Anahtar kelimeler: Gidince Şahısa Kurduklarını Evraktan Kıymetli Söyleyerek Hisselerini Beraber Senet Kötü

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ16. HUKUK DAİRESİT Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IDOSYA NO
: ███████ EsasKARAR NO
: ████████İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ
: █████/2024NUMARASI
: ████████ Esas, ████████ KararDAVANIN KONUSU
: Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)KARAR TARİHİ
: █████/2026İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:DAVA
:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; .... Ltd. Şti. ni 2011 yılında ... ile beraber kurduklarını, şirketin işleri kötü gidince 2016 yılında şirketin hisselerini ... isimli bir şahısa devir ettiklerini, şirket ortaklarımdan ... (T.C. ...) şirketin vergi dairesine borçları olduğunu ve kendisine de borcu olduğunu söyleyerek senet istediğini, kendisinin de şirkette herhangi bir borcu var ise üstleneceğini söyleyerek kendisine teminat olarak boş senet verdiğini, sonrasında şirkete ait borçları kredi kartından ödediğini, ancak senetin tarafına verilmediğini, 2018 yılında boş olarak ...'a verdiği senedin tarih, miktar, ve alacaklı kısmı doldurularak ... isimli bir şahıs tarafından icraya verildiğini öğrendiğini, kefil olarak da ...'ın gösterildiğini, ... isimli şahsı tanımadığını, bu şahısla herhangi bir alacak verecek ya da ticaretinin de olmadığını, ...'a güvenerek teminat olarak verdiği imzalı boş senedi ... isimli şahsın ismini azarak bu şahsın kendisini borçlandırdığını ileri sürerek davalıya borcu olmadığının tespitine, masrafların karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAP
:Davalı vekili İstanbul 24. Asliye Hukuk Mahkemesine sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili ile inşaat mühendisi olan ... inşaat işi için anlaştıklarını, ancak ...'ın anlaşmalarına aykırı davrandığını, edimlerini yerine getirmediğini, bunun üzerine müvekkiline olan borçlarından dolayı bu senedi müvekkiline verdiğini, bu senedin müvekkiline kendi alacakları nedeni ile ciro edildiğini, kambiyo senetlerinin soyutluğu ilkesi uyarınca alacaklı borç ilişkisini kanıtlamak zorunda olmadığını, sadece senede dayanarak ifa talep edebileceğini, bahse konu temel ilişkinin geçerliliğinin ispat yükünün borçluda olduğunu beyan ederek davanın reddine, borcun ödenmemesinde kötü niyetli olan davacının alacağın %20 sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatı ödemesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
:İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 18.09.2024 Tarih ████████ Esas ████████ Kararı;"... Takibe konu bono incelendiğinde; Türk Ticaret Kanunu’nun 766.ncı maddesi hükmünde öngörülen zorunlu unsurları içerdiği ve dolayısıyla kambiyo senedi niteliğinde olduğu görülmüştür. Takibe konu senedin 6102 sayılı TTK'nun aradığı şartları taşıyan, usulüne uygun düzenlenmiş kambiyo senedi olduğu, davacı tarafça her ne kadar senedin dava dışı ...'a güvenilerek teminat amaçlı olarak boş imzalı olarak verildiği iddia edilmiş ise de, kambiyo senetlerinin illetten mücerret olması nedeniyle iddialarını aynı kuvvet ve mahiyetteki delillerle kanıtlanması gerektiği ancak davacı tarafın senedin boş olarak verildiği, anlaşmaya aykırı doldurulduğu, teminat maksatlı düzenlendiği, davalıya borçlu olmadığı yönündeki iddialarını ispat edemediği görülmüştür. Davacı taraf dava dilekçesinde deliller kısmında tanık deliline dayanmamıştır. Tanık deliline dayanılmadığından tanıklar dinlenilse bile hükme esas alınamaz. Açıklanan nedenlerle dava tanık delili ile ispat edilemeyeceğinden ve tanık deliline dayanılmadığından dinlenen tanık beyanı hükme esas alınmamıştır. Davalı taraf tazminat talebinde bulunmuş ise de, davacının kötü niyetli olduğu kesin olarak tespit ve ispat edilemediğinden tazminat isteminin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİNE,..." karar verilmiştir.İSTİNAF İSTEMİ
