tespit sonucunda, yüklenici firmanın taahhüdü altında yer alan kısımla ilgili bir durum var ise, bu durumu yazılı olarak yükleniciye bildirmesi gerektiğini, bu anlamda davacı idare tarafından yasanın aradığı şartları taşıyan bir bildirimin müvekkiline yapılmadığını, bir an için dava konusu eserin ayıplı olduğu kabul edilse dahi; davacı idarenin, işlerin olağan akışına göre imkân bulur bulmaz eseri gözden geçirmediği ve ayıplar varsa, bunu uygun bir süre içinde müvekkile bildirmediği için dava konusu talebin hak düşümü süresine uğramış olup hak düşümü süresi kamu düzenine ilişkin olduğundan bu durumun mahkemece resen gözetilmesi gerektiğini, ihale kapsamı içeriğinde yer alan 160 ton/h kapasiteli kazanın doğalgaz performans testinin 05.05.2010 tarihinde yapıdığını ve işin geçici kabul tutanağının 30.06.2010 tarihinde yapıldığını, davacının davaya konu alacağın dayanağı olduğunu iddia ettiği arızaların, 2010-2016 tarihleri arasında yaşandığını, dava tarihi ise 2018 olup, 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanununun 474. maddesine göre, aradan geçen süre, kanunda düzenlenen "uygun bir süre" olarak kabul edilemeyeceğinden davacının talepleri haksız olup davanın reddi gerektiğini, taşınmaz yapılardaki eserlerde zamanaşımı süresinin 5 yıl olarak düzenlendiğini, davacının ayıptan kaynaklandığını iddia ettiği dava konusu talepleri, ne geçici kabul tutanağında ne de kesin kabul tutanağında yer alan eksiklikler arasında olmadığını, bu durum göz önüne alındığında, dava konusu talepler zamanaşımına uğramış olup bu nedenle davanın reddi gerektiğini, 30.06.2010 tarihinde geçici kabul tutanağının imzalandığını, geçici kabul tutanağında eksik olduğu belirtilen hususlar için müvekkiline 30.09.2010 tarihine kadar ek süre verilmiş olup, geçici kabul eksikliklerinin 20.10.2010 tarihinde tamamlandığını, işin kesin kabul işlemlerinin 26.04.2017 tarihinde yapılmış, kesin kabul tutanağında tespit edilen eksiklikler için, davacı idare tarafından, müvekkiline 26.07.2017 tarihine kadar cezasız süre verildiğini,13.10.2017 tarihinde kesin kabulün onaylandığını, ihale kapsamı içeriğinde yer alan 160 ton/h kapasiteli, kazanın doğalgaz performans testinin 05.05.2010 tarihinde tamamlanmış olduğu ve 05.05.2010 tarihinden bu yana sistemi kullanmaya devam ederek eseri işletmeye alarak gelir elde eden davacı idarenin 2018 yılında dava açmasının hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu, işin sözleşmeye ve şartnamelerine uygun olarak ve her aşamasında idarenin onayı ve kabulüyle eksiksiz bir şekilde tamamlandığını, davacı idarenin eserin ayıplı olduğuna ilişkin ileri sürmüş olduğu eksiklik ve ayıpların hiçbirinin geçici kabul tutanağında yer alan eksiklikleri arasında yer almadığını, davacının kendi işletme hatasından doğan zararını ayıplı ifa adı altında müvekkilinden tahsil etmeye çalıştığını, sözleşme ve şartnamelerden de anlaşıldığı üzere davaya konu yapım işinin idarece hazırlanan avan ön projelere dayalı olarak yapıldığını, davalının müvekkil firmanın yapımını üstlendiği dava konusu Kazan-Turbo jeneratör Üniteleri'nin işletilmesiyle ilgili kendi hatalı işletme politikalarından ve kendi inisiyatifiyle yürüttüğü çalışmaları gereği gibi yerine getirmemesinden, teknik şartnamelerde hatalı malzeme seçiminden kaynaklanan aksaklık ve arızaları, ayıplı eser teslimi gibi göstererek müvekkilden haksız ve hukuka aykırı bir zarar tazmini çabası içerisinde olduğunu, kaldı ki, müvekkilinin bu süreçte, sistemde yaşanan aksaklıkların ve arızaların giderilmesine ve tamirine yönelik üstün bir özveriyle hareket etmiş, mobil kazanlar temin etmek suretiyle sistemin sorunsuz ve kesintisiz bir şekilde çalışması için gerekli tüm önlemleri almış olduğunu, davacının sistemi işletebildiğini, gelir elde ettiğini ve iddia ettiği şekilde bir zarara uğramadığını, müvekkilinin yaşanan sıkıntı ve aksaklıklarda hiçbir kusurunun bulunmadığını, davaya konu edilen zararın doğduğu 2010-2016 tarihleri arasında müvekkilinin 6 adet mobil kazan temin ederek işletmenin buhar ihtiyacını karşıladığını, buna ilaveten, davacının kendi inisiyatifiyle 40 