Anahtar kelimeler: Kurdukları Kılındığını Ünvanlı Alımları Almaya Şahıs Olunduğu Limited Katip Hayatına

T.C. ADANA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINAT.C.ADANA3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİGEREKÇELİ KARARESAS NO
: ████████ EsasKARAR NO
: ████████HAKİM
: ...KATİP
: ...DAVACI
: ... - ......VEKİLİ
: Av. ... - ...DAVALI
: ... - ......VEKİLİ
: Av. ... - ...DAVA
: Tapu İptali Ve Tescil (Satın Almaya Dayalı)DAVA TARİHİ
: █████/2022KARAR TARİHİ
: █████/2023GEREKÇELİ KARARINYAZILMA TARİHİ
: ...Mahkememizde görülmekte olan Tapu İptali Ve Tescil (Satın Almaya Dayalı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,DAVA
:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; tarafların 1980 yılında şahıs işletmesi olarak başladıkları ticaret hayatına kurdukları "..." ünvanlı limited şirketiyle devam ettiklerini, hem şahıs hem de ticari şirket olunduğu sırada taşınmaz alımları dahil tüm dış işlemlerde davalı tarafın yetkili kılındığını, kurulan şirketin bulunduğu .../16 parsel içindeki tüm parselleri satın almaya karar veren tarafların aynı parsel içindeki ... Belediyesine ait hisse hariç, tüm parselleri adlarına eşit olarak satın aldıktan sonra yine eşit oranda pay sahibi olduklarını, satın alınan parsellerin "... limited şirketinin malvarlığına dahil olduğunu ancak aynı parsel içindeki 769,17 m²'lik belediye hissesinin henüz imar düzenlemesi bitmemesinden kaynaklı olarak bildirilen bedelin yatırılması durumunda düzenleme sonrası tapusunun verilmesi hususunda anlaşma sağlandığını, söz konusu bedelin şirket kasasından ödendiğini, taraflarca █████/2011 tarihinde yine eşit oranda ortak olmak şartıyla ikinci bir şirketin kurulduğunu, bir süre sonra tarafların ortaklığı sonlandırma kararı aldıklarını, ortaklığı sonlandırma kararı alan tarafların her iki şirketinde mevcut mal varlıklarını resen seçtikleri bilirkişilere tespitini yaptırdıktan sonra, ilk kurulan şirketin davacı tarafa sonradan kurulan ikinci şirketin ise davalı tarafa kaldığını, dava konusu anlaşmazlığın ortaklığın sonlandırılması sırasında imar düzenlemesinin bitmemesi sebebiyle tapusu alınamayan belediye hissesine ilişkin olduğunu, davalı tarafından belediyeye başvuru yapılarak tapuyu kendi adına aldığını, müvekkilinin bu durumdan haberinin sonradan olması üzerine davalıyı ihtarname ile uyardığını, davalı tarafın vekalet görevini kötüye kullanması sebebiyle davacının işletmesinin kurulu bulunduğu ana parsel içinde kalan .../16 parsel sayılı taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAP
:Davalı vekili █████/2022 tarihli cevap dilekçesinde özetle; davalı ve davacının kardeş olduğunu, uzun yıllar ortaklık yaptıklarını, tarafların ilk olarak 1981 yılında kurulan ... Adi Ortaklığı şeklinde ortak olduklarını, 2002 yılında ... Ltd. Şti. isimli yeni bir şirket daha kurulduğunu, ... Adi Ortaklığı 2011 yılında, ... Ltd.Şti. olduğunu, ... ve ... her iki şirkette eşit hisseye sahip olduğunu, petrol ürünleri kısmını müvekkilinin, tarım ürünleri kısmını davacının takip ve temsil ettiğini, tarafların 2012 yılında müşterek temsili kaldırılarak, bireysel temsile geçtiklerini, ... Ltd.Şti.'ne müvekkilinin, ... Ltd.Şti.'ye ise davacının yetkili olduğunu, fakat ortakların her türlü işlemi yapmaya yetkilidir diye karşılıklı vekalet verdiklerini, müvekkiline verilmiş ayrı ve özel bir yetki olmadığını, rutin şirket işleri için ortakların birbirlerine verdiği vekaletname olduğunu, müvekkilinin dava konusu Adana İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, ... ada, 16 parselde kayıtlı taşınmazı müvekkil şirketi temsilen değil, şahsı adına almak için belediyeye başvuru yaptığını, Adana İli, ... İlçesi, ... Beldesi Belediye (o dönemde belde belediyesi olduğunu), başkanlığının █████/2006 tarih ve 32 sayılı encümen kararı ile m² 13 YTL'den olmak üzere toplam 10.010 YTL bedelle müvekkiline satıldığını, dolasıyla müvekkil taşınmazın alımına dair başvuruya ait tüm iş ve işlemleri en başından beri şirketi temsilen değil, kendi adına yaptığını, bedelini de kendisinin ödediğini, müvekkili ile birlikte başka kişilere de aynı encümen kararıyla başka taşınmazla da satıldığını, tapu işlemlerinin yapılacağı sırada belediye yetkilileri taşınmazın üzerinde haciz olduğundan bu haliyle satmalarının ileri de sorun doğuracağını, borç ödendikten sonra satış verebileceklerini söyleyerek tapu vermediklerini, müvekkilinin uzun zaman beklediğini, ... Belde Belediyesi kapatılıp ... Belediyesine geçtikten sonra da müvekkilinin bir çok defa gittiğini, aynı nedenle tapuyu alamadığını, ... Belediyesi döneminde de müvekkil sürekli belediyeye gittiğini ve borçtan dolayı satış yapamayacaklarını söylediklerinden 2018 yılına kadar beklemek zorunda kaldığını, 2018 yılında belediye tarafından müvekkilinin arandığını, tapu devrini verebilecekleri söylendiğinden müvekkilinin de tapuyu aldığını, dava konusu taşınmazın devrinin alınmamasının nedeni davacının iddiasının aksine, imar düzenlemesi değil, taşınmaz üzerindeki hacizlerden dolayı olduğunu, tarafların ortaklığının 2017 yılına kadar geldiğini, bu tarihte taraflar ortaklığı her iki şirket yönünden de sonlandırmaya karar verdiklerini, taraflar noter huzurunda imzalanan Limited Şirket Hisse Devri Sözleşmesinden başka █████/2017 tarihinde Limited Şirket Hisselerinin devri ile ortaklıkların sonlandırılmasına yönelik sözleşme başlıklı özel bir sözleşme daha imzaladıklarını, bu özel sözleşme incelendiğinde tarafların ortağı oldukları şirketler, takas mahsup ve ödeme şekli, şirket hisselerinin karşılıklı devir şekli, dükkanın devri, devir öncesine ait şirket borçlarının ödeme şekli konularında özel hükümlere düzenleme yapıldığını, davalının uzun yıllardan beri ticaretle uğraştığını, bu konuda yeterli ticari ve beşeri tecrübeye sahip bir kişi olduğunu, bu sebeple davacının dava dilekçesinde bu taşınmazın varlığının kendisinden gizlendiğini söylemesi kabul edilemez olduğunu, ortaklığının sonlandırılmasına dair noter sözleşmeleri ve özel sözleşme incelendiğinde, dava konusu taşınmaz hakkında davacının iddialarını haklı çıkaracak özel ve genel hiçbir hükmün olmadığını, bu durumda davanın reddine karar vermek gerektiğini, mahkeme aksi kanaate olsa bile taşınmazın daha önce bir şekilde paylaşımının yapılmadığı kabul edilmesi gerektiğini, ortaklığın sonlandırılması sırasında taşınmazın paylaşımının yapılmadığı kabul edilerek taşınmazın ortaklara eşit olarak paylaştırılması gerektiğinden davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.DELİLLER VE GEREKÇE
:Dava, taşınmazın davalı adına tescilinin muvazaalı olup olmadığının ve taşınmazın davalının şirket yöneticisiyken şirket adına alınıp alınmadığı hususlarının tespitine ilişkindir.Dava ilk olarak Adana 13. Asliye Hukuk Mahkemesinde açılmış ve mahkemenin 2022/... E. 2022/... K. sayılı görevsizlik kararı üzerine mahkememize gönderildiği anlaşılmıştır.6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1. maddesinde her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işlerinin ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılacağı hüküm altına alınmış, maddenin (a) bendinde bu kanunda öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ile çekişmesiz yargı işlerinin ticari dava ve çekişmesiz yargı işi sayılacağı belirtilmiştir.6102 sıyılı TTK'nun yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden itibaren yasanın 5/3 maddesi gereği alsiye hukuk mahkemeleri ile asliye ticaret mahkemeleri arasındaki ilişki haline gelmiştir. Hukuk Mahkemeleri Kanunu'nun 1. Maddesi gereği göreve ilişkin kurallar kamu düzeni ile ilgili olup mahkemece kendiliğinden dikkate alınması gerekmektedir.TTK'nun 3. maddesi ise, "Bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir” hükmünü içermektedir.TTK'nun 4. Maddesinde; "Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın aynı maddenin alt bentlerinde düzenlenen istisnalardan birine dahil olması gerekmektedir.Diğer yandan TTK'nun 5. Maddesinde; "Aksine düzenleme bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine ve tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalara bakmakla görevlidir.Bir davanın ticari dava niteliğinde olabilmesi için her iki tarafın da tacir olması, uyuşmazlığın da tarafların ticari işletmelerinden kaynaklanması gerekmektedir.Adana 13. Asliye Hukuk Mahkemesinin görevsizlik kararında; davacı tarafından her ne kadar dava konusu taşınmazın davalı tarafından vekalet görevini kötüye kullanması sebebiyle davacının işletmesinin kurulu bulunduğu ana parsel içinde kalan .../16 parsel sayılı taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile adına tesciline karar verilmesi hususunda iş bu dava açılmış ise de söz konusu taşınmazın devir görüşmelerinin tarafların ortak olduğu limited şirket döneminde şirket hesabından alınan para ile şirket adına yapıldığı ve davalının söz konusu dönemde şirket adına düzenlenen vekaletnameyi kötüye kullandığının iddia edildiği, işbu dava; 6102 sayılı kanunun 644. maddesi uyarınca limited şirketlerde de uygulanması gereken TTK'nın 553. maddesindeki kurucuların, yönetim kurulu üyelerinin, yöneticilerin ve tasfiye memurlarının sorumluluğu kapsamında TTK'nun 4/(1)-a. maddesinde düzenlenen ticari dava niteliğinde olduğundan uyuşmazlığın Asliye Ticaret Mahkemesinde sonuçlandırılması gerektiği (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi, █████/2019 Tarih, █████████ Esas, ████████ Karar), görev hususunun kamu düzeninden olduğu ve yargılamanın her aşamasında incelenmesi gerektiği anlaşıldığından söz konusu talep hususunda 6100 sayılı kanunun 114/c ve 115/2 maddeleri uyarınca mahkememizin görevsizliğine karar verilmiştir.Somut olayda, her ne kadar dava dilekçesinde şirketteki hisse devrinden bahsedilmişse de, netice ve bölümünde taşınmazın tapu iptali ve tescili istendiği, bunun söz konusu şirket ile bir bağlantısının olmadığı dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu anlaşılmıştır.Yukarıda açıklanan nedenlerle uyuşmazlığın çözümünün genel mahkemelerde olduğu kanaatine varıldığından, göreve ilişkin dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine , mahkememizin görevsizliğine, görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğuna karar verilmesine gerek olsa da , açılan davanın açılan davanın Adana 13. Asliye Hukuk Mahkemesince istinafsız kesinleşen görevsizlik kararı ile mahkememize geldiği anlaşılmakla, işbu kararında istinafsız kesinleşmesi halinde merci tayini için Adana Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.KARAR
:1-Dava dilekçesinin görev yönünden reddine, Adana Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğuna,2-Adana 13. Asliye Hukuk Mahkemesi ile mahkememiz arasında olumsuz görev uyuşmazlığı meydana geldiğinden, Mahkememizin kararının istinaf edilmeksizin kesinleşmesi halinde dosyanın olumsuz görev uyuşmazlığının giderilmesi için Adana Bölge Adliye Mahkemesi' ne gönderilmesine,Dair, davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinden mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine verilecek dilekçe ile ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ nezdinde İSTİNAF YOLU açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.Katip ...¸e-imzalıdırHakim ...¸e-imzalıdır¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır