Anahtar kelimeler: Edimin Satım Akaryakıt Usd Şirkete İlamda Özetle İstanbul Karara Toplam

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: █████████
KARAR NO
: ████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ
: 16.12.2021
NUMARASI
: ████████ Esas - █████████ Karar
DAVA
: İtirazın İptali (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan)
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davacı tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında yıl içinde düzenlenen akaryakıt satım sözleşmeleri kapsamında müvekkilinin, davalı şirkete toplam 5.237.600,00 USD ödeme yaptığını, bulunduğunu, müvekkilinin yerine getirilen edimin karşılığında davalılarca müvekkiline emtia teslim edilmediğini, ayrıca yapılan ödemenin iade edilmediğini, sözleşmenin davalıların hilesi sonucu imzalandığını, davalıların ABD tarafından kendilerine limanlarda akaryakıt taşımak için yetki verildiğini ifade ettiklerini, ancak ABD resmi kurumlarından onaylı belge ibraz edilmediğini, yapılan araştırmada belgenin ABD resmi kurumlarına ait olmadığının belirlendiğini, bunun üzerine müvekkilince Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının █████████ soruşturma sayılı dosyasından suç duyurusunda bulunulduğunu, davalıların alınan ifadelerinde şikayet dilekçesinde belirtilen bedeli aldıklarını ve bunu geri ödeyeceklerini beyan ettiklerini, ancak bedelin geri ödenmediğini, bunun üzerine İstanbul 1.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/... D.İş sayılı dosyası ile ihtiyati haciz kararı alınarak, .... ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında icra takibi başlatıldığını ileri sürerek, davalıların itirazın iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; davalılara yapılan tebligatların usulsüz olduğunu, davalı ... ...'ın davalı şirketi Türkiye'de kurduğunu, müvekkilinin davacıyı kandırmadığını, davacının sözleşme öncesi davalı şirketi araştırmadığı ve .... Türkiye temsilcisi olmadığını fark etmeyerek dolandırıldığını iddiasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, müvekkilinin ticaret unvanından görüleceği üzere herhangi bir şirketin veya grubun Türkiye'deki temsilcisi olmadığını, bu durumun davacı tarafından da bilindiğini, davacının dolandırıcılık iddiasıyla haksız kazanç peşinde olduğunu, müvekkilinin savcılık aşamasında verdiği ifadeye delil olarak dayanıldığını, ancak bu beyanın genç yaştaki yeminli olmayan bir tercüman tarafından alındığını, taraflar arasındaki hukuki ihtilafın Türkçesi yeterli olmayan bir tercüman tarafından tercüme edilmesinin mümkün olmadığını, savcılık talebi ve sulh ceza hakimliği kararı ile müvekkilinin hesabına bloke konulduğunu ve hesaptaki paraların hiçbir yargılama yapılmadan davacıya ödendiğini, davacı şirket yetkilisinin savcılık aşamasında belirttiği üzere geminin Yemen açıklarında olduğunun müvekkillerince teyit edildiğini, bundan sonraki olaylardan müvekkilinin hiçbir sorumluluğu olmadığını, Yemen'de yaşanan iç savaş nedeniyle sevkiyat için davacının BM'den onay alınması ve UNVİM'den izin alınmasının gerektiğini, sahte olduğu iddia edilen belgelerin müvekkili tarafından verilmediğini ve bu belgelerin davacının eline nasıl geçtiğinin anlaşılamadığını, alıcı firmanın malları BM kontrolünde olmayan bir noktada boşaltmak istediğini, ancak gemi kaptanının can güvenlikliği olmadığı gerekçesiyle bunu kabul etmediğini, taşıyıcı firmanın yükü uzun süre teslim edemediğinden dolayı yükün nerede olduğu, satılıp satılmadığı veya kime satıldığının müvekkilince de bilinmediğini, davacının malları zamanında almaması sebebiyle yüksek meblağlı demuraj bedeli ödemek zorunda kaldığını, ceza dosyası ile mağdur edilen ve haksızlığa uğrayan müvekkilinin zararlarının giderilmesi için kötü niyet tazminatına kararı verilmesi gerektiğini savunarak, davanın reddi ile kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Davalı tarafça: alıcı firmanın yakıtı, Birleşmiş Milletlerin kontrolünde olmayan bir noktada boşaltmak istediğini; alıcı firmanın malların boşaltılabilmesi