Ton / Saat kapasiteli mobil kazan da kiralamış, bu kazanın kira bedelini de yine yapımı müvekkili taahhüdü altında tamamlanan “V. Boraks Pentahidrat Tesisi Yapım İşi” ne ait müvekkil hak edişlerinden kesmiş olduğunu, yaşanan arızaların giderimi için yapılan tüm ikincil imalatların müvekkili tarafından bila bedel yerine getirildiğini, yine, dava dilekçesinde bahsi geçen ve müvekkil firmaya ayıplı eserden doğan zararmış gibi yansıtılmaya çalışılan, davalı tarafından 2 X40 ton / saat kapasiteli kazan alımının ise dava konusu 160 ton / saat kapasiteli kazanda meydana gelen aksaklılar nedeniyle yapıldığı iddiasının da doğru olmadığını, yani 160 ton/saat kapasiteli kazanda yaşanan aksaklıkla, idarenin aldığı 2x40 ton/h kapasiteli kazan alımı arasında bir bağlantı olmayıp zira bu alımın acil durumlarda ... Genel Müdürlüğü'nün diğer işletmelerinde de kullanılmak amacı ile yapıldığını, bu amaçla da kullanılmakta olduğunu, davacının davada hukuka aykırı ve afaki bir zarar iddiasında bulunduğunu, müvekkilince imalatın kusursuz teslim edildiğini, idarenin yanlış malzeme seçimi nedeniyle yaşanan sıkıntılardan kaynaklı işletmenin çalışmadığı günlerden doğan zararının müvekkilinden tahsilinin hukuken ve teknik nedenlerden dolayı da mümkün olmadığını, ortada bir zarar iddiası var ise, söz konusu zararın, yaşanan gecikmelerden doğan cezai kesintiler ve işin kapsamında idarenin uhdesinde tutulan 328.422,00 USD bedelli, 27.374,00 EURO bedelli, 197.723,00 TL bedelli kesin teminat mektupları da göz önüne alındığında, müvekkili şirket bünyesinde gerçekleştiğinin tartışmasız olduğunu, konuya ilişkin dava açma haklarını da saklı tuttuklarını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen davada davacı vekili
: Taraflar arasında █████/2007 tarihinde imzalanan IV. Boraks Pentahidrat Tesisi Çözme Üniteleri ve Mevcut Boraks Pentahidrat Tesisleri İçin Proses Buharı ve Elektrik İhtiyacını Karşılamak Üzere Mevcut Buhar Santral Tesislerine İlave Olarak Yeni Buhar Santrali Ünitesi Yapılması İşine ilişkin sözleşme gereğince, davalının yapımını üstlendiği işlerin █████/2010 tarihinde geçici kabul tutanağının imzalandığını, ancak işin teminat dönemi içinde kapsamlı tadilat gerektiren pek çok arızanın yaşandığını, bu nedenle bir çok tadilatın yapıldığını ve kazanın geçici kabul eksikliklerinin tamamlandığı tarih olan 20.10.2010 tarihi ile en son kapsamlı tadilatın bittiği ve kazanın devreye alındığı tarih olan 09.04.2016 tarihi arasındaki 5 yıl 5 ay 20 gün (2000 gün) içerisinde bahsedilen arızalar nedeniyle toplamda 3 yıl 10 ay 20 gün (1415 gün) çalışmadığını, türbinde ilk arızanın meydana geldiği 31.07.2010 ile en son arızasının giderildiği ve devreye alındığı tarih olan 01.06.2016 tarihi arasındaki 5 yıl 10 ay 7 günlük(2132 gün) süre içerisinde bahsedilen arızalar nedeniyle türbinin 2yıl 4ay 29 gün (879gün çalışmadığını, davalı tarafından yapılan tadilatların yetersiz kaldığını, arızaların ancak üretici firma desteği sağlandıktan sonra tamamen giderilebildiği ve sözleşme konusu eserlerin kullanıma alınabildiğini, geçici kabul eksiklerinin tamamlanmasından sonra 2011-2016 yıllarında Kazan-Turbojeneratör Yapım İşi kapsamında satın alınan 160 ton/h kapasiteli kazan ve 10 MW kapasiteli turbojeneratör ünitesinde meydana gelen arızalara bağlı duruşlar nedeniyle İşletme tarafından mobil kazanlar kullanılmak zorunda kalındığını, netice itibariyle davalının eserinin ayıplı olması nedeniyle müvekkili idarenin, 8.399.934 sm3 daha fazla doğalgaz ve 13.544 m3 daha fazla demineralize su tüketmek zorunda kaldığını, 160 ton/h kapasiteli kazan yerine mobil kazanların çalışmış olması nedeniyle 78.750.966 kWh elektrik enerjisi üretebilecekken bu üretimi gerçekleştiremediğini ve 190.111.471,6 kWh dışarıdan elektrik enerjisi satın alarak 28.242.845,88 TL elektrik faturası bedeli ödediğini, müvekkilinin 2012-2016 yılları arasındaki süreçte yaşanan arıza ve duruşlardan kaynaklı; 13.544 m3 daha fazla Demineralize su tüketiminden; 8.399,934 Sm3 daha fazla Doğalgaz tüketiminden ve Elektrik üretilememesinden kaynaklanan olmak üzere toplam 23.888.064,00-TL kayıp