Anahtar kelimeler: Başyapının Refi Markaya Meni Sinai Fikri Markanın Sinaî Rekabetin Limited

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DOSYA NO
: ███████ Esas
KARAR NO
: ████████ Karar
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: ... 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ
: █████/2024
NUMARASI ███████ E. - ████████ K.
DAVA
: Markaya Tecavüz ve Haksız Rekabetin Tespiti, Men'i, Ref'i, Markanın Hükümsüzlüğü
DAVA TARİHİ
: █████/2023
- ... 2.FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ'NİN
BİRLEŞEN ███████ ESAS SAYILI DOSYASI -
DAVA
: Markaya Tecavüz ve Haksız Rekabetin Tespiti, Men'i, Ref'i
DAVA TARİHİ
: █████/2023
KARAR TARİHİ
: █████/2026
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. ve 356. maddeleri gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü
:
DAVA
: Davacılar vekili dava dilekçesi ile; müvekkili Başyapı’nın, ...Limited Şirketi adı altında İstanbul'da kurulduğunu, altyapı ve çevre düzenlemesi işleri ile çalışmaya başladığını, diğer müvekkili...Limited Şirketinin uzun yıllardan bu yana sektörde yoğun şekilde faaliyet gösterdiğini, müvekkili firmaların "...+ŞEKİL" , "... 34", "...+ŞEKİL" , "... ..." ve saire ibareli markaları uzun yıllardan bu yana gerek tescilli, gerekse de tescilsiz olarak ciddi anlamda kullandıklarını, TPMK nezdinde birçok marka tescilinin de bulunduğunu, ancak hal böyle iken davalının müvekkili adına tescilli ve ayrıca müvekkili tarafından uzun yıllardır kullanılan "...+ŞEKİL" ve "... ..." ibareli markalarını birebir aynısı olan markaların tescili için .../... ve ... başvuru numaraları ile TPMK'ya marka tescil başvurusunda bulunduğunu, davalının bu başvurusunun tescille sonuçlandığını, davalının marka tescillerinin tamamen kötü niyetli olduğunu, davalı yanın haksız ve hukuka aykırı bir şekilde yasal hakları müvekkiline ait olan "... ..." esas unsurlu ve "... ..." ibareli markalarının aynısı ve/veya ayırt edilemeyecek kadar benzeri olan "... ..." esas unsurunu müvekkilinin izin ve icazetini almaksızın, müvekkili ile aynı sektörde çeşitli tanıtım vasıtalarında ön plana çıkararak kullandığını, davalının söz konusu eylemlerinin müvekkilinin markadan doğan haklarını ihlal ettiğini ileri sürerek, markaya yönelik gerçekleştirilen tecavüz ve haksız rekabetin tespitini, men'ini, ref'ini, davalı adına tescilli ... ... ve ... tescil numaralı markaların hükümsüzlüğü ile verilecek hüküm özetinin ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
: Davalı ... vekili cevap dilekçesi ile, TPMK nezdinde ... ve ... ... tescil numaralı markaların müvekkili adına tescilli olduğunu ve söz konusu markaların tüm haklarının müvekkiline ait olduğunu, davacı tarafın davalılarca kullanılan "... ..." markasının, müvekkilinin markasıyla birebir aynı olması nedeniyle, iltibasa elverişli olduğu ortada iken yine müvekkilinin markası ile aynı unsurları taşıdığından da müvekkilinin markasına tecavüz oluşturduğunu, markanın koruyuculuk ve garanti ilkesini ihlal ettiğini, davacının tüm hakları müvekkiline ait olan markayı izinsiz, haksız ve hukuka aykırı olarak kullanmak suretiyle müvekkilinin haklarını ihlal etmesinin sonrasında da bu davayı açarak müvekkilinin ticari itibarını zedelediğini, davacı iddialarının soyut olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
BİRLEŞEN DAVA
: Birleşen ... 2.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin ███████ Esas sayılı dosyasında davacı vekili dava dilekçesi ile, TPMK nezdinde ... ve ... ... sayılı markaların müvekkili adına tescilli olduğunu, davalı şirketlerce kullanılan; "... ..." markasının, müvekkilinin marka ibaresi ile birebir aynı olması nedeniyle, iltibasa elverişli olduğu, yine müvekkilinin markası ile aynı unsurları taşıdığından müvekkilin markasına tecavüz oluşturduğunu, , markanın koruyuculuk ve garanti ilkesini ihlal ettiğini iddia ederek, müvekkilinin markadan doğan haklarına tecavüzün tespitine, men'ine ve ref'ine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
BİRLEŞEN DAVAYA CEVAP
: Davalılar .... Ltd. Şirketi ve .... Ltd. Şirketi vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin "..." esas unsurlu markaları uzun süredir kullandığını, marka üzerinde öncelik hakkı bulunduğunu, davalı-birleşen davacı ...’ın marka tescil başvurusundan önce "... ...+Şekil" markasının tescili için başvuru yaptıklarını, ancak kurum görevlisinin hatalı işlemi sonucunda tescilin yapılamadığını, davalı-birleşen davacı ...'ın yaklaşık bir yıl sonra kötü niyetli olarak birebir aynı olan markanın tescili için başvurduğunu, amacının marka yedeklemek olduğunu, markayı imal ve istimal edenin müvekkili olduğunu belirterek, birleşen davanın reddine, müvekkili aleyhine verilen ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Asıl davada fer-i müdahil, birleşen davada davalı ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin, Sermaye Piyasası Kanunu ile Türk Ticaret Kanunu'na bağlı bir gayrimenkul yatırım ortaklığı olarak, arsa maliki olduğu alanlarda çeşitli projeler geliştirdiğini, bu sayede yüksek kalite ile üretilecek taşınmazlara yurttaşlarımızın uygun şartlarda ulaşmasını amaçladığını, birleşen dava davacısı ...’ın kendi ifadelerine ve TPMK kayıtlarına göre "... ..." ismini, logosunu ve görsellerini 05.01.... tarihinde, tasarım materyalleri, görsel, işitsel tanıtım materyalleri, isim, logo, logo dizaynı oluşturulup müvekkili şirket tarafından onaylandıktan, proje tanıtıldıktan, internet siteleri hayata geçirildikten, ulusal basında çokça haber ve tanıtım çıktıktan çok sonra markaları tescil ettirdiğini, ...’ın tescil için başvurduğu markaların, yazı fontuna, logodaki elmas şeklinin açılarına, yazı-logo yerleşimlerine kadar aynı olduğunu, ...’ın haksız kazanç elde etmek için dava konusu markayı tescil ettirdiğini, marka üzerinde hak iddia etmesinin müvekkili şirket ve birleşen davada diğer davalı şirketlerin marka haklarına tecavüz teşkil ettiğini, davacı iddialarının yersiz olduğunu savunarak, müvekkili aleyhine açılan davanın reddini talep etmiştir.
BİRLEŞTİRME KARARI
: ... 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin █████/2023 tarihli, ███████ Esas, ███████ Karar sayılı kararı ile, işbu davanın ... 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin ███████ Esas sayılı davası ile birleştirilmesine karar verilmiştir.
MAHKEME KARARI
: ... 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin █████/2023 tarihli, ███████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile; "…Asıl dosya yönünden yapılan değerlendirmede; davacılara ait https://ofiskaratbakirkoy.com alan adı içeriğinde 03.02.2017 tarihli sürümünde web sitesi başlığı olarak “... ...” ibaresinin kullanıldığı, 13 Mayıs 2017 tarihli arşiv kaydından alınan ekran görüntüsünde “... ...” isimli konut projelerinin isimlerinin yer aldığı, davacı tarafından sunulan a. https://www.... ...” başlıklı ... videosunun “15 Nisan 2017” tarihinde yüklenmiş olduğu, bu video içeriğinde hükümsüzlüğü istenen marka görseli ile aynı şekilde markasal kullanımın yer aldığı, ... URL adresli 03.05.2017 tarihli olduğu görülen haber içeriğinde “...’un ... Şehircilik ile İstanbul’da satışa sunduğu ‘... 34’ ile ..iş ortaklığıyla hayata geçirdiği ‘... ...’ projeleri için serbest satış yetkisi aldıklarını” şeklinde metin içeriğinde “... 34, ... Ofis ...” isimli konut projelerinin isimlerinin yer aldığı, https://www.aa.... URL adresli 26.03.2017 tarihli olduğu görülen ...’na ait web sitesinde “... GYO'dan yapılan açıklamaya göre…” şeklinde başlayan haber içeriğinde “... 34, ... Ofis ...” isimli konut projelerinin isimlerinin yer aldığı, böylece davacı tarafın fiili markasal kullanımının, davalı markalarının tescili için başvuru tarihi olan █████/... tarihinden daha eskiye dayalı markasal nitelikte bir kullanım olduğu, gerçek (eskiye dayalı) ve öncelikli hak sahibinin davacı olduğu tespit edilmiştir. Böylece davacıların önceki tarihli markaları yönünden SMK 6/1 kapsamında ve fiili kullanımları nedeniyle SMK 6/3 maddesi kapsamında 36.ve 37.sınıflarda “Gayrimenkul komisyonculuğu, müşavirliği ve idaresi hizmetleri,” 37. Sınıf kapsamında “İnşaat hizmetleri” üzerine markayı kullandığı ve bu kullanıma bağlı olarak ilgili sınıflarda hak elde edildiği, Hükümsüzlüğü istenen davalı markalarından .../... tescil no.lu markanın kapsamının da aynı şekilde olduğu, dolayısıyla, dava konusu .../... tescil no.lu markanın 36. Sınıf kapsamında “Gayrimenkul komisyonculuğu, müşavirliği ve idaresi hizmetleri,” 37. Sınıf kapsamında “İnşaat hizmetleri” açısından SMK m.6/3 ve 25/1 uyarınca kısmi hükümsüzlük şartının gerçekleştiği anlaşılmıştır. Davacıların davalı tescilinin SMK 6/9 maddesi kapsamında kötü niyetli tescil olduğu yönündeki değerlendirmede ise Yargıtay içtihatlarında belirtildiği üzere "kötü niyetli marka başvurusu, hak sahibi olunmadığı bilinmesine rağmen dürüstlük kuralına aykırı şekilde başvuru yapılması durumunda söz konusu olacaktır. (Ozan CAN, Türk Hukukunda Kötü niyetli Marka Başvuru ve Tescilinde İptal ve Hükümsüzlüğün Kapsamı Üzerine Düşünceler, Ticaret ve Fikri Mülkiyet Hukuku Dergisi, 2015, Cilt:1, Sayı:1, s.51). Marka Hukukunda genel olarak kabul gören anlayışa göre, tescil yoluyla sağlanan marka korumasının amacına aykırı biçimde kötüye kullanılması yoluyla başkasının markasından haksız olarak yararlanmak veya gerçekte kullanılmayıp yedekleme, marka ticareti yapmak amacına ya da şantaja yönelik başvuru ve tesciller kötü niyetli olarak kabul edilmektedir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.07.2008 tarihli, ███████-501 E. ve ████████ K. sayılı kararı). " somut olayımızda davalının özellikle şekil unsuru taşıyan davacı tarafın önceki tarihli ve önceki tarihte kullanılan yoğun şekilde kamuya duyurulan marka görsellerini birebir aynısını tescil ettirmesi ve hiç kullanmaması karşısında tescilin kötü niyetli olduğu anlaşılmakla hükümsüzlüğe dair davanın kabulü ile kötü niyet bölünemeyeceğinden dava konusu markaların tescilli olduğu tüm emtialar yönünden hükümsüzlüğüne karar vermek gerekmiştir. Davalının marka tescilinden başka herhangi bir fiili kullanımı tespit edilemediğinden keza davacılara yönelik tecavüz davasının bu davadan sonra açılmış olması karşısında marka haklarına tecavüz ve haksız rekabet yönünden dava reddedilmiştir.
Birleşen ... 2.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin ███████ Esas sayılı dosyası yönünden yapılan değerlendirmede ise, davalı ...şirketlerinin “... ...” ibaresini kullanımının davacı marka tescilinden önceye dayandığı; davalı şirketlerin, dava konusu işaret üzerinde “gerçek ve öncelikli hak sahibi” olduğu ve bunun sonucu olarak da davacı -her ne kadar tescilli marka hakkına dayanmakta ise de- davalı şirketlere karşı huzurdaki marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet davasını açma hakkına sahip olmadığı anlaşılmakla davanın reddi gerekmiştir. Bu itibarla aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;
A-ASIL DOSYA YÖNÜNDEN;
1-Davacının davasının KISMEN KABULÜNE, davalı adına tescilli .../... ve ... tescil nolu markaların hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine,
2-Davacının marka haklarına tecavüz ve haksız rekabete yönelik talebi yönünden davanın REDDİNE,
3-Hükümsüzlük yönünden TPMK resmi bülteninde yayın yapılacağından ayrıca hüküm ilanına yer olmadığına…
B-BİRLEŞEN ... 2.FIKRI VE SINAI HAKLAR HUKUK MAHKEMESI'NIN ███████ ESAS SAYILI DOSYASI YÖNÜNDEN;
1-Davacının davasının REDDİNE…" karar verilmiştir.
İSTİNAF TALEBİ
: Asıl davada davalı-birleşen davada davalılar .... Ltd. Şirketi ve .... Ltd. Şirketi vekili süresinde sunduğu istinaf dilekçesinde; asıl davanın kısmen reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu,
Mahkemece davalının fiili kullanımına rastlanmadığı gerekçesiyle haksız rekabet davasının reddine karar verilmişse de, TTK’nın 54/2. maddesi uyarınca davalının dürüstlük kuralına aykırı eylemlerinin haksız rekabet niteliğinde olduğunu,
Müvekkilinin markayı uzun yıllardır kullanmasına rağmen, davalının markayı tescil ettirdiğini, müvekkili aleyhine delil tespiti yaptırarak ihtiyati tedbir kararı aldırdığını, bu tedbir kararı nedeniyle müvekkilinin projelerinin itibarının zarar gördüğünü, müşterilerin gözü önünde delil tespiti yapıldığını,
Ayrıca müvekkili tarafından Mahkemeye yatırılan 150.000,00 TL teminat parasının kullanılamaması nedeniyle de müvekkilinin zarar ettiğini,
Bu nedenle haksız rekabet davasının reddine ilişkin kararın kaldırılmasını talep ettiklerini,
Hükümsüzlüğü talep edilen her bir marka için Mahkemece ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken tek bir vekalet ücretine hükmedilmesinin de hatalı olduğunu belirterek, mahkemen dosyasında düzenlenen rapor ve sunulan belgelerden karşı yanın eylemlerinin haksız rekabet teşkil etmesi nedeni ile haksız rekabet davası açısından ve hükümsüzlük davası bakımından vekalet ücretinin eksik takdir edilmesi nedeni ile hükümsüzlük davası açısından istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılması ile davanın tümden kabulüne karar verilmesini ve hükümsüzlük davası açısından iki vekalet ücretine hükmedilmesini talep etmiştir.