için gereken belgelere ilişkin yasa dışı yollara başvurduğu; yakıtın kalitesine ilişkin faturalarda gerekli açıklamaların bulunduğu ...gibi iddialarda bulunmuş ise de taraflar arasında birden fazla akaryakıt sözleşmesi bulunduğu, bu sözleşmeler kapsamında davacı tarafından davalı şirkete toplam 5.237.600,00 USD ödemede bulunduğu ve de akaryakıtların teslim edilmediği ayrıca dava konusu bedellerin davacıya iade edilmediğinde taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaması nedeniyle birlikte davalı şirketin temsilcisi olan davalı ...'in savcılık ifadesindeki ve 16.01.2019 imza tarihli belge içeriği dikkate alındığında bu hususların yargılama konusu ihtilafa etki etmediği anlaşılmıştır. Dava konusu yakıtların bir başkasına satılmış olması ile birlikte demuraj iddiasına ilişkin mahsup talebi veya karşı dava da bulunmamakla bu hususa ilişkin bir tartışma yapılması da gerekmediği anlaşılmıştır. Davalı taraf ... fatura numaralı ödeme emri başlıklı yazıda herhangi güvenle limanı ibaresinin bulunduğunu beyan etse de; yakıtların bir başkasına satılmış olması ile birlikte demuraj iddiasına ilişkin mahsup talebi veya karşı dava da bulunmamakla dava konusu ödenen bedelin tamamen iadesi engeller nitelikte olmadığı anlaşılmıştır. Ceza dosyasında 5.237.000 USD'nin sanık (davalı) tarafından alındığı yazılı ise de bu hususun maddi hata olduğu, dekontlar ve 16.01.2019 imza tarihli belge içeriği ile sabit olduğu üzere bu miktarın 5.237.600 USD olduğu gibi davalı tarafça iade edilen miktarında 3.480.599,09 USD ve 350.800 USD sabit olduğunu olduğu anlaşılmıştır. Buna göre geri kalan alacak miktarı ve ispatlanan ihtiyati haciz masrafı ve işleyecek faiz oranı açısından davanın kabulüyle ihtarname tebliğ evrakı bulunmamakla ve sözleşmeler ile mutabakat belgesinde kesin vade bulunmamakla işlemiş faiz miktarına itirazın reddine karar verilmiştir. İcra inkar tazminatı yönünden; dava konusu alacağının önceden belirlenebilirlik, bilinebilirlik, hesap edilebilirlik vasfı ve dolayısıyla likit alacak niteliği taşıdığı, bu haliyle İİK'nın 67. maddesindeki koşullar gerçekleştiği görülmekle, takip tarihindeki kur üzerinden davacının icra inkar tazminatı kabulü ile, alacağın % 20'si oranında icra inkar tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesi..." gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüyle Davalıların .... İcra Müdürlüğünün ... sayılı takip dosyasında 1.357.000 USD asıl alacak, 104.000,75 USD alacak, 606 TL ihtiyati haciz masrafı tutarına yaptıkları itirazın ve de işleyecek faiz oranına itirazlarının iptaline, Fazlaya ilişkin istemin reddine, 7.260.897,98 TL'nin % 20'si olan 1.452.179,59 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, kısmi net nedeniyle kötü niyet ispatlanamadığından kötü niyet tazminatı talebinin reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı ve davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Taraflar arasında değişik zamanlarda, birden fazla kez konusu akaryakıt olan sözleşmeler düzenlendiğini, bu sözleşmeler kapsamında müvekkilinin davalılara toplam 5.237.600,00 USD ödeme yaptığını, ancak bunun karşılığında davalıların mal teslim etmediğini, ödenen bedelleri de iade etmediklerini, müvekkilinin, davalıların hilesi ile sözleşme imzaladığını, davalıların limanlarda akaryakıt taşımak için ABD tarafından kendilerine yetki verildiğini ifade ederek ABD kurumlarından onaylı belge ibraz ettiklerini, ancak bu belgenin ABD resmi kurumuna ait olmadığının mail cevaplarından anlaşıldığını, bunun üzerine müvekkilince Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının █████████ Soruşturma sayılı dosyasında suç duyurusunda bulunulduğunu, davalıların alınan ifadelerinde müvekkilden alınan bedelin iade edileceğini kabul ettiklerini, paranın müvekkiline iadesi için sulh ceza hakiminden talepte bulunulduğunu ve bir kısım paranın blokeli hesaptan alındığını, olaya ilişkin olarak Bakırköy 10. Ağır Ceza Mahkemesinin █████████ Esas sayılı dosyasında dava açıldığını, Taraflar arasında yapılan sözleşmenin ifa edilemeyeceğinin anlaşılması ile davalı şirketin yetkilisi olan diğer davalı ile görüşüldüğünü ve davalı gerçek kişinin kişisel olarak sorumluluğu kabul ettiği ve ödemelerin en kısa zamanda ödeme yapılacağına yönelik mutabakat sunduğunu, bu nedenle davalılar aleyhine .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında takip başlatıldığını itiraz üzerine eldeki davanın açıldığını,
Mahkemece işlemiş faize yönelik talebin reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, müvekkilince 23.01.2019 tarihinde şirket yetkilisi hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu, suç duyurusunun ardından 30.012019 tarihinde davalı şirket yetkilisinin şüpheli olarak ifadesi alındığını, bedelin iade tarihi hakkında taraflar arasında yapılan mutabakat metninde herhangi bir tarih belirtilmemiş ise de müvekkil tarafından savcılığa suç duyurusunda bulunulduğu andan itibaren paranın iadesinin talep edildiğinin açık olduğunu, bu nedenle borcun muaccel olduğunu ve muaccel olan borç için muacceliyet tarihinden itibaren faiz işleyeceğini, borcun muaccel süreye bağlanmaması halinde TBK'nın 90.maddesine göre, borcun yerine getirilmesi taraflarca veya yasa ile bir süreye bağlanmamışsa veya niteliği itibariyle bir süreyi gerektirmiyorsa borcun ifasının derhal istenebileceğini ve borcun hemen ifa edilebileceğini, böylece bir vadenin söz konusu olmadığı hallerde, borcun doğumuyla birlikte borcun muaccel olduğunu ve alacaklının borcun ifasını isteyebileceğini, gerektiğinde dava açarak borçluyu zorlayabileceğini, müvekkilinin iadeyi sözleşmenin başından beri istediğini, müvekkilinin savcılık ifadesi de açıkça borcun ifasını davalılardan istediğini, bu nedenle borcun artık muaccel hale geldiğini ve faiz talebinin savcılığa yapılan suç duyurusundan itibaren başlayacağını, faiz talebi için ihtarname gönderilmesinin şart olmadığını, bu nedenle faiz talebinin kabulü gerektiğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne, karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava, taraflar arasında düzenlenen satım sözleşmesi kapsamında davacının ödediği satım bedelinin iadesi amacıyla başlatılan icra takibine yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne, karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Dava sonucu mahkemece verilen gerekçeli kararın tebliği üzerine davacı ve davalılar vekilinin ayrı ayrı istinaf başvurusunda bulunduğu görülmüştür. Mahkemece davalılar vekiline eksik olan istinaf başvuru ve karar harcının yatırılması için 11.05.2022 tarihli muhtıra gönderilmiş ve muhtıra davalılar vekili Av....'nın, davalı şirket adına vekalet sunması ve eksik harcın yatırılması istenmiştir. 18.05.2022 tarihinde muhtıranın tebliğine rağmen davalı gerçek kişi vekilinin harç yatırmadığı ve davalı şirketin vekaletini sunmadığı anlaşıldığından, mahkemece 07.06.2022 tarihli ek kararla davalı gerçek kişinin istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verilmiştir. Bu karar davalı vekilli Av. ...'ya 14.06.2026 tarihinde tebliğ edilmiş ve davalı gerçek kişi vekilince bu karara yönelik istinaf başvurusunda bulunulmamıştır. Davalı şirkete mahkemenin gerekçeli kararı 17.12.2021 tarihinde, davacı vekilinin istinaf başvurusunun ise 10.05.2022 tarihinde ... aracılığıyla tebliğ edilmiş ve davalı şirketçe istinaf başvurusunda bulunulmamıştır. Bu nedenle sadece davacının istinaf başvurusu, istinaf sebepleri ve kamu düzeni yönünden incelenmiştir. Taraflar arasında düzenlenen satım sözleşmesi kapsamında davacının, davalılara ödeme yaptığı sabittir. Uyuşmazlık yapılan ödeme karşılığı davalıların mal veya hizmet teslim edip etmediği noktasındadır. Dava dilekçesine ekli satım sözleşmesine göre davalılar, davacıya akaryakıt satacaklardır. 24.10.2018 tarihli ağır yakıt satış ve ithalat sözleşmesinde tarafların yükümlülükleri belirlenmiş ve davacı bu kapsamda davalılara ödeme yapmıştır. Dava dilekçesinin ekinde sunulan gümrük belgeleri ve davalı gerçek kişinin 17.01.2019 tarihli beyanından ödenen miktarın iade edileceği belirtilmiştir. Bedelin iade edilmemesi üzerine davacı tarafından suç duyurusunda bulunulmuş ve Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının █████████ sayılı dosyasında soruşturma yapılmıştır. Soruşturma dosyasında davalı ... tarafından verilen 30.01.2019 tarihli beyanında, şikayetçinin Yemen'e yapılan ticaretlere aracılık yaptığını, davalıdan mazot alarak Yemen'deki şirketlere sattığını şikayette belirtilen paranın kendisine banka yoluyla gönderildiğini, bunun karşılığında Yemen'deki şirkete mal teslim etmesi gerektiğini, ancak savaş nedeniyle geminin limana gönderilemediğini, alınan paranın 400.000 Usd'sini iade ettiğini, kalan miktarı da iade etmek istediğini ancak hesabına bloke konulduğunu beyan ettiği görülmüştür. Soruşturma aşamasında Bakırköy 7. Sulh Ceza Mahkemesinin 12.02.2019 tarihli, 2019/... D.iş sayılı kararı ile el konulan paranın onanmasına, paranın müsadere edilemeyecek olması nedeniyle blokenin kaldırılmasına hesapta bulunan para üzerine konulan blokenin devamına karar verilmiştir. Bakırköy 10. Ağır Ceza Mahkemesinin ████████ Esas sayılı dosyasında yapılan yargılama sonucu verilen 29.09.2020 tarihli karar ile sanık ...'ın dolandırıcılık suçundan beraatine karar verilmiştir. İstinaf konusu uyuşmazlık bakımından paranın gönderildiği ve emtianın teslim edilmediği anlaşılmaktadır. Bu husus esasında istinaf konusu da değildir. İstinaf konusu sadece mahkemece reddedilen takip öncesi işlemiş faiz alacağının da tahsili gerekip gerekmediği hususudur. Davacı, Cumhuriyet savcılığına başvurması ile birlikte alacağın muaccel olduğunu ve faiz işletilmesi gerektiğini ileri sürmektedir. .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında, davacı tarafından davalılar aleyhine başlatılan takipte asıl alacak ve işlemiş faiz talep edilmiştir. Mahkemece işlemiş faiz yönünden takip öncesi temerrüt oluşmadığından, bu talep reddedilmiştir. Davacı, dava öncesi Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığına 23.01.2019 tarihinden sonra yapılan şikayetten sonra TBK'nın 90. maddesine göre faiz talep edilebileceği ileri sürülmüştür. Anılan hükümde ifa zamanı düzenlenmiş olup, ifa zamanının taraflarca kararlaştırılmaması veya hukuki ilişkinin özelliğinden anlaşılmadıkça her borç doğumu anında muaccel olur düzenlemesi bulunmaktadır. Satım sözleşmesi ani edimli sözleşmelerden olup, TBK'nın 207.maddesine göre tarafların edimlerini aynı anda ifa etmeleri asıldır. Ancak somut olayda davacının avans ödemesi yaptığı, davalının mal teslim etmediği anlaşılmaktadır. Bu durumda satıcının aldığı avansı iadesi gerekir. İadesi gereken miktarın, iade edileceğine ilişkin mutabakatta veya sözleşmede bir tarih öngörülmemiştir. Yukarıda değinilen TBK'nın 90. maddesi muacceliyete ilişkindir. Muacceliyet bir borcun istenebileceğini iade etmektedir. Faiz ise temerrüde bağlı bir olgudur. TBK'nın 117. maddesine göre muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarı ile temerrüde düşer. Somut olayda herhangi bir temerrüt ihtarı bulunmamaktadır. Anılan maddenin 2.fıkrası gereğince de borcun ifa edileceği gün birlikte belirlenmemiş veya sözleşmede saklı tutulan bir hakka dayalı olarak davacı tarafından belirtilmemiştir. Bu nedenle sözleşmeden kaynaklanan alacağın takip tarihi itibariyle muaccel hale geldiği anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece şikayet takip tarihinden itibaren faize hükmedilmesi yerinde olduğundan, davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, davacı vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkemesinin kararında ve gerekçesinde yasaya ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,
2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 651,30 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafça yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Gerekçeli kararın Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;
HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 30.04.2026 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!