yaşadığını, söz konusu zararın ayıbın giderilmesi sürecinde mobil kazanlardan sağlanan buharın, dava konusu 160 ton/h'lik kazandan elde edilmesi halinde kullanılacak ve üretilecek enerji, girdi ve çıktılar dikkate alınarak tespit edildiğini. bunun 20.244.064,00TL'sinin Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde açılan ████████ esas sayılı dosyada talep edildiğini, bakiyesi olan 3.644.000,00TL zararın bulunduğunu belirterek ve fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak, 3.644.000,00TL zararın doğduğu tarihlerden itibaren TCMB'nin kısa vadeli avanslar için uyguladığı oranda işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş, birleşen davada davacı vekili █████/2021 tarihli ıslah ve aynı tarihli yeni birleşen dava dilekçesiyle davalının eksik ve ayıplı imalatından kaynaklanan fazlaya ilişkin hakları saklı demineralize su, doğalgaz ve elektrik zararının davalıdan tahsilinin istenildiğini, işbu tamamen ıslah dilekçesi ile HMK'nun 141/2 ve 176. vd. maddeleri gereğince birleşen dosyada açılan davayı tam ıslah ederek, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak, davalının eksik ve ayıplı imalatının sebebiyet verdiği elektrik, doğalgaz, deminarelize su tüketim artışı nedeniyle oluşan KDV zararından şimdilik 4.980.085,78 TL'nin zararın doğduğu tarihlerden itibaren TCMB'nin kısa vadeli avanslar için uyguladığı oranda işleyecek faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi şeklinde davasını tümden ıslah ettiğini belirtmiştir.
Birleşen davada davalı vekili
: Asıl davaya karşı vermiş olduğu savunmalarını tekrarla öncelikle dava konusunun asıl davayla aynı olduğundan derdestlik nedeniyle davanın usulden reddi gerektiğini, hak düşürücü süre ve zamanaşımı itirazlarının bulunduğunu, müvekkilinin dava konusu işi davacının onayı ve kabulünü alarak eksiksiz tamamladığını, davacının ileri sürdüğü eksikliklerin geçici kabul tutanağında yer alan eksiklikler arasında yer almadığını, davacının eksik ve ayıplı olarak belirttiği işlerin davacının işletme hatasından kaynaklandığını, müvekkilinin sistemde yaşanan sıkıntılara ve aksaklıklara yönelik hiçbir kusuru olmadığını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiş, ıslaha karşı ise, tam olarak yapılan ıslahın usule aykırı yapıldığını, dava konusu talebin değiştirilmesi ve var olmayan asıl alacak talebinin KDV adı altında istemde bulunulmasının haksız ve hukuka aykırı olduğunu, zamanaşımı, yetki, görev, husumet, işbölümü, kesin hüküm itrazında da bulunduklarını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince
: Asıl davanın eser sözleşmesinin ayıplı ifasından kaynaklı zararların tazmini, birleşen davanın bu zararlar kapsamında fazla ödenen KDV zararının tahsili istemine ilişkin olduğu, davayla ilgili olarak ilgili kurumlardan belge ve bilgiler celp edilerek, mali müşavir, makine mühendisi, elektrik- elektronik mühendisi, kimya mühendis ve nitelikli hesaplama bilirkişilerinden oluşturulan bilirkişi heyetinden █████/2021 tarihli raporun alındığı, tarafların rapora itirazı üzerine aynı heyetten █████/2021 tarihli raporda ise; daha önce sundukları kök raporlarındaki görüş ve tespitlerinde bir değişiklik olmadığını, davacının ayıp ihbar külfetini zamanında yapmadığını, bu nedenle işi kabul etmiş sayıldığını ve de tek taraflı olarak davalının sorumluluğundan söz edilemeyeceğini rapor ettikleri, davacının, birleşen dosyadaki davasını tam ıslah etmesi ve tarafların önceki heyet raporuna itirazları ile teknik yönde yeterli inceleme yapılamadığı nazara alınarak, yeniden heyet oluşturulmasına karar verilerek, mali müşavir, nitelikli hesaplama uzmanı, elektrik elektronik mühendisi, kimya mühendisi ve makine mühendisinden oluşturulan heyetten alınan █████/2022 tarihli raporda özetle; yapılan teknik inceleme ve değerlendirmeler çerçevesinde Kazan Kızdırıcı Borularında ve Turbojenertörde meydana gelen arıza ve hasarların; dava konusu tesisin Kazan Teknik Şartnamesinde belirtilen tasarım şartlarına uygun işletilmemesinden kaynaklı olduğu, bu nedenle yükleniciye atfedilecek kusur bulunmadığı, ancak Kazan Besi Suyu Pompalarında meydana gelen arıza ve hasarların davalı yüklenici tarafından verilen ayıplı mal/hizmetten kaynaklandığı, yüklenicinin kusurlu olduğunun ve ayıbın gizli ayıp niteliğinde olduğu, 16.10.2010 tarihinde ortaya çıktığı ve ayıbın süresi içerisinde derhal davalıya bildirildiği, davalı tarafından ayıbın giderilmesi hususunda yapılan bir çok müdahale sonucunda Alman Sterling marka pompaların imalatçısı tarafından Almanya fabrikasında revizyon yapıldığı ve sorunun 05.09.2011 tarihinde tam olarak giderilebildiği, Kazan Besi Suyu Pompalarındaki arızaların, ayıbın gizli ayıp niteliğinde olduğu ve ayıp ihbarının süresinde yapıldığı, ayıpta yüklenicinin kusurlu olduğu, █████/2010 ile █████/2010 tarihleri arasında besi suyu pompası arızası nedeniyle 23 gün üretim yapılmamasından kaynaklı zarar olduğu, hesapların yapılması uzun zaman, emek ve mesai gerektirdiğinin belirtildiği, dosyanın aynı heyete itirazların değerlendirilmesi ve de hesap için tevdi edilerek alınan █████/2023 tarihli ek rapor ve itirazların değerlendirilmesi için alınan 17.04.2024 tarihli ikinci ek raporda; önceki teknik tespitler tekrar edilerek, █████/2010 ile █████/2010 tarihleri arasında çalışmamada davalının kusurlu olduğu ve davacı işletmenin zararının ( üretilmesi gerekli elektrik bedeli: 938.682,94TL , harcanması gerekli doğalgaz yakıt gideri: (2.428.800,00–2.384.580,00(*)=(işletme içi gerekli elektrik enerjisi üretimi için gerekli yakıt gideri mahsup edilerek) 44.220,00 TL , harcanması gerekli demi suyu gideri 67.530,00 TL olmak üzere toplam= 938.682,94-44.220,00-67.530,00 =] 826.932,94 TL olarak hesaplandığını, yine birleşen dava konusu KDV bedelleri yönüde;[ üretilmesi gerekli elektrik bedeli KDV’si: 7.398,57 TL, harcanması gerekli doğalgaz yakıt gideri KDV : (437.184,00- 431. 024,4=) (işletme içi gerekli elektrik enerjisi üretimi için gerekli yakıt gideri mahsup edilerek) 6.159,60 TL, harcanması gerekli demi suyu gideri KDV: 5.402,40 TL olmak üzere toplam= 7.398,57+ 6.159,60 + 5.402,40 =] 18.960,57 TL ve neticede her iki dosya yönünde, dava konusu sistemde davalı tarafça verilen gizli ayıplı mal/hizmetten kaynaklı besi suyu pompalarında █████/2010 ile █████/2010 tarihleri arasında 23 günlük duruştan dolayı davacı işletme zararının █████/2010 tarihi itibariyle 826.932,94 TL + 18.960,57 KDV = 845.893,51 TL olarak hesap edildiğinin, bildirildiği, dava konusu sözleşmenin eser sözleşmesi niteliğinde olduğu ve davalı tarafından meydana getirilen yapının taşınmaz niteliğinde olduğundan TBK m. 474 ile 478. maddeleri hükümleri nazara alınarak; eserin sözleşmeyle taahhüt edilen veya dürüstlük kuralı gereğince kendisinden beklenen vasıfları taşımaması halinde ayıplı sayılacağı ve yüklenicinin ayıptan dolayı sorumlu olacağı, ayıp halinde iş sahibinin seçimlik haklarının bulunduğu ve bu hakkın kullanımı için eserin tamamlanarak iş sahibine ayıplı teslimi ile eserdeki ayıbın iş sahibine yüklenmemesi gerektiğini, dosyada davacı iş sahibi seçimlik haklarından olan eserin onarılması hakkını kullandığı ve onarım sürecinde işletmenin olması gereken kapasitede çalıştırılamadığından bahisle kaynaklanan zararların tazminini talep ettiği, iş sahibinin yükleniciden tazminat isteyebilmesinin şartlarının, eserin ayıplı olması, iş sahibinin zarara uğramış olması, eserdeki ayıpla zarar arasında uygun illiyet bağının bulunması ve yüklenicinin kusurlu olması gerektiği yine TBK m. 472, yüklenicinin eserde kullandığı malzemenin iyi cinsten olması hususunda satıcı gibi olacağının belirtildiği ve satış sözleşmelerine ilişkin TBK m. 229 hükmünün, eser sözleşmesinde de uygulanması durumunda, yüklenicinin kendi sağladığı malzemenin elverişsizliği yüzünden eserde bir ayıp meydana gelmesinden dolayı, malzemenin bu sonuca yol açacağını bilemeyecek durumda olsa dahi TBK m. 229'da düzenlenen kusursuz sorumluluk hükmü uygulanacağı, ancak iş sahibinin, malzemedeki elverişsizlik dışında ileri süreceği tazminat taleplerinde ise mutlaka yüklenicinin kusurunun aranacağını, yine ayıplara dayalı talepler için TBK m. 478 iki türlü zamanaşımı süresi düzenlemiş olup, olağan zamanaşımı süresi, taşınmaz yapılar dışındaki eserde, özellikle taşınır ve gayri maddi eserlerde ayıp ister açık ister gizli ayıp olsun bu süre iki yıl, taşınmaz yapılardaki olağan süre teslimden itibaren beş yıl, olağanüstü zamanaşımı süresinin ise yirmi yıl olduğu, dosyada meydana getirilen eser taşınmaz niteliğinde ve 5 yılık süreye tabi olup bu süre dolmadan davacı işveren ayıp ihbar ve onarım talebinde bulunulmuş ise de, ayrıca TBK m. 476’ya göre, “Eserin ayıplı olması, yüklenicinin açıkça yaptığı ihtara karşın, iş sahibinin verdiği talimattan doğmuş bulunur veya herhangi bir sebeple iş sahibine yüklenebilecek olursa iş sahibi, eserin ayıplı olmasından doğan haklarını kullanamaz” hükmü düzenlenmiş olup iş sahibinin kusuru ile ayıp arasında illiyet bağı varsa, iş sahibinin ayıptan doğan seçimlik hakları doğrudan doğruya etkileneceği gibi tazminat isteme hakkı da kısmen veya tamamen ortadan kalkacağı ve buna karşılık yüklenici, ayıbı takip eden zararda, kusuru bulunduğu takdirde tazminat ödemekle yükümlü ise de kusurunun bulunmaması halinde sorumlu olmayacağının, anlaşıldığı, tüm dosya kapsamı, asıl ve birleşen dosyada dava ve cevap dilekçesi, birleşen dosyada tam ıslah dilekçesi ve taraflar arasındaki sözleşme ilgili kurumlarda celp edilen belgeler, geçici kabul ve kesin kabul tarihi arasındaki ayıp ihbarları, arıza durumları ve arızanın giderimine ilişkin yapılan iş ve işlemlere dair bilgi ve belgeler ile hüküm kurmaya elverişli rapor sunan ikinci heyetin asıl ve ek raporları birlikte nazara alındığında; taraflar arasında imzalanan █████/2007 tarihli sözleşmenin eser sözleşmesi niteliğinde olduğu, sözleşme gereğince davalı tarafından işin yapıldığı, █████/2010 tarihinde geçici kabul tutanağının imzalandığı, geçici kabul eksikliklerinin █████/2010 tarihinde tamamlandığı, bu tarihten kısa bir süre sonra işin teminat dönemi içinde kapsamlı tadilat gerektiren pek çok arızanın yaşandığı, bu arızaların █████/2016 tarihinde giderildiği ve kesin kabulün █████/2017 tarihinde yapıldığı, davacı vekilinin dava dilekçesinde ve taleplerini açıklayan dilekçesinde söz konusu arızalar nedeniyle tesisin işletilmemesinden kaynaklı olarak 2012-2016 yılları arasındaki süreçte yaşanan arıza ve duruşlardan kaynaklı olarak davalının imal ettiği kazanın tamiratı nedeniyle yerine mobil kazanların çalıştırılması ve bu nedenle elektrik üretiminin gerçekleştirilememesi nedeniyle elektrik enerjisi satın alınmasından, yine daha fazla deminarelize su tüketilmesi ve daha fazla doğalgaz tüketilmesinden kaynaklı zararlarının bulunduğu belirtilerek, asıl davada 20.244.064,00TL zararın giderilmesinin talep edilmiş ise de, son heyetin teknik inceleme ve değerlendirmeleri sonucu söz konusu 2012-2016 yılları dönemindeki işletmenin çalışmamasının yükleniciden kaynaklanmadığı, davacı işverenin kullanım/ işletme hatalarından kaynaklı ayıplar olduğu ve bu nedenle TBK'nun 476. maddesi hükümde nazara alınarak davalı yükleniciye atfı kabil bir kusur bulunmadığından zarar tazmini talep edilemeyeceği, bu dönemde gerçekleşen zararlardan davalının sorumlu olmayacağı anlaşılmakla bilirkişilerin tespit ettiği yükleniciden kaynaklı ayıplı imalat nedeniyle besi suyu pompalarında █████/2010 ile █████/2010 tarihleri arasında 23 günlük duruştan dolayı oluşan zararın yönünde davalı aleyhinde hüküm tesis edilmediği, davacının dava konusu ettiği 2012-2016 yıllarındaki arıza ve çalışmamanın işverenin kullanma hatasında kaynaklandığı yükleniciye atfı kabil bir kusur bulunmadığı anlaşılmakla asıl davadaki talebin reddi gerektiği, yine birleşen dosyada yüklenicinin ayıplı imalatı yani kusurundan kaynaklı nedenlerle işletmenin çalışmamasından ötürü doğan zararlar kapsamında KDV'den kaynaklanan zarar talep edilmiş ise de dava konusu edilen 2012-2016 yılları arasında davalıdan kaynaklı işletmenin çalışmaması durumunun bulunmadığı, yani davalıdan kaynaklı bir kusurun bulunmadığı anlaşılmakla, KDV'den doğan zararın da davalıdan talep edilemeyeceği görülmekle, asıl ve birleşen davaların reddi yönünde karar verildiği gerekçesiyle, asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Asıl ve birleşen davada davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Mahkemenin █████████ yıllarında tesiste meydana gelen arızaların yüklenici kusurundan kaynaklanmadığı, işletim /kullanım hatası kaynaklı olduğu gerekçesinin hukuken kabul edilebilir olmadığını, dava konusu ihalenin anahtar teslimi yapım işi olup, yüklenicinin bu konuda uzman kuruluş olduğunu, davalı uzmanlığına binaen yıllar boyu devam eden arızalara ilişkin hiçbir zaman " işletim/ kullanım" hatası iddiasında bulunmadığını, bu durumun mahkeme gerekçesinin hatalı olduğunu gösterdiğini, yüklenicinin hiç bir zaman " işletim/ kullanım" hatası iddiasında bulunmayarak gerekli onarım ve yenilemeleri yapmış olup, bu konudaki kusurunu açıkça kabul ettiğini, yüklenicinin yaptığı iş konusunda uzman olmasına rağmen gerek genel hükümler gerekse de münhasır delil sözleşmesi niteliğini havi Yapım İşleri Genel Şartnamesi (YİGŞ) hükümleri gereğince açıkça ihtar etme yükümlülüğünü yıllar boyunca yerine getirmeyerek de kusurlu davrandığını, zira yüklenicinin sadakat borcu kapsamında, iş sahibi tarafından verilen talimatın inşa eserinin gereği gibi ve zamanında yapılmasını tehlikeye düşürecek nitelikte ve amaca aykırı olması durumunda iş sahibini uyarmakla yükümlü olduğunu, görülmekte olan davada münhasır delil sözleşmesi niteliğini haiz YİGŞ Üçüncü Bölüm, Projeler kısmında "Yüklenici, hazırladığı projelerin ve hesapların hata ve eksiklerinden ve bunların her türlü sonuçlarından sorumludur. Projelerin İdare tarafından görülmüş ve onaylanmış olması yükleniciyi bu sorumluluktan kurtarmaz." denildiğini, açıkça ifade edildiği üzere YİGŞ' nin yüklenicinin hazırladığı projelerin ve hesapların hata ve eksiklerinden ve bunların her türlü sonuçlarından yükleniciyi sorumlu tuttuğunu, YİGŞ uyarınca müteahhit idare tarafından kendisine verilen talimatın kamu ihale inşaat sözleşmesine ve/veya fen ve sanat kurallarına aykırı olduğu görüşünde ise YİGŞ’nin 15.maddesine göre yazılı bir biçimde karşı görüşlerini idareye bildirmek zorunda olduğunu, böylece yüklenicinin idareye bildirimde bulunarak hem işin uzman kişisi olarak idarenin zarar görmesini engellemiş, hem de bildirim yapılmaması durumunda kendisinde doğacak sorumluluğu bertaraf etmiş olacağını, müteahhit uzman kişi olarak görüldüğünden kullanılacak malzemenin ve iş sahasının işin gereklerine uygun olup olmadığını bilmesi gerektiğini, müteahhidin inşa eserinin yapımına başlamadan önce malzeme ve iş sahasının yeterliliği konusunda bir inceleme yapması gerektiğini, bu inceleme sırasında proje gibi teknik belgelerin işin gereklerine ve fen ve sanat kurallarına uygun olup olmadığına, iş sahasının ve malzemelerin nitelik ve nicelik olarak yeterli düzeyde olup olmadığına bakılması gerektiğini, müteahhidin bu inceleme sırasında kamu ihale inşaat sözleşmesi ile bilimsel ve teknik kurallara aykırı bir durumu tespit ederse, sadakat borcu gereği idareye bildirimde bulunması gerektiğini, YİGŞ’nin 15/4.maddesi uyarınca yüklenicinin iş sahası ve malzemelerin ilgili kamu ihale inşaat sözleşmesi ile bilimsel ve teknik kurallara aykırılığını tespit ederse, iş sahası ya da malzemenin teslim alınma tarihinden başlamak üzere 15 gün içinde idareye ve yapı denetim görevlisine durumu yazı ile bildirmek zorunda olduğunu, müteahhidin eserin meydana getirilmesi için gerekli ön şartların gerçekleşip gerçekleşmediğini de araştırmakla mükellef olduğunu, projeler, planlar, inşaat ve masraf hesaplarının ve şartnamede esas olarak kabul edilen diğer durumların incelenmesinin hayati önem taşıdığını, çünkü kapsamı gereği büyük maliyetli ve geniş hacimli bina veya tesis inşaatlarını kapsayan bu sözleşmeyi imzalayacak müteahhidin hem teknik, hem de finansal açıdan kapasitesini belirlemek zorunda olduğunu, aksi halde zararlardan sorumlu olacağını, yüklenici mesleki bilgiye sahip kişi olduğundan eserin meydana getirilmesi ile ilgili her konuda iş sahibini aydınlatma ve bilgi verme yükümlülüğü altında olduğunu, TBK’nun 476.maddesinin yüklenicinin, iş sahibini verdiği talimatıyla ilgili bilgilendirmekle ve aydınlatmakla yükümlü olduğunu ifade ettiğini, yine TBK’nun 472.maddesine göre, son olarak, eserin gereği gibi ya da zamanında meydana getirilmesini tehlikeye düşürecek başka durumların iş sahibine bildirilmesinin de yüklenicinin bilgi verme yükümlülüğü kapsamında olduğunu, davalının müvekkiline bildirimde bulunmadığını, bu hususun bilirkişilerce de kabul edilmiş olduğunu, dolayısıyla davalının özen ve sadakat borcuna dayalı bildirim yükümlülüğünü ihlal etmek suretiyle de kusurlu olup bu nedenle her iki davanın da kabulü gerekirken reddinin hukuken hatalı olduğunu, dava konusu sözleşme anahtar teslim sözleşme olup projenin gerek hazırlanması, gerekse uygulanmasında tüm kararlar yüklenici tarafından alındığından sorumluluğun davalıya ait olduğunu, anahtar teslim yapım işinin söz konusu olduğu olayda müvekkilinin denetim yetkisinin davalının sorumluluklarını ortadan kaldırmayacağının da kabulü gerektiğini, davalının açıkça kusurlu olduğu olayda müvekkili idarenin de sorumluluğunun bulunduğuna dair saptamaların hatalı olduğunu, ayrıca işin konusu olan buhar kazanı ve turbojeneratör gibi ekipmanlar özel imalatlar olup uzmanlık gerektiren, patent-lisans vb. know-how korumaları içeren, işin uzmanı üretici firmalarca imal edilen ekipmanlar olduğu, idarenin bu ekipmanların kullanıcısı ve işletmecisi olduğu, imalatçısı olmadığını, dolayısıyla bunların imalat projelerinin idare teknik personelince işin uzmanı düzeyinde yorumlanabilmesinin söz konusu olmadığını, bilirkişi kurulu raporunda yer alan teknik değerlendirmelerin hatalı olduğunu, bu değerlendirmelere dayanan mahkeme kararının da hatalı olduğunu, dosya kapsamında da ifade edildiği üzere hasarlanmaların sadece bir tek vanaya yüklenmesinin kabul edilemeyeceğini, yapısal ve tasarımsal kusurların da değerlendirmeye alınması gerekirken bu konuda hiç bir değerlendirmede bulunulmadığını, 160 Ton/h Kazan 2. Kademe Kızdırıcı Giriş Kollektörü kolektör-nozul kaynaklarında meydana gelen hasarlanmaların kalıcı olarak çözümünü kazanın üreticisi olan ... yetkililerinin 2. Kademe Kızdırıcı Kollektörü bölgesinin dizaynını değiştiren revize projeleri uygulaması sonucunda hasarlanmaların son bulmuş olup, 160 ton/h Kazan bu sayede devreye alındığı 09.04.2016 tarihinden bu yana durmaksızın çalıştığını, kazanda meydana gelen hasarlanmalar, atemparatör vanasının çalışmasından ziyade kazan üretici firmanın yapmış olduğu tasarımsal ve yapısal değişiklikleri yerine getirilmesinden itibaren sona erdiğini, bu sebeple hasarlanmaların sadece bir tek vanaya yüklenmesinin kabul edilemeyeceğini, bu nedenle de işletim hatası gerekçesinin haksızlığının açık olduğunu, karara dayanak bilirkişi raporuna itirazlarının karşılanmadığını, müvekkilinin kusurlu olduğunun kabul edildiğini, bilirkişinin eksik incelemede bulunduğunu, kesin kabul dönemine dek oluşan zararın hesaplanmasına yönelik istemlerinin dikkate alınmadığını, bilirkişi raporuna itirazları doğrultusunda yeni bir heyetten rapor alınması gerekirken yetersiz bilirkişi raporu ile karar verilmesinin hukuken hatalı olduğunu, davalının know-how aktarma yükümlülüğünü de yerine getirmediğine dair itirazlarının kabul edilmemesinin de hatalı olduğunu, anahtar teslim inşaat sözleşmesi bakımından, know-how aktarımının, tesisi kurma borcunun tamamlayıcı bir edimi olduğunu, zira iş sahibinin, know-how olmaksızın tesisi işletemeyeceğini, bu edimlerin sözleşmeden doğan diğer yükümlülüklere bağlı olmadığını, aksine bu yükümlülüğün diğerleriyle eşit derecede önemli olduğunu, dolayısıyla, know-how aktarımının, asli edim yükümlülüğü olduğunun kabul edilmekte olduğunu, anahtar teslim inşaat sözleşmesinde de yüklenicinin, know-how'ın konusunu oluşturan tesisin kurulumuna, işletilmesine veya bir malın üretimine ilişkin bilgileri içeren belgeleri, makineleri iş sahibine sağlaması gerektiğini, öte yandan know-how'ın gereği gibi aktarılması için belgelerin teslimi yeterli olmayacaksa yüklenicinin, iş sahibini veya personelini bu konuda eğitmesi gerektiğini, nitekim sözleşmenin 17. maddesinde bu hususun altının çizildiğini, dolayısıyla kabul anlamına gelmemek kaydıyla bir an için kazanın hatalı işletildiği düşünülse dahi know-how aktarımı yapmayan ve personeli eğitmeyen davalının yine dava konusu zarardan sorumlu olduğunun kabulü gerektiğini, bu nedenle de mahkeme kararının hatalı olduğunu, dava konusu sözleşme anahtar teslim sözleşme olup, projenin gerek hazırlanması gerekse uygulanmasında tüm kararlar yüklenici tarafından alındığından sorumluluğun da davalıya ait olduğunu,Yapım İşleri Genel Şartnamesi, Üçüncü Bölüm, Projeler kısmında "Yüklenici, hazırladığı projelerin ve hesapların hata ve eksiklerinden ve bunların her türlü sonuçlarından sorumludur. Projelerin İdare
arafından görülmüş ve onaylanmış olması yükleniciyi bu sorumluluktan kurtarmaz.” denildiğini, görüldüğü üzere Yapım İşleri Genel Şartnamesinin yüklenicinin hazırladığı projelerin ve hesapların hata ve eksiklerinden ve bunların her türlü sonuçlarından yükleniciyi sorumlu tutmuş olduğunu, kaldı ki projenin iş sahibi tarafından hazırlandığı durumlarda ya da malzemenin iş sahibi tarafından tedarik edildiği durumlarda dahi sorunları bildirmeyen yüklenicinin doğacak zarardan yasa gereği sorumlu olduğunu, bu nedenle yazılı olarak müvekkiline hiçbir bildirimde bulunmayan davalının dava konusu zararın tamamından sorumlu olduğunu, performans testlerinin gerçekleştirilmesinden sonra ortaya çıkan arızaların basit bir inceleme ile tespit edilebilmesi gereken açık ayıp olması ihtimali bulunmadığını, bununla birlikte dosya içeriğinden de tespit edilebileceği üzere; sözleşmesinde garantı hükümlerine yer verilen somut olayda, geçici kabul sürecinde ihbar külfeti dahi bulunmayan müvekkilince ayıp ihbarlarının derhal gerçekleştirildiğinin de bilirkişi heyetinin kabulünde olduğunu, bu nedenle de davalının zararların tamamından sorumlu olduğunun kabulü gerekirken aksine oluşan kararın hatalı olduğunu, dosya kapsamında, yüklenici tarafından anahtar teslimi yapılan dava konusu eserde meydana gelen arızalar nedeniyle oluşan zarardan işletim/ kullanım hatası sebebiyle yüklenicinin hiç bir sorumluluğu olmadığı tespitinin doğru olmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte işletim hatası iddiasının doğru olduğu düşünülse bile bu konuda gerekli uyarıları yapmayan, gerekli işletim bilgilerini/şartlarını vermeyen yüklenicinin de olayda kusurlu olduğunu, bu nedenle yüklenicinin kusurunun gözardı edilerek tüm kusurun müvekkiline yüklenmesinin kabul edilemeyeceğini, dosya kapsamında yer alan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığını, haklı gerekçelere dayanan itirazlarının gözardı edildiğini, gerekçeli bir şekilde cevaplanamadığını belirterek, mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Asıl ve birleşen dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, mahkemece asıl ve birleşen davanın reddine dair verilen karara karşı süresi içinde asıl ve birleşen davada davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Mahkemece, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek yasal düzenlemelere uygun ve isabetli karar verilmiş olduğu, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, asıl ve birleşen davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir
HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Asıl ve birleşen davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine,
2-Harçlar Kanunu gereğince asıl dava yönünden alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40 TL harcın asıl davada davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına,
3-Harçlar Kanunu gereğince birleşen dava yönünden alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40 TL harcın birleşen davada davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına,
4-İstinaf başvurusu nedeniyle asıl ve birleşen davada davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin ve ödediği istinaf başvuru harçlarının kendisi üzerinde bırakılmasına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın taraflara tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay'da TEMYİZ yolu açık olmak üzere █████/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Başkan Üye Üye Katip
e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!