Asıl davada davalı-birleşen davada davacı ... vekili süresinde sunduğu istinaf dilekçesinde; asıl davada cevap, birleşen davada dava dilekçesindeki beyanlarını tekrarla, Mahkemece dosyaya sundukları somut nitelikteki bilgi, belge vs. delillerin ve hatta bilirkişi raporunun da hiçbir şekilde değerlendirilmediğini, müvekkilinin ... ve ... ... tescil numaralı “OFİS ... ...” markalarının tescilli olmalarına ve tescil korumaları devam etmesine rağmen mahkemece verilen kararların hatalı olduğunu,
Müvekkilinin “... ...” markasını, karşı taraftan daha önce kullanmaya başladığını ve tescil ettirdiğini, karşı tarafın marka üzerinde öncelik haklarının bulunduğuna dair iddialarının doğru olmadığını,
SMK’nın 7. maddesi uyarınca müvekkilinin marka üzerinde mutlak hak sahibi olduğunu, müvekkilinin bu haklardan mahrum bırakılmasının mülkiyet hakkının ihlali olacağını,
... 2. FSHHM’nin 277 D.İş sayılı delil tespiti dosyasında yapılan inceleme ile karşı tarafın gerek internet sitelerinde, gerekse adreslerinde markayı kullandıklarının tespit edildiğini, buna rağmen müvekkilinin marka haklarının karşı tarafın mesnetsiz iddiaları nedeniyle zedelenmeye devam edildiğini,
Müvekkilinin 2014 yılından bu yana kullandığı ve ... yılında tescil ettirdiği “... ...” markası büyümeye devam ederken, karşı tarafça haksız olarak kullanıldığını, bu tecavüzün müvekkilinin onca yıllık emeği ve çabasına karşılık, karşı tarafça hiçbir çaba sarf edilmeden marka kullanılarak haksız rekabete ve marka hakkına tecavüze neden olunduğunu,
Mahkemece bu değerlendirmeler yapılmadan, olayın aydınlatılması açısından gerekli tartışmalar ve araştırmalar yapılmadan, eksik inceleme neticesinde hakkaniyete, usul ve hukuka aykırı olarak verildiğini belirterek, açıkladıkları ve re'sen tespit edilecek nedenlerle; öncelikle, ... 1. Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 10.09.2024 Tarihli, 2023/ 20 E. ve 2024 / 145 K. sayılı davacının davasının kısmen kabulüne ve dolayısıyla kısmen reddine ilişkin kararlarının, kısmen kabulü kısmının kaldırılarak, asıl davanın reddi ve karşı davalarının kabulüne ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı yana yükletilmesi yönünde hüküm kurulmasını, aksi halde yerel mahkemenin müvekkili aleyhinde kurduğu usul ve yasaya aykırı kararların bozularak dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER
: Dosyada mevcut TPMK kayıtları incelendiğinde; █████/... başvuru, █████/2019 tescil tarihli, ... ... tescil numaralı "... ..." markasının 35, 36, 37, 42. sınıflarda,
█████/... başvuru, █████/... tescil tarihli, ... tescil numaralı "... ...+Şekil" markasının 35 ve 42. Sınıflarda asıl davada davalı-birleşen davada davacı ... adına tescilli oldukları tespit edilmiştir.... numaralı "KELİF İŞ ORTAKLIĞI ... 34+Şekil" markasının 36, 37. sınıflarda,... numaralı "... ... 34+Şekil" markasının 36, 37. sınıflarda,... numaralı "...34+Şekil" markasının 36, 37. sınıflarda Kelif İş Ortaklığı adına tescilli oldukları,Kelif İş Ortaklığı’nın ██████████ tescil başvuru numaralı "... ...+Şekil" marka başvurusunun ise geçersiz kaldığı tespit edilmiştir.
... 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin ████████ D.İş sayılı dosyası incelendiğinde; ... tarafından, █████/2022 tarihinde ... A.Ş. aleyhlerine "... ..." markalarının izinsiz kullanıldığı iddiasıyla delil tespiti ve ihtiyati tedbir kararı verilmesinin talep edildiği, Mahkemece marka vekili ... ve bilişim uzmanı ...’den oluşan bilirkişi heyetinden alınan bilirkişi raporu ile, aleyhine tespit istenilenlerin internet sitelerinde ve ofislerinde markanın kullanıldığının tespit edildiğine dair görüş bildirildiği, Mahkemece █████/2023 tarihli ek kararla 50.000,00 TL ters teminat yatırılmasına dair ihtiyati tedbir kararı verildiği tespit edilmiştir.
İlk derece mahkemesince marka vekili ..., bilgisayar mühendisi ... ve inşaat mühendisi ...’dan oluşan bilirkişi heyetinden alınan █████/2024 tarihli bilirkişi raporu incelendiğinde; asıl davada hükümsüzlük talepleri yönünden; davacının kullanımının, davalı markalarının tescili için başvuru tarihi olan █████/... tarihinden daha eskiye dayalı markasal nitelikte bir kullanım olduğu, gerçek (eskiye dayalı) ve öncelikli hak sahibinin davacı olduğu tespit edildiği, davacının 36. sınıf kapsamında "Gayrimenkul komisyonculuğu, müşavirliği ve idaresi hizmetleri", 37. sınıf kapsamında "İnşaat hizmetleri" üzerine markayı kullandığı ve bu kullanıma bağlı olarak ilgili sınıflarda hak elde edildiği, hükümsüzlüğü istenen davalı markalarından ... ... tescil numaralı markanın kapsamının da aynı şekilde olduğu, dolayısıyla, dava konusu ... tescil numaralı markanın 36. sınıf kapsamında “Gayrimenkul komisyonculuğu, müşavirliği ve idaresi hizmetleri”, 37. sınıf kapsamında “İnşaat hizmetleri” açısından SMK m.6/3 ve 25/1 uyarınca kısmi hükümsüzlük şartının mevcut olacağı, davalı markalarının tescilinde kötüniyetin bulunup bulunmadığı hususunun ve buna bağlı olarak verilecek hükümsüzlük kararının takdirinin Mahkemeye ait olduğu, markaya tecavüz talepleri açısından; davalının, tecavüz teşkil eder şekilde markaya dair kullanımını gösterir dosya içinde herhangi bir bilgi/belgenin yer almadığı, belirtilen nedenlerle, dosyanın mevcut durumu itibariyle markaya tecavüz açısından herhangi bir inceleme ve değerlendirme yapılamadığı, haksız rekabet talepleri açısından; davalının, önceye dayalı hak sahibi olmadığı tespit edilen markayı tescil ettirmesi ve sonrasındaki süreçte bu marka tesciline dayalı olarak tespit ve tedbir taleplerinde bulunarak, bunlarla bağlantılı şekilde davalar açması şeklinde gerçekleşen eylemlerinin Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin █████████ Esas ve █████████ Karar ve 14.03.2022 tarihli kararı göz önüne alınarak, gerek TMK m.2, gerekse de TTK m. 54 ve 55 kapsamında haksız rekabet oluşturup oluşturmayacağına dair nihai hukuki değerlendirmenin Mahkemeye ait olduğu, birleşen davada markaya tecavüz ve haksız rekabet talepleri açısından; davalı ...şirketlerinin "... ..." ibaresini kullanımının davacı ... marka tescilinden önceye dayandığı, davalı şirketlerin, dava konusu işaret üzerinde "gerçek ve öncelikli hak sahibi" olduğu ve bunun sonucu olarak da davacı -her ne kadar tescilli marka hakkına dayanmakta ise de- davalı şirketlere karşı huzurdaki marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet davasını açma hakkına sahip bulunmadığına dair görüş bildirildiği anlaşılmıştır.
G E R E K Ç E
:Asıl dava, öncelik hakkı ve kötüniyetli tescil iddiasıyla açılan marka hükümsüzlüğü, markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi ve durdurulması davası, birleşen dava ise tescilli marka haklarına dayanılarak açılan marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi ve durdurulması davasıdır.
Mahkemece asıl davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine, birleşen davanın reddine karar verilmiş, birleşen davayla ilgili verilen karara karşı asıl davada davacılar vekili, asıl davada kısmen kabul ve birleşen davanın reddi kararlarına karşı ise asıl davada davalı, birleşen davada davacı vekili tarafından istinaf yargı yoluna başvurulmuştur.
İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.
Asıl davada davacılar vekilinin istinaf talebiyle ilgili yapılan incelemede; davalının "... ..." markalarını tescil ettirdiği sabit olmuşsa da, bu markayı ticari faaliyetlerinde kullandığına dair delil bulunmadığı, yalnızca marka tescil ettirmesinin marka hakkına tecavüz teşkil etmeyeceği, davalı kötüniyetli olsa dahi davacı aleyhine tescilli markalarına dayanarak delil tespiti ve ihtiyati tedbir talebinde bulunmasının TTK’nın 54 ve 55. maddesinde tanımlanan haksız rekabet fiillerinden olmadığı, bu nedenle Mahkemece haksız rekabet davasının reddine karar verilmesinin yerinde olduğu anlaşılmıştır.
Davacı vekilinin vekalet ücretiyle ilgili istinaf talebinin incelenmesinde; davacının her iki markasının da aynı nedenle hükümsüz kılınması talebiyle tek dava açıldığı, bu nedenle kabul edilen marka hükümsüzlüğü davası nedeniyle davacı lehine tek vekalet ücretine hükmedilmesinde usule aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin asıl davaya ilişkin tüm istinaf taleplerinin reddine karar verilmiştir.
Asıl davada davalı-birleşen davada davalı ... vekilinin istinaf talebiyle ilgili yapılan incelemede; ...’ın "... ..." markasını asıl davada davacı-birleşen davada davalı şirketlerden önce marka olarak kullandığını ispatlayamadığı, karşı tarafın marka üzerinde tescilsiz kullanım nedeniyle öncelik haklarının mevcut olduğunun dosyaya sunulan fatura, gazete haberleri, alınan bilirkişi raporu ile tespit edildiği, markayı davalı-birleşen davada davacının marka tescil başvuru tarihi olan ... yılından önce inşaat hizmetlerinde kullanmaya başladıkları, bu konuda gazetelerde haberler yayınlandığı, tanıtım yaptıkları, davalı-birleşen davada davacının ... tescil numaralı "... ...+Şekil" markasının davacı-birleşen davada davalı şirketlerin ortaklığı tarafından tescil başvurusu yapıldığı anlaşılan, ancak tescil edilemeyen ██████████ tescil başvuru numaralı "... ...+Şekil" markası ile şekil unsuru da dahil birebir aynı olduğu, markanın şekil unsuru ile birlikte davalı tarafından tesadüfen oluşturulmuş olmasının hayatın olağan akışına uygun olmadığı, marka tescilinin kötüniyetle yapıldığı, bu durumda Mahkemece asıl davada davalının markalarının davacıların öncelik hakkı ve kötüniyetli tescil nedeniyle hükümsüzlüğüne ve marka hükümsüzlüğü kararı geçmişe de etkili olduğundan, birleşen markaya tecavüz ve haksız rekabet davasının reddine karar verilmesinin yerinde olduğu anlaşılmakla, asıl davada davalı-birleşen davada davacı ... vekilinin de tüm istinaf taleplerinin reddine karar verilmiştir.
H Ü K Ü M
: Yukarıda açıklanan gerekçe ile:
1-6100 sayılı HMK.'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince asıl davada davacı-birleşen davada davalılar .... Ltd. Şirketi ve .... Ltd. Şirketi vekilinin yerinde görülmeyen istinaf istemlerinin ESASTAN REDDİNE,
Asıl davada davalı-birleşen davada davacı ... vekilinin istinaf başvurularının ESASTAN REDDİNE,
2-Asıl dava yönünden alınması gereken 732,00 TL maktu harçtan, peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40 TL eksik harcın asıl davada davacılardan alınarak Hazineye irat kaydına,
3-Asıl dava yönünden alınması gereken 732,00 TL maktu harçtan, peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40 TL eksik harcın asıl davada davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına,
4-Birleşen dava yönünden alınması gereken 732,00 TL maktu harçtan, peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40 TL eksik harcın birleşen davada davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına,
5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,
6-İstinaf yargılama giderleri olarak yalnız asıl davada davalı ... avansından çıkış yapıldığı anlaşılan 555,00 TL (posta-teb-müz) masrafının 1/2 oranında 277,50 asıl davada davacılardan alınarak, asıl davada davalıya verilmesine,
7-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince yatıran tarafa iadesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda iş bu kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere █████/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!