Anahtar kelimeler: Sektöründe Tekstil İstemli Sınıflarda Alanda Sinaî Fikri Kurulduğu Gösterdiğini Altı

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ16. HUKUK DAİRESİT Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IDOSYA NO
: ███████ EsasKARAR NO
: ████████İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: BAKIRKÖY 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİTARİHİ
: █████/2024NUMARASI
: ████████ Esas, ████████ KararDAVANIN KONUSU
: Marka (Tecavüzün Giderilmesi İstemli)KARAR TARİHİ
: █████/2026İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:DAVA
:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin tekstil sektöründe faaliyet gösterdiğini, kurulduğu yıl olan 2014 yılında ilk marka tescilini aldığını, müvekkiline ait altı adet marka tescili bulunduğunu, müvekkili şirket ile aynı alanda faaliyet gösteren davalı tarafın ... başvuru numarası ile 25 ve 35 . Sınıflarda "... ... ..." şeklinde tescil ettirmiş olduğu markada "..." ibaresini ön plana çıkararak "... ... ..." vb. Şekillerde kullandığının tespit edildiğini, davalı yanın kullanımının müvekkiline ait markalar ile iltibas yaratacak şekilde olduğunu, haksız rekabet içerdiğini, markadan doğan haklarına tecavüz olduğunu, bu nedenlerle davalının müvekkilinin markadan doğan haklarına tecavüz teşkil ettiğinin tespiti , men'i ve ref'ine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAP
:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili firmanın, marka tescil belgesi, instagram adresleri ve internet sitesi üzerinden görülebileceği üzere sadece "..." üzerine faaliyet gösteren bir firma olduğunu, davacı ile farklı sektörde faaliyet gösterdiğini, müvekkil markası ile davacı markasının tamamen farklılık arz ettiğini, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
:Bakırköy 1. Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin ████████ Esas ████████ Karar 24.10.2024 Tarihli kararında;"...Dosya kapsamı deliller, TPMK kayıtları, taraf iddia ve savunmaları ile bilirkişi raporu ve ek raporu birlikte değerlendirildiğinde; davacının Türk Patent nezdinde ... no ile tescilli “elissastampa”, ... no ile tescilli “şekil+...”, ... no ile tescilli ““şekil+ ... ... “, ... no ile tescilli “ ... ...” , ... no ile tescilli “... ...” ve ... no ile tescilli “...” markalarının tescilli hak sahibi olduğu, markaların 25 ve 35. sınıfların da dahil olduğu sınıflarda tescilli olduğu, ... tescil nolu "... ... ..." ibareli markanın ise 25 ve 35. Sınıflarda davalı adına tescilli olduğu, davalının marka başvurusunun █████/2018 tarihli olup, █████/2018 tarihinde tescil edildiği ve █████/2019 tarihinde bültende yayınlandığı, davacının █████/2022 tarihinde ihtarname çekerek eldeki davayı ise █████/2023 tarihinde açtığı anlaşılmıştır. Buna göre, davacının öğrenme tarihinin en erken markanın bültende yayınlandığı tarih olduğu değerlendirildiğinde, davanın beş yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı sonuç ve kanaatine varılmıştır. Sonraki tarihli davalı markası düz yazı şeklinde "... ... ..." şeklinde iken , dosyaya ibraz edilen ve bilirkişi raporunda görsellerine yer verilen fiili kullanımının markanın diğer kelimeleri görülmeyecek derecede küçük yazılıp "..." şeklinde fiili kullanımda bulunduğu, iş yeri tabelasının ise sadece "..." ibaresini taşıdığı, marka tescili yanında davacının "..." ibaresini 2014 yılından beri ticaret unvanının çekirdek unsurundaki kılavuz unsuru olarak da kullandığı, SMK 155 maddesi uyarınca sonraki tarihli marka tescili önceki tarihli markaya karşı savunma olarak ileri sürülmesi mümkün olmadığı gibi, davalının kendi tescilinden farklı olarak davacı markası ve ticaret unvanı ile iltibas oluşturacak şekilde davacının markasının esas unsuru olan "..." ibaresi ile iltibas yaratır şekilde "..." ibaresini kullandığı görülmekle, davanın kabulü gerekmiştir. Bilirkişi ek raporunda davacının 25. Sınıfta kullanımı olmadığı yönünde görüş belirtilmiş ise de, dosyaya ibraz edilen görseller ve markanın ciddi şekilde kullanıldığı görüldüğü gibi, davalı tarafça süresinde kullanmama def'i de ileri sürülmediğinden bu görüşe itibar edilmemiştir. Bu itibarla davanın kabulüne dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;1-Davacının davasının KABULÜNE, davalının "..." ibaresini ön plana çıkarır şekilde internet ortamında ve işletmesinin tabelalarında diğer ticari evraklarında ticari etki doğuracak şekilde kullanımının davacının önceki tarihli "..." esas unsurlu markalardan doğan haklarına tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, bu tecavüzün men'ine ve ref'ine,..." karar verilmiştir.İSTİNAF İSTEMİ
:Davalı vekili istinaf dilekçesinde; Davalı Müvvekkili firmanın, 01.06.2018 Başvuru Tarihli; “... ... ...” markası ile; Türk Patent ve Marka Kurumu (TPMK) nezdinde 23.11.2018 Tarihinde, ... Marka numarası ile, 25 ve 35 nice sınıflarında müvekkil firma adına tescil edildiğini, müvekkili adına tescilli markası ile; sadece "..." konsepti üzerine faaliyette bulunduğunu, davaya konu edilen markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığını, bütüncül olarak değerlendirme yapılması gerektiğini, davacı markanın orta düzeydeki tüketici tarafından davalı marka ile benzer olarak algılanması ve karıştırılma ihtimalinin doğması mümkün olmadığını, anlam, şekil, fonetik ve bıraktıkları genel izlenim (toplu intiba) yönünden benzer olmadığı, Müvekkili markasının, yeşil zemin üzerinde siyah çerçeveli renkte, değişik fontta, tek "S" harfi ile “ ... ... ...” ibaresini içeren kelime markası olduğunu, başkaca şekil ya da renk unsuru ihtiva etmediğini; davacı markasının ise; turuncu zemin üzerinde, çerçevesi olmayan şekilde beyaz büyük farflerle, davalı markasından tamamen farklı bir yazı stilinde oluşturulmuş, "... ..." ibarelerini içeren kelime markaları olduğunu, başkaca şekil ya da renk unsuru ihtiva etmediklerini, davacı markasının ortak unsur olduğu ifade edilen “...” ibaresine ilave olarak harf, hece ya da kelime unsurları barındırdığını, “... ...” ibarelerinin kavramsal bütünlük arz eden ve bu bütünlük çerçevesinde algılanan, kavramsal olarak farklılık arz eden ibareler olduğunu, hece, kelime sayısı ve dizilimi itibariyle okunuşlarının farklı olduğunu ve işitsel olarak da davalı markasının, davacı markasından farklılık arz ettiğini; genel izlenim itibariyle yeterli düzeyde ayırt edici niteliği haiz olduğunu ve karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını,tüm bunların dışında, hakkın kötüye kullanılması yasağı çerçevesinde, bir markanın kullanıldığını bildiği halde, uzun süredir bu duruma ses çıkarmayan gerçek hak sahibinin aynı markayı kullanmasına engel olamayacağının öğreti ve yüksek mahkeme içtihatları ile istikrar kazandığını, müvekkil markasının "..." üzerinde faaliyette bulunduğunu, davacının markası ise "kumaş" alış-satış üzerine faaliyette bulunduğunu, faaliyet alanlarının farklı olduğunu, markaların alıcı ve satıcıları farklı olduğu gibi satış yerleri de farklı olduğunu, davacı tarafın instagram sayfası takipçi sayısının 1037 (bin otuz yedi) adet takipçisi bulunduğunu,davalı instagram sayfasının takipçi sayısı ise; 63.500'ün üzerinde olduğunu, davalının, davacı tarafa nazaran çok daha fazla bilinirliğe sahip olduğunu beyanla ilk derece mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.GEREKÇE
:Dava, markaya tecavüzün tespiti, men'i ile ref'i istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Karara karşı, davalı vekili yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davalının ... tescil numaralı "... ... ..." ibareli markasının 25 ve 35. Sınıflarda tescilli olduğu, davacının 25. Ve 35. Sınıfları da içeren ... numara ile tescilli “elissastampa”, ... numara ile tescilli “...+şekil”, ... numara ile tescilli “... ... +şekil“, ... numara ile tescilli “ ... ...” , ... numara ile tescilli “... ...” ve ... numara ile tescilli “...” ibareli markaları bulunduğu görülmüştür.Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, yapılan bilirkişi incelemesi ile; davalının sonraki tarihli düz yazı şeklinde oluşturulan "... ... ..." ibareli markasının fiili kullanımının, markanın diğer kelimeleri görülmeyecek derecede küçük yazılıp "..." ibaresini ön plana çıkaracak şekilde, markanın tescil edildiği şeklinden farklı olarak gerçekleştiği, davalının iş yeri tabelasında da sadece "..." ibaresini kullandığı, davacının önceki tarihli marka tescili yanında "..." ibaresini 2014 yılından beri ticaret ünvanının çekirdek unsurundaki kılavuz unsuru olarak da kullandığı, davalının "..." ibaresini ön plana çıkaran markasal kullanımlarının davacı marka ve ticaret unvanı ile iltibas oluşturduğunun tespit edilmesi karşısında, SMK 155 maddesi uyarınca sonraki tarihli marka tescili önceki tarihli markaya karşı savunma olarak ileri sürülmeyeceğinden, davanın kabulüne dair ilk derece mahkeme kararı yerinde olup, davalı vekilinin istinaf isteminin esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davalı vekilinin istinaf isteminin HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Alınması gereken 732,00-TL harçtan, peşin alınan 427,60TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,3-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Davacının gider avansından kullanıldığı anlaşılan 10TL istinaf masrafının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,5-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,6-Artan gider avanslarının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince taraflara iadesine,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nun 361.maddesi uyarınca tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.█████/2026