:Davacı vekili istinaf dilekçesinde; Kötüniyetli ve hukuka aykırı olarak doldurulan senedin, kambiyo vasfına haiz olmadığını, 6102 Sayılı TTK'nın 776/1-f maddesi gereğince bonoda düzenlenme yerinin yazılı olması zorunlu olduğunu, Dava konu senet incelendiğinde düzenleme yerinin yazılmadığını, dolayısıyla kambiyo senedi vasfı bulunmayan senet dayanak gösterilerek ikame edilen takibin iptaline yerel mahkemece re'sen karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile tesis edilen kararın kaldırılması gerektiği, davalı ... LTD ŞTİ yetkilisinin lehdar olarak göründüğü senedin kambiyo senedi olarak icra takibinin yapılması dahi hukuken mümkün olmadığını, davalı alacağını ispat edemediğini huzurdaki davada ispat yükü davalı- alacaklı üzerinde olduğunu, davalı 17.01.2022 tarihli cevap dilekçesinde; " müvekkilimiz ile inşaat mühendisi olan ... inşaat işi için anlaşmışlardır. Ancak ..., anlaşmalarına aykırı davranmış, edimlerini yerine getirmemiştir. Bunun üzerine müvekkile olan borçlarından dolayı işbu senedi müvekkilimize vermiştir. İşbu senet müvekkilimize kendi alacakları nedeni ile ciro edilmiştir." şeklinde beyanlarda bulunarak davacının iddia ettiği şekilde senedin ...'a verildiğinin davalı tarafından da ikrar edildiğini, Davalı, akabinde temel ilişkiye dönerek inşaat işi için anlaştıklarını belirterek senedi hangi amaçla aldığını ifade ettiğini, yerel mahkemece ispat yükünün davalı alacaklıda bulunduğundan bahisle ... ile aralarında olan ticari ilişkinin detaylarını, hangi fatura ve belgeye göre alacaklı olduğunu, ticari defterlerinde yer alıp almadığı, basiretli bir tacir olan davalının lehdarı bulunmayan bir senedi hangi ticaret hukuku ilkesine göre aldığı, ...'ın hiç adının geçmediği senedi nasıl muhasebeleştirdiği, senedi ciro yaptığını ifade etmesine rağmen ...'ın senette isiminin dahi bulunmadığı, mezkur durumun davalı ... yetkilisi ...'ın yükümlü olduğu basiretli işadamı gibi hareket etmeye uygun bir davranış olup olmadığı, senet düzenleme tarihi itibariyle lüx bir otomobil bedeli yahut ortalama bir taşınmaz (2+1 3+1 daire) bedeli kadar miktarı hangi amaçla verildiğinin araştırılması; neticeten ispat yükü üzerinde bulunan davalının, alacağını ispat edememesi nedeniyle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile tesis nedeniyle yerel mahkeme kararının kaldırılması gerektiğini, Alacaklının başka bir iddiası varsa, diğer bir deyişle alacağının bir alacak borç ilişkisine dayandığını iddia ediyorsa bunu ispatlamak yükümlülüğünde olduğunu, ispat yükü uhdesinde bulunan davalı/alacaklının borcun var olduğunu, alacak - borç ilişkisi veya başkaca adi ve ticari ilişkiyi, basiretli bir tacir gibi fatura ve belgeleriyle tevsik etmesi gerektiğine dair yükümlülüklerine yönelik iddialarımızı tevsik eder mahiyette olduğunu, " şeklinde olup senedi inşaat işi için ...'dan aldığını beyan eden ancak ...'ın adının dahi yer almadığı senedi ciro yoluyla aldığını beyan eden ... LTD ŞTİ yetkilisi davalı alacaklı söz konusu alacağını ispat edemediğini, Yerel mahkemece bu yönde inceleme, irdeleme ve araştırma yapılmamak suretiyle tesis edilen kararın adil yargılanma ilkesine ve hak arama hürriyetine aykırılık teşkil etmiş olduğunu, Senedi "inşaat işi aldığını" beyan eden davalının teminat dahi talep etmeden yüksek meblağlı parayı nakden davacıya vermiş olduğu iddiasının hayatın olağan akışına da aykırı olduğunu, her iki tarafın da İKRAR ettiği (davacının senedi ...' a verdiği, davalının ise senedi ...' dan aldığı hk.) sabit olan kişinin beyanının davanın aydınlanmasına hizmet edeceği açık olmasına rağmen ara karardan dönülmesinin açık hukuka aykırılık teşkil ettiğini, Bununla birlikte görevsizlik kararı dosyayı ele alan yerel mahkeme ████████ E. Sayılı dosyada; 25.03.2022 tarihli yeni tensip tutanağı tesis ederek; 1- Davanın niteliği nazara alınarak, yargılamanın 7101 Sayılı Kanununun 61. maddesiuyarınca basit yargılama usulü ile yapılmasına, şeklinde kararda belirtmiş olsa da; "Ticari davalarda da deliller ile bunların sunulması 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerine tabidir; miktar veya değeri yüz bin Türk lirasını geçmeyen ticari davalarda basit yargılama usulü uygulanır.” hükmünü amir 150.000TL senet bedeline havi yerel mahkeme dosyasının yazılı yargılama usulüne tabi olacağı kuşkusuz olduğunu, buna rağmen yukarıdaki tensip tutanağını 13.04.2022 tarihinde tebliğ alan davacının 21.04.2022 tarihinde dilekçe sunarak delillerini ibraz ettiğini, Tıpkı ... gibi konuya vakıf durumda bulunan kefil Emre YILMAZ'ın dinlenilmesini talep edildiğini, 14.06.2023 tarihli celsede dinlenen ... iddialarını destekler mahiyette beyanlarda bulunduğunu beyanla ilk derece mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.GEREKÇE
:Dava, menfi tespit talebine ilişkindir.İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, davanın reddine karar verilmiştir.Karar, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davacı vekili dava dilekçesinde, davaya konu bononun dava dışı "..." a güvenerek "BOŞ" ve "TEMİNAT" olarak davacı tarafından imzalanmak suretiyle verildiği ileri sürülmüş, davalı cevap dilekçesinde dava dışı ... ile inşaat işi için anlaştıklarını, bononun davalıya borç sebebiyle verildiğini, kambiyo senetlerinin sebepten mücerret olduğunu savunmuştur.Bononun boş olarak düzenlenmesi mümkün olup, tedavüle sokulduğu sırada zorunlu unsurlarının tamamlanması yeterli olduğundan, lehtar kısmı boş olarak düzenlenen bonoyu alan kişi lehdar hanesine kendi ismini yazabileceği gibi kendisinin borçlu olduğu başkasının ismini yazarak da bonoyu fiilen devretmesi mümkündür. Bonodan doğan haklar bonoyu elinde bulundurana aittir. Davacı, davalı hamile karşı ancak TTK'nun 687. maddesinde yazılı koşullarla def'ilerini ileri sürebilecek olup, ispat külfeti davacı üzerindedir. Davacının öncelikle bonoyu verdiği kişiye borçlu olmadığını, davalı hamilin bildiğini ve ayrıca bonoyu iktisap ederken bile bile davacı borçlu zararına hareket ettiğini ispat etmesi gerekir.Bu nedenle, davaya konu bono sureti incelendiğinde üzerinde "teminat" olduğuna dair bir kaydın bulunmadığı, boş ve teminat olarak verildiği iddia edilen bonunun anlaşmaya aykırı şekilde doldurulduğuna ve davalının bonoyu iktisap ederken bile bile davacı borçlu zararına hareket ettiğine ilişkin dosya kapsamında ispata elverişli delil bulunmadığı, ispat külfeti üzerinde olan davacının yemin deliline de dayanmadığı, TTK 777/4 madde uyarınca düzenlenme yeri ihtiva etmeyen bonoda borçlu imzası yanında yer alan yer ismi düzenleme yeri sayılacağından, davaya konu bononun TTK 766. maddesi hükmünde öngörülen zorunlu unsurları içerdiği ve dolayısıyla kambiyo senedi niteliğinde olduğu görülmekle ilk derece mahkeme kararı yerinde olup, davacı vekilinin istinaf talebinin reddi gerekmiştir.HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davacı vekilinin istinaf isteminin HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Alınması gereken 732,00-TL harçtan, peşin alınan 427,60TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,3-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,5-Artan gider avanslarının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince taraflara iadesine,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nun 361.maddesi uyarınca tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.█████/2026