Anahtar kelimeler: Adeta Tpmk Sektörlerinde Unvanına Firmanın İbareli Sinaî Fikri Gayrimenkul Ettirdiğini

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DOSYA NO
: ███████ Esas
KARAR NO
: ████████
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: BAKIRKÖY 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ
: █████/2024
NUMARASI
: ████████ Esas, ████████ Karar
DAVANIN KONUSU
: Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ
: █████/2026
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
DAVA
:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; gayrimenkul ve inşaat sektörlerinde faaliyet gösteren müvekkili şirketin "..." markalarını TPMK nezdinde tescil ettirdiğini, davalı tarafın müvekkilinin tescilli "..." ibareli markasını ticaret unvanına tecavüz teşkil edilecek şekilde kullanıldığını, davalı firmanın adeta müvekkili ile bağlantılı bir firmaymış izlenimi bıraktığını, söz konusu hususların sonlandırılması için müvekkili tarafından davalıya ihtarname keşide edildiğini ancak davalının söz konusu eylemlerine devam ettiğini, neticede müvekkilinin markadan doğan haklarının ihlal edildiğini iddia ederek, müvekkili adına tescilli markalara yönelik tecavüz ve haksız rekabetin tespitini, men'ini, ref'ini ve davalı unvanından "..." ibaresinin terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı ile müvekkili şirketin isimleri incelendiğinde biribirinden bir çok yönden farklı olduğu görülmekte hatta biri anonim şirket birinin ise limited şirket olduğunu, iki şirketin faaliyet alanları da “inşaat” dışında biri birini tutmadığını ve farklı olduğunu, tüketicinin davacının farkında bile olmadığını, ve davacını bu kadar yaygın olan “...” ismi üzerinde tekel kulanım hakkı talep ettiğini, müvekkili şirket asıl iş olarak hafriyat işi ile iştigal ettiğini ve bütün iş makineleri ve kamyonlarında kısaltma olarak “ Hasaoğulları Hafriyat” yer aldığını, bilirkişi raporunda yer alan bazı fotoğraflarda yer alan “... İnşaat” tabelasının müvekkili ile alakası olmadığını, savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
:
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, dosya kapsamı deliller, TPMK kayıtları, ticaret sicil kayıtları ve bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde; marka haklarına tecavüz ve haksız rekabet yönünden yapılan değerlendirmede; davacının nerede ve ne zaman çekildiği belli olmayan dava dilekçesine eklediği fotoğrafın davalının herhangi bir markasal kullanımının ispatlanamadığı, keza davalının unvan tescilinde kötü niyetli olduğu hususu da ispatlanamadığı; unvan terkinine ilişkin talep yönünden yapılan değerlendirmede, davacı unvanının tescil tarihinin █████/1993, davalı unvanının tescil tarihinden █████/2020 olup, unvan tescilinde öncelik hakkının davacıda olduğu, tarafların iş konusu ve faaliyet alanlarının aynı ya da benzer olduğu, taraf şirketlerin ticaret unvanlarının, ayırt edici kısımlarının "..." ve “...” kelimesinden oluştuğu, davalının unvanındaki ek’in davacının ticaret unvanı ile benzerlik ve iltibas riski doğuracağı, davalı ticaret ünvanının çekirdek kısmında yer alan “İnşaat ve Hafriyat” ibareleri nedeniyle, davacı şirket ile davalı şirket arasında herhangi bir bağ olmadığı halde üçüncü kişiler nezdinde ekonomik ve idari bağ olduğu izleniminin oluşma ihtimalinin olası olduğu gerekçesiyle, marka haklarına tecavüz ve haksız rekabete ilişkin talebi yönünden davası reddine, unvan terkini talebi yönünden davanın kabulüne, davalı şirketin ticaret unvanından "..." ibaresinin terkinine karar verilmiştir.
İSTİNAF İSTEMİ
:
Davalı vekili istinaf dilekçesinde, cevap dilekçesinde ve yargılama sırasındaki savunmalarını tekrar ederek; özellikle SMK'nın 5.maddesi ile ilgili hiçbir yargılama işlemi yapmadan davanın kısmen kabulune karar verildiğini, "..." ismi üzerinde her hangi bir kimseye tekel hakkının tanınmasının, yasanın amir hükümlerine aykırı olup, hukuken batıl ve yok hükmünde olduğu apaçık düzenlenmişken mahkemenin yasanın amir hükmüne aykırı karar vermesinin kabul edilemez olduğunu SMK'nın 5.maddesinin açık hükme rağmen, bilirkişinin bir değerlendirme yapmadığını, bilirkişi raporunun bu yönüyle açıkça hukuka aykırı olup karara esas alınamayacağını, davanın temeli yasal dayanaktan yoksun olmakla birlikte, davacı ve davalı şirket isimlerinin faaliyet alanlarının biribirinden bir çok yönden farklı olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE
:
Dava, marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, men'i ve ref'i ile şirket unvan terkini talebine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, yukarıda yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Karar davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, █████/1993 tarihinde tescil edilen davacının ticaret unvanının ayırt edici çekirdek unsurunun "...", █████/2020 tarihinde tescil edilen davalının ticaret unvanının ayırt edici çekirdek unsurunun “...” olduğu, unvan tescilinde öncelik hakkının davacıda
olduğu, tarafların iş konusu ve faaliyet alanlarının aynı ya da benzer olduğu, davalının ticaret unvanındaki “...” ibaresinin davacının ticaret unvanı ile iltibas oluşturduğu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesince davalı şirketin ticaret unvanından "..." ibaresinin terkinine karar verilmesinin yerinde olduğu, ilk derece mahkemesince davacının marka hakkına tecavüz iddiasına yönelik taleplerinin reddedildiği, unvan terkininin gerekçesinin davacının marka hakkına değil, ticaret unvanın tescilinde öncelik hakkına dayandırıldığı, bu nedenle davalı vekilinin SMK'nın 5.maddesi uyarınca değerlendirme yapmadığı vb.yönündeki istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf talebinin reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davalı vekilinin istinaf talebinin HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Alınması gereken 732,00 TL harçtan, peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
3-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nun 361.maddesi uyarınca tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.█████